Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '19

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
108
 

İki Yaşıma İki Gün Kala

Bundan iki yıl önceydi. 2009 Yılı başında emekli olmamla birlikte okuma hızım ve performansım oldukça bir ivme kazanmıştı. Emekli olmuştum. O zamana kadar okuyamadığım kitapları, okumaya ayıramadığım zamanı bolca elime geçirmiştim. Edebiyata meraklı bir insanım. Düzgün cümleler, noktasız cümleler, eğri cümleler… bazen de anlamsız da olsa her fırsatta oturup yazma isteğim hep oldu.
 
Hemen her gün günlük tutma alışkanlığım vardır. Bu kimi zaman gündemle alakalı, kimi zaman etkilendiğim, görselime takılan, beni etkileyen, merakımı cezbeden diyerek sıralanır gider.
 
Bazen rastgele başladığım bir yazının ilk cümlesinin ardından hiç bilmediğim bir mecranın içinde bulurum kendimi. Hiç rahatsızlık duymam. Dümeni olmayan denize açılmış bir sandal gibi hissederim. Özgür ruhum beni kimi zaman anılara, kimi zaman yarım asırlık geçmişe, kimi zaman börtü böceğe, kimi zaman nükteli gündem siyasetini eleştiriye götürür. Fakat dozu kaçırmadan. 
 
Doğa dostuyumdur. Bazen pencereme konan bir kuğunun neredeyse aramda bir sırça mesafede benden rahatsızlık duymadan dostluğuna, bir serçenin kahvaltı masamın kenarına konacak kadar güvenine, bir örümceği, bir karıncayı ezmeyecek kadar yufka yüreğime…
Çoğu zamanda içimde bitmek tükenmek bilmeyen Anadolu kokan türkülerin devamlı trt türkü kanalından başucumdan hiç eksik olmayan trt fm logolu radyomdan dökülen tınılar eşlik eder bana. Dostum olurlar birer birer. Akideli şekerin yavaşça ağzımda erimesi gibi bir tat bırakırlar bende. 
 
Kimi zaman hiç beklenmedik bir anda şiir yüreğimi tetkleyen bir kıvılcımın peşi sıra dökülen şiir yanım depreşir. Dertop düşer pespeşe. Bu kimi zaman eleştirel bir şiir tarzı, kimi zaman bir serzeniş, kimi zaman manzum bir şiir tadında. Bazen didaktik bir şiir olur, bazen pastoral, bazen Cahitçe şiirler dökülür dize dize. Yazdıklarımı okuduğum zaman kimi eksik kalan yanlarını tamamlarım, kimi fazlalıkları atarım. Fakat hiçbir zaman tamamını silip kaldırmam.
Böyle yazılmış üç yüze yakın şiirmsi çalışmalarım var. Deneme tarzı yazılarım, gündeme dair, gündem dışı, yaşama dair çok çeşitli bir yazma stilim var. Duygu durumla alakalı yazdığım yazıları konularına göre tasnifle; belirli bir sayıya ulaşınca düzenlemesini, kapak çalışmasını kendi keyfime göre hazırlayıp; doğruca baskı ve dizgi işi yapan bir shoop center var oraya gider kitap halinde bastırırım A-5 kitap formatında.
 
Anılarımla ilgili kitaplarım, güncel olaylarla ilgili kitaplarım, şiir kitaplarım kütüphanemin bir rafını moda ikonu gibi vitrinini süslüyor. On birinci çalışmamı yeni koydum rafa. Bunlar bana oldukça keyif veriyor.
 
Hatta son zamanlarda kimi sosyal toplum kuruluşlarından edebi yazım türümden dolayı faydalanmak için teklifler oluyor. Onları da usulü dâhilin de yerine getiriyorum. Artık yazma konusunda daha bir geliştirdiğimi kendimde fark ediyorum.
 
Tüm bu öz güveni bundan iki yıl evvel 10.11.2017 tarihinde ‘’Milliyet Blog’a’’ kabul edilip sevgili editör Veysel Karani üstadın ilk gönderdiğim yazıyı kabul edip, gerekli iki cümlelik hatırlatma manifestosuyla artık yazan emekçilerin arasına girdiğimi muştulamıştı. İşte o an ateşlenen bir kıvılcım benim yazma serüvenimin susuz kalan yanıma ilaç olmuştu. Gönlümü çiçek bahçesine döndürdü. Zamanı ve saati olmayan bazı günde hızımı alamadan iki, üç yazı gönderdiğim oldu. Gecenin ikisinde yayına aldı hiç üşenmeden. Eksik kalan yanlarımı düzelterek. Hamken başladığım yazma serüveninde, verdi benide fırına. Sonra pişmeye başladım. Ne zaman yanarım kim bilir? Yunus Emre’nin deyişiyle. 
 
Bu öyle bir pişme ki yavaş yavaş. Çok değerli üstadların yazılarını okudum. Okudukça blgilendim, zenginleştim. Dostça taltif eden doğal övgüler aldım. Kimi zaman yüreğim kabardı hoşlandım, hoşlandıkça pirelendim, pirelendikçe yazdım. İki elimin parmakları kadar olan çok değerli yazarlar ver benim gönlümü fetheden. Aynı notada yazan. Onların yazılarını bekler oldum sabırsızlıkla. Okudukça sevdim. Hala onları takip ederim.
 
Bir çoğu da Blog yazmaktan koptular. Kimi zaman kitap çalışmaları için, kimi zaman sıkıldıklarından, kimi zaman ilgi yoksulluğundan, okur azalmasından gibi sebepler. Tabi her insanın her anı güllük gülistanlık olmaz. Vardır onların da bir bildikleri mutlaka. Blog yazarlığında konu başlıkları oldukça geniş bir listede faaliyet gösteriyor. Ben güncel olaylar, anılar, denemeler, şiirler konularına daha bir meraklı olduğum için o başlıkla yazan yazarların yazılarını daha çok okumaya gayret gösteriyorum. 
 
Belirli bir süre geçtikten sonra gündemden düşen yazılarımı yayından kaldırdım. Epeyce bir zamandır Bloga yazı yazmıyorum. Nedenini doğrusu bende tam bilmiyorum. İlgi azlığı veya motivasyon düşüklüğü olabilir diye düşünüyorum. Daha önce Galeriler kısmında resimler paylaşabiliyorduk. Onları kaldırdılar. Ben de sildim resim dosyalarımı. 
 
Hal ve şartlar ne olursa olsun okuma kültürü bizim ülkemizde oldukça zayıf diye düşünüyorum. Bizlerin yazdığı yazıları ancak blogerler okursa okuyorlar. Yoksa dışarıdan blog okuma konusuyla ilgili pek kimse olmuyor.
 
Okusalar da, okumasalar da Milliyet Blog bizleri misafir ettiği müddetçe okuyabildiğim kadar okuyup, yazabildiğim kadar yazmaya çalışacağım. Yazmak benim için bir tutku. Bağımlılık değil kesinlikle. 
 
Kendimi hiç kasmadan bu kadar uzun soluklu bir yazı yazdığım için tüm okur ve yazarlardan aflarını dilerim. Bu kadar aradan sonra içimden ne geldiyse dökmeye çalıştım. Milliyet Blog’a, bu ailenin mutfağında emek koyan herkese, yazarlara, şairlere ‘’ömrünüz bereketli olsun, gönlünüze sağlık’’ diyorum…
07.11.2019 Adil Bozkurt
Saygıyla… 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizi takip etmekle doğru bir karar verdiğimi tavan yaptıran bir yazı olmuş..Akide şekeri aldı götürdü beni, radyo halen dinlerim..Pirelenmek yazmayınca başıma gelen..Bir nevi terapi yazmak..bende ara verenlerdenim ..Kopyala yapıştır yazıları kendi yazmış gibi sunanları gördükçe sıkıldım biraz..Ama sizler tanımakta mutluluk kattı..orjinal yazıları içten samimi olanları takibe devam ..yazılarımda bana kalsın 14 yaşından beri bana kaldığı gibi..

jale kasap 
 25.11.2019 11:09
Cevap :
Değerli edebiyat sever, yazar Jale Kasap hanımefendi inanın sizin yazdığınız yazıların tamamı da aynı lezzette. Okurken içinde yaşatıyor insanı. Gerçek bir tiyatral şov izler gibi içine çekiyor. Seviyorum yalanın, riyanın, kopyanın karışmadığı organik yürekten gelen seslenmeyi. Çok lezzetli bir dünya yazmak. Sizinde daim olsun yazdıklarınız kaleminiz. Çok teşekkür ederim yorumunuzla kattığınız çeşni için, ömrünüze bereket olsun. Selam ve saygıyla..  25.11.2019 17:14
 

Nice yıllar ve yaşlarınız sağlık dolsun, kaleminizin gücü daim olsun değerli yazarım, Milliyet blog aidiyet duygunuzu ne güzel anlamışsınız, keyifle okuduğum yazılarınız- şiirleriniz için teşekkür ederim saygılarımla

Cemile Torun 
 24.11.2019 22:21
Cevap :
Saygıdeğer yazar Cemile Torun hanımefendi milliyet blog ailesinin en güzel yerinde yerinizi almışsınız zaten. Ayrıca kattığınız renk çok yakışıyor. Sizde takibimde olan değerli yazarlardansınız. Okuyup değer katan yorumunuza teşekkür ederim. Selam ve saygıyla ömrünüze bereket olsun..  25.11.2019 17:18
 

Kendi yazma serüveninizi anlattığınız bu yazıyı merakla okudum.Ama pek yazmıyorsunuz artık gördüğüm kadarıyla.Bazen oluyor tabii... Ben de ara veriyorum zaman zaman.Ama sonra geri dönüyorum yazma ihtiyacı ile.Nice yazma ve okumayla dolu seneler diliyorum değerli yazarım.Sağlıcakla kalın...

fisun gökduman kökcü 
 20.11.2019 9:50
Cevap :
Evet saygıdeğer şair, yazar, Doktor ayrıca türkülerinizle renklendirdiğiniz milliyet blog'da kısa aralar olsa da sizi ağırlamaktan mutlu. Sizi keyifle takip ediyorum. Dünyaya insani bakışınızla, sosyal ve kültürlerel varlıklar bağlamında Anadolu sevgisini hissettiriyorsunuz. Hatta bazı yazılarınız benim bazı yazılarıma da ilham olmuştur. Ben her gün yazarım bir parça. Fakat Milliyet Blog'da duyarlılığın biraz azaldığı bir dönem yaşıyoruz. Nitelikli bir yazma platformu özelliğini mi kaybediyor diye düşünüyorum bazen. Ben genellikle edebi yazıları ve şiirleri seviyorum. Elimden geldiğince müdahil olmaya çalışıyorum. Değerli katkınız için teşekkür ederim. Selam ve saygıyla efendim.   20.11.2019 11:07
 

Adil Bey kardeşim; sizin bu yazınız, benim birkaç gün önce yazdığım "Yazmak, Ama Nereye Kadar?" başlıklı yazıma sanki bir cevap gibi geldi. Ama belki siz o yazımı okumadınız; doğrusu ben yazınızdan büyük bir keyif aldım. Kalemine ve yüreğine sağlık. Güçlü bir kaleminiz var, sizi tebrik ederim; yazmaya devam edin. Kolay gelsin.

Dr Atanur Yıldız 
 08.11.2019 8:40
Cevap :
Merhaba Sayın Yıldız, Yazmak, Ama Nereye Kadar yazınızı okudum. Fakat size cevap olsun diye yazmadım inan. Son zamanlarda yaprak dökümü gibi blog yazmayı bırakanlar, uzunca bir aradan sonra dönenler, benim gibi ara verip sonradan filizlenenler derken iki yılımın dolmasına da iki gün vardı. Hafta sonu yoğun olacağımdan dolayı elim varıp yazamayacağım için hala Blog'dan kopmadığımı ünlemek için bir başlığın gölgesinden söbe dedim sadece o kadar. Duyarlı bir blog yazarı olduğunuz için size saygı duyuyorum. Değerli yorumunuz mutlu etti beni var olasınız ömrünüze bereket olsun. Saygıyla efendim.  08.11.2019 18:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 332
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster