Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
222
 

İkilemler

öncesiz sonrasız

çoğaltılmış hiçlikler  

bebek yüzüyle uyanışı

kıyısında yalanlar

aynı notada müzik

Karınca adımlarla kumda zıplayarak yürüyordu. Uzanıp yatanlar biliyordu doğal olmayan yürüyüşün nedenini. Her adımında yüzü yeni, olmadık görünümler alıyor; dudakları uzuyor, ağzından ıslıkla karışık sesler çıkıyordu.

- Of yandım!

Dinlenceyi birlikte geçirdiği sarışının yanına ulaşmıştı. Kendini sırtüstü kuma attı. Yanan ayaklarını yukarı doğru kaldırdı.

- Terliksiz yürürsen işte böyle ahlarsın, vahlarsın!

Sarışına aldırmadan siyah gözlükleriyle güneşe doğruldu. Koyu kara gözlüklerinin arkasında kalan gözlerini etkilemedi güneş. Rahatça güneşe bakabiliyordu. Güneşin ortasında duran o kırmızı ışık ne kadar uzaktı diye düşündü. Vücudunu eliyle yoklayan sarışının yumuşaklığı ulaştı tenine.

- Bana güneş yağı sürer misin?

Balık tenli göğüslerini saklamadan yüzü koyun uzanmıştı kumsala. Vücudunda yanmadık yer kalmaması için mayonun iplisini giymişti. Arkası olmayan türden. Sırtı, bacakları alev almış yanıyordu. Ama aldırış etmiyordu. Güneşlenmeye başlamadan güneş yağıyla vücudunu ovmuştu. Artık güneş yaksa da acıtmıyordu. Erkeğin isteğini geri çevirmedi.

- Dur kafana da süreyim.

Erkek doğrulup oturdu. Güneş yağını omuzlarından başlayarak sırtına, karın bölgesine, bacaklarına bolca yedirdi. Şimdi sıra kafasına gelmişti. Kuzu kuzu her denilene uydu. Sarışının elleri yanlarında birer tutam saç kalmış kafasında gezindi durdu. Tepeyi iyice yağladı.

- Şimdi güneşten korkma, yakar ama acıtmaz.

Yeniden hasır altlığın üstüne uzandı. Yola çıkmadan ikilemler arasında gidip geldiğini anımsadı. Sonunda içgüdüleri ağır basmıştı. Tüm olanaklarını balık tenli için kullanacaktı. Kararı kesindi. Böylesine bir an ya da anlar yakalanamazdı dedi içten.

- Tamam gidiyoruz.

Uzanıp kollarını boynuna dolayıp erkeği kendine çekti. Mühür dudaklarını onunkiyle buluşturdu. Dileğini gerçekleştirecekti. Buna sevindi. Dedikleri olunca yumuşak tenini daha da duyuruyordu. Sıcaklığını soluklarına taşırken mırıldanıyor, inliyordu.

Erkeğin uyarıcılar karşısında karşı konulmaz yükselişi sarışını odanın en kuytu yerlerine sürüklemişti. Onu belinden sıkı sıkı sardığında inlemeleri yerini çığlıklara bırakıyordu. Fısıltılarla kulağına soluk soluğa yorgun konuştu.

Yolculuğa çıkmadan yaşadığı ikilemleri aşmıştı. Geride bıraktıkları şimdi yaşadıkları yanında önemini yitirmişti. Göklerde uçuran bu sarışın yetiyordu üzüntülerini unutmasına. Yaşamında süren çekişmeler olmadık çözümler ürettiriyordu kendisine. En olmadık zamanlarda uzun yürüyüşlere çıkıyor, kuşlarla, ağaçlarla konuşuyor; sıkıntılarını onlarla paylaşıyor yanlışlardan sakınmak istiyordu.

Bir iş dönüşünde eşini evde bulamadı, uzun beklemelerden sonra çıkıp geldi bir yerlerden. Neredeydin, kaç saattir seni bekliyorum diyemedi. Kuşanmış, süslenmişti. Saçını sarıya boyamıştı. Benim sevdiğimi bildiği için mi sarışınlaşmıştı acaba diye usundan geçirdi. Yoksa başka beğenenler de var mıydı? Karısı aldırışsız, duyarsızdı. Evde yemek varmış yokmuş, çocuklar okuldan gelince beni ararlar evde olayım kaygısını duymuyordu. O da geçen zamanı yakalamak peşindeydi.

Yolculuğa çıkmadan alışveriş yapılıp mayo, deniz için gerekli araç gereç alındı. Sarışının becerisi bunda da kendini gösterdi. Mayonun en seksini seçti. Arkası olmayan mayoyu aldığında erkeğin yüzü kızardı satış yapan bayandan yana bakamadı. Sarışının kulağına eğilip bunu mu giyeceksin denizde diye sordu. O, yanması gerektiğini, vücudunda yanmadık yer kalmaması için bunu seçmişti. E ne diyebilirdi ki! Ya katlanacaktı ya da bu ilişkiyi kesecekti. İşte o isteklere katlanmasına  çekiciliği, kalın etli dudakları, diri, sivri göğüsleri yetiyordu. İçgüdüler öne çıkıyordu. Uysal bir çocuk gibi mayonun arkasızına da katlanıyor, başka olmadık harcamalarına evet diyordu. Güya kıramıyordu!

Kadın becerisi erkeği düşünmeden geçemedi. Onun da giyeceği mayoyu, yürüyüş için kısa keten pantolonu, terlikleri seçerken renklerine bile özen gösterdi. Erkek içten içe seçimleri karşısında beğenilerini de gizlemiyordu.

- Seçmesini pek güzel beceriyorsun.

Sarışın başını eğildiği yerden kaldırıp yağmur yeşili gözlerini ona doğrulttuğunda burun buruna geldiler. Kimselere aldırmadan uzanıp dudaklarından öptü. Ne yapıyorsun, ne ediyorsun diyemedi. Biraz utandı.

- Seçimlerimin en güzeli sensin.

Erkek özel arabasını bakımdan geçirmek için oto sanayiinin yolunu tuttu. Ustasına uzun yolculuktan söz etti.

- Demek yenge, çocuklar bırakmadılar yakanı, cebin kaşındı.

Karşılık vermedi. Usta işine döndü. Arabayı kaldıraçla kaldırıp alttan incelemeye aldı. Sonra indirip motoruna, frenine inceden inceye baktı.

- Bu kayış seni yolda bırakır, değişelim.

O ne yapılması gerekirse yap diye onay verdi. Sonra liste uzandı. Araba yenilendi.

- Artık korkma, yolda kalmazsın.

Akşamdan yola çıkmaya karar verdiler. Eve dönüşünde sarışını telefonla bir kez daha aradı.

- Bu akşam saat on sekizde seni alıyorum.

Havalara zıpladı. Öpücüklerini sesiyle birlikte ulaştırdı sevgilisine. Sevgilisi miydi? Yoksa alınanlar, yapılan harcamalar, yaşanacak günler mi bu adama katlanmasını sağlıyordu. Görünümünü usundan geçirdiğinden esmer, şakak kemikleri çıkmış, saçlarına aklar düşmüş adama hiç de isteyerek gitmiyordu. Ayrılırken çantasına koyduğu paralar her şeyi açıklamaya yetiyordu. Oysa parasız da olsa istediği gençler onun için ayrı bir tattı. Tattığında doyamadığı!

Arabayı homurdattığında saat ön yedi otuzu gösteriyordu. Arabadan balkonda duran karısına, kızına, oğluna uzun uzun baktı. Boynuna ulaşamayan kollarıyla sarılan kızına iş gezilerini anlattı. Hemen karısı söz dinlemez kızını yatıştırmaya çalıştı.

- Babanın reklam şirketinde çalıştığını biliyorsun, üzülme dönüşünde bizi de götürecek.

Oğlu olanları izliyordu yalnız. Ağzından tek sözcük çıkmıyordu. Anlıyor muydu ne! Karısı dalga mı geçiyordu? Dönüşte onları da götürecekmişim. Bal gibi biliyordu, ama niçin katlanıyordu ki! Karşı çıkıp haykırması gerekmez miydi? Kendisinin nerde kaldın diyemediği gibi o da sormuyordu. Kocasına soran bakışları arkasında sakladıkları duruyordu.

Evliliğinin cicim aylarına uzandığında utandı. Hiç böyle durumlara, yaşantılara yöneleceğini düşünmemişti. Bağlılık sözleri unutulmuştu. Düştüğü bunalımlara, doyumsuzluklara, karısıyla yaptığı çekişmelere sığınması tüm bunları açıklamaya yetiyor muydu?

Yolculuğa çıkmadan son kez balkondakilere el salladı. Araba hızla yol aldı. Artık balkon, balkondakiler geride kalmıştı. Evliliğinin birkaç yılında çocuk olmaması sığınaklarından birisiydi. Oysa şimdi kızı,oğlu onlara arkasını dönmesinin nedeninin bu olmadığını açıklıyordu. Şirkette yanar döner kızlar mı başını döndürmüştü yoksa? İşte bugün birlikte olduğu sarışın nasıl da girmişti kanına. Artık her dediğini yapar duruma düşürmüştü onu. Nedeni teni, solukları ya da çığlıkları mıydı?

Kesişen bakışlar sonuçta onları yaklaştırmıştı. İş çıkışları çay içmeler, yemekler başlamaya yetmişti. Kocasının olmadığı bir akşam evine çağrılınca korkular yüreğini dövdü. Şaşkınlıklar, bir kadının yapamayacağı çılgınlıklar onu bir yerlere sürükleyecekti. Nereye gideceğini bilmediği yola nasıl girebilirdi.

Tüm yaşadıklarını kafasından geçirirken güneş yağının verdiği rahatlıkla güneşleniyordu. Oğlunun sarılmaları, suskunlukları; karısının aldırışsızlığı, sorgulayıcı bakışları saplandığı çıkmazı görmesine yetmiyordu. Doluya koyuyor almıyor, boşa koyuyor dolmuyordu. Uzun uzun telefon konuşmalarını karısı biliyor muydu? Hangi telefonlarla konuşulduğunu öğrenmiş miydi? Karısının, gözlerinin içine baka baka :“ Baban iş gezisine çıkıyor, dönüşünde bizi denize götürecek üzülmeyin.” diye konuşması yapacaklarından haberli olduğunu mu gösteriyordu? Ya da meydan mı okuyordu? Yüreği ezildi. Yaptığına, yapacaklarına pişmanlık duydu. İkilemler arasında gidip geldi.

Denizin kıyıya vuran sesindeydi kulağı. Tüm bunları denizden esen yel mi kulağına üflüyordu. Usu dolup dolup boşaldı. Çocuklarının ne zaman döneceğini sormasına karşılık bir hafta sonrayı güçlükle çıkardı dudaklarından. Denizin kumsalında yutkundu. Yanında uzanan balık etli sarışın düşündüklerinden habersizdi. Uzağında duran su şişesine uzanıp aldı. Başına dikip lıkır lıkır içti. Kuruyan boğazı ıslanmıştı. Şimdi rahatlıkla yutkunabiliyordu.

Sarışın mırıldanarak terleyen gözkapaklarını sildi. Erkeğe uzanıp dokundu. Bakımlı ellerinin yumuşaklığını duyan erkek düşündüklerinden kurtulmadan kadını kolundan tutup ayağa kaldırdı. Yine ikilemler arasında yolculuğa çıkmak üzereydi. Kaldıkları konuta birlikte yürüdüler. Sarışın erkeğin zamansız isteklerine alışmıştı. O isteyince hayır diyemeyeceğini bildiği için kuzu kuzu peşinden yürüdü.

Sarışın kadının gözleri yanıp yanıp söndü. Kısır diye sık sık kocasını suçlaması kırgınlıkları çoğalttı. Şimdi o konuşmasız, iniltisiz sevişmelerinden uzakta bir yerdeydi. İstediği meyveyi alamayınca boşlamıştı her şeyi. Senden olmuyor, benden olmuyor tartışmaları sürerken kocasından habersiz doktorun kapısını çaldı bir gün. İş yerine doktora bakılmak amacıyla ayrılacağını duyurdu. Eline bakım belgesi tutuşturuldu. Birkaç saat içinde her şey anlaşıldı. Çocuğu olmayan kendisiydi. .

Kimseye açmadı, söylemedi. Sonuca sevinmeli miyim diye içten içe kendine sordu. Artık yolunu çizmişti. Korkusu kalmamıştı yapacaklarından. İsterse ayrılır, isterse katlanır diye kumsaldan kalkıp erkeğin peşinden giderken bir kez daha düşündü yaşadıklarını. İkilemler arasında yürüdü yaz sıcağında.

Her ikisi de ikilemleri düşüncelerinde saklayıp suskun kaldılar bir süre. Konuta doğru hızla yaklaştıklarında denizin kıyısından uzaklaşmışlardı. Yüzenlerden, kumsala uzananlardan uzakta atılan çığlıkları, inlemeleri konutun duvarlardan başka onları kimseler duymadı.

 

 

  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster