Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
493
 

İktidarda iktidarlaşan parti; AKP

İktidarda iktidarlaşan parti; AKP
 

Sadece Türkiye siyaset tarihi değil içinde bulunduğumuz batı demokrasi sürecinde görülmemiş bir tekrarla iktidar partisi girdiği her genel seçimde oylarını sayısal ve yüzdesel olarak arttırarak büyük bir zafer kazanıyor. 

AKP’nin neden çok oy aldığı ve Türkiye seçmeninin alternatifsiz olarak arkasında durduğu sorusunun cevabı için demokratik bir tercihten çok ekonomik olduğunu düşünmeye devam ediyorum. Çünkü son iktidar döneminde demokratik kazanımlar ve açılımlar konusunda sürekli bir şeyler vaat etmesine rağmen bunların karşılığı görmek bir yana çok daha baskıcı ve özgürlüklerden kaçışın yaşandığı bir süreci hep birlikte yaşadık. 

Aslında yeni milenyumla birlikte yapılan her seçimle seçmen siyasetten biraz daha uzaklaştı. Siyasi düşünmenin gerisine geçti. Özellikle 2001 krizinden sonra ülkemizde yaşayan insanların birincil önceliği tüketim alışkanlıklarını devam ettirebileceği ekonomik ilişkileri sağlayan bir hükümeti iktidarda tutmaktı. 

İktidar bu ilişkileri sağlamakla kalmadı insanları birbirlerine bu ekonomik bağlarla birbirine de bağladı. Forbes sırlamasına giremese de yeni zenginler yarattı. Çok ilginç ticaret alanları oluşturuldu ya da yeniden organize edildi. 

Örneğin, geçim sıkıntısı yaşayan insanların rahatlıkla alışveriş yapabildikleri süper market ağları oluştu. Bu marketler kısa süre içinde inanılmaz ekonomik büyüklüğe ulaştı. Hatta İstanbul’un ticaret merkezine Avrupa’nın en yüksek katlı binalarından birini yaptı. 

Yepyeni inşaat şirketleri ortaya çıktı ve dünyada gayrimenkulden kaynaklanan bir kriz yaşanırken Türkiye’de bir anlamda konut sektöründe bir patlama yaşandı. 

Zaten ülkemizde inşaat sektörü bankacılık dahil olmak üzere bir çok bileşeniyle birlikte sistemi destekliyor diyebiliriz. 

Ekonomik anlamda işlerin tıkırında gittiği bir sürecin içine kim neden çomak sokmak istesin ki? 

Ancak hiç unutulmamalıdır ki bugün reel anlamda çeşitli şekillerde insanlarımız daha borçlu hale gelmiştir. Sosyal hakları her geçen gün sınırlanmakta, çalışma saatleri her geçen gün karşılığı ödenmeksizin artmaktadır. Bunun etkilerini şimdi hissetmiyor ya da önemsemiyoruz. 

Bu yapıyı ayakta tutan ekonomik ilişkiler devam ettiği ve krize girmediği sürece AKP’nin karşısına bir alternatif çıkması mümkün gözükmemektedir. 

Liberalizmi en iyi uygulayan bir parti, onun hükümeti ve iktidarı varken insanlar neden alternatif arasın? 

Ayrıca dış politikada da insanların gururunu okşayan hamle ve uygulamaları olduğunu unutmamak gerekiyor. 

Bu seçim sonuçları CHP’nin geleneksel politikalarında ve vizyonunda en ufak değişiklikte dahi nasıl oy oranı ve sayısını arttırabildiğinin en güzel örneğini göstermiştir. Ancak CHP, AKP’nin ekonomik modeline alternatif yaratarak bir iktidar partisi durumuna gelemeyeceğini de görmesi ya da bilmesi gerekiyor. 

CHP’nin temel amaçlarından bir tanesi liberal arayışları liberalistlere bırakarak insanların daha fazla siyasallaşması konusunda politikalar üretmesi olmalıdır. 

Seçim sonuçlarına kısaca bir göz atmamız gerekirse; bu yazının yazıldığı zamanda yurt genelinde açılmamış sandık sayısı çok azdı. AKP %49, 9, CHP %25, 9, MHP %13 ve Bağımsızlar %6, 6 oy toplamış görünüyorlardı. 

2007 ile 2011 seçimleri arasında en fazla konuşulan konulardan bir tanesi seçmen sayısındaki artış olmuştu. Bu polemiği burada devam ettirmeyelim. 8 milyona yakın yeni seçmenin oy kullanmak için listelerde yerini aldığı görüyoruz. Geçerli oy sayılarını takip ettiğimizde iki seçim arasında bu kadar kişinin oy kullandığını da tespit edebiliyoruz. 

Bu seçmen sayısının yarısı oy tercihini CHP lehinde yapmış olması bu seçimin ilginç sonuçlarından bir tanesidir. Hiç kuşku yok ki bu artış zaten milletvekili sayısına da yansımış meclis sıralarında fazladan 23 kişi daha sokabilmiştir. 

 

2007 2011
Toplam Sandık 158.700 199.559
Kayıtlı Seçmen 42.799.303 50.411.080
Kullanılan Oy 36.056.293 43.905.739
Geçerli Oy 35.049.691 42.969.408
Oy sayısı % MS Oy sayısı % MS
AKP 16.327.291 46, 58% 341 21.441.562 49, 91% 325
CHP 7.317.808 20, 87% 112 11.131.067 25, 91% 135
MHP 5.001.869 14, 27% 71 5.579.345 12, 99% 54
Bağımsızlar 1.835.486 5, 23% 26 2.859.233 6, 65% 36
DP 1.898.873 5, 41% 278.140 0, 65%
GP 1.064.871 3, 03%
SP 820.289 2, 34% 534.229 1, 24%
Diğer 783.204 2, 27% 1.145.832 2, 65%

 

Yine bu seçimin ilginç sonuçlarından bir tanesi küçük partilerin artık bir bağımsız aday kadar bile yurt genelinde oy alamadığı “diğer” başlığı altındaki yüzdesinin düşmesidir. Bu da giderek varlıklarını anlamsız hale getirirken onların yarattığı ve baraj yüzünden çöpe giden oylar yüzünden garip dağılımlara neden olan sonucun bu seçimlerde etkili olmadığı, meclise milletvekili sokabilen partilerin seçim yerlerinde aldıkları oy oranına göre milletvekili kazanmış olmalarıdır. 

Eğer milletvekili sayısına bakacak olursak bu seçimden AKP ve MHP’nin önemli kayıplarla çıktığını söyleyebiliriz. AKP 16, MHP ise 17 milletvekili koltuğunu CHP ve Bağımsızlara yani BDP’ye bırakmıştır. 

AKP sayısal olarak seçmenin %50’sinin oy oranını almasına karşın önceki seçimlere göre daha fazla milletvekili çıkaramamasının meclis çalışmaları sırasında kendisi için dezavantaj oluşturacağı da bir gerçektir. 

Son söz… 

Bu seçim sonuçlarının siyasal olmadığı ile başlamıştım. Yine oraya bağlayalım. Türkiye hızla batı demokrasisinden uzaklaşıp, Ortadoğu ve mücavir alanındaki ülkelerin çizgisine çekiliyor. Başbakan, lider haline geliyor, değişmez, alternatifsizlik ön plana çıkıyor. İlerleyen zamanda bunu daha geniş bir şekilde konuşmamız ve düşünmemiz gerekiyor. 

http://twitter.com/uzaygokerman 

uzaygokerman@gmail.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu şekilde yazılan siyasi değerlendirmelere can kurban sevgili dostum. At gözlüğü ile siyaset yazanlara örnek olsun. Mantıklı, bilimsel analiz ve araştırmalar gerçeği ortaya koyar. Gerçek ise birdir, herkesin kendi gerçeği olmaz değil mi? :) Selamlar...

M.Talip Girgin 
 14.06.2011 0:48
Cevap :
Gerçeğin hepimiz bir tarafını tutup göstermeye çalışıyoruz. Umarım katkı yapmıştır. Çok teşekkür ederim. Sevgiler...  14.06.2011 12:11
 

anliyamadigim nokta; genel nufusun gelir ve standartlari artmadigindan bahis, demekki yanlis bir tez genelin standardinda artma var! Secmenin dogal olarak kendi yapisini mali olarak yukseltecek olana yonelmeside tabidir. Ustelik egitim yasinin 6.2 olan bir ulkeden bahis. Buyumenin gercek anlamda uretime bagli olmadigini da gozluyorum. Ithalata bagli borcla buyumenin de ne kadar saglikli oldugu , sicak paranin yaratacagi yaralarda malum o halde birileri dogruyu soylemiyor!!! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 14.06.2011 0:35
Cevap :
Benim de içinde bulunduğum inşaat sektöründe büyüme çok arttı. Zenginlik, birikim arttı. Ancak bundan ben pay alabiliyor muyum, bu sürecin içinde ben gelirlerimi arttırabildim mi? Hayır. Ancak sonuçta bir işte çalışıyorum. Bu şekilde çok örnek var. Temel mesele de bir şekilde çarkın dönüyor olmasıdır ve ülkenin krize girmemesidir. Kimse istemez umarım da öyle bir şey olmaz ancak bir krizin etkileri 2001'den çok daha derin hissedilecektir. Ancak AKP oy aldığı çevrenin standardını belli bir yerde tutmayı başarıyor. Eskiden gecekondu dediğimiz alanlar bugün gelişmeye başladı. Şehre dahil oldu, ekonomi yaratıldı. Saygılarmla...  14.06.2011 12:10
 

sayın yazar, akp nin %50'sini sadece ortak ekonomik sebeb ve çıkarlara bağlamanızı, bu %50 de demokratik anlamda hiçbirşey yapılmamış olmasını düşünmeniz, sağlıklı bir bakış mıdır. hatırlatmak isterim osmanlı da bir özlü söz vardır, " 3 kişi kafan yok diyorsa; yokla! " belki gerçekten yoktur. (herkesin kendini yoklaması ve durumunu gözden geçirip yeni bir duruş belirlemesi lazım gelmez mi?) ayrıca %50 oy almış bir partinin milletvekili sayısının düşmesi konusunda bir tespi yapmışsınız, doğru. peki empati yaptınız mı. (belki akp yüksek seçim kurulunu satın almıştır!) bu çok söyleniyordu..

Bekir KAYASOY 
 13.06.2011 9:10
Cevap :
Osmanlı'da baş insanın kendisine değil padişaha ait bir organdı. Bu nedenle kul onu padişadın vekili olarak taşırdı ya da bir süre kullanırdı. Zamanı geldiğinde de sahip onu can arkadaşı Pargalı da olsa almasını bilirdi. Bu anlamda vermiş olduğunuz örneğin yerine oturmadığını hatta belki de benim anlatmaya çalıştığım şeyin de tam karşılığına düştüğünü görüyorum. Bu yazının içeriğinden AKP'ye oy verenler ekonomik vermeyenler demokratik tercih yapmışlardır şeklinde bir anlam okunuyorsa bunu düzeltmek isterim. Tartıştığım şey bu değil. Hatta belki de iktidarı desteklemeyen tarafın demokratik tercihler konusundaki zaafları, boşvermişlikleridir belki de bugün yaşanılan siyasetsiz toplum olma olgusunun. Son cümlenizi latife kabul ediyor, cevapsız bırakıyorum. Saygılarımla...  15.06.2011 8:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2022
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster