Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
667
 

İki Bakış Arası İnceden İnceye

Hiç kimse fark etmeden kendiliğinden çiçeklenen ve zamanın anlık süresinde inceden inceye sahiplerince yaşanıp, karşılıklı ışınlanan anlık bir olay.

Bazen kalıcı, bazen bağlayıcı, bazen istek içeren ve bazen hükmeden… Bazen hesap sorucu, bazen azarlayan, bazen, V.s…

Bazen de peşinden sürükleyici.

Kimselerin hissetmediği, sadece beyinsel düşüncenin o anı yaşadığı iki kişi arasındaki karşılıklı alış veriş. Yani göz göze gelivermek.

Bir zamanlar Suriye Devlet Bakanlığı da yapmış olan Bouthaina Shaaban şöyle der: ‘’ Bir çift organın hiçbir güç sarf etmeden görmenin dışında bu kadar iş başardığı görülmemiştir…’’

Kaç erkek vardır ki, davetkâr ve içtenlik yüklenmiş bir kadın bakışının peşinden koşturup, kendini farklı bir yaşamın kollarına teslim etmemiş? O bakış ki bir mıknatısın çekim alanına girmiş küçücük bir iğneye dönüştürüverir insanı.

Kaç kadın vardır ki, güven veren bir erkek bakışının peşinden koşturmayan? Kaç bakış vardır ki, sönmüş bir ateşi üfleyip tutuşturmayan? Kaç bakış vardır ki, ocakları söndürmeyen?

Çocuklara karşı azarlayıcı bakışlar vardır. Sanırım en kolayı da budur. Çünkü bakışı sergileyen kişinin hiçbir çekincesi yoktur.

O bakışlar: ‘’ Canına okurum senin. Akşam olsun görürsün sen. Bu gün çok oldun. Seninle sonra görüşürüz. Herhalde başına bir gelecek var. Çok gülen çok ağlar.’’ ifadeleri de sergiler.

On yedi yaş tazeliğinin biraz da sorumsuzlukla beslendiği genç kız ve genç erkeklerin karşılıklı bakışları vardır. Üstelik yürekleri kıpırdatan ve hiç unutulmayan…

'’Bir bakışı vardı ki…’’ diye, fısıltıyla sadece özel bir arkadaşa anlatılır.

Yeni tanışan sevgililer veya evliler arasında zamanın da unutulduğu ve yetmeyen anlara sığdırılmaya çalışılan bakışlar vardır. İlk tanışmışlığın ve ilk evlilik anlarının sıcaklığında güven sergilerken sık sık arzu da içerir.

Evlilikleri zaman aşımına uğramış, ilk günkü tazeliğini koruyamayan çiftler arasında söz kullanılmadan anlaşılması beklenen bakışlar vardır…

Ne istendiğini o bakışı anlayanlar bilir ancak. Anlamayan çiftlerdeyse beklentiye dönüşür ve hemen mızraklaşır. ‘’Ne demek istedi’’ düşüncesi yer eder kafalarda. Ve hala anlaşılmazsa o bakışlar, namluya sürülmüş bir mermi gibi inceden inceye tek yönlü ve kinayeli söylemlerle kafalarda ve kişilerin iç dünyalarında yer eder. Sonrasında yavaş yavaş karşılıklı yaylım ateşi başlar.

Saygınlığın kendine yer bulamadığı aynı çatı altındaki bakışlar bazen babası bakışlı, bazen anası bakışlı, bazen kaynanam bakışlı, bazen gelin veya damat bakışlı hale dönüşüverir hemen.

Bir de bakışlar arası bakışlarda unutulmayanlar vardır. Üstelik milyonlarca toplam bakışın tek bir bakış halinde ışınlandığı. Sevginin yanı sıra saygı da ışınlar.

Ömrünüz sarı yazındaysa eğer, hala belleklerde yer eder o bakışlar. Üstelik pörsümüş bir geçmişiniz varsa, içten içe pişmanlık filizleri açtırır düşüncelere. Bu filizler her iki tarafın düşüncelerine daha önce neredeydin çiçekleri açtırır.

Ayrıca hafızanın unutulmazları arasında yer eder kendisine…

Attila ilhan :‘’ Bir tren garındaydım. O kompartımanda, ben peronda bir kadınla göz göze geldim. Sadece on beş saniye sürdü bakışlarımız. Hala unutamam saniyeleri. Ve tren kalkıverdi. Ben öylece kalakaldım. En büyük aşkım sayılır o bakışlar.’’ diye anlatmıştı yıllar önce.

Ya sizlerin bakışı? Veya toplam bakışlarınız? Sizlerin de inceden inceye bir köprünüz olmadı mı, bir tek ikinizin bildiği?

Geç kalmış sayılmazsınız. Her birinizin daha vakti var sanıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 525
Kayıt tarihi
: 01.05.09
 
 

29.05.1949 Uşak doğumluyum. Lise dahil eğitimimi uşakta tamamladım. Yıldız üniversitesi inşaat bölüm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster