Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
780
 

ikinci olma hissi

ikinci olma hissi
 

Bu yazılanları ancak böyle bir ilişki yaşayan daha doğrusu böyle bir sevdaya düşen anlayabilir. Sevda diyorum çünkü işin içinde sevgi aşk yoksa zaten insan takılmıyor. Anlık mutluluklarla vakit geçirerek ve çıkar gözeterek yaşayıp bitiriyor içinde bulunduğu yanlış ilişkiyi. Bizim gibi kadınlar, yani ikinci kadınlar çoğu zaman ikinci olmayı kabul ettikleri erkeklerin, eksik mutluluklarının, eksik özlemlerinin, eksik aşk hayatlarının tamamlayıcısıdırlar. İkinci kadınların da duyguları olduğu kimsenin aklına gelmez. Onlar, kısıtlı zamanlarda kırık aşkların tamircisi, eksik duyguların, ihtirasların tamalayıcısı vazifesini görürler. Sürekli mutlu gözükmelerinin ötesinde tercih edildikleri için sevinip sevinmemek arasında gidip gidip gelirler. Bir adamın başka bir kadına, eşe, eve ve belki de çocuklara sahip olduğunu bilerek sevmeye devam eden kadının yaşamı, bir enkaz altıda sıkışıp kalmış çaresiz insandan farklı değildir.Bile bile ateşe yürmeye devam eder. Kenara çekilmez, çekilemez sevdalıysa. Aslında ikinci kadın olmak, ateşin ortasına atlamak kadar cesaret gerektirir. Zaman ilerledikçe fazladan geçirilecek bir saat bile kıymetlidir onun için. En çok istediği şeylerin başında, sevdiği adamla bir gece dahi olsa birlikte kolları arasında uyumak ve yeni bir güne beraber uyanmak vardır. Fakat bunun imkansız olduğunu bilir. Çünkü o adamın bir karısı ve yaşadığı bir evi vardır. bazen ürküp aniden uyandığınız gecenin bir saatinde, bazen bir bardak su içmek için bölünen uykuda bazen de uyku tutmayan gecelerde sevdiği adamın karısının yanında uyuduğunu bilmek ne kadar zordur, başedilmez ve acı vericidir. Aslında erkekler düzenli bir hayata sandığınızdn daha çok düşkünüdür. Ve hiçbir erkek çok büyük bir sorun olmadan düzenini bozmak istemez. Eğer ayrılma söz konusuysa da bu ikinci kadının yüzünden değildir. Genelde birinci eş aldatıldığını öğrenir ve ilişkiyi bitirir, ilk kadın ayrılmadıkça da üç kişilik aşkta ikinci kadın kaybeder. Bazı durumlarda ise eş aldatıldığını öğrense bile evliliğini bitirmez. İkinci kadının günün sonunda gideceğini bilir. Zafer çığlıkları eşe ait olur. Kendini adayan ikinci kadına değil.
İkinci kadın, ilişkide hep “keşkeleri” olan taraftır. Çoğu zaman başına gelen bu “üç kişilik aşk” yüzünden kendini suçlar. Kurduğu hayaller, umutlar hep keşke ile başlar ve devam eder. Keşke demeyi hiç sevmeseniz bil “Keşke” en çok kullandığınız kelime olur. Dilinize dolanan o kelimeyi hayatınızdan çıkarmak istiyorsanız  üç kişilik aşk üçgeninin parçası olmamaya çalışın. Bu ilişkiye başlamışsanız, size ne kadar zor gelse de mantığınızı devreye sokarak bitirmeye çalışın. Her şeyden önce “ikinci kadın olmak”tan kurtulmayı istemelisiniz. Siz bunu hak etmiyorsunuz. Bu, bir tür bağımlılık yanı sıra kendi kendinizi hapsetmek, ellerinizle hayatınıza son vermektir. Gerçekten kendinize hak ettiğiniz değeri vermek istiyorsanız çaba göstermelisiniz. Ertelenmek yerine değer görmek, yasaklar verine özgürlük ve ümitsizlik yerine mutluluk size daha iyi gelecektir. Unutmayın; hiçbir acı kalıcı değildir. İkinci kadınlar günün birinde kaybedeceğini ve birinci kadının tercih edileceğini bilmelidirler.

Son bir söz " Uğruna fedakarlık etmediğin sevgiyi yüreğinde taşıyıp da yük etme" demiş Can Yücel. Ben de diyorum ki " Uğrunda fedakarlık etmeyeceksen eğer sevme , sevgin ile bağlayıp da karşındaki insanı aklı ile kalbi arasına hapsetme"?

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Varoluşumuzun gayesi en önemli sevgi ve onun meyvesi aşkın eksik vu kusurlu yanlarını giderip bizlerin koruyucusu en değerli aklımızın sözüne,sohbetine kulak vermeli,ruhla bedenin ahenkli ve uyumlu dostluğunu sürdürmeliyiz...Anlamlıydı!Selamlar.

Abbas Oğuz 
 28.08.2015 12:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 417
Kayıt tarihi
: 16.02.10
 
 

Yazmak, ekmek gibi su gibi.... Ruhumun nefes alması gibi.... Hayatı tanıyabildiğim, kavrayabildiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster