Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
2460
 

İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır

İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır
 

Ahmet Altan’ın “Kristal Denizaltı” adlı romanını okumaya başladım dün akşam.

Önce biraz fazla derin duygularla kaplı bir kitap olduğunu düşündüm benim gibi sinik bir kız için. Yine de içimden birşey kitabı elime tutuşturdu sanki ve sayfaları çevirmeye başladım.

Birkaç dakika sonra hayranlık ile şaşkınlık arasında bir duygu yayılmaya başladı içimde.

İçimde tıpalanmış kıskançlık, intikam, sevgi, şefkat ve daha nice duyguları Ahmet Altan’ın kaleminden dinliyordum.

Anlatıyordu bana vaktinde neler yaşadığımi ustaca.

Kendimi sıradan hissetmeye başladım sonra.

Benim bana özel olduğunu düşündüğüm duygu ve düşüncelerim, bir başkası tarafından deşifre edilmişti.

Üstelik çoğumuzun çözemediği bazı sorulara cevap veriyordu sanki Altan. “İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır” dediğini hatırlatıyordu Alain de Botton’nun.

Aklıma bir arkadaşım geldi. Yabancı bir ülkede bir yıl kadar beraber yaşadığı çocuk ülkesine geri dönüyordu. Bizimki bir gelecekleri olmadığını bile bile ağlıyordu.

Elveda demeye hazırlanırken, çocuk ona nazikçe sarılmış, hafifçe öpmüş ve güzel dileklerde bulunarak otobüse binmişti.

Terminalden eve geri dönerken ağlamaya başladı kız... Günlerce ağladı. Bankadan para çekerken de, kütüphaneye kitaplarını iade ederken de gözyaşları sel oldu aktı.

Beraber yaşadıkları ev ona acı veriyor, kalbini elinde buruşturuyordu her anı.

Geceleri uyku tutmuyor, yemek yemiyor, zorla izlettirdiğimiz komedi filminde bile durmadan ağlıyordu.

Sonunda biz de onu yalniz bıraktık. Elimizden gelen birşey yoktu.

Şimdi anlıyorum ki sevdiği için değil, sevilmediğini bildiği için kırılmıştı kalbi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir de şu olamaz mı? Kendimize ait ipotekli bir meta haline getiririz çoğu zaman ilişkilerimizi. Kaybettiğimiz an da bize ait olduğunu garantilediğimiz bir değeri kaybetmenin hıncı ile ağlarız. Aynı elma şekeri elinden kaçırılan bir çocuk gibi... Bu da bir ihtimal değil mi? Nilgün.

NİLGÜN BURSA 
 05.05.2007 13:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1778
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Blogumda uluslararası yönetim, yurtdışındaki sanat etkinlikleri, insan ilişkileri... kısaca hayata d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster