Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
959
 

İki Çağ Arasına Sıkışmak

Bu konuda bir araştırma yapılmış mıdır, bilemiyorum ama, diyebilirim ki ülkemizde 1950 ile 1960 yıllar arasında doğmuş olanlar, Türkiye'nin hem özel hem de kamu alanında topluma büyük ölçüde eğemen olan kuşağı oluşturuyorlar. 

Olgun Kuşak adını verebileceğimiz bu kuşak, hem 1950 öncesinin düşük seviyeli teknolijisini hem de 2000'i yılların yüksek teknolojisini yaşamaktalar. 

Bu iki çağ arasına sıkışmış olmak pek dile getirilmiyor ama, bu kuşağı büyük ölçüde gelgitler içinde bırakıyor. 

1950'li yıllarda kültürel yaşam bambaşkaydı. 

Türk Sanat Müziği ÇOK POPÜLERDİ. Büyük bir hayranlıkla Müzeyyen Senar'ı, Perihan Altındağ'ı, Safiye Aylay'ı, Zeki Müren'i , Mualla Mukadder'i büyük bir hayranlıkla dinler ve seyrederdik. 

Türkülerin müzik dünyamaızda ayrı bir yeri vardı. Nuri Sesigüzel, Neriman Altındağ Sözeri ismini saymakla bitiremiyeceğim bir çok türkücü zevkle dinlenirdi. 

Batı müziğine gelince, Natking Cole, Frank Sinatra, Henri Bellafonte, Paul Anka, Cliff Richard, Adamo, Françoise Hardy ve bir çoğu dünyamızı aydınlatırlardı. 

RADYO, topu topu üç kanalıyla en büyük tutkumuzdu. Diziler, tiyatrolar hep bu ses aktarıcılardan dinlenirdi. Büyük bir zevkle dinlerdik ve çok mutluyduk. 

Beyaz eşyanın aşağı yukarı hiçbiri yoktu 1950'lerde. Yavaş yavaş Buzdolabı girdi evlerimize. Sonra Tek kanallı Televizyonlar, Çamaşır Makinaları, bulaşık makinaları. 

Eğlence mekanları çok farklıydı. Gazinolar tam bir eğlence merkezleriydi. 

Batı Müziği Konserleri çok yoğundu. Cem Karaca, Moğollar, Modern Folk Üçlüsü, Mavi Işıklar ve diğrlerinin konserlerine gerçekten müzik dinlemek için giderdik. 

Sinemalar kibrit kutusu gibi salonlardam ibaret değildi. Filmleri yüzlerce kişiyle birlikte seyrederdik ve toplumsal bir gösteri niteliği vardı. 

Yabancı filimlerin hepsi bugünkülere nazaran birer sanat eseriydi. 

Yeşil Çam'ın ise hayatımızda bambaşka bir yeri vardı. 

Yazlık sinemelar gecelerimizin bir süsüydü. 

Velhasıl sakin ve mutlu bir yaşam içinde olan Olgun Kuşak diye adlandırdığımız bu nesil, 1970'lerden sonra birden kendini bambaşka bir dünyada buldu. Özellikle 2000'li yıllarda çılgın bir yaşam içine girdik. 

1970'li yıllardan sonra televizyonlar ve televizyon kanalları geliştikçe gelişti. Hayatımıza hakim olmaya başladı. 

Türk Sanat Müziği, Türküler, Sinemalar, Türk Filimleri, Gazinolar yok oldu ve 1950'li yılların kuşağı kendini bambaşka bir ortamda buldu. 

Bilgisayar ve internet hastalığı, I Pod, I Pad, I Phone, G 3, Vınn, Mın derken teknolojinin esiri olduk. 

İşte, 50'li nesil yaşlanmaya başladığı için, Bilgisayar Dünyasına ve İletişim Çılgınlığının içinde yerini alamadı. Ya da kısmen yer aldı.Ama teknolojik değişimlere tam ayak uyduramadı. İşte bu aşamada 50'lerin o olgun kuşağı, 67'ler de kabuğunu yırttığını zannederken, birden 1950'li yıllar ile 2000'li yıllar arasında sıkışıp kaldı. 

Kültürel zevkler büyük ölçüde değişmiş, melodi ağırlıklı müzik metal gibi rap gibi acayip müzikler yüzünden yok olmuş, AVM'ler her yeri kaplamış, bütün işler Bilgisayarla yapıldığından bu yeni çağa ayak uydurulamamış, zihniyetler değişmiş ve sonuç 50 ila 60 yaşındaki kuşak savaş sonrası modern dünya ile 2000'li yılların teknolojik dünya arasında ne yazık ki şaşkına dönmüştür.. 

Bugün Orta Yaş Grubu veya Olgun Kuşak denebilecek kuşaktan olanların çoğu Bilgisayar kullanamıyor. Hatta Cep telefonundan mesaj gönderemiyorlar. Mübalağa gibi gelecek ama inanın ki fakülte mezunu şirket patronu olan bir arkadaşımın e-mail adresi yok ve mesaj gönderemiyor. Kendisi zeka isteyen bir oyun olan Briç'i ve Poker'i çok iyi oynar ama Bilgisayardan mesaj gönderemez.İnternete giremez. 

İşte ben bu nesle onun için, iki kuşak arasına sıkışmış kuşak diyorum. Bunlar 50 ila 65 yaşındalar. Bu sıkışıklığın farkında da değiller. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir yanda ebevenyleri diğer yanda çocukları aptallaşıp kalıyorlar, bu nasıl dünya diye. Ninelerim 1890 lı yıllarda doğmuş, en son yeğenim 2010 da bu yüzyirmi yıl dünyanın ters olduğu dönem. Ben iş yaşamına teleksle başladım, şimdi müzede sergileniyor. Ben öğrenciyken Aksaray PTT sinde 3 saat telefon sırası beklerdim, şimdi köyden ist çalışmaya gelenler akşamları köyleriyle int kafede kameralı sohbet yapıyorlar. Hatta bir yerde gördüm adam köyünün günlük yaşamını int den an an izliyor. İnsan ters yüz oluyor... selamlar...

Kadri KANPAK 
 21.02.2011 10:24
Cevap :
Günümüzdeki 60 yaş grubu günün teknolojisin kullanmakta geri kalıyorlar. İnternete giremeyen binlerce orta yaşlı var yani.Teknoloji zorluyor bizim nesli, onu demek istedim. Selamlarımla.  21.02.2011 16:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 2146
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 991
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster