Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '17

 
Kategori
Otomobil
Okunma Sayısı
4413
 

İkinci El Araç Satın Alan Kişilerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Hükümlerinden Faydalanması

İkinci El Araç Satın Alan Kişilerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Hükümlerinden Faydalanması
 

Bu makalede, özellikle, ikinci el otomobil satın almış ve araçta bir ayıp ile karşılaşmış kişilerin, aracı satın aldığı kişiden değil de, aracı sıfır kilometre olarak satışa sunan satıcıdan (veya bu aracın ithalatçısı veya imalatçısı veya üreticisinden) talep edebileceği hakları üzerinde durulacaktır.

Tüketici-Satıcı (ve üretici, imalatçı) kavramları:
28.05.2014 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a (TKHK) göre “tüketici” ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, “satıcı” ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden, “imalatçı” mal veya hizmetleri ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını ticari veya mesleki amaçlarla ithal ederek satım, kira, finansal kiralama veya benzeri bir yolla piyasaya süren ve son olarak “üretici” ise tüketiciye sunulmuş olan mal ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.

0 (sıfır) kilometre araç alım satım işinde, genelde, taraflardan biri “tüketici” (araç satın alan kişi) diğeri ise “satıcı” (otomobil bayii, galerici) olup, az yukarıda belirtilen tanımlara uyan bu iki taraf arasında kurulan -ikinci el araç alım satımı da dahil- her türlü sözleşme ve hukuki işlem tüketici işlemidir. Bu sözleşme dolayısıyla ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklara ise TKHK hükümlerinin uygulanacağına kuşku yoktur.

Örneğin, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, Kasım 2016 tarihinde verdiği bir kararında, şöyle demiştir:
Somut olayda, ….plakalı 2007 model….marka jeep’i beğendiğini ve satın almaya karar verdiğini, galeri sektöründe faaliyet gösteren satıcı …. Turizm. Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti ile …. 44. Noterliğinde 09/09/2008 tarihinde… yevmiye numaralı sözleşme akdedildiğini, sözleşmede araç bedeli olarak belirlenen 72.000,00.-TL’nin müvekkili tarafından davalı tarafa ödendiğini ileri sürerek, 125.000,00.-TL maddi ve 20.000,00.- TL manevi tazminatın davalıdan tahisline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının, satıcı yani ticari ve mesleki anlamda profesyonel mal ya da hizmet satan kişi tanımına uyduğu, davacının da tüketici olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülerek, sonuçlandırılması gerekmektedir. 

Bunun yanı sıra, bir kimse (alıcı), bu aracı, yukarıdaki tanımaya uymayan bir satıcıdan (sıradan bir vatandaş) satın almış olabilir. Örneğin internette yer alan bir ilan sayesinde satıcı ile görüşme sağlayıp, aralarında araç alım satım sözleşmesi kurulan taraflardan alıcının da (aracı ikinci el satın alan kişinin)aşağıda ele alacağım bazı şartlar altında, aracı ilk kez trafiğe çıkacak şekilde satmış olan satıcı (örneğin otomobil bayii) ve üretici (örneğin bu otomobili üreten şirket) ve ithalatçı (örneğin bu otomobili yurtdışından ithal eden şirket) aleyhine TKHK hükümlerinden yararlanabileceği yani aracı 0 (sıfır) kilometre satın alan kişi gibi tüketiciye tanınmış haklardan yararlanabileceği pek bilinmemektedir. 

Başka bir ifade ile, bir malın, örneğin otomobilin, ikinci el olarak satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, satıcının “TKHK hükümleri anlamında satıcı” niteliğini taşımaması (sıradan herhangi bir kişi olması), son alıcı sıfatıyla o malı satın alan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. Dolayısıyla, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un aradığı anlamda ‘tüketici’ niteliğinde bulunan bir kişi, malı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişi niteliği taşımayan, dolayısıyla TKHK anlamında ‘satıcı’ (otomobil bayii, galerici) olarak kabul edilemeyecek durumda bulunan bir kişiden satın almış dahi olsa, üretici ve/veya satıcıya (otomobil bayisi, galerici) karşı kanundan kaynaklanan haklarını ileri sürme ve kullanma olanağına sahiptir. Nasıl ki aracı 0 (sıfır) kilometre satın alan kişinin, otomobil bayisine karşı sahip olduğu hakları vardır, bu haklar aracı 2. el satın alan kişi için de aynen geçerlidir. Bu durum özetle, “garantinin kişiyi değil aracı takip edeceği” kuralı ile açıklanmaya çalışabilir ise de garanti süresinin sona ermesi de bazı durumlarda (gizli ayıplar) tüketici açısından bir sorun teşkil etmez. 

İnternet üzerinde yapabileceğiniz bazı araştırmalarda ikinci el araç satın alan kişinin, hiçbir surette Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre hak talep edemeyeceğini belirten bir takım makale veya haberler ile karşılaşırsınız. Bu niteliğe haiz makale veya haberler, aracı satın aldığınız kişiyle aranızdaki ilişki açısından geçerli ise de aranızda sözleşme ilişkisi bulunmayan yani herhangi bir şekilde hukuki bir işlem gerçekleştirmediğiniz üretici, imalatçı veya satıcının ayıptan dolayı size karşı olan sorumluluğu TKHK hükümlerine tabidir. (1)

Özetle, aracı satın aldığınız ve TKHK hükümlerine göre satıcı sıfatı taşımayan kişi (araç alım satım işini meslek haline getirmemiş sıradan bir vatandaş) ile sizin (alıcı) aranızdaki ilişki Türk Borçlar Kanunu hükümlerine, bu aracın üreticisi, imalatçısı veya 0 (sıfır) kilometre satışını yapan kişiler ile aranızdaki ilişki ise Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre çözülür.

2. el alınan araçlarda, garanti süresinin dolup dolmaması araçtaki ayıpların, gizli veya açık ayıp olup olmadığına göre önem arz eder.

Tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan mallar ayıplı maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.

Gizli ayıp – açık ayıp ayrımına gelince,

Açık ayıplar, satılan malda gözle görülebilen ve makul düzeyde bir insanın yapabileceği basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Örneğin; otomobilin aynasının olmaması, boyasında büyükçe bir çizik, kazıntı izi olması gibi. Gizli ayıplar ise basit muayene ile tespit edilemeyen ve malın kullanılması ile ortaya çıkan ayıplardır. Örneğin; otomobilin elektronik aksamının arızalı olması, bir veya birden çok parçasının boyalı olması gibi.

Ortaya çıkan ayıp gizli ayıp niteliğinde ise, garanti süresinin dolmuş olması bu aracın üreticisi, imalatçısı veya 0 (sıfır) kilometre satışını yapan kişinin sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Böylesi bir durumda, alıcı (araç sahibi, malik) 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanarak hak talebinde bulunma olanağına sahiptir.” (Bkz. YARGITAY HGK E. 2009/13-542 K. 2009/551 sayılı kararı)

Açık ayıplarda ise, garanti süresinin dolmuş olması, alıcının 6502 sayılı Yasa hükümlerine göre hak talebinde bulunmasını engeller. Açık ayıplar ile ilgili olarak daha fazla açıklama yapmayacağız.

Ayıbın gizli mi yoksa açık ayıp mı olduğu, genellikle, bir bakışta anlaşılabilecek bir husus ise de, Yargıtay kararlarında, aracın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise açık mı yoksa gizli ayıplı mı olduğu konusunda, konusunda uzman (örneğin üniversitelerin otomotiv anabilim dalında görevli) bilirkişiden rapor alınmasıgerektiği belirtilmektedir.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi bakımından bir örnek üzerinde ilerlemek daha uygun olacaktır. Örneğin, internette, ikinci el araç ilanı gördünüz ve aracı beğenerek (aracın ilk sahibinden veya sonraki sahiplerinden) satın aldınız. Satın aldıktan sonra kullanmaya başladığınızda araçtan anormal bir ses gelmekte olduğunu duyduysanız, bu ses, kullanım ile ortaya çıkan (gizli) ayıp niteliğinde olup garanti süresinin dolmuş olması sorumluluğu ortadan kaldırmayacağından, bu ayıp dolayısıyla aracın “0” (sıfır) kilometre satışını yapmış olan otomobil bayisine başvurabilirsiniz. Böylesi bir başvurunun sizden önceki araç sahibi tarafından yapılmış olup olması önemli değildir.

Zamanaşımı konusuna gelince,

Mevzuat hükümlerine göre, yukarıda da izah etmeye çalıştığım ayıba karşı sorumlu tutulanların ayıplı maldan sorumluluğu ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Satıcının kusuru veya hilesi, zamanaşımı süresi içerisinde ortaya çıkan ayıbın tamir edilmesi amacıyla kendisine başvurulduğunda bu ayıbı giderip gideremediği, gideremiyor ise ayıbı gizlemeye çalışıp çalışmadığına göre değerlendirilecektir. Örneğin, araç, 0 (sıfır) kilometre satın alındıktan 1,5 yıl sonra ortaya çıkan ayıbın giderilmesi için servise başvuran alıcıya (veya ikinci el satın alan kişiye) araçta bir ayıp olmadığı söylenmiş olabileceği gibi bazen de ortaya çıkan ayıp, uygun bir şekilde onarılmadığı halde onarılmış gibi gösterilebilir. İşte bu gibi durumlarda, satıcının kusuru veya hilesinden bahsedilir ki bu durumda zamanaşımı söz konusu olmaz. Daha net bir ifade ile, araç satın alındıktan 1,5 yıl sonra, ortaya çıkan ayıp için servise başvurulduğunda, bu ayıbın giderildiği belirtilerek araç tüketiciye teslim edildikten 3-4 yıl sonra bile bu ayıp kendisini tekrar gösterecek olursa satıcının kusuru veya hilesi var kabul edilecek, satıcının zamanaşımı savunması değer görmeyecektir.

Konuyla ilgili olmak üzere, Yargıtay 13. HD’nin bir kararında şöyle denmiştir:

“2-Davacının, 4.5.2006 tarihinde davalı G… Otomotiv Ltd. Şti.’nden satın aldığı araçta üretim hatası bulunduğu ve gizli ayıplı olduğu, dosyadaki delillerden anlaşılmıştır. Ancak mahkemece, davalı G… Otomotiv Ltd. Şti.’nin süresinde zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu araç, 9.12.2006 ile 25.4.2008 tarihleri arasında aynı arıza nedeniyle (çekiş düşüklüğü) beş kez yetkili servise götürülmüştür. Dosyadaki deliller karşısında araçta üretim hatası bulunup bunun gizli ayıp olduğunda kuşku yoktur. Yetkili servis istasyonları, arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanları bulundurmak zorundadır.
Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçlarının tüketiciye mâl edilmesi düşünülemez. Servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlar ile tekrarlaması karşısında, davada zamanaşımının varlığından söz edilemez. Mahkemece, davalı G… Otomotiv Limited Şirketi açısından davanın asası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zamanaşımından davanın reddi, usul ve yasaya aykırıdır.” 

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde haklarınız nelerdir:[/B]

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 11. maddesinde;

“(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür…” denilmiştir.

Belirtmek gerekir ki bu haklar, sadece aracı ikinci el satın alan kişi değil pek tabii aracı sıfır kilometre satın alan kişi açısından da söz konusudur.

Yukarıda detaylı bir şekilde anlatmaya çalıştığım ve kanun metninden de anlaşılması gereken tüketici, aracı o (sıfır) kilometre satın almış kişi olabileceği gibi, ikinci el satın almış kişi de olabilir. Aracın ikinci el satın alınmış olması satıcının (üreticinin veya imalatçının) sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. 

Konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında şöyle denmiştir:

“Dava konusu … … … plaka sayılı … marka 2006 model otomobilin, davalılardan … San. A.Ş.’in yetkili bayii durumundaki dava dışı N… Otomotiv Paz. San. ve Tic. A.Ş. tarafından 19.09.2005 tarihinde yine dava dışı Serkan’a satıldığı, davacının Kocaeli 5. Noterince düzenlenen 06.04.2007 tarihli “Kati Satış Sözleşmesi” ile dava konusu aracı dava dışı İsa’dan satın aldığı, bu satışa istinaden aracın davacı adına 12.04.2007 tarihinde trafik siciline kaydedildiği, … davacının dava konusu araçta meydana geldiğini ileri sürdüğü arızalarla ilgili olarak, 17.04.2007 ila 22.10.2007 arasındaki muhtelif tarihlerde Kocaeli ve Yalova’daki üç ayrı … yetkili servisine başvurduğu, …
Kocaeli Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti Başkanlığı’nca verilen 22.10.2007 gün ve 20/25 sayılı kararın hüküm fıkrasında, “Tüketici Canatan’ın 2. el … aracının direksiyon kilitlenmesi ve klimadan koku gelmesi hakkındaki şikayeti görüşülmüş olup, araç bir yıl içinde 6’dan fazla servise gittiğinden ve garanti süresi dolmadığından…” şeklindeki gerekçeyle ve 14.06.2003 tarih ve 25138 sayılı R.G.’de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in 14/a maddesindeki hükme dayalı olarak “…Tüketicinin değişim talebinde haklılığına, ilgili firmanın aracı ayıpsız bir yenisiyle değiştirmesine…” karar verildiği, akabinde eldeki davanın açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, maddi olgunun ve davanın açıklanan içeriğine göre, davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olup, olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Yukarıda belirtildiği üzere, eldeki dava tüketici mahkemesi sıfatıyla görülmek üzere asliye hukuk mahkemesinde açılmış; dava dilekçesinde hem üretici firma hem de davacının aracı satın almasına aracılık ettiği belirtilen otomobil galericisi davalı olarak gösterilmiş; iddia ve talep de, açıkça 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a ve ilgili yönetmelik hükümlerine dayandırılmıştır. Başka bir ifadeyle, eldeki dava, davalılardan … tarafından üretilip, dava dışı yetkili bayi tarafından yine dava dışı bir kişiye satılan ve el değiştirmeler sonucunda davacının mülkiyetine geçip, adına trafiğe kaydedilen otomobildeki ayıplar nedeniyle, üreticinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da düzenlenen sorumluluklarına dayanılarak açılmıştır.

Davalılardan … San. A.Ş.’in davaya konu aracı ürettiği çekişmesiz ve bu nedenle de 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un metni yukarıda bulunan 3/e maddesi anlamında ‘üretici’ niteliğinde bulunduğu açıktır.

DAVACININ, AYNI MADDENİN ( 1 ) BENDİ ANLAMINDA ‘TÜKETİCİ’ OLARAK KABUL EDİLİP, EDİLEMEYECEĞİNE GELİNCE; önemle belirtilmelidir ki; anılan hükmün, bir gerçek veya tüzel kişinin tüketici olarak kabul edilebilmesi için aradığı tek koşul, onun bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinmiş, kullanmış veya yararlanmış olmasıdır. Somut olaydaki gibi, bir malın satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, malın alıcı tarafından daha sonra başkasına ve hatta onun tarafından da başkalarına satılmış olması, dahası son satıcının metni yukarıda bulunan ( f ) bendi anlamında satıcı niteliğini taşımaması, garanti süresi dolmuş olmadıkça, son alıcı sıfatıyla o malın maliki olan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. Başka bir ifadeyle; kanunun aradığı anlamda ‘tüketici’ niteliğinde bulunan bir kişi, malı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişi niteliği taşımayan, dolayısıyla kanun anlamında ‘satıcı’ olarak kabul edilemeyecek durumda bulunan bir kişiden satın almış dahi olsa, malın garanti süresi içerisinde üreticiye karşı kanundan kaynaklanan haklarını ileri sürme ve kullanma olanağına sahiptir. Otomobil, garanti belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan bir maldır ve garanti süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi garanti borcu ortadan kalkmaz; satın alan tüketici de sağlanan garantiden yararlanabilir.

Somut olayda, davacının dava konusu aracı ticari veya mesleki bir amaçla edinmediği çekişmesiz ve bu nedenle de yukarıda belirtilen kanun hükümleri çerçevesinde -garantiye ilişkin koşulların mevcut bulunması halinde- tüketici olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

Somut olay garanti kavramı yönünden irdelendiğinde:

Dava konusu aracın garanti süresi konusunda yerel mahkemece herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Dosyada Örneği bulunan “Garanti Şartları ( Tüketici )” başlıklı belgenin 1. maddesinde “Garanti süresi malın teslim tarihinden itibaren başlar ve 2 yıl/100.000 km.’dir ( hangisi önce gerçekleşirse )” hükmü bulunmakta ise de; bu belgenin dava konusu araçla ilgili olup olmadığı belirli bulunmadığı gibi, belgede sözü edilen koşulların dava konusu araç yönünden gerçekleşmiş olup, olmadığı yönünde yapılmış bir inceleme ve araştırma da yoktur. Dahası Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2005 gün ve Esas: 2005/4-487, Karar: 2005/553 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ORTAYA ÇIKAN AYIP GİZLİ AYIP NİTELİĞİNDE İSE, GARANTİ SÜRESİNİN DOLMUŞ OLMASI SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ. Böylesi bir durumda, alıcı ( malik) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanarak hak talebinde bulunma olanağına sahiptir.

…Hal böyle olunca; yerel mahkemece, öncelikle, dava konusu araçta var olduğu davacı tarafça ileri sürülen ayıpların garanti süresi içerisinde ortaya çıkmış olup, olmadıklarının yöntemince araştırılıp, saptanması; bunların garanti süresi içerisinde ortaya çıktıklarının saptanması halinde davaya bakma görevinin kendisine ait olduğunun benimsenmesi; eğer bu ayıplar garanti süresinin dolmasından sonra ortaya çıkmış iseler, bu kez, gizli ayıp niteliğinde olup olmadıklarının yine yöntemince ve bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi, gizli ayıp niteliğinde olmaları halinde de yine görevin benimsenmesi ve davaya devam olunması, aksi takdirde şimdiki gibi görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve gerek kanuna ve gerekse atıf yapılan Yargıtay kararlarına uygun olmayan gerekçelerle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı, özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerle ve açıklanan bu ek gerekçeyle bozulmalıdır.”

Yukarıda, tüketicinin, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme haklarına sahip olduğu belirtmiştik. Tekrar belirtmek gerekir ki bu haklar aracı sıfır kilometre satın alan ve başka bir kişiye satmamış olan kişi tarafından da pek tabii kullanılabilir.

Sözleşmeden dönme hakkı, sözleşme bedelinin tüketiciye iade edilmesini, satış bedelinden indirim isteme hakkı yapılacak bilirkişi incelemesi ile aracın değer kaybının sorumlulardan tahsilini, ücretsiz onarılmasını isteme hakkı, aracın ücretsiz onarılmasını, ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkı ise, aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesini gerektirir.

Tüketici onarım hakkını kullanmışsa, garanti süresi içerisinde sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde, diğer seçimlik haklarını (dönme, bedelde indirim, ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme) kullanabilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Diğer tüm hakların nasıl uygulanacağı anlaşılabilir ise de burada, uygulamaktan çekinilen bir diğer hak olan satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkı ve sonuçlarından bahsedeceğiz. Bir çok kişi, aracı ikinci el satın aldığı için, otomobil bayiinden aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edemeyeceğini düşünse de bu düşünce tamamen hatalıdır.

Ayıpsız misli ile değişim talep eden tüketicinin, davaya kadar, hatta dava açtıktan sonra aracı kullanmış olması, satıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici ve ithalatçıyı yasal sorumluluktan kurtarmaz. Zira; tüketici, baştan beri sözleşmeyi ayakta tutarak malın ayıpsız bir yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre, ayıpsız yeni mal kendisine teslim edilinceye kadar, elindekini iade yükümlülüğü altında değildir; iade yükümlülüğü ancak, tüketicinin, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde gündeme gelebilecek bir olgudur.

Yukarıda izah etmeye çalıştığım koşullara uygun bir dava sonucunda verilen mahkeme kararı (aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi) icra dairesine sunulduğunda satıcının elinde çoğu zaman olduğu gibi davaya konu karardaki gibi bir araç bulunmayabilir. Bu durumda icra müdürlüğü, borsa veya ticaret odası gibi yerlerden sorarak bu aracın güncel değerini belirleyecektir. Örneğin 0 (sıfır) kilometre araç fiyatı 150.000-TL ise aynı aracın ayıpsız 3 yaşındaki modelinin değeri yaklaşık 120-130.000-TL olacaktır. Önemle belirtmek gerekir ki aranan değer, aracın ikinci el (kullanılmış) değeri değildir. Bir yanda otomobil bayiinde satışa sunulan “0” (sıfır) kilometre 2017 model bir araç diğer yanda yine aynı bayiide satışa sunulan 3 yaşında “0” (sıfır) kilometre bir araç olduğunu düşünün. Belirlenmeye çalışılan değer işte bu 3 yaşındaki aracın değeridir. Söz konusu aracın o güne kadar kullanılmasının da hiçbir önemi yoktur. Anlatılan şekilde belirlenecek bu değere icra mahkemesinde itiraz mümkün olup mahkemenin vereceği karar kesindir.

İşte bu şekilde araç değeri belirlendikten sonra tüketici (aracı ikinci el veya sıfır kilometre satın alan kişi) aracı karşı tarafa iade edecek karşı taraf da belirlenen bedeli tüketiciye iade edecektir.

Tarafların edimi aynı anda gerçekleştirilmesi gereken edimler olup, davalar sonuçlanıp kesinleşinceye kadar tüketicinin aracı iade etme zorunluluğu söz konusu değildir. Süreç içerisinde yaşanacak olası kaza vb. durumlarda aracın değer kaybının bilirkişi tarafından belirlenerek tüketiciye ödenmesi gereken bedelden düşülmelidir.

— 0 — 0 — 0 —

Müvekkil tüketicinin 2. el olarak satın almış olduğu araç satışından doğan tüketici vekili olarak yer aldığımız bir davada verilen kararın tümü, firmaların rekabet haklarına saygı ilkesi gereği bir takım bölümleri gizlenerek aşağıya aktarılmıştır:

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
İZMİR
8. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2015/…
KARAR NO : 2016/…

HAKİM : … 29…
KATİP : … 18….

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. ORHAN AKA – … İZMİR
DAVALI : … LTD ŞTİ
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … AŞ
VEKİLİ : Av. …
İHBAR OLUNAN : … OTOMOTİV – …
DAVA : Ayıp Nedeniyle Misliyle Değiştirme
DAVA TARİHİ : 09/11/2015
KARAR TARİHİ : 02/12/2016
KARAR YAZIM TARİHİ :02/12/2016
Mahkememizde görülmekte bulunan Ayıp Nedeniyle Misliyle Değiştirme davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA :
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin müvekkilinin dava dışı şahıstan davaya konu … … marka … 2012 Model Dizel Manuel Hatchback … şase ve … motor numaralı otomobili 10/07/2014 tarihinde satın aldığını, gerek garanti süresi içerisinde, gerek garanti süresinden önce ve gerek garanti süresinden sonra otomobilde tekrar eden ve üretimden kaynaklanan ayıplar bulunduğunu, yetkili servis tarafından bu ayıpların giderilemediğini, bu sebeplerle dava konusu otomobili üreten davalı .. Şirketi ile bu otomobili dava dışı kişiye satan diğer davalı …Şirketinin otomobili misli ile değiştirmelerine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı .. vekili cevabında, dava konusu otomilde imalattan kaynaklanan ayıp bulunmadığını, mevcut olan ayıpların kullanıcı hatasından olduğunun kabulu gerektiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevabında, talebin zamanaşımına uğradığını otomobildeki ayıpların imalat kaynaklı olmadığını, kullanıcı hatasından ortaya çıktığını bu yüzden haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan … usulüne uygun tebligatlar yapılmış ancak cevap verilmemiştir.
DAVA : Ayıp Nedeniyle Malın Misliyle Değiştirmesi Talebine ilişkindir.
DELİLLER :
Taraflarca ibraz ve talepleri üzerine celp edilen deliler, bu meyanda araç satış sözleşmesi, otomobil ile ilgili yetkili servislerce düzenlenen servis kayıtları, ekspertiz raporu, aracın çekildiğine dari belgeler, ruhsat belgeleri, İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin 2015/… D.İş sayılı dosyası ile bu dosyadaki makine mühendisi bilirkişinin raporu ve tüm deliller incelenerek dosya içerisine konulmuştur.
Mahkememizce dava konusu otomobil bilirkişi marifetiyle keşfen incelenmiş, keşfe katılan uzman bilirkişi dosya kapsamını da inceleyerek verdiği rapor ve ek raporunda dava konusu otomobilin … tarihinde … isimli kişi tarafından davalı … şirketinden satın alındığını, bilahare 10/07/2014 tarihinde bu şahıs tarafından davacıya satıldığını, dosya içindeki servis kayıtlarına göre 2 yıllık garanti süresi içerisinde 31/05/2012 tarihinde ön camın değiştirildiğini, 16/12/2013 tarihinde enjektör temizliği yapıldığını, 21/12/2013 tarihinde ”aracı en yakın zaman servise götür” uyarısı vermesi üzerine turbo şarjın, motor kontrol modulünün ve turbo ara soğutucu contasının değiştirildiğini, 26/12/2013 tarihinde ”100-120 km arası hızlarda alt taraftan uğultu şeklinde ses geliyor” şikayeti üzerine araçta mekanik veya elektronik bir problem gözlemlenmediği şeklinde servis fişi düzenlendiğini, 04/02/2014 tarihinde aracın Tur Assist Firmasınca Ege Mod Otomotive çekildiğini, 04/02/2014 tarihinde ”araç gaz yemiyor en yakın zamanda servise götür, uyarısı veriyor” şikayeti ile yapılan başvuru üzerine ücretsiz kapatma işçiliği, eksoz sıcaklık sensörünün yerine takıldığını, önden çekişli ara mil contasının değiştirildiğini, ön difransiyel taşıyıcı kapağı contasının değiştirildiğini, şanzuman yağı, şanzuman alt conta, aks keçisinin değiştirildiğini, kontrol yapıldığını, ses duyulmadığının tespit edildiğini, 07/02/2014 tarihinde ”aracın altından yağ damlası var 100-120 km hız arasında uğultu sesi geliyor, kalkışta vibrasyon şeklinde uğultu sesi var (yokuş kalkış desteği devrede kalıyormuş gibi)” şikayeti ile başvuruda bulunduğunu, serviste önden çekişli ara mil contasının değiştirildiğini, ön difransiyel taşıyıcı kapağı contasının değiştirildiğini, şanzuman yağı, şanzuman alt conta, aks keçisinin değiştirildiğini, anormal bir ses duyulmadığının tespit edildiği şeklinde servis fişi düzenlendiğini, garanti süresi dolduktan sonra 26/04/2014 tarihinde Tur Assit firmasınca …Yetkili Servisi … Otomotive çekildiğini, frenlerin tutmamasından yakınıldığını, servisçe garanti süresinin bitmesi nedeniyle ücret alınacağının bildirildiğini, aracın bir tamirci de geçici bir çözüm ile tamir ettirildiğini, daha sonra aynı arızanın tekrar ortaya çıktığını ve başka bir tamirci tarafından vakum popmasının değiştirildiğini, 09/07/2014 tarihinde yetkili servisce sağ ön koltuk airbag soketinin onarıldığı, ön porye rulmanlarının hafif ses yapmasının giderildiğini, sol sis farının kurutulduğunu, 11/09/2015 tarihinde … firmasının raporuna göre sağ ön şase uç kısmında bükülme, motor kaputu ve sağ ön çamurlukta sökülme ve takılma, turbo intercoler borularında yağ kaçığı, göğüslük sağ kısmında deformasyon görülerek motor kaputu, ön tampon, sağ ön çamurluk, sağ ön kapı ve sağ marşbiyelin boyalı olduğunun tespit edildiğini, yapılan bu tespitler ışığında yaptığı değerlendirmede yedek parça değişimi ve onarıma rağmen servisle arızanını giderilemediğini, arızanın imalattan kaynaklanan gizli ayıp olduğunu, kullanıcı hatası bulunmadığını, öte yandan dava aşamasına davacı tarafça yapılan küçük kazalar nedeniyle araçta toplam 1.500,00 TL değer kaybı oluştuğunu, hukuki takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
GEREKÇE – DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yukarıda kısaca izah edildiği gibi dava konusu davalılardan… şirketinin ürettiği, … … marka … Model Dizel Manuel Hatcback … şase ve … motor numaralı otomobilin … tarihinde ”0” km olarak diğer davalı … Şirketi tarafından dava dışı … satıldığı, bu kişi tarafından da … tarihinde davacıya satıldığı, garanti süresi içerisinde otomobilin (ayrıntıları mahkememizce dinlenen uzman bilirkişinin raporu ile bununla paralellik arz eden tespit bilirkişisinin raporunda belirtildiği gibi) birçok kere arızalandığı, yetkili serviste garanti kapsamında ücretsiz tamir gördüğü, ancak arızaların giderilemediği, tekrar ettiği, bu ayıpların üretimden kaynaklı gizli ayıplar oldukları (kullanıcıdan kaynaklı ayıplar olmadıkları) keza garanti süresinin bitiminden sonrada benzer veya farklı arızalar/ ayıplar ortaya çıktığı, imalattan kaynaklı bu gizli ayıpların aracın satın alınması aşamalarında kullanıcı tarafından fark edilmesinin mümkün olmadığı, tüketicinin araçtan beklediği faydanın sağlanamamasının süreklilik arz ettiği göz önünde tutulduğunda, 4077 Sayılı TKHK’nun 4 ve 13/3 Maddeleri, 6502 Sayılı Kanunun 11ve 56/3 Maddeleri göz önüne alındığında davacı tüketicinin ücretsiz onarım hakkını kullanmış olsada otomobilin garanti süresi içeresinde tekrar arızalanması, tamamen tamir edilemememesi ve tüketicinin otomobilden beklediği faydayı sağlayamamasının süreklilik arz etmesi durumları karşısında davacı tüketicinin diğer seçimlik hakkını (otomobilin misli ile değiştirilmesini) talep etme hakkının ortaya çıktığı ve kabulü gerektiği, bunun için de dava konusu otomobilin ve kendi kusuru ile oluşan 2.250,00 TL değer kaybının davalılara iadesi şartı ile otomobilin mislinin (üretici ve satıcı olan) davalılarca davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varılarak (ve dava değeri /07/2014 tarihli noter satış sözleşemesinde ki 53.000-TL değere, 2.250,00 TL değer kaybı eklenmek suretiyle tespit edilerek) davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Her ne kadar davalılardan … vekili talebin zamanaşımına uğradığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de 4077 Sayılı TKHK’nun 4/4 Maddesi ve 6502 Sayılı TKHK’nun 12/1 Maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava açma süresi değil malın tüketiciye tesliminden itibaren ayıpların ortaya çıkması süresi olup, otomobil ilk alıcıya 11/02/2012 tarihinde satılmış olup (bilirkişi raporlarında ayrıntılı şekillerde belirtilen gizli ayıplar) bu tarihten 11/02/2014 tarihine kadar (yani garanti süresi içerisinde) ortaya çıktığından ve davacı halefiyet gereği dava açtığından davanın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varılarak bu talebi kabul edilmemiştir.
HÜKÜM :Yukarıdaki gerekçelerle;
Davanın KABULÜ ile,
Dava konusu otomobilin ve 2.250,00 TL değer kaybı bedelinin davacı tarafca davalı tarafa iadesine ve otomobilin ayıpsız mislinin davalılar tarafından davacıya verilmesine, 

29,20 TL başvurma harcı ile 2.903,17 TL karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı tarafça mahkememizdeki dava dolayısıyla harcanan 199,00 TL tebligat ve posta gideri, 400,00 TL bilirkişi ücreti ve 195,40 TL keşif harcı olmak üzere toplam 794,00 TL yargılama gideri ile tespit dosyası nedeniyle harcanan 195,40 TL tespit keşif harcı, 250,00 TL tespit bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 445,40 TL olmak üzere her iki yargılama gideri toplamı 1.239,80 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Artan veya kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
İlişkin taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere eş düzeyde başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. …/12/2016
Katip 18…. E İMZA Hakim 29… E İMZA

(1) Aracı satın aldığınız satıcıya karşı yöneltilebilecek talepler açısından ise,https://www.akahukuk.com.tr/2017/08/02/ikinci-el-arac-satisinda-araci-satan-kisinin-ayiptan-sorumlulugu/ linkinde yer alan makalemi incelemenizi tavsiye ederim.


Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Alıntı yaptığınıza ilişkin link vermek suretiyle makalemizi paylaşabilirsiniz. Kaynak belirtmeksizin makalelerimizden alıntı yapılması durumunda yasal işlem başlatılmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 8613
Kayıt tarihi
: 06.10.15
 
 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2010 yılında mezun olan ve akabinde avukatlık mesleğine baş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster