Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1532
 

İki değil çok yüzlü insanlar var

İki değil çok yüzlü insanlar var
 

Bazen insanlar kendi aralarında konuşurlarken, ikiyüzlü insanlardan bahsederler.

Bu insanların ne kadar kötü olabildiklerini söyleyip, neler yapabileceklerini görüp, hayrete düştüklerini anlatırlar birbirlerine. Yana yakıla dertleşirler.

Şimdi göremezsiniz değil mi o ikiyüzlülerden dert yananları.

Yok, göremezsiniz, çünkü artık ikiyüzlülük kalmadı, çok yüzlülük moda gibi.

Her ortama uyum sağlamaya çalışan, her nabıza göre şerbet bulmaya çalışan bir ictimaî kalabalık.

Arkadaşlıkları, dostlukları menfaatten ibaret gören, saman altından su yürüten, kurulan en ufak bir ilişkide bile bir bit yeniği arayan, şüpheci, güvenilmez, korkularla bezenmiş bir gençlik ve insan kalabalığı ortaya çıkmaktadır.

İnsanlar o kadar farklı roller üstlenmiş ve bu rolleri o kadar çok önemsemiş ve benimsemişler ki; kim olduğunu, nerden geldiğini, ne için geldiğini, görevinin ne olduğunun bilincinde olmayan, bir türlü anlayamadığınız ruhsuz, hedefsiz, sürü ile insanla karşılaşıyoruz.

İş yoğunluğu stresi içinde, insanlar bitkin kırgın, yorgun, kırgın, vicdansız ve katı yürekli olmuşlar.

Kahvehaneye, meyhaneye, çeşitli zevki ve nefsini okşayıcı, eğlence yerlerinde züğürt duruma düşen, neden yaptığının dahi farkına varamayarak, gidip para harcayan insan; okula giden çocuğunun kalemi için 2,5 kuruşu vermeyerek, çocuklarını,  dolayısıyla ailesini umursamamakta, görev ve sorumluluklarını yerine getirmemektedir.

Evladının bir dediğini iki etmeyen ve çoğu zaman sorumluluğu yüklenmiş görünen fedakâr anne, kendisinin çektiği eziyetleri görmezden gelerek, bir nebze olanlara sahiplik etmeye çalışsa da yeterli olamamaktadır.

Bazen gün boyu işyerinde çektiği sıkıntı ve eziyetleri, her türlü hakaretleri, güler yüzle,     anlayışla sabreden baba-anne eve gelip canından çok sevdiği biricik yavrusunu yüksek sesli konuştu diye azarlayabiliyor.

Kırıcı ve yıkıcı olabiliyor. Saymakla bitmez.

Örnek çok.

Bu toplumsal ikiyüzlülük bir yana, çok yüzlülük insanları dengesiz, tutarsız yapıyor.

Kimse birbirine güvenmiyor. Kimse kimseyle güler yüz ve tatlı dille konuşmuyor. Herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor.

Duygusuz, dengesiz, tutarsız bir takım insanların patavatsız ve yersiz konuşmaları insanları birbirinden uzaklaştırıyor.

İnsanlar arasına aşılması zor sarp engeller koyuyor. Gün geçtikçe insanlar birbirinden uzaklaşıyor ve birbirlerine şüphe ve endişeyle bakıyorlar.

 Ailede sevgiyi, saygıyı, şefkati öğrenmeden büyüyor çocuklar.

Bu gidişle anlaşılan gelecek nesiller bizden daha kolay tüketecek yarınları ve güzellikleri, güzel olan erdemleri.

Onlar bakıcılarla büyüyor, sevgi görmeden, kural bilmeden, anne sıcaklığını, şefkat ve merhametini tanımadan.

Farklı etki ve tepkiler arasında bocalayan, her şeyi metadan ibaret gören, artık ne kadar hediye aldığıyla kendisine gösterilen sevgiyi, saygıyı değerlendirip ölçen yeni bir nesil doğacak görünüyor.

Kolay para kazanmanın hesabını kitabını yaparak, kısa yoldan zengin olmanın hayallerini kuran bir gençliğe sahip olacağız bu gidişle.

Çağımız ürünlerinin çekiciliği ve tüm tüketici ligiyle insanımızı ve insanlığımızı öldürüyor.

Kimse kimseye güvenemezken, inanamazken nasıl yaşanır, nasıl yaşatılır erdemli bir insanlık.

Doğrusu anlamak çok zor, ancak gençlerimize gereken önemi verirsek, iyi bir ahlak ve aile terbiyesi aşılarsak, belki o zaman aileye, devlete, millete, vatana  bağlı nesiller yetiştirmeye başlarız.

Şöyle başımızı iki elimizin arasına alarak, bir an tefekküre dalmalıyız. “Neler yapabilirim, üzerime düşen görev nedir” diye, belleğimizi zorlamalıyız. Yoksa Allah korusun sonumuz iyi olmaz, bilesiniz!

 

İnsan kırgın olmuş,  insanlar yılgın.

Hep zevkü sefada, olmuşlar çılgın.

Adalet kalmamış, insan kırılgan.

Aç gözünü insan, uyanmalısın!

 

 Not: Resim netten alıntıdır

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yıllar önce, yaşam amacımı ya da felsefemi "insan olmak ve daha da zoru olarak 'herşeye rağmen' insan kalmak" diye belirlemiştim. Daha o genç yaşlarımda bile insan kalmanın zaman içinde giderek daha da zorlaşacağını ve ne kadar önemli olduğunu öngörebilmişim demek. Hamdolsun ki bunu kendi adıma hala başarıyorum ama hangi yana baksak artık neredeyse her yanımız aynen sizin de yazınızda belirttiğiniz tarz insanlarla dolup taşıyor maalesef. Kimileri gerçekten yoldan çıkmış, onlar için zaten artık yapılabilecek bir şey yok bizim de üstümüze düşen, kimilerini ise bir ümit belki anlarlar diye sarsıyoruz, hatta kimi kez öyle de bir sarsıyoruz ki ama hala daha uyanmıyorlar da işte bir türlü. Üstelik onların yetiştirecekleri çocuklar da kendilerinden daha iyi, daha erdemli olamayacak haliyle, zira ne varsa kendilerinde ve toplumda ancak onu vermiş olacaklar onlar da. Yani Sn.Baydak üzülmemek elde değil, en azından gelecek için hiç ümit var bir tablo görünmüyor henüz ufukta. Saygılar...

Filiz Alev 
 07.06.2014 3:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 977
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 212
Kayıt tarihi
: 06.11.12
 
 

Kerim BAYDAK 01.01.1961  ADIYAMAN  doğumlu.. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi  İşletme Fakultesi İ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster