Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
53
 

İhtimam toplumu bir Ütopya mıdır?

Sözcük anlamı; özenme, dikkatli davranma olarak bilinse de çok daha kapsayıcı bir sözcük ihtimam.

İnsanlık tarihiyle birlikte var olan kavga, düşmanlık, nefret gibi sözcüklerin ve davranış biçimlerinin yerine insanoğlu, bir yandan da sevgi, anlayış, barış ve hoşgörü arayışı içinde olmuştur.

Öncelikle insan hakları ve özgürlük mücadelesi olarak başlayan süreçte, toplumların eğitim ve gelişmişlik düzeyine göre zaman içerisinde çevre ve doğa hakları, hayvan hakları ve son dönemde tehlikeli boyutlarda artan şiddet ve cinayetler karşısında öne çıkan kadın dayanışması olarak devam ede gelmiştir.

Üretim ilişkilerinin yön verdiği kültürel ve sosyal davranış biçimlerine kimi zaman dinsel kaygı ve beklentilerle uluslararası çıkar ilişkileri de etkin rol oynamıştır.

Birey olarak hepimizin yaşamında bu sosyo ekonomik, kültürel alışkanlıklar çoğu zaman aklın ve mantığın önüne geçmiş, birçoğumuzu duygularımızın ve önyargılarımızın esiri haline getirmiştir.

Kuşkusuz insan olarak duygu dünyamız yaşamımızda önemli rol oynar, ancak insani ilişkilerde duygularımız kadar vicdanımızın da sesini dinlemek zorundayız.

Gelişmiş toplumlarda artık insanlar hak temelli mücadelenin sonuna gelmişler, yaşamı daha mutlu ve kaliteli hale getirme çabası içerisine girmişlerdir.

Sosyal ilişkilerimizde hızla gelişen ve değişen bilimsel teknolojik yeniliklerin de payı çok büyüktür.

İletişim teknolojisinin hızına yetişmeye çalışan insan için dünya giderek küçülmekte, hiçbir şey gizli kalmamakta, insanlar dünyanın dört bir yanında oluşan tüm olaylar ve gelişmelerden anında haberdar olmaktadır.

İnsan hak ve özgürlüklerinin ötesinde yaşadığı coğrafyaya sorumluluk duyan, çevreyi ve doğayı korumaya özen gösteren, çocuk hakları, engelli haklarını güvenceye alan insanlar; artık kendi aralarında var olan ilişkilerine özen göstermeye ve tüm bunları öne çıkaran bir ihtimam toplumu yaratmaya çalışıyorlar.

Geçmişte toplumu önceleyen, bireyi ıskalayan ve çoğu zamanda devleti öne çıkaran anlayış, giderek tüm dünyada terk edilmeye başlanmış olsa da ülkemizde ne yazık, hala insan hak ve özgürlüklerini anayasal güvence altına alamamış, eşit yurttaşlık kavramını yaşamımıza yerleştirememiş olmanın eksikliğini ve ayıbını taşıyoruz.

Kendi gibi düşünmeyen, davranmayan herkesi öteleyen, aşağılayan ve hatta çoğu zaman yok sayan bir anlayışın hüküm sürdüğü toplumumuzda; içinde sevgiyi, hoşgörüyü, barışı, dostluğu barındıran ihtimam kavramından söz etmek elbet mümkün olmuyor.

Şimdi okuyanların büyük çoğunluğu tahmin ediyorum” ortalık yangın yeri, terör insanlığı tehdit ediyor, her taraf kan gölüne dönmüşken, hangi ihtimamdan bahsediyorsun” diyorsunuzdur.

Haklısınız da. Tam da yazının bu bölümünde medyadan Brüksel saldırılarının haberleri akmaya başladı.

İhtimam toplumu konusunda en duyarlı ülkelerin başında gelen Fransa, Belçika gibi ülkelerde bile ulu orta bombalar patlatılabiliyor, sivil insanlar öldürülüyorsa; sevgi, barış, ihtimam gibi sözcüklerin anlamı kalmıyor.

Ancak, yaşanan tüm bu terör eylemlerine rağmen barışı savunmaktan, moral değerlerimizi yüksek tutmaktan, savaşa ve teröre karşı direnmekten başka çıkar yol görünmüyor.

Tek tek bireyleri değil, kitleleri hedef alan, tüm insanlığı tehdit eden terör ortamında hala kin ve nefret söylemlerini öne çıkaranlar, ötekine tahammül edemeyenler, terörden beslenenlerin ekmeğini yağ sürmüş oluyorlar.

Son gelişmeyle, Brüksel de yaşanan olaylar göstermiştir ki; terörün yönü, dini, milleti olmaz. Kim ya da kimler tarafından, hangi amaçla ve kimlere karşı yapılırsa yapılsın terör, bir insanlık suçudur.

Terörün gerekçesi de, mazereti de olmaz.

Böylesi bir küresel tehlikenin yaşandığı dünyada ihtimamdan söz etmek doğal olarak birçoğunuza ütopik bir yaklaşım olarak gelecektir.

Sevginin, dostluğun yerine nefret ve düşmanlığın, barışın yerine kavganın, tahammülün yerine tahakkümün öne çıktığı, anlamaya, dinlemeye ve anlayış göstermeye, empatiye dayalı bir yaşama kültürünün oluşmadığı toplumlarda insanların birbirine özen ve saygı göstermesini beklemek hayal olur.

Ama tüm olumsuzluklara, nefret söylemlerine, çatışmalara, terör ve kaos ortamına karşın yüreğimizdeki sevgiyi büyütmek, kendimizle ve geçmişimizle yüzleşmek, gerektiğinde özeleştiri yapmak ama her şeye rağmen korkmamak, korkuya yenik düşmemek tek çıkış yolumuzdur.

Ancak o zaman, şimdi ütopya gibi görünen ihtimam toplumunu yaratmak, barış içinde, bir arada yaşamak, imkan ve ortamını bulabiliriz.

Birbirimizi anlamaya çalışır, demokrasiyi içselleştirir, önyargılardan kurtulup, bizim gibi olamayanlara da tahammül göstermeyi öğrenirsek eğer, bugün her bir köşesinde çatışmalar yaşanan dünya, daha bir yaşanır hale gelecektir.

Yaşanası bir dünya özlemiyle, amasız,ön koşulsun barış! Hemen Şimdi…….

AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 22.03.2016/BODRUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 159
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster