Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
759
 

İktidara anlatamadık da bari muhalefet anlasa

İktidara anlatamadık da bari muhalefet anlasa
 

Türkiye hayvancılığının çöküşü yeni değil. 1980’li yıllardan bu yana hayvancılığı geliştirmek adına atılan her adım hayvancılığın biraz daha çöküşüne yol açtı. Benzer hatalara defalarca düşüldü. Hatalardan dersler çıkarılarak sürdürülebilir bir hayvancılık politikası ortaya konulamadı. Olacağı belliydi. Balıkesir'in Bandırma İlçesi'nde üretim yapan ve yaklaşık 21 bin baş besi hayvanına sahip Banvit, besicilikten çekildiğini açıkladı. 

Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Görener verdiği demeçte: "Maliyetlerimiz 15-16 lira arasında, ithal ürün ise ülkeye 10 lira civarında giriyor. Yani 10 liralık ithal et ile 15 liralık yerli üretimin baş edebilmesinin imkansızlığı ortada. Biz de normal bir üretici gibi damızlık üretimimizi durdurma kararı aldık." dedi. Devamında Banvit'in kırmızı et sektöründen çekilmediğine işaret eden Ömer Görener: "Bizim müşterilerimiz var. Yaptığımız satış var. Biz besi üretiminden çekiliyoruz, kırmızı et için hayvan beslemeyeceğiz artık. Peyderpey elimizdeki 21 bin büyük baş hayvanı elden çıkaracağız. Bu süreç 8-10 ay kadar sürecek. Ama bu müddet içerisinde ve ondan sonra sucuk salam üretmeye devam edeceğiz. Elimizdeki hayvanları tükettikten sonra üretimimize büyük ihtimale bu rejim altında ithal hayvanlar ile devam edeceğiz.” Peşinden gazetelerde başka bir haber yer aldı: ”Banvit'ten sonra Koç Holding'in çiftliği Harranova da besicilikten çekilme kararı aldığını açıkladı. Çiftlik kesilenin yerine yeni hayvan almayacak.” Koç Holdingin besicilikten çekilme gerekçesi ne? 

Kendileri söylüyor: “Bugünkü politikasıyla besi hayvanı almak demek yüzde 30-50 zarar etmek demek. Piyasada ithal karkas etin kilosu 10-12 liradan satılırken bizim besicilik yapmamız olanaksız. İthal edilen besi hayvanının canlı olarak kilosu 7.5-8 liradan alınsa bile besi sonrası 10-11 liraya mal edilemiyor. En az 13-14 liraya geliyor. İthal karkas etin kilosu 10- 12 liradan satıldığına göre besicilikten para kazanmak mümkün mü? İster yerli besi hayvanı alın, isterse ithal alın, maliyetiniz karkas etin üstünde kalıyor. Bir de risk alarak bu hayvanları besliyorsunuz. Besi yapanlar piyasa koşullarına göre yüzde 30 ile yüzde 50 oranında zarar ediyor. Hiç kimse zararına bu işi yapmaz. 

Bu nedenle uygulanan ithalat politikası ile besicilik bitti." Bunlar teknoloji kullanan, yem materyalini ucuza mal eden dev işletmeler. Üstelik kendi pazarlama ağlarını da kurmuşlar. Peki küçük işletmeler, sıfır faizli kredinin cazibesine kapılıp hayvancılık işine balıklamasına atlayan acemi girişimciler nasıl çıkacak işin içinden? Köylü sattığı ineğinin yerine yenisini zaten koyamadı. Köylü kızları da inek sağmayı çoktan unuttular. Çoğu köylü kadın şehirli havasında şimdilerde. Yiyeceği biberi, patlıcanı, domatesi, maydanozu bile ekmiyor. Televizyon dizilerinin müptelası olmuşlar. 

Kendilerini kente, en azından kasabaya atma telaşındalar. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğunun sıfır faizli kredi kullanması olanaksız, çünkü ipotek verecek arsaları, apartman daireleri yok. Ahırları hala boş. İşi meslek edinmiş bu insanların ahırını doldurmak kimsenin aklına gelmiyor. İpotek verebilen birçok kişi ise hayvancılık kredisini alıp başka işlerde kullanmaya yöneliyorlar. İyi de yapıyorlar. Bu uygulamalarla hayvancılığa girmiş olsalardı hepten yanacaklardı. İzlenen politikaların sonuçları ortada iken Hükümet ne yapıyor? Et fiyatlarını düşürdük diye öğünüyor. Et yemeyen, et almaya parası yetmeyen halkımız et fiyatları düştü diye seviniyor. 

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ithalat nedeniyle Banvit ve Koç Holding’in besiciliği bıraktıkları yönündeki açıklamalarıyla ilgili olarak:"Bizim işimiz Türkiye’de vatandaşlarımızın, tüketicilerimizin ucuz ete ulaşmasını sağlamaktır. Firmalar kendileri kar zarar hesabını yapıyor, nerede daha fazla kar görüyorsa oraya gidiyor" diyerek politikalarının doğruluğunu savunuyor. Görünen o ki yine geçmiş yıllarda yaşananlar yeniden yaşanacak. İflaslarda en çok zarar görenler bu işe balıklama dalanlar olacak. Besiciler kapıya kilit vuracak, süt üreticileri yanacak, hayvanı başına dert açacak. Yine geyikler tilkinin oyununa gelerek aslanlara yem olacaklar. Kaybedenler sadece üreticiler olmayacak tabi tüketiciler de kaybedecek. Yabancıların süt tozundan peynir, çıkma ineğinden et yemeye hem de yüksek fiyata devam edecekler. 

Mis kokulu yerli etin kokusunu bile unutacaklar. Yaşananlara baktığımızda çıkarmamız gereken çok önemli dersler var hayvancılık sektörü için. Yine de hatırlatalım. 1.Hayvancılıkta tekelleşme, çok büyük işletmelerin kurulması risk yaratır. Kâr elde edemedikleri anda alandan derhal çekilirler. Banvit ve Koç Holdingin yaptığı gibi. 2.Süt fiyatları sürdürülebilir seviyede olmalıdır. Sütün para etmemesi, et krizini kaçınılmaz kılar. 3.Hayvancılık denge aracıdır. İnsanlara balık yakalamayı öğretmenin, üretime yöneltmenin yöntemlerinden birisidir. Esas desteklenmesi gereken küçük ve orta boy işletmelerdir. Bu anlayış piyasalarda istikrar ve rekabet sağlar. Küçük ve orta boy hayvancılık işletmelerinin bir anda sektörden çekilme güçleri ve lüksleri yoktur. 4.Türkiye, dünkü Türkiye değildir. Türkiye’yi yönetmek isteyenlerin Türkiye’ye ilişkin yeni bir tespite ihtiyaç olduğunu görmeleri gerekir. Söylemler ve eylemler bu tespite göre şekillendirilmedikçe, anlama ve anlatmaya ilişkin sorun çözülmedikçe tas da değişmeyecektir hamam da. İktidara anlatamadık da bari muhalefet anlasa. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 838
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster