Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
574
 

İktidar korkusuyla yaşamak...

İktidar korkusuyla yaşamak...
 

Sadece korkuya dayalı bir iktidar, eninde sonunda seni avucunun içine alır. Hele bir de sen de, o iktidara gönüllüysen!...


Oldukça normal, oldukça demokratik yollarla gelirler iktidara; sonraki uzun yıllar boyunca, yönetecekleri halka iktidar korkusu yaşatacak olanlar...

İlk görünüşte, oldukça çalışkan, sistemli ve idealisttirler; hem de halk adına!...

Yüce idealleri!, yapılacak çok çok büyük! işleri vardır onların...

Hep halk ideallerinden, ideal halklardan dem vurur, ülkelerinin aydınlık, müreffeh geleceğine de kalpten inanır, sarsılmaz bir inançla iman eder! onlar...

En büyük hedefleri, en büyük güvenceleridir aynı zamanda onların...

0 da bir an önce ve kesin olarak halkın sarsılmaz güvenini kazanmak...

Bu arada her şey yavaştan yavaştan, inceden inceye değişmeye başlamıştır bile; kimseciklere farkettirmeden; kimsecikleri tatlı rüyalarından uyandırmadan...

İktidarı eleştirenlerden, iktidara muhalif olanlardan hafif hafif şikayetçi olmaya, serzenişte bulunmaya başlar önce; halkı uzun yıllar boyunca, iktidar korkusuyla yaşatacak olanlar....

Sonra serzenişlerinin, yakarışlarının yerini, daha yüksek sesle söylenmeler, daha yüksek perdeden uyarılar almaya başlar...

Ve bir gün, bir de bakarsınız ki, artık sadece azarlayan, tehdit eden, emreden birileri vardır karşınızda...

Hiç de şaşılacak bir durum değildir bu... Çünkü her şey yavaş yavaş, göstere göstere gelmiştir; tam da üzerinize doğru... Geleni göremediyseniz o başka!... İktidar sahipleri ne yapsın şimdi; Allah aşkına?!! Doğruya doğru şimdi!...

Koca bir halka yıllar boyu iktidar korkusu yaşatacak olanlar, sürekli uygun zamanı kollarlar ve her konuda zamanlamayı doğru ayarlamayı, mükemellikten de üstün bir kusursuzluk içinde yaparlar...

Bir yandan sendikalar, bir yandan dernekler, bir yandan da kıyıda, köşede kalmış ne kadar sivil toplum örgütü varsa, bazen güzellikle, güzellikten anlamayanlarsa, anladıkları dilde ikna edilirler! durmaları gereken yerlere...

Bir taraftan kendilerinden görmedikleri sermayedarları adam edip! hizaya sokarken! fazlasıyla işinin ehli olanlar! Öte yandan, göz göre göre, insanların gözünün içine baka baka, kimsenin itiraz edemeyeceği, inkar edemeyeceği bir biçimde de kendi sermayedar gruplarını yaratırlar; hem de kimseciklerden zerre kadar bile çekinmeden...

 Yargıyı önce terbiye etmeyi denerler!... Olmadı... İçlerinden bazılarını o günün geçerli akçesiyle ikna etmeye!, bazılarını da zaaflarıyla vurmaya, yanlarına çekmeye, şantajla boyun eğdirmeye, diz çöktürmeye çalışırlar; hem de hiç çekinmeden...

Örgütlemeyi çok iyi bildikleri polis devlet sayesinde, toplumun sevmedikleri bölümünü fişleyebildikleri kadar fişlerler; günü, zamanı geldiğinde, o fişleri diledikleri gibi kullanabilmeleri için...

Hoşlanmadıkları, muhalif gördükleri medyanın yerini çoktan dikensiz gül bahçeleri almaya başlamıştır bile!...

İktidarın başarısı değil, başarısının ne derece üst düzeyde olduğu tartışılır; arasıra onları eleştirirmiş gibi yapan, cici basınlarında!

Koca bir toplumu korkutup, sindirip, kuzuların sessizliğine bürüyecek olanlar; tabi ki kendi ordularını, kendi komuta kademelerini de sabırla inşa etmekten! her sözlerini daha iki dudakları arasından çıkmadan emir kabul edecek, her isteklerini onları üzmeden, yormadan harfiyen yerine getirecek olanları! şaşılacak bir ustalıkla arkalarında el pençe divan durmaya! ikna ederler. Hem de hiç zorlanmadan...

O cici ülkelerini idare ederken, azıcık köşeye sıkıştıklarında, azıcık çuvalladıklarında, yönettikleri ülkenin, devletin, halkın kutsal sembolerine, tarihi kişiliklerine dil uzatmaktan, laf sokuşturmaktan, yargısız infazlar yapmaktan, sadistlik derecesinde zevk alırlar. Çünkü karşılarındakiler, artık sadece tarih olmuşlardır, hiçbir sözlerine karşılık veremez, hiçbir şekilde kendilerini ve yaptıklarını savunamazlar.

Meydan yanlızca yönettikleri toplumu iktidar korkusuyla afyonlayanlara kalmıştır artık! Sadece korkuya dayandırdıkları iktidarlarına güvenenler, kendi kendileriyle gölge boksu yapabilecek kadar! özgür ve kendilerini güvende hissederler.

Ancak şaşılacak düzeyde de vehim sahibidirler. Azıcık hoşlarına gitmeyen bir toplumsal kıpırdanma, toplumsal bir uyanışın belirtileri ortaya çıksa, ne kurulmadık kumpas, ne yazılmadık paranoya senaryoları kalır! Hatta o iktidarın içinde, paranoid şizofrenler bulmak bile mümkündür artık.

Kurdukları hafiyelik düzeni, en düzgün, en kendine güvenli insanı bile, kendinden şüpheye düşürebilir.Korkmayın sakın.

Havada öyle bir tedirginlik, öyle rahatsız edici bir belirsizlik vardır ki, benim diyen adam bile klinik düzeyde kendinden şüpheye düşebilir.

Zaten milyonları iktidar korkusuyla bir yaşatıp, bir öldürmeyi düşünenler de, tam da böyle bir ortamı istemekte hatta hayal etmektedirler haliyle...

Çünkü en kötüsünden bir netlik bile, bin türlü belirsizliklerden binlerce kat daha iyidir bence.

En sonunda, yönettikleri toplumu iktidar korkusuyla yaşatmayı becerebilenler, bir gün toplumun manevi dünyasını, öbür gün günlük hayatını, diğer bir günse, en ufacık işlerini bile allak bullak ederler.

Ve insanları o kadar veremi gösterip, sıtmaya razı ederler ki, günlük geçim kaygısından başka bir şey düşünemeyecek kadar yoksullaşan, işsizleşen, kendini güveni sistemli bir şekilde yok edilmiş olan halk, azıcık iyiyi gördüğünde, sevincinden ne halt edeceğini şaşırır; hatta mal bulmuş mağribi gibi bulduklarının, gördüklerinin üstüne atlayıverir; hem de balıklama, hemde kendisine ne olacağını zerre kadar bile düşünmeden, düşünemeden...

Ve öyle bir gün gelir çatar ki... Artık hiçbir şey düşünemeyecek, hiçbir şey yapamayacak, hiçbir laf edemeyecek kadar uyuşmuş, uyuşturulmuş olan halk; kendisine ne verilirse, ona razı olacak, öpüp başına koyacak kadar uygun kıvama getirilebilmiştir artık! 

Halkı o kıvama getirebilenlere koskocaman bir aferin! Uygun kıvama getirilen halk!, o halkı yönetecek olanlara hayırlı, uğurlu olsun!

Tam da, başlarına geçtikleri toplumu, sadece iktidar korkusuna dayanarak yönetmek isteyenlerin dilediği, beklediği, hayal ettiği gibi bir durumdur bu... Vatan, millet veherkes için hayırlara vesile olsun!...

E daha ne olacaktı ki güzel kardeşim?!! Bundan iyisi can sağlığı, bundan iyisi Şam'da kayısı...

Hazır Şam'a girmemize şunun şurasında ramak kalmışken!... Değil mi ama?!! 

Şimdi bana sakın Ne Arabın yüzü, ne Şam'ın şekeri! Demeyin haaa! Bak çok darılırım sonra!...

Not: Yazıda kullanılan görsel www.beynet.com adresinden alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok tanıdık geldi bahsi geçen yerler, yönetenler ve yönetilenler Cem bey; Tam kıvamına getirdiler dut yemiş bülbülden farksızız vallahi elinize sağlık selamlar

Cemile Torun 
 05.08.2012 0:29
Cevap :
İyi pazarlar sevgili Cemile hanım... Benim bütün çabam, olanı olduğu gibi, kendimi olduğum gibi anlatabilmek... Bunu ne kadar becerebildiğimiyse, ancak beni okuyanlar analiz edebilir, takdir edebilir bence... Cemce sevgilerimle...  05.08.2012 14:18
 

Ne o Hocam, Nazi rejiminden mi bahsediyorsun yoksa?

Erdal Ceyhan 
 04.08.2012 0:34
Cevap :
Yazıyı yazmaya başlarken, Hitler'in Almanya'sına, Musoluni'nin İtalya'sına uğradım ama... Yazının sonunda, yolumun bittiği yerde, vardığım yer, içimi acıtan, canımı yakan ülke, oralar değildi ne yazık ki... Cemce sevgilerimle...  04.08.2012 16:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1741
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster