Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '14

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
4412
 

II. Abdülhamit Dönemi : "Baskı ve aydınlanma"...

II. Abdülhamit Dönemi : "Baskı ve aydınlanma"...
 

Baskıya rağmen, eğitim, basın ve yayın hayatı canlanmış, farklı bir aydınlanma süreci yaşanmıştır.


Bu blogda, II Abdülhamit Dönemi'nin "siyasi" yanına hiç değinilmeyecektir; yalnızca dönemin "Toplumsal ve kültürel" yanı konu edilecektir...

 

Önce, kısaca : II. Abdülhamit'in kişisel yapısı...

Abdülhamit, Tanzimat Dönemi'nin batılılaşma ortamı içinde yetişti. Zeki(x) ve  içine kapanıktı(Bu içine kapanık hali,  henüz 10 yaşında bir çocukken annesinin veremden ölmesine bağlanabilir.cd)Telaşlı ve kuşkucuydu. Hastalık derecesine varan güvensizliği nedeniyle devlet işleri ile yakından ilgilenir, bütün önemli kararları tek başına alırdı. Güçlü bir belleği vardı; insanları kendisine bağlamayı bilirdi.(1)

 

DOĞU VE BATI KÜLTÜRÜNÜ HEM AYIRMAK HEM DE UZALAŞTIRMAK...

Batılılaşma hareketi, II. Abdülhamit döneminde de, başta padişah ve  yöneticilerin belirli bir oranda karşı olmalarına rağmen, Batı baskısına karşı koyabilmenin bir yolu olarak görülmüştür.

Abdühamit'in, Tanzimat'la başlayan "Batı'ya açılma" hareketine devam ederken, milleti kendi köklerinden koparmadan, benliğini kaybetmemiş, kültürüne, gelenek ve göreneklerine bağlı, "Batı'yı taklitten çok onu anlayacak" modern teknolojiyi kullanacak bir kuşağın yetiştirilmesine çalıştığı söylenebilmektedir.

Abdülhamit'in bu çabası, aslında Tanzimat'tan beri süregelen "kültür ikiliğinin" bir devamı idi.  Bu, Batı tekniğini ve uygarlığını alıp kültüründen uzak kalarak, Doğu ile Batı kültürünü hem ayırmak hem de uzlaştırmak anlamına geliyordu. Adülhamit'in, "Doğu kültürü - Batı tekniği" şeklinde formüle edilebilecek bu düşüncesi, günümüzde de bazı çevrelerce benimsenen "Türkiye'nin gönlü Doğu'da, beyni Batı'da" görüşüne temel olmuştur.(xx)

Bernard Lewis, Abdülhamit'in Batılılaşmaya ve reformlara, akıllıca seçmek ve uygulamak koşulu ile, karşı olmadığını; tam tersine, istekli ve eylemci bir yenilikçi olduğunu ileri sürerek şöyle demektedir(2) :

"Politika bir yana, Abdülhamit idaresinin ilk on yılları, yüzyılın başından beri herhangi bir dönem kadar aktif bir değişme ve ve reform dönemiydi... Önceki daha ünlü hükümdarlar sırasında başlatılmış veya tasarlanmış pek çok şeyler, bu dönemde tamamlanmıştır. Bütün Tanzimat hareketinin, hukuk, idare ve eğitim reformlarının, Abdülhamit idaresinin bu ilk yıllarında gerçekleştiğini ve zirvesine yerleştiğini söylemek bir abartma sayılmaz"

Abdülhamit'in, ne batılılaşmanın düşmanı ne de onun taraftarı olduğu, bu hususta ne yapmış ise, kendisini  zorunlu hissettiği ve kaçınamadığı için yaptığı da belirtilmektedir.(3)

Bu dönemde, hukuk, idare ve eğitim alanlarında yapılan atılımların yanında, ulaşım ve haberleşme, basın ve yayın alanlarında da Batı teknik ve kültürü doğrultusunda önemli adımlar atılmıştır.

 

BASKIYA RAĞMEN EĞİTİM, BASIN VE YAYIN HAYATI CANLANMIŞ; FARKLI BİR AYDINLANMA SÜRECİNE GİRİLMİŞTİR...

 

Ancak, bunun yanında, basın ve yayın konusunda Abdülaziz zamanında konulmuş olan sansür, daha da kuvvetlendirilimş ve gazetelerden başka hemen hemen bütün basılı şeylere uzatılmıştır.

Buna rağmen, Abdülhamit çağının, hadım edilmiş ve etkisiz gazeteleri bile, sadece sayılarını ve okuyucularını artırmak ve daha fazla okuyucuya ulaşmak ve onları okumaya teşvik etmek için, Avrupalı adetine alıştırmakla da olsa, ülkenin modernleşmesine katkıda bulunmuşlardır.(4)

Abdülhamit'in, baskılı yönetimi(xxx) ülkede özgürlük yanlısı düşünceleri öldürmeye başarılı olamamış, aksine daha da gelişip yaygınlaşmasına neden olmuştur. Siyasal eleştiri yasaklanmakla beraber zamanın toplumsal yaşamı, roman ve hikaye gibi edebiyat yayınlarında eleştirilerek toplumsal yorumlar yapılabilmiştir.

Avrupa'nın, özellikle de Fransa'nın kültürü ve yaşam tarzı okuyuculara aktarılarak, Batı ile değişik bir yoldan ilişki sürdürülmüştür.

Abdülhamit Dönemi'nde, baskıya rağmen, eğitim, basın ve yayın hayatı canlanmış; farklı bir aydınlanma sürecine girilmiştir.

 

SONUÇ :

II. Abdülhamit döneminde, Toplumsal ve kültürel değişim hareketini, önce, Fransız Devrimi'nin getirdiği -- eşitlik, özgürlük, adalet, insan hakları, meşrutiyet, gibi -- birikimin patlaması ve sonra da, baskı yönetimine karşı, zora ayanan bir aydınlana süreci olarak nitelemek mümkündür.

 

cdenizkent

 

 ---------------------------   :

(x) Alman devlet adamı Prens Otto Van Bismark'ın "Dünyada 100 gram akıl varsa, bunun 90 gramı Abdülhamit'de, 5 gramı bende, kalan beş gramı da diğer dünya siyasilerinde" dediği söylenir. Kaynak: Bedrettin Kelertimür(14 Aralık 2009), "Prens Bismark Diyor ki", Erişim Tarihi 31 Ekim 2011, Vikipedi-Özgür Ansiklopedi.

(1) Abdülhamit II, Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Milliyet Yayını

(xx)  M. Kemal Atatürk  de, 29 Ekim 1923 yılında(Cumhuriyet'in ilan edildiği gün), Fransız muhabiri Maurice Pernot'a verdiği bir demeçte; "Biz daima şarktan garba doğru yürüdük. Eğer son senelerde yolumuzu değiştirdikse, bu bizim hatamız değildir. Bizi siz mecbur  ettiniz....Fakat, vücutlarımız şarkta ise fikirlerimiz garba doğru müteveccih kalmıştır"(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1989, cilt III, s.91)

(2) Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, 3.b. Ankara : Türk Tarih Kurumu Yayını, 1988, ss.176-177

(3) Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, İstanbul : Marmara Üniversitesi Yayını, 1987, s. 185

(4) Bernard Lewis, A.g.y., ss.186-187

(xxx) 1937 yılında Abdülhamit'in istibdat yönetimini ağır şekilde eleştiren bir yazı yazan kişiye, M. Kemal Atattürk2Ün şu yanıtı verdi yazılır : "Tarih göstermiştir ki, toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu ve sınırları düşmanlarla çevrili büyük devlette Abdülhamit yönetimi büyük bir hoşgörüdür. Hele bu yönetim 19. yüzyılın sonlarında uygulanmış olursa..", ( Kemal Arıburnu, Atatürk'ten anılar, ss.34-35

Bunları söyleyen M.Kemal Atatürk'ün, 1902-1905 yılları arasında Harp Akademisi'nde eğitim görürken, Abdülhamit'in İstibdat yönetimine karşı arkadaşlarını organize ettiği ve yazılar yazdığı da unutulmamalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

2.Abdülhamit aslında Osmanlı için bir şanstı yoksa 1870 li yıllarda çok yıkılırdı.Onun zekice ülke yönetimi sayesinde pek çok yenilik yapılmış ve osmanlının ayakda kalması sağlanmıştır.Filistin topraklarını satmaması ona "kızıl sultan" lakabını taksada o ülkesini seven,bekasını isteyen yeniliğe açık iyi bir padişahtı.Bunu aydın diye geçinen okur cahillerinde bilmesini isterdim.Selam ve saygılarımla.

çalıkuşu 
 07.03.2014 9:34
Cevap :
Merhaba Çalıkuşu...Tespitleriniz doğrudur. Filistin toprakları için Abdülhamit, "kanla kazanılan topraklar parayla satılmaz" demiştir...Bloğumda da belirttiğim gibi, O'nun döneminde açılan okulların çoğu bugün hala kullanılmaktadır...ODemiryolu konusunda da, "bu ülkeye tren gelsin de, rayları isterse benim yatak odamdan geçsin" dediği de söylenmektedir...En azında, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü 30 yıl geciktirmiştir...Bloğumda da belirttiğim gibi, Abdülhamit döneminde farklı bir aydınlanma süreci yaşanmıştır. Döneme muhalif olsa da çok sayıda gazete çıkmış ve bir o kadar da kitap basılmıştır. Yine, çoğu döneme muhalif de olsa ülkede çok sayıda aydın yetişmiştir. Teşekkürler ve selamlar.  07.03.2014 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 917
Toplam yorum
: 2416
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1392
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster