Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
132
 

İktidar uğruna

İktidar uğruna
 

yazar ata altın


BDP Genel BaşkanıSelahattin Demirtaşher fırsatta Kürtlerin uğradığı mağduriyetleri dile getirmeye devam ediyor, açılım sürecinde ciddi ciddi bir Türkiye partisi sorumluluğu içerisinde davranmasıumut vericiydi. Bu tutumuna paralel olarak, Kürtlerin mağduriyetini ele alışşeklinde de bir değişiklik beklenirdi ama olmadı.

Beklenirdi ki; Diyarbakır ceza evindeki zulüm ve işkencelerin aynısı, Mamak Askeri Cezaevinde de, Metris Cezaevinde de, Maltepe veya Bayrampaşa’da da yaşandıdesin. Diyarbakır’daki mahkûmlar Kürt oldukları için değil, Mamak’takiler ülkücüolduklarıiçin değil, Metristekiler devrimci olduklarıiçin değil, hepsi aynızulmün kurbanıolduklarıiçin öldüler desin, ama demedi.

O yine kendi sazını çalmaya devam etti, yine ayrılıkçı söylemlere devam etti. Kürtlerin başına daha büyük felaketler gelse sanki sevinecekmişgibi bir söylem sürdürüyor. Söylemler gösteriyor ki Kürtlerin nasıl yönetildiği değil, neler yaşadığıdeğil, kendi iktidarıonu ilgilendiriyor. Kürtler üzerinde bir iktidar kurmak ve bu güne kadar eli silahlı adamlarıyla sindirdiği halk üzerinde, yoldaşlarıyla birlikte proleterya diktatörlüğübenzeri bir hükümet kurmak istiyor.

Fakat Selahattin Demirtaşbilmelidir ki; Kürtler baskıya boyun eğecek bir halk değildir. Eli silahlıadamlarıyla masum halka saldırarak başeğdirmek istediğinde, silaha sarılan koruculardan bunu anlamalıydıama demek ki anlamamış.  Demek ki korucuların, ona ve onun yandaşlarına, Kürt halkıüzerinde bir saltanat kurma hakkınıvermeyeceğini görememiş. Kürt halkının silahla sindirilemeyeceğini, Doksan üçHarbinde Ruslar, Birinci Dünya Harbinde İngilizler gördüama Demirtaşve yoldaşlarıgörememiş. Kürtler diğer kardeşleriyle birlikte yedi düvele başeğmemiş, istiklal uğruna hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağınıİstiklal Harbinde de göstermiştir, yine gösterir.

Selahattin Demirtaş, Kürtler esir edilemeyeceğini dünyaya göstermekle kalmamış, adına Türkiye dedikleri vatanıyine diğer kardeşleriyle birlikte kurmuştur. Bu etnik fitnenin kafalarıbulandırmasıyüzünden akıllara şimdilerde ‘’neden adına Türkiye demişler’’sorusu gelebilir, ama bu şeytani fitnenin çok basit bir cevabıvar. O zaman bu fitne yoktu ve bu etnik ayrışma inançlarına göre günah sayılıyordu, hiçbir etnisite bu iddiada değildi ve hepsi bir araya gelerek Türkiye oldular Türk oldular, yoksa zaten Türk diye bir etnik grup yoktur. İçinden Kürt çıkarırsan geriye kalanına Türk de denemez.   Bir tek cümlede özetlenen bu görüşün arkasında en az bir milyonluk bir kitle vardır. Korucu kitlesinin benimsediği bu fikrin detaylarını merak eden olursa onlardan öğrenebilir.

Korucular bir siyasi parti değildir ama bu ülkenin asıl sahipleridir. Halktır, halkın kendisidir, silahla sindirilemez ve etnik tuzaklara kanmazlar, bin yıllık geleneği bin yıllık geleceğe taşımaya ahdetmişlerdir, azmetmişlerdir, silahlı zorbalara başeğmezler. Kürtleri kim bu azminden döndürmek isterse aynı hüsrana uğrayacaktır. Onlar proleterya diktatörlüğüne de, ırkçıfaşizme de aynı tepkiyi verecek, ayrılıkçı fikirlere karşı bu ülkenin tamamının sahibi olduklarını her fırsatta haykıracaklardır.

Kürtler kendi kaderini tayin hakkını her seçimde kullandıklarının bilincindedir. Kendi kaderlerinin bu ülkenin tamamıyla birlikte yazıldığına inanırlar ve bu ülkenin tamamının uğradığımağduriyetlere karşıyine bu halkın tamamıyla birlikte mücadele edeceklerdir. Yoksulluklara, haksızlıklara karşıbölünerek değil birlik olarak daha iyi mücadele edileceğini bilirler. İstanbul olmadan Diyarbakır’ın olamayacağını, İzmir olmadan Mardin’in kalkınamayacağını, bir oğlunun Hakkâri’de çobanlık yapması için bir oğlunun Ankara’da olmasıgerektiğini iyi bilirler. Bin yıllık birlikte yaşama geleneğini, bin yıllık birlikte yaşama geleceğine taşıma idealinden asla vazgeçmeyeceklerdir.

Selahattin Demirtaş’ıdinlerken, ilk zamanlar masum bir dikkatsizlik veya kendi tabanına seslenen bir siyasetçi için normaldir diyerek önemsememiştik ama çözüm sürecinde olumlu bir hava estirmesine rağmen ayrılıkçısöylemlerden vazgeçmemesinden anlaşılıyor ki, Kürtleri ayırıp onlar üzerinde bir diktatörlük kurmaktan vazgeçmemiş. Saddam zulmünüaratacaksa Barzani de Kürtler için kurtuluşdeğildir, Diyarbakır cezaevinde kendisi koruculara işkence yapacaksa Selahattin Demirtaşda Kürtler için iyi bir idareci değildir. Demokrasi içerisinde şerefleriyle yaşadıktan sonra diğer kardeşleriyle birlikte kurdukları bu ülkede, yükselttikleri bu bayrak altında her mağduriyeti, her mahrumiyeti aşacaklardır. Diğer kardeşlerini zulümler ve mağduriyetler içinde bırakıp Selahattin Demirtaş’ın vaat ettiği ayrılık cennetini de verseler Kürtler mutlu olmayacaktır. Kuracağıidarenin Kürtler için bir cennet hayatıveya bir asr-ısaadet olmayacağınıanlamak çok da zor değildir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 503
Kayıt tarihi
: 12.03.12
 
 

AİBÜ uluslararası ilişkiler mezunuyum. Ülkenin; iç ve dış politikları üzerine makaleler yazmaktay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster