Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
761
 

İkinci evlilik

Evlilik cesaret işi… Gözükara ve kararlı olmayı gerektiriyor. Hele 50’sini geçmişsen, evlenip boşanmışsan, çocukların, eski eşin ve anne baban muhtemelen yeniden evlenmene karşıysa… Özellikle ikinci evlilik gerektiriyor gözükara ve cesur olmanı. 

İlk evliliğinde nasıl kendini evlenmeye mecbur hissettiysen, biran önce evleneceğin kişiyi aradıysa gözün, bu sefer de evlenmeyi gözün yemiyor. “Maddiyatım yok” diyorsun, “engeller var” diyorsun ve evlenmekten kaçıyorsun. Oysa senin için elimden geldiği kadar engelleri ortadan kaldırmadım mı, “maddiyat ya da diğer sorunlar önemli değil” demedim mi? Sen sorunun kimden kaynaklandığını söyleme cesaretinde bile değildin. Evlilik planlarımızı konuşmak için bir türlü Ankara’ya gelemedin. Annen hastaydı, sınavların vardı, iznin azdı vs. vs. 

Oysa ortada umut verdiğin, aylarca bilgisayarda mektuplaştığın sevgilin var. “Sabret incitanem sabret / Geleceğim mutlaka sabret/ Ağlama ne olur / Vazgeçme bekle beni / Sonunda zafer bizim olacak sabret” dememiş miydin? İkimizi gelinlik ve damatlık içinde hayal etmemiş miydin? Bahçeli evini görmeye gidip hangi eşya kalacak, hangisi gidecek karar vermeyecek miydik? Ankara nostaljisi yapmayacak mıydık? Ankara Kale’sinde tarhana çorbası içip, Sakarya’da balık ekmek yemeyecek miydik? Ben Türkiye’de sen denizaşırı olsan da ayrı yerlerde yaşamayı göze almamış mıydık? 

Sevgin ve evlenme kararın o kadar zayıfmış ki ikimizde Antalya’da olduğumuz tarihlerde 80 kilometreyi tepip yanıma gelemedin. Oysa Ferhat’lar ne dağlar aşmışlardı! Bana söyleseydin ben de sana gelebilirdim. Açıkça evlenmekten vazgeçtiğini de söyleyemedin. Bir sürü bahane uydurdun. İznini almana birgün kala hala yanıma gelip gelemeyeceğini bilemiyordun! 

Evlenmek senin için zor da, zannediyor musun ki 40 yaşına kadar evlenmemiş birinin evlenmesi o kadar kolay? Yaz aylarında çatır çatır evlenen halkım belki bizi anlayamayabilir. Nerdeyse torunumuz yaşındakiler evlendi, bir biz evlenemedik. Bağımsızlığa, özgürlüğe, ev işi yapmamaya, çocuk bakmamaya, gece yalnız yatmaya, istediğin saatte istediğini yapmaya, kumandayı paylaşmamaya alışmışken, evlenmek benim için kolay mı? Bir anne babayla zor geçinirken, kaynana, kayınpeder ve benzeri kayın ordusuyla tanışmak, kendini kabul ettirmek ve beğendirmek o kadar kolay mı? Sosyalleşmek, sevdiğimle ömürboyu birlikte yaşamak uğruna kabul ettim ben de ‘evlilik’ denen bana dar gelen bu prangayı. Benim için de kendimden fedakarlık evlilik. 

Ama yuvamızın ayrıntılarını da hayal etmek güzeldi be! Seni her sene gittiğimiz kampa, ailecek gittiğimiz pastaneye, akrabalara yemeğe götürecektim. Bol bol baş başa da olacaktık tabii. Kitapları, gündemi tartışacaktık birlikte. Düzeyli erotizmi, sazlı romantizmi, mum ışığında yemeği de paylaşacaktık seninle. Ama ben kendimi bu ateşe attım, sense kaçtın. Hatta “istediğin zaman vazgeçebilirsin, çekinme ama yeter ki sebebini söyle” dediğim halde sebepsiz bahanelerle benden kaçtın. 

Artık biliyorsun ki, evlilik planlarımız tamamen suya düştü. Bu senin geleceğim deyip gelmediğin 4. tatilimiz. Ama keşke baştan “geleceğim” demeseydin, baştan evlenme teklif etmeseydin, sıcak satırlarla yazışmasaydık… 

Evlenmek, hele ikinci evlilik kararlılık ve cesaret işi. Birinci evlilik ise rutin, herkes tarafından yerine getirilmesi gereken bir görev gibi… Evlilik ve boşanma travmalarını atlatmadan, eski karını özlemeyi sonsuza dek toprağa gömmeden, teselli bulmak için birine sarılamazsın. 

Yeni sevgili ya da eş senin sığındığın kumar gibi değildir. Ciddi bir iştir. Sen henüz o ciddiyeti, kararlılığı kazanmış değilsin ya da hiçbir zaman kazanamayacaksın. Denizaşırı ülkede maalesef yalnız yaşamaya ve ölmeye mahkumsun. 

Başak burcuna girdiğimiz bu Eylül ayında iki Başak burcu yalnızız. Üç sene önce ay Başak burcuna girerken tanıştık, şimdi Başak burcu zamanı ayrıldık. Yaz sonu, güz başı… Yeni umutların ya da hüsranların başlangıcı… Bizim aşkımız hüsranla sonuçlandı Eylül’e yakışır şekilde… 

Şimdi aklıma erkek deyince arayacak diye, işi bitecek diye, vakti olacak diye, evlenme teklif edecek diye, edince vazgeçmeyecek diye beklenen, ama bir türlü bunu gerçekleştirmeyen kişiler geliyor. Çünkü onlar bulunmaz Hint kumaşı, her yerse bekar ya da dul kadın kaynıyor.Yorum yorum yoruldum artık… Bir erkek de benim dediğime uysa… Benim dediğim saatte buluşsa, ille de sevgililikte cinselliğe çabucak adım atmasa, zaman tanısa, beraber olunca kadını hafifsemese, evlilikten ve çocuk sahibi olmaktan bu kadar korkmasa, bütün işleri arasında sevgilisi en son sırada yer almasa… 

Olsayla bulsayla geldik 40 yaşına. Allah sonumunuzu hayreylesin. 40 ve 50’sinden sonra ilk ya da ikinci evlilik çok zor, çok zor… Bırakın yürütmeyi, kararı vermek, verince caymamak zor… Siz siz olun, evlenecekseniz mümkünse 30’unuzu sakın ha geçmeyin. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu duygular düşünceler bana çok tanıdık geldi. Maalesef beyler evlenmekte çok çekimserler, evleneceklerinde de 30 yaş civarını tercih ediyorlar. Neyse ki istisnai durumlar da oluyor, siz de bu beyefendiye bir daha asla yazmayın ve kaderinize yeni şanslar tanıyın. 40 yaş ümitlerin tükenmemesi ancak -çocuk sahibi olmak açısından- acele edilmesi gereken bir yaş eşiği. Selamlar

beyazışık 
 31.10.2011 13:27
 

Ne yazık ki müşkülpesent insanlarla karşılaşmak mümkün hayatımızda.Ama onların kararsızlıkları sonucunda hayatımızdan çıkıp gitmeleri veya gönderilmeleri inanın çok daha hayırlı olur.Bu tip insanla evlilik zaten yürümez ki.Erkek kararlı olur, sözünün arkasında durur...Mutlu kalın...:)

Ayşegül HAYVAR 
 11.09.2011 23:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 634
Kayıt tarihi
: 01.02.11
 
 

ODTÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. İlgi alanlarım edebiyat, sinema, tiyatro, TV..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster