Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '17

 
Kategori
Otomobil
Okunma Sayısı
22577
 

İkinci El Araç Satışında Satıcının Ayıptan Sorumluluğu

İkinci el araç satışları, beraberinde, bu araçların satımından sonra alıcı ve satıcıya bir takım yükümlülükler getirmektedir.

Bunların en başında satıcının ayıptan sorumluluğu gelmektedir.

Satıcının, ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan (otomobil bayii, galerici) kişilerden olmadığı durumlarda ayıptan sorumluluk, Borçlar Hukuku kuralları çerçevesinde incelenmesi gereken bir husustur. Örneğin internette görüp beğendiğiniz ve karşı taraf satıcının, ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan bir kişi (imalatçı, yetkili satıcı, bayii, galerici vs.) olmadığı durumlarda satıcının ayıptan sorumluluğu Borçlar Hukuku’nun konusunu oluşturur.

Şimdi ilk olarak olarak “ayıp” kavramı üzerinde duralım:

Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.

Araçlarda görülebilecek ayıplara örnek olarak; aracın sigorta kayıtlarında pert kaydının bulunması, bir parçasında boya/değişen olması veya tek parça boya/değişen olduğu söylenmesine rağmen birden çok parçasında boya/değişen olması, şasesinde doğrultma olması, sunroofun çalışmıyor olması, kapılarının kilitlenmiyor olması vs. durumlarda araçta ayıp mevcut demektir. Fakat her ayıp dolayısıyla satıcının sorumluluğu bulunduğu söylenemez. Bir takım ayıplar ya satıcının sorumluluğunu gündeme getirmez ya da bu ayıpların uygun şekilde ileri sürülmemesi halinde satıcının sorumluluğuna başvurmak mümkün olmaz.

ALICI TARAFINDAN BİLİNEN AYIPLAR:

Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Örneğin satıcı, size araçta 3 parçanın boyalı olduğunu söylemiş olabilir, bildirdiği bu ayıplardan dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Fakat araçtaki ayıpların satıcı tarafından alıcıya bildirildiğinin veya bu ayıpların alıcı tarafından bilindiğinin ispat yükü kendisindedir. Bu hususta aracın ilan bilgilerinin de delil olma özelliği bulunmaktadır.

Alıcının, aracı, yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplar dolayısıyla satıcının sorumluluğu böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenip üstlenmediğinde bağlıdır. Araçta hiçbir kusur, nokta hata olmadığı söylenmiş ve fakat araçta gözle dahi görülebilecek bir ayıp var ise satıcı bu ayıptan sorumlu olacaktır.

GÖZDEN GEÇİRME VE SATICIYA BİLDİRME:

“Alıcı, gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.”

Görüleceği üzere kanun metninde –sebebini anlamanın mümkün olmadığı- bir takım muğlak ifadeler yer almaktadır. “Gözden geçirmek” ve, “uygun bir süre” deyimlerinden ne anlaşılması gerektiği, “bildirim”in ne şekilde yapılacağı hususları net bir şekilde düzenlenmemiş olup, bu muğlak ifadeler uygulamada bazı sorunlara yol açmaktadır.

Öncelikle, gözden geçirme hususunun ve bildirim külfetinin ne şekilde yerine getirileceği, ayıpların açık veya gizli olup olmadıklarına göre değişmektedir.

Her ne kadar ülkemizde, 2. el araç satışlarında, ekspertiz incelemesi sıkça başvurulan bir yöntem ise de, aracın ekspere götürülmesi bir şart değildir. Alıcı aracını uzman bir kişiye kontrol ettirmek yükümlülüğü altında bulunmamaktadır.

Örneğin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, 2015 yılında verdiği bir emsal kararda aynen şöyle denilmiştir:

“Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü’nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme ve mahkemenin kabulünün aksine TRAMER’e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur.”

Bununla birlikte, gözden geçirmek deyiminden, makul düzeyde herhangi bir kişinin, araç üzerinde duyu organlarıyla yaptığı kontrol anlaşılmalıdır.

Kanun da zaten, açık ayıplar açısından gözden geçirme hususunu düzenlemiştir. Alıcının, gizli ayıpları gözden geçirme mecburiyeti hiçbir zaman bulunmamaktadır.

Alıcı yapacağı olağan bir kontrol ile araçta bir ayıp görmüş ise bunu “uygun sürede” satıcıya bildirmelidir.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi uygun süreden maksatın ne olduğu, bu uygun sürenin kaç gün/ay olduğu anlaşılamamaktadır. “Uygun süre” deyimi ile bildirim yapılmasında gecikme olmaması, ayıp görülür görülmez zaman geçirmeden, makul bir sürede bu durumun satıcıya bildirilmesi ifade edilmek istenmektedir. Bu kavram her olaya özgü değişkenlik gösterebilecek bir süreyi ifade eder. Önemli olan, sonradan öğrenilen ayıbın vakit geçirmeksizin satıcıya bildirilmesidir.

Araçta görülen bu ayıbın bildirilmemesi halinde, araç, ayıpları ile birlikte kabul edilmiş sayılır ve aşağıda anlatmaya çalışacağım seçimlik hakların kullanılması mümkün olmaz.

Kanun metni incelendiğinde, “bildirim”in ne şekilde yapılacağı konusunda da net bir ifade yer almadığı görülmektedir. Bildirimin noter aracılığı ile ihtarname göndererek veya iadeli taahhütlü mektup ile yapılması ispat kolaylığı açısından yararlıdır fakat ayıp bildirimi her şekilde (mail, faks, telgraf) yapılabilir. Sorun genellikle, satıcının, sizin bu bildiriminize sessiz kalması durumunda veya açacağınız davada böyle bir ayıp ihbarının yapılmadığı savunmasını öne sürmesi halinde ortaya çıkar. Bu durumda ayıpların satıcıya ihbar edildiğini ispat etmek alıcının yükümlülüğündedir.

SATICI, AYIPLARIN VARLIĞINI BİLMESE DAHİ SORUMLUDUR:

Birçok alıcı, beğenerek yahut da satıcıya kanarak veya ona güvenerek satın aldığı araçta daha sonradan ortaya çıkan ayıpları öğrendiğinde, aracı kendisine satan kişiye karşı hukuki yollara başvurmakta çekinmekte, satıcının, böyle bir ayıbı kendisinin de bilmediği savunması karşısında sonuç alamayacağını düşünmektedir. Bu düşünce tamamen hatalıdır, nitekim SATICI, AYIPLARIN VARLIĞINI BİLMESE DAHİ SORUMLUDUR. Onun da kendisinden önceki malike müracaat hakkı elbette bulunmaktadır. Samimi bir satıcının yapması gereken de zaten budur, alıcı tarafından kendisine dava açıldığında bu ayıpları bilmediğini iddia edecekse davayı, aracı kendisine satan önceki satıcıya ihbar etmeli, koşulları var ise bu zararını o satıcıdan karşılamalıdır. Aksi halde her satıcının “Ben de bilmiyordum” savunması karşısında yapılacak bir şey kalmaz, mağdur olan kişilerin yasa ile kendilerine tanınmış bu haklarını kullanmaları engellenmiş olurdu.

ARACIN PİYASA DEĞERİNDEN DÜŞÜK SATIN ALINMIŞ OLMASI, ARAÇTAKİ AYIPLARIN BİLİNDİĞİ ŞEKLİNDE YORUMLANAMAZ:

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, satıcı ayıpların varlığını alıcıya bildirdiğini veya alıcının bu ayıpların varlığını bildiğini iddia ediyor ise bu iddiasını ispat ile mükelleftir. Uygulamada en çok, satıcının, aracın zaten piyasa değerinden düşük satın alındığı savunması ile karşılaşıldığı görülmektedir. Yüksek Mahkeme ise, bir kararında, aracın piyasa değerinden düşük satın alınmasının, ayıpların alıcı tarafından bilindiği konusunda bir karine teşkil etmeyeceği bir başka anlatımla araçtaki ayıpların -salt piyasa değerinden daha düşük bir bedel ile satın alındı diye- alıcı tarafından bilindiğinin kabul edilemeyeceğinibelirtmiş, bu ayıpların alıcı tarafından bilindiğinin açık ve net bir biçimde ispat edilmesi gerekliliğine vurgu yapmıştır. (Bkz. YARGITAY 13.Hukuk Dairesi 2014/5798 E. 2015/6620 K. sayılı kararı)

Bu konuda belirtmem gereken bir husus da şudur; sözleşmeden dönmek isteyen alıcı, araç için ödediği bedeli iade alacağından aracın piyasa değerinin önemi bulunmamakta ise de, ayıp nedeniyle bedelde indirim talep edildiği durumlarda aracın “ayıpsız” halinin piyasa değeri önem arz edecektir. Fakat ne olursa olsun, alıcının, bu ayıplı aracı piyasa değerinden düşük satın almış olması ayıpları bildiği ve bu sebeple düşük fiyata satın aldığı şeklinde yorumlanamaz. (Bkz. Yargıtay 13. HD. 2014/5964 E. 2014/20942 K. sayılı kararı)

ALICININ SEÇİMLİK HAKLARI:

Araçta ayıp bulunduğu ve bu ayıplar dolayısıyla satıcının sorumlu olduğu durumlarda alıcı, şu seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme

Sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde, satıcının satım bedelinin iade etmesi borcu ve alıcının ise aracı, satıcıya teslim etmesi borcu doğmaktadır. Fakat alıcının, bedeli iade almadan aracı teslim etmesi söz konusu olmayacak, aracı teslim etmek ister ise bu teslim tarihinden itibaren faize hak kazanması gündeme gelecektir. Aracın, anlatılan şekilde bedeli iade alınana kadar alıcı tarafından kullanılmasında mahzur yoktur.

Ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme hakkının kullanılması, satım tarihinde aracın ayıpsız hali ile ayıplı halinin piyasa değerlerinin karşılaştırılması, bu oranın satım bedeline uyarlanması, neticesinde elde edilecek değer ile satım değeri arasındaki farkın alıcıya ödenmesini gerektirir. Örneğin ayıpsız piyasa değeri 50.000-TL, ayıplı piyasa değeri 40.000-TL olan bir araç, 48.000-TL ye satın alınmış olsun. 48.000/50.000×40.000=38.400-TL. Ayıp oranında bedelde indirim yapılması gereken tutar: 48.000-38.400=9.600-TL. Yani satıcının, ayıplı araç satışı ile ilgili alıcıya ödemesi gereken tutar 9.600-TL’dir.

Satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları, uygulamada birden çok sorunun doğumuna yol açtığından burada bahsetmeyeceğiz. Zira bu seçimlik haklar, ancak, satıcı veya imalatçılara karşı başvurulması düşünülen haklar olup, konumuz – yazının en başında da belirttiğimiz gibi- bu sıfata haiz olmayan kişilerden satın alınan araçlardaki ayıplardan doğan sorumluluktur.

EMSAL YARGITAY KARARLARI:

Yargıtay 13. HD. 2015/1864 E. 2016/8512 K.
“İçtihat Metni”

Davacı, davalıdan 29.08.2006 tarihli noter satış sözleşme ile 20.450,00 TL bedel karşılığında araç satın aldığını, 11.08.2011 tarihinde bu aracı dava dışı üçüncü kişiye sattığını, bu kişinin aracın pert kaydının olduğunu belirterek kendisine bir gün sonra tekrar aracı noterden devrettiğini, bu şekilde satın aldığı araçta pert kaydının olduğunun ortaya çıktığını, davalının aracın ayıbını kendisinden gizleyerek sattığını ileri sürerek araç bedeli olan 20.450,00’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının aracı yetkili servise götürerek muayene ettirdiğini, aracın yıllardır sorunsuz olarak davacı tarafından kullanıldığını, aracın satış bedelinin 19.250,00 TL olduğunu ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında yapılan 29.08.2006 tarihli satış sözleşmesiyle araç davacıya satılmış ve aynı tarihte teslim edilmiştir. Davacı, satın aldığı aracın pert olduğu ve araçtaki ayıbın kendisinden gizlendiği iddiasıyla eldeki davayı açarak araç bedelinin iadesini talep etmiş, davalı ise, davacının aracı inceletip aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, “davacının, davalının aracının pert olduğunu, yani ayıbı bildiğini, satıcının ağır kusurlu olduğunu, kendisinin kandırıldığını ispat edemediği, satış işleminden sonraki beş yıllık bir süre zarfında aracın rutin bakımları için servise gidilmesinde dahi bu durumun tespit edilebilecek iken davacının bu kontrolleri yaptırmamasının müterafik kusur olduğu, davacı alıcının devraldığı satılan aracın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde satıcıya bildirmek zorunda olduğu, davacı alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ettiği takdirde satılanı ayıplı olarak kabul etmiş sayılacağı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu aracın 12.07.2006 tarihinde kaza yaptığı plakaya ait pert bilgisinin olmadığı ancak motor ve şasi numarası sorgusunda sistemde pert bilgisinin olduğu ve aracın kaza yaptıktan çok kısa bir süre sonra 29.08.2006 tarihinde 20.450,00 TL bedelle davacıya satıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporuna göre kaza tarihi itibariyle aracın onarılıp satılması halinde piyasa değerinin 8.000,00 TL olacağı bildirilmiştir. Dava konusu araçta bulunan ayıp davacıdan gizlenmiştir. Davacı, davalıdan satın aldığı aracın daha önceden kaza yapmış pert araçlardan olduğunu, yani ayıplı olduğunu aracın üçüncü bir şahsa satılması ile öğrenmiştir. Borçlar Kanununun 198. maddesi hükmüne göre, alıcı satın aldığı malı örf ve adete göre imkan bulur bulmaz muayene etmekle yükümlü olup, bir ayıp gördüğünde bunu derhal satıcıya ihbar etmesi lazımdır. Adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp sonradan ortaya çıkarsa bunu da derhal satıcıya haber vermelidir. Aksi takdirde satılanı bu ayıplı hali ile kabul etmiş sayılır. . Davacı araçtaki gizli ayıpı 11.08.2011 tarihinde öğrenmiş olup 24.08.2011 tarihinde dava açarak yukarıda açıklanan kanun hükmü gereğince aracı ayıplı haliyle kabul etmemiştir. Dava konusu araçta bulanan ayıbın davacıdan gizlendiği anlaşılmaktadır. Ayıbın gizlenmediğinin ispat yükü davalıda olup davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiştir. Hal böyle olunca; mahkemece, açıklanan hususlar göz önünde tutularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.”


Yargıtay 13. HD. 2014/5798 E. 2015/6620 K.

“İçtihat Metni

“Davacı, davalıdan 12.05.2011 tarihli sözleşme ile araç satın aldığını,toplam 53.000 TL ödeme yaptığını,13.05.2011 tarihinde aracın arıza yaptığını,servise götürdüğünü ,aracın pert olduğunu öğrendiğini,davalının aracın bu ayıbını gizleyerek kendisine sattığını,aracın sürekli arızası nedeni ile kullanamadığını,zarara uğradığını belirterek fazla hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8000 TL maddi ,10000 TL manevi tazminatın 12.05.2011 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının aracın pert olduğunu bilerek satın aldığını savunarak davanın reddini savunmuş,karşı dava ile açılan bu davayı takip etmesi için avukat tutmak zorunda kaldığını maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 3000 TL maddi, 5000 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece,asıl ve karşı davanın reddini karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2- Davacı ile davalı arasında 12.05.2011 tarihli İzmir 19.Noterliği’nde yapılan satış sözleşmesinde; toplam 53000 TL. satış bedeli karşılığında araç davacıya satılmış ve aynı tarihte davacıya teslim edilmiştir.. Davacı araçtaki ayıbın kendisinden gizlendiğini savunarak maddi ve manevi zararının tahsilini talep etmiş, davalı ise davacının aracı piyasa değerinden ucuz aldığını bu haliyle ayıbı bildiğini savunarak davanı reddini dilemiştir. Mahkemece ,dava konusu aracın internet sitesindeki satış ilanında aracın pert olduğuna dair bir açıklama olmamakla birlikte aracın sağ ön çamurluğunun ve sağ ön kapısında boya olduğu yönünde açıklama bulunduğu,aracın 12.05.2011 tarihinde İzmir Gaziemir de bulunan V.. otomotiv firmasında servis geçmişinin iki kez sorgulandığı,sorgulamalarda pert kaydının olduğu açıkça görüldüğü,satıcı konumundaki davalının aracı sattığı gün yetkili servisten aracın geçmişi hakkında bilgi almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ,bu sorgulamanın davacı tarafından yapıldığı kanaatine ulaşılarak ve ayrıca alınan bilirkişi raporuna göre yaklaşık % 20 piyasa fiyatından daha ucuz bir fiyata davacının aracı hasarlı olduğunu bilerek satın aldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.Dava konusu aracın pert olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur.Dosya kapsamına göre dava konusu aracın pert olduğu davacıdan gizlenmiştir.. Borçlar Kanununun 198. maddesi hükmüne göre, alıcı satın aldığı malı örf ve adete göre imkan bulur bulmaz muayene etmekle yükümlü olup, bir ayıp gördüğünde bunu derhal satıcıya ihbar etmesi lazımdır. Bunu İhmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp sonradan çıkarsa bunu da derhal satıcıya haber vermelidir. Aksi takdirde satılanı bu ayıplı hali ile kabul etmiş sayılır. Davacı 13.05.2011 tarihinde öğrendiği gizli ayıbı ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.. Mahkemece her ne kadar aracın piyasa değerinden düşük satın alınması ve satın alma tarihinde yetkili servis sorgulamasının davacı tarafından yapıldığı, davacının ayıbı bildiğine kanaat getirilmiş ise de; aracın piyasa değerinden düşük satın alınması davacının ayıbı bildiğine karine teşkil etmez. Ayıp davacıdan gizlenmiştir. Ayıbın gizlenmediğinin ispat yükü davalıdadır. Davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiştir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz önünde tutularak davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 04.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 13. HD. 2014/5964 E. 2014/20942 K.
“İçtihat Metni

“Davacı, davalıdan 05.03.2012 tarihli sözleşme ile 17.875 TL karşılığında araç satın aldığını, aracı teslim aldıktan sonra aracınpert kaydının olduğunun ortaya çıktığını, davalının aracın ayıbını kendisinden gizleyerek sattığını ve aracı arızalar nedeniyle kullanamadığını ileri sürerek araç satış sözleşmesinin feshine, 17.875.00 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının aracı test merkezinde inceleterek ve beğenerek mevcut haliyle aldığını, davacının aracın kaza geçirmiş olduğunu bildiğini, aracın kazalı olması nedeniyle bedelinin çok altında satıldığını ve aracın gizli ayıplı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

2-Davacı ile davalı arasında yapılan 05.03.2012 tarihli satış sözleşmesiyle araç 17.875.00 TL satış bedeli karşılığında davacıya satılmış ve aynı tarihte teslim edilmiştir. Davacı, satın aldığı aracın pert olduğu ve araçtaki ayıbın kendisinden gizlendiğini iddiasıyla eldeki davayı açarak maddi ve manevi tazminat talep etmiş, davalı ise davacının aracı piyasa değerinin altında bir fiyata aldığını, aracı inceletip mevcut haliyle ayıbı bilerek aldığını savunarak davanı reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının aracı test merkezinde inceleterek mevcut haliyle kazalı olduğunu bilerek piyasa rayiçlerinden daha ucuza aldığı ve her iki bilirkişi raporunda açıklandığı üzere aracın gizli ayıplı olduğu iddiasının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu araç için 13.04.2011 tarihinde pert işleminin yapılmış olduğu ve aracın 05.03.2012 tarihinde davacıya satıldığı anlaşılmaktadır. Davacı satış sırasında araç üzerinde new computest merkezinde gerekli muayeneyi yaptırarak ve aracın kazalı ve boyalı olduğunu bilerek satın almış fakat aracın pert olduğu davalı tarafından davacıya bildirilmemiştir. Dava konusu araçta bulunan ayıp davacıdan gizlenmiştir. Davacı, davalıdan satın aldığı aracın daha önceden kaza yapmış pert araçlardan olduğunu, yani ayıplı olduğunu sigorta kasko şirketine başvurduğunda öğrenmiştir. Borçlar Kanununun 198. maddesi hükmüne göre, alıcı satın aldığı malı örf ve adete göre imkan bulur bulmaz muayene etmekle yükümlü olup, bir ayıp gördüğünde zaman bunu derhal satıcıya ihbar etmesi lazımdır. Bunu ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp sonradan çıkarsa bunu da derhal satıcıya haber vermelidir. Aksi takdirde satılanı bu ayıplı hali ile kabul etmiş sayılır. Davacı öğrendiği gizli ayıbı 03.05.2012 tarihli noterden düzenlenen ihtarname ile davalıya bildirmiştir. Davacı gizli ayıp nedeniyle derhal satıcılara ihbarda bulunmakla satılanı, yukarıda açıklanan kanun hükmü gereğince ayıplı haliyle kabul etmemiştir.
Mahkemece, aracın piyasa değerinden düşük satın alınması nedeniyle davacının ayıbı bildiğine kanaat getirilmiş ise de aracın piyasa değerinden düşük satın alınması davacının ayıbı bildiğine karine teşkil etmez. Dava konusu araçta bulanan ayıbın davacıdan gizlendiği anlaşılmaktadır. Ayıbın gizlenmediğinin ispat yükü davalıda olup davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiştir. Hal böyle olunca; mahkemece, açıklanan hususlar göz önünde tutularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: … 2.bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 24,30 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.”


Yargıtay 13. HD. 2015/14348 E. 2015/29214 K.
“İçtihat Metni”

“Davacı, Kartal 14. Noterliğinin 19.03.2012 tarih ve 6… yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile …. plakalı aracı davalıdan 20.000 TL. ödeyerek satın aldığını, trafik sigortası yaptırmak istediğinde aracın pert olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine Kartal 1… Noterliğinden 23.03.2012 tarihinde ihtarname keşide ederek satış sözleşmesinin feshi ile araç bedeli olarak ödenen 20.000 TL. ve trafik sigortası bedeli 520,87 TL.nın iadesini talep ettiğini, davalı tarafından aldatıldığını, araç ruhsatında pert kaydı bulunmadığını belirterek araçtaki ayıp oranının bilirkişi incelemesi ile tespit edilerek belirlenecek ayıp oranında alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Borçlar Kanununun 194 ve devamı maddelerinde düzenlenen, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü’nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme ve mahkemenin kabulünün aksine TRAMER’e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur. … Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmeden dönmesi haklı nedene dayanmaktadır.
… Davacı BK 194 ve sonraki ayıba karşı tekeffül maddeleri hükümlerine göre davalıdan tazminat istemekte haklıdır. Mahkemece davacının talep edebileceği tazminat miktarı konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde araştırılıp tespit edilerek hasıl olacak sonuca uygun şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 08.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.”


Yargıtay 13. HD. 2014/36262 E. 2015/26462 K.
“İçtihat Metni”

“Davacı, davalıya ait aracı noter satış sözleşmesi ile davalıdan satın aldığını, davalının satış esnasında araçta ayıp bulunmadığını bildirdiğini, ancak satıştan sonra yaptığı araştırma ile aracın daha önce karıştığı kaza nedeniyle pert olduğunu, aracın bu durumunun kendisinden saklandığını ileri sürerek araç için ödediği bedel ve yaptığı masraflar toplamı 20175 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ayıbın gizli ayıp olmasına rağmen davacının ayıbı öğrendikten sonra ihbar yükümlülüğüne uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, davalıdan satın aldığı aracın gizli ayıplı olarak kendisine satıldığı gerekçesiyle ödediği bedel ve yaptığı masrafların tahsilini istemiş bulunmaktadır. Dosya içinde bulunan belgelerden ve dava dilekçesindeki açıklamalardan, dava konusu aracın 2.8.2012 tarihli noter satış sözleşmesi ile davacıya 19500 TL bedel ile satıldığı anlaşılmaktadır. Davacının satış tarihinden sonra 22.9.2012 tarihinde yetkili servise müracaat ederek aracını incelettiği ve araçta çok sayıda arıza ile tamir edildiğinin belirlendiği, davacının akabinde 25.9.2012 tarihinde eldeki davayı açtığı da sabittir. Hemen belirtmek gerekir ki olayda tanık dinlenmesi koşulları bulunmadığından tanık dinlenemez ve tanık beyanı esas alınarak hükümde kurulamaz. Davacı dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanında aracın pert kaydının bulunduğunu ileri sürmüş olup, bu husus yeterince araştırılmamıştır. Öte yandan dosyaya sunulan ekspertiz raporunda gizli ayıp sayılabilecek nitelikte birçok arıza ve tamirat belirtildiği halde alınan bilirkişi raporunda aracın ayıplı veya gizli ayıplı olmadığı belirtilmiş, mahkeme ise gerekçesinde aracın pert olduğunu kabul etmiş bulunmaktadır. Bu itibarla öncelikle aracın tramer vs. bütün kayıtları ilgili yerlerden istenerek aracın pert kaydının bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenmeli, aracın pert kaydının olduğunun anlaşılması halinde satış bedelinin ve yapılan masrafların tahsiline karar verilmesi gerekir. Aracın pert kaydının bulunmaması halinde ise, araç üzerinde konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan araçta ayrıntılı inceleme yaptırılmak ve davacı tarafından alınan ekspertiz raporuda değerlendirilmek suretiyle araçta ayıp olup olmadığı, ayıp var ise ayıbın açık ve gizli nitelikte olup olmadığı hususunda taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ayrıntılı rapor alınmalı, araçtaki ayıpların gizli nitelikte bulunması halinde, davacının gizli ayıpları daha önceki tarihte (ekspertiz rapor tarihinden önce) öğrendiği hususunda davalıdan yasal delilleri sorulup alınarak bu husus belirlenmeli, davalının bu hususu yasal delillerle ispat edememesi durumunda davacının bu ayıpları ekspertiz rapor tarihinde öğrenip makul sürede dava açtığı kabul edilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna itibar ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eğer sizler de, bu veya benzeri problemler yaşamaktaysanız, ülke genelinde bulunan çalışma arkadaşlarımız ile sizlere yardımcı olabiliriz. Bunun için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  • Bu makalenin tüm hakları saklıdır. Alıntı yaptığınıza ilişkin link vermek suretiyle makalemizi paylaşabilirsiniz. Kaynak belirtmeksizin makalelerimizden alıntı yapılması durumunda yasal işlem başlatılmaktadır.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 8613
Kayıt tarihi
: 06.10.15
 
 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2010 yılında mezun olan ve akabinde avukatlık mesleğine baş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster