Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '15

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
2007
 

İlahiyatlarda yine neler oluyor?-2

“İlahiyatlarda Yine Neler Oluyor?” Başlığı altında bir yazı yazmış ve YÖK’ün İlahiyat Fakülteleri ders programına müdahalesinden bahsetmiştik. Yazımız kısa sürede İlahiyat camiasını ve konuyla ilgili entelektüel çevreleri harekete geçirmiş oldu. Hatta İlahiyat Fakültesinden 600’ü aşkın öğretim elamanı “İlahiyata Özgürlük” başlığı ile bir imza kampanyası başlattı. Özellikle genç akademisyenlerin bu imza kampanyasına katılımını cesurca bulduğumu ifade etmeliyim. Kendilerini tebrik ediyorum.

 Buna karşılık konunun müsebbiplerinden YÖK üyesi Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu bu zamana kadar devlet geleneğinde hiç görmediğim biçimde bu dayatmayı savunan bir deklarasyon yayınladı. Bu deklarasyonu garipsememin nedeni YÖK üyesi bir hocanın YÖK’ten gelen resmi bir yazıya karşı cevabı, resmi olmayan bir internet sitesi açtırarak oradan vermiş olmasıdır. http://ilahiyatdatib.com/adıyla açılan bir internet sitesinden resmi uygulamayla ilgili yazıya cevap veriliyor. Ayrıca twitterda belirli gruplar ve cemaatler de #?İlahiyataDahaFazlaTİB başlığı altında bir hashtag açarak Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu’na buradan destek vermeye çalışıyor. Buradaki TİB Temel İslam Bilimleri anlamına geliyor. Bir YÖK üyesinin bir takım sivil gruplarla birlikte ilahiyatlardaki program değişikliğini savunmaya çalışması ve bunu YÖK’ün resmi olarak üstlenmemesi bile aslında “İlahiyatlarda Neler Oluyor” sorumuzun ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu değişikliğin arkasında kim ya da kimlerin olduğunu da ele veriyor.

 Bizim eleştirilerimize ve ilahiyat camiasının karşı çıkışına yönelik açıklamalarına gelince, Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu gönderilen yazının “bir müfredat değişimini veya bazı derslerin kaldırılmasını gerekli kılan bir yazı” olmadığını, “Arapça ile ilgisi bulunan Arap Dili ve Belagati, Hadis, Tefsir ve Fıkıh” derslerinin kredilerinin artırılmasının istendiğini söylüyor. İşte bizim dediğimiz de tam olarak bu. Dikkat buyurursanız Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu’nun kredilerinin artırılması ve Arapça ile ilgili dersleri sayan resmi yazısında Kelam, Mezhepler Tarihi, Tasavvuf yok. Daha fazla Temel İslam Bilimleri isteyenler de bu dersleri dışarıda tutuyor. Biz ise şunu soruyoruz: Bu zamana kadar Temel İslam Bilimleri içinde yer alan bu derslerin Arapçayla ilgisi yok mu? Bunu hangi ilahiyatçı söyleyebilir. Eğer öyle ise o zaman bu yazıda neden bu dersleri zikretmediniz? Ya da başka bir ifadeyle bu aslında sizin 2013’te yapmak istediğiniz şey değil mi? Siz şimdi aynı şeyi çalıyı dolanarak yapıyorsunuz. Yine Sayın Hatipoğlu’na sormak lazım İslam Felsefesi dersinin Arapçayla alakası yok mu? Bu dersin de kredisini artırarak Arapçalarını geliştirmelerini istemez misiniz? Bununla ilgili olarak söylenen/istenen bir şey olmadığına göre demek oluyor ki yazının asıl amacı Arapça değilmiş.

 İlahiyat hocalarımızın Sayın Hatipoğlu’na bir diğer itirazı da madem Arapça öğretmeyi bu kadar istiyorsunuz neden İlahiyat öğrencilerinin niteliğini artırmıyorsunuz? Sorusu olacaktır. Değerli okurlar İlahiyat Fakülteleri Üniversite sınavında daha önceleri ikinci basamak sınavı ile öğrenci alırken şimdi birinci basamak puanıyla öğrenci alıyor. Bildiğim kadarıyla o zamanlar bu zevatın bu duruma hiç itirazı olmadı. Amaç eğitim ise o zaman sorulacak soru şudur, alınacak birçok önlem varken neden sizler hukuken hakkınız olmayan bir müfredat dayatmasına gidiyorsunuz? İkincisi bir dersi Arapça okutarak öğrenciye Arapça mı öğretmiş olacaksınız yoksa o dersin konularını yeterince kavratmış mı olacaksınız? Arapça okutarak âlim olunsaydı ve din eğitiminde yeterlilik sağlansaydı Suud’un Hocaları hep âlim olurdu. Bakın Ortadoğu’ya hepsi Arapça biliyor zaten. Hem siz İmam Hatiplerde 8 yıl Arapça okutmuyor musunuz? Orada neden öğretemiyorsunuz? Sayın Hatipoğlu amacınız eğer buysa İlahiyat hocalarının, dekanlarının önünüze gelen raporlarının var olduğunu biliyoruz önce onları okuyun. Ve bırakın hocalar kendi işini yapsın.

 Sayın Hatipoğlu’nun bir diğer cevabı da bizim bu programı Selefi anlayışla bir görmekliğimize gelerek  şöyle diyor: “Medyada kararın DAEŞ, Selefilik ve Vahhabilik gibi akımlarla ilişkilendirilerek tartışılması, bütünüyle art niyetli düşüncelerin ürünüdür.”  Sayın Hatipoğlu siz de biliyorsunuz ki Temel İslam Bilimleri içinde Kelam, Mezhepler Tarihi ve Tasavvufu görmemek Suud Selefi eğitim modelidir. Şimdiye kadar hayır diyen bir İlahiyat Hocasına rastlamadım. “Efendim biz bunları dışlamadık”. O zaman yazınızı düzeltin. Bu derslerin kredisi azaltılmayacak diyerek ekleyin.

 Diğer bir husus da “İlahiyat fakültelerimizin ve Türkiye’nin fikrî geleneği benzeri akımları üretmek bir yana barındırmaktan dahi çok uzaktadır” açıklamasına gelelim. Sayın Hatipoğlu evet Türkiye’deki Ehl-i Sünnet eğitim modeli ve Matüridi Eş’ari kelam Mezhep geleneği canlı kalsaydı bu dediğinize katılırdım. Ama sağolun  Ehl-i Hadis olarak bu geleneğin canına okudunuz. Siz hiç sosyal medyada İlahiyat talebelerinizin ve hocalarınızın paylaştığı el Kaide, IŞID sempatizanlığı içeren yayınları takip ediyor musunuz? Abdullah Azzam sempatizanı ne kadar talebeniz var? Mesela var mısınız bağımsız bir araştırma şirketine İlahiyat öğrencilerinde ve hocalarında ve sizi destekleyen gruplardael Kaide ve IŞID sempatizanlığını ölçen bir anket yaptıralım. Siz bu işlerle uğraşırken ve İlahiyatlarda kelamcıları, Hanefi-Matüridi hocaları tasfiye ederken sosyal tabanınızdaki kaymayı göremediniz anlaşılan.

 Hadi bütün bunları bırakalım İlahiyat hocalarına karşı birlikte kampanya yürüttüğünüz gruplara mensup öğrencilerin hazırladığı video bile nasıl bir din yorumu istediğinizi açıkça ortaya koyuyor.[1]Sayın Hatipoğlu’nun arkasına aldığı İhsan Şenocak ve Nureddin Yıldız’ın sayfalarında bu dayatmaya karşı imza atan İlahiyat Hocalarını dine, imana, Kur’an’a çağıran ve İslam’ı İlahiyat hocalarına tebliğe kalkışan, neredeyse tekfire giden talebelerin kullandıkları dil ve üslup her şeyi anlatıyor. Ve son olarak benin anladığım şudur, bugün Türkiye’de kurumsal ve geleneği oluşmuş İlahiyat Fakülteleri var. Bir de Sayın Hatipoğlu’nun arkasında olduğu cemaat ya da medrese eğitim yapıları var. Bu yapılar, YÖK’e konuşlanmış biri üzerinden İlahiyatları hizaya sokmaya çalışıyor. İşin aslı bu…iyi okumalar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 3318
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

Çorum doğumluyum, üniversite mezunuyum... tarih, felsefe, sosyal psikoloji, soyoloji,  din. ve si..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster