Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
907
 

İhsan'ın kafa karışıklığı

İhsan'ın kafa karışıklığı
 

İhsan büyürken, bir ilkokul, bir de Kuran kursu görmüştür...
Annesi, babası ona namustan, inançtan söz ederken, kız kardeşine, karısına, kızına sahip çıkmasını tembihlemiştir.

Gelgelelim, İhsan'ın evinde bir televizyon vardır. 67' ekran, renkli. Her akşam, tarla, bostan işinden yorgun argın dönünce ailece, bu renkli dünyayı seyre dalarlar.

İhsan, bilimum artistin adını öğrenmiştir, bilimum mankeni, şarkıcıyı, magazin haberlerini. Kıtlama çayını yudumlarken, kızı Sülbiye kucağında, magazin insanlarının açık seçik yaşayışını izler:
Milli aşk üçgenlerini, bekaret raporlarını, kürtaj öykülerini, milli yatak odalarının ayrıntılarını kaçırmaz, el mahkumdur.

Sülbiye serpilmektedir. Kızın aklı erdikçe, televizyonun içine gömülüyor, seyrediyor seyrediyor, bıkmıyordur. Saçını başını bir biçim yapmaya başlamıştır. Edası değişmiştir. İhsan korkunç rahatsızdır.

Ar namus adına bir şeyler yapmalıdır.

Başka kanallar keşfeder. Başı örtülü kadınlar birer melek kadar saf ve temiz, saçı başı o biçim, işveli olanlar birer cadıdır buralarda. 'Sülbiye bunları izlemelidir':

İhsan Sülbiye'ye 'sahip çıkma'nın bir yolunu bulmuştur. İçi rahattır...

Aslında bu kısacık öykü hayalimin ürünüdür.

Zaten hayal ürünü olmasa bile, benim ülkemde kimse onun bu masum korkusunu kullanmamıştır, 'çağdaş kadınlar yetiştirmenin' sonunun 'böyle açık seçik kadınlar' yetiştirmek olduğunu kimse İhsan'a fısıldamamış, kafasını daha bir karıştırmamıştır. İhsan da çözümü bu fısıltılarda bulup, Sülbiye'nin namusunu 'korumak' için 10 yaşına gelmeden başını kapatmaya kalkmamıştır...

Yok yok, televizyon ve İhsan'ın kafa karışıklığı, alakasız iki konudur.

Anlattıklarım tamamen avare fikirlerimin bir araya getirdiği kurgudan ibarettir. Bizim de içimiz özellikle Sülbiye adına çok rahat olmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bunlar bizim içimizde hala yaşayan ve sanırım uzun sürede yaşayacak olan gerçekler...sevgiyle kalın.:)

deniz rüzgarı 
 07.09.2007 20:49
 

Çizgi filmlerde izlerdik küçükken,yararlı bir icat bulan bilim adamı ''kötü insanların eline geçerse,dünya yok olabilir'' derdi ve dünya hep kurtulurdu.Biz de rahat bir nefes alırdık.Sevgili Zülal,dünya yine kurtulur mu dersin?

Ufaklık 
 12.05.2007 10:55
Cevap :
Bu teknoloji işleri bir gün insanlığın elinde fena patlayacak ama, hadi bakalım, derim:). Sevgilerimle  14.05.2007 8:22
 

Ah o televizyon. Biz de siyah beyaz ekranda Türk filmlerinden doktorları kahramanlarımıza, "Altı ay ömrün kaldı" diyen tipler olarak tanıdık. Türkiye'nin bir açısı yansıyor yazından. Üzerinde konuşacak o kadar çok şey var ki... Türkiye'nin sorunları bitmez Zülal sen en iyisi Solohan'ın sorununu çöz. İçinde her türlü deney yapabileceğim bir ev arıyorum. Tanıdığın bir ev sahibi var mı? Sevgilerimle...

Solohan 
 08.05.2007 23:41
Cevap :
Sevgili, Solohan, bu konunun başka yönlerini bir de senin güleryüzlü kaleminden okumak keyifli olabilirdi? Düşününce İhsan'ın kafası başka türlü de karışıyordur gibi geldi!:). Ev sahibi bulunur da, anlattıklarına bakılırsa, adamın dertsiz başına dert mi olur acaba:). Sevgilerimle.  09.05.2007 8:39
 

İşte kısa süreli, kestirme ve bol renkli bir geçiş dönemi. Biraz mizah ve acı kokan 70 li yıllar kültürümüz. Çok güzel bir anlatım. Üzerine birazda avare müziği sosu. Hımm. çok lezzetli. Tuzu alabilirmiyim? Süpersiniz.

Metin Özkaya 
 08.05.2007 9:57
Cevap :
Çok teşekkürler:).  08.05.2007 10:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 939
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1034
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster