Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
18806
 

İktidar (Güç) ve Otorite

İktidar (Güç) ve Otorite
 

Otorite


Sosyolojinin kurucularından Alman düşünür, sosyolog ve ekonomi politik uzmanı, Modern antipozitivistik sosyoloji incelemesinin babası, sosyolojiyi metodolojik olgunluğa ulaştıran Max Weber, siyaset sosyolojisi ve eğitim sosyolojisi alanında yaptığı araştırmalarıyla da tanınır. Marx'ın sınıf temelli çözümlemelerinin yerine statü kavramını getirmiş olup, Bürokrasi üzerine çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Max Weber, her toplumun, bir kısmının direnişine rağmen arzu edilen sonuçları elde etme yeteneği olarak tanımladığı iktidara (güce) dayalı olduğunu iddia eder. İktidarın kullanımı, bir toplumun politik yaşamını yönlendiren formel (biçimsel) bir organizasyon olan hükümetin işidir. Hükümetler halklarından itaat beklerler; çoğu zaman insanlar toplumun siyasal sistemini kabul ederler ya da en azından saygı duyarlar. Weber’e göre, hiç bir hükümet, eğer itaat sadece kaba güçle sağlanıyorsa uzun süre iktidarda kalamaz. Ayrıca herkesi takip edecek ya da baskılayacak bir polis gücüne de sahip olması imkânsızdır. O nedenle, hükümet insanların gözünde kendisini meşru göstermeye yönelir. Weber’in bu açıklamaları bizi onun otorite, insanların zora dayalı olmaktan çok meşru olarak algıladıkları iktidar kavramına götürür. Weber üç tip otorite tespit eder.

Geleneksel Otorite

Weber’e göre sanayi önceki toplumlar köklü kültürel örüntülere duyulan saygıyla meşrulaştırılan bir güç olan geleneksel otoriteye dayanmaktaydı. Nüfusun kolektif hafızasıyla örülmüş olarak geleneksel otorite, insanların genellikle soydan geçen bir liderlik sistemini kabul etmesi anlamına gelir; zira hep öyle olagelmiştir. Geleneğin gücü iyi de olsa, kötü de olsa çok güçlü olabilir, insanlar geleneksel yöneticileri tanrı gibi görürler. Geleneksel otorite toplumlar sanayileştikçe geriler.  Modern bilimsel düşünce, endüstriyel üretimin gerektirdiği uzmanlaşma, göçten kaynaklanan kültürel çeşitlilik ve toplumsal değişmeler, bunların hepsi geleneği zayıflatmada bir araya gelir.

Rasyonel-yasal otorite

Weber rasyonel-yasal otoriteyi (bazen ‘bürokratik otorite’ olarak da adlandırılır), yasal olarak yürürlüğe girmiş kurallar ve düzenlemelerle meşrulaştırılan güç olarak tanımlamıştır. Bu otorite, meşru otoritenin işleyişinde meşrulaşmış bir iktidardır. Weber’e göre, bürokrasi modern toplumlarda rasyonel düşünceye yönetilen örgütlenme tipidir. Bürokrasiyi destekleyen aynı rasyonel dünya görüşü geleneksel adetler ve pratikleri de aşındırır. Geçmişe bakmak yerine günümüzün yüksek gelirli toplumlarının üyeleri, adaleti formel olarak düzenlenmiş hukuk kuralları aracılığıyla ararlar.

Rasyonel olarak düzenlenen kurallar günlük hayatta iktidarın kullanımına da rehberlik eder. Örneğin dekanların ve öğretmenlerin otoritesi, üniversitelerde ve bürokratik kurullarda edindikleri makamlara dayanır. Aynı zamanda polis de yasal rasyonel otoriteye dayanır. Geleneksel otoritenin aksine yasal rasyonel otorite, aileden değil fakat devlet organlarındaki bir konumdan kaynaklanır. Geleneksel birmonark yaşamı yönetir, modern bir başkan ya da başbakan iktidarı, otoritenin kişide değil makamda yattığını gösteren hukuka göre kabul eder ya da bu iktidardan vazgeçer.

Karizmatik otorite

Son olarak Weber, gücün karizma (büyüleyici özellik) aracılığıyla otoriteye dönüşebildiğini iddia eder. Karizmatik otorite meşruluğunu olağanüstü kişisel niteliklerden alarak sadakat ve itaati sevk eden güçtür. Geleneksel ve yasal-rasyonel otoriteden farklı olarak karizmatik otorite kişinin soyuna ya da makamına değil, daha çok kişiliğine dayanır. Karizmatik liderler, tarih boyunca görülmüşlerdir. Kendi kişisel becerilerini kullanarak kitleyi taraftarı haline dönüştürmüştür. Genellikle kendi kullarını koyarlar ve statükoya meydan okurlar: Mustafa Kemal Atatürk, Hz. İsa, Hitler, Gandhi, Martin Luther King Jr., Malcolm X. gibi.

Tek başına Otoriterizmi tanımlarsak eğer; Bazı ülkelerde, halkın siyasette söz hakkına sahip olması engellenir. Otoritercilik ya da otoriterizm, halkın yönetime katılmasını engelleyen bir siyasal sistemdir. Otoriter bir yönetim halkın ihtiyaçlarına kayıtsızdır; liderlerini seçmede onlara söz hakkı vermez ve muhalefete ya da düşünce farklılığına yanıt verirken zor kullanır. Mutlak monarşiler ya da askeri cuntalarda olduğu gibi.

Şimdi bütün bu bilgilerle Ülkemizin yönetimi arasında bir rabıta var mı acaba?

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 730
Toplam yorum
: 3075
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 2131
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster