Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
374
 

İktidardan beklediğim en önemli iki şey

İktidardan beklediğim en önemli iki şey
 

Sandıklar açılmadan, sonuçlar belli olmadan, kimin az, kimin çok oy aldığı anlaşılmadan, hükümetin nasıl kurulacağı, iktidarın nasıl oluşacağı, kimlerin muhalefette kalacağı tespit edilmeden, bu günkü seçimi kazanacak partiden (veya partilerden) istediklerimi ve beklediklerimi sıralamak istiyorum.

Aklımın erdiği zamandan beri büyük bir seçmen çoğunluğu, istemeye istemeye, "ehven-i şer = kötünün iyisi" diyerek bir partiye oy vermektedir. Oysa benim gönlümden geçen, herkesin severek, isteyerek, benimseyerek, güle oynaya, “oyumu şu partiye vermek istiyorum” diyerek iradesini belli etmesi, vatandaş olarak temsil yetkisini, inandığı, güvendiği bir partiye vermesidir.

Ne yazık ki yıllardan beri, sadece yapmak istediklerini ve bunu nasıl gerçekleştireceklerini anlatarak seçmene kendini tanıtan samimi bir parti göremedim. Özellikle iktidarda olanların yanlışları üzerine kurulu bir fasit daireye kapağı atan, aynı tekerlemeleri söyleyerek bizden oy istemektedir.

Türkiye’nin maalesef çözüm bekleyen çok önemli sorunları var.

Hemen sıralayacak olursak, ilk planda terör sorunu öne çıkar. Bunun bir sorun olduğunda ve çözüm beklediğinde herhalde kimsenin şüphesi yok. Ama nasıl çözüleceği konusunda seçime katılan partilerden hangisinin ciddi ve inandırıcı bir şey söylediğini hatırlıyorsunuz? Maalesef hiçbiri bu konuya değinmeyi bile düşünmedi.

Buna bağlı olarak bir Kürt sorunu veya daha hafifletilmiş ifadeyle bir Güneydoğu sorunu var. Böyle bir şey yok diyerek bunu ortadan kaldırmak mümkün mü? Siz Marmaris’e gider gibi Diyarbakır’a, Tunceli’ye, Şırnak’a, Batman’a, lay lay lom tatile, gezmeye, eğlenmeye gidebiliyor musunuz?

Peki “vatan bölünmez” hamasetiyle bu sorunun çözüleceğine inanıyor musunuz? Ya da bu sorunun ciddi olarak nasıl çözüleceğine dair herhangi bir partinin seçmene bir mesaj verdiğini hatırlıyor musunuz? Hayır…

Ülkenin bir eğitim sorun var. Derslik yetersizliği, okul yetersizliği, öğretmen yetersizliği, öğrencilerin maddi imkânsızlığı, dersane problemleri, sınav sorunları, yerleştirme kargaşası, açıkta kalanlar, meslek edinemeyenler, üniversiteye gidemeyenler, girip de okuyamayanlar, mezun olup da iş bulamayanlar… Uzayıp giden bir liste.

Peki bu seçim kampanyasında “ÖSS kalkacak” cümlesinden başka, eğitimle ilgili dertlerimizin nasıl çözüleceğine dair bir bilgi edindiniz mi? ÖSS’nin de nasıl kalkacağı konusunda yeterli ve doyurucu bir açıklama gelmedi. O zaman giderek artan nüfusumuzun bu önemli problemini kim, nasıl çözecek?

Ülkede bir sosyal güvenlik ve sağlık sorunu var. Emekli olmayı hak edemeyenler var. Farklı kurumlardan emekli olup farklı muamele görenler var. Sağlık sigortasından yararlanamayanlar var. Hastanelere gidemeyenler var. Zengin olduğu halde yeşil kartıyla devleti soymaya çalışanlar var. İlaçları devlete pahalı satmak isteyenler var. Var oğlu var. Seçime katılan partilerin hangisinden, bunlarla ilgili çözüm vadeden bir müjde aldınız?

Ülkede bir işsizlik sorunu var. Yüksek tahsil yapmasına rağmen gençler sokaklarda başıboş dolaşıyorlar. Ailelerine yük olmaya devam ediyorlar. Ülkede bir istihdam sorunu var. Mesleğinin ehli olanlar iş bulamazken, işin yabancısı olanlar iş sahibi olabiliyor. Haketmediği kadar kazananların yanında hakettiğini alamayanlar seslerini kimseye duyuramıyor.

Çalışanlar sigortalı olamıyor. Çalıştıranlar sigortalının masrafını ödeyemiyor. Vergi mükellefiyeti dürüstçe kaydını yaptıranların üzerine kalmış. Kayıt dışı ekonomiden sadece söz ediliyor, ama çözümü için bir yol aranmıyor. Dürüst mükellefler vergi borçlarını ödeyebilmek için yokluk çekerken, ya da ödeyemeyip perişan olurken, kayıt dışı ticaret yapanlar keyif çatmaya devam ediyorlar. Buna bağlı olarak bir gelir dengesizliği de söz konusu. Bu konularda sizi tatmin edecek bir çözüm ortaya koyan bir parti hatırlıyor musunuz?

Daha sıralasak liste uzar gider. Sonuç olarak açıkça ve dürüstçe partiler bu ülkeyi nasıl kalkındıracaklarını, toplumu nasıl bir seviyeye çıkaracaklarını, insanların derdini nasıl çözeceklerini anlatsalar, insanlar da bunlardan gönlüne en çok yatanı, akıllarına en uygun geleni tercih etseler ve gönül rızasıyla sandığa gidip oylarını kullansalar, daha iyi olmaz mı diyorum.

Şu anda uygulanan sistem, herkesin eksikliklerinin ve yanlışlarının ortaya konulmasıdır. Bu arada kişisel hırsları, zaafları, kaprisleri, derken işin içine iftiraya varıncaya kadar akla hayale gelmedik iddialar ortaya atılmaktadır.

Benim bu konuda, iktidara gelen partiden iki önemli isteğim ve beklentim var.

Birincisi, hangi parti iktidara gelirse, kendisi ve diğer partilerle ilgili ortaya atılan tüm iddiaları birer birer masaya yatırıp, sonucu belli oluncaya kadar, işlenen bir suç varsa cezası çektirilinceye kadar, iftira edilmişse özür dileninceye kadar üzerine gitsin ve kamuoyuna açıklasın.

İkincisi bu dönemden itibaren, meclisteki bütün partiler, diğer partilerin ve partililerin yaptığı yanlışları, hataları, kötü niyetli davranışları, millet menfaati taşımayan uygulamaları, ülkenin aleyhine olacak icraatları, anında millete duyursunlar, önlemini alsınlar, siyasi, hukuki ve idari açıdan gerekenleri yapsınlar.

Bu tür çarpıklıklar, seçim zamanı ortaya atılan bir malzeme olmasın. O güne kadar niye göz göre göre bu yanlışlığa ve haksızlığa ses çıkarılmamaktadır? En az o yanlışı yapan kadar “Ben bunu gerektiğinde kullanırım” diyerek seçim öncesinde bunu milletten saklayan zihniyet de aynı değil midir? Demek ki kullanmasına gerek kalmasa bize asla söylemeyecek.

Bundan sonraki seçimlerde, hiçbir partinin hiçbir partiye, sadece seçim günlerine mahsus yeni bir suçlaması olmasın, olamasın. Buna tevessül edenler bilelim ki iftira atıyorlar.

Temiz toplumun, temiz siyasetin, temiz partilerin, temiz seçmenlerin, temiz seçimlerin temelini bu dönemde artık atalım ve partilerimizi sevdiğimiz, beğendiğimiz, onlarla övündüğümüz için seçelim.

O zaman belki birbirimize karşı daha da saygılı olabiliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Ahmet Bey, bu kavramı (ehven-i şer) en son kullananlardan birisiyim. Elbette insan kötünün iyisini değil, en iyisini seçmek ister. Ancak yaşadığımız seçimin bir sağ-sol tercihi değil demokrasi-demokrasi karşıtlığı arasında yapıldığını başından beri düşündüm. Ancak benim sorunum demokrasiyi savunan tarafın benim siyasal kimliğimin temsilcileri olmamasıydı. Bu nedenle AKP'ye maddi destek vermedim -yani oy atmadım- ama manevi olarak -yani hislerimle- kazanmasını istedim. AKP'nin çokta uygulamalarına sıcak bakmadığım uygulamaları olacaktır ama en azından demokrasiden yana olduğunu bilmenin huzurunu yaşayacağım. Umarım yazınızda bahsettiğiniz beklentileri AKP yerine getirebilir ama ben bu ülkede ancak evrensel sol değerlere sahip çıkacak bir partinin gerçekleştirebileceğine inanıyorum. Ve zannedersem böyle bir parti ile karşılaşana kadar ehven-i şer'i tercih etmek zorunda kalacağım, ellerinize sağlık, saygılarımla

Bibliyofil 
 23.07.2007 9:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster