Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
597
 

İlana gel

İlana gel
 

www.resimler.tv işte Prezantabl bir inek :)


Her şeyin azı karar çoğu zarar, diye boşuna söylememişler. Tuhaf bir sırıtma eşliğinde gittiğim tatilden; serpilip büyümüş, nur topu gibi bir kederle döndüm Ankara’ya… İlk karşılaşmamız değil elbette kendisiyle, bu sefer fazla yüz göz olduk sadece… Düşünecek o kadar çok zamanım oldu ki, düşünmediğim hiçbir şey kalmadı… Birde her şey unutulur derler! Yalan efendim yalan… “Bunu unutmuştuk, bunu sineye çekmiştik.” dediğim ne kadar kederim, ne kadar öfkem varsa geçit töreni yaptılar… Her şey tadında güzel. Siz siz olun hiçbir tatilde geçmişinizi ortaya döküp didik didik edecek kadar fazla kalmayın.

Vakti zamanında bir yerde okumuştuk Esra’yla: ‘Ankara’ dayım, memurum, sıradanım’ yazmıştı birisi, ehhh daha ne olsun diye gülmüştük… Ne gülersin elin adamının mutsuzluğuna al işte şimdi de sen Ankara’dasın, işsizsin, sıradansın :) üstelik korktuğum başıma geldi; iş arama sürecimle, bunalımlı halim çakıştı… Bayan bunalım iş arıyor! Bu korkunç bir şey inanın bana :) (İşsizliğin 4. evresine mi geçtim acaba? Cimrilik belirtileri de var)

Ruhsal hava raporumu sundum, şimdi asıl konuya geçebilirim… Yaklaşık bir haftadır iş ilanlarına bakıyorum: bazen şaşkınlıkla, bazen hayretle, bazen de faltaşı kıvamında…

Eskiden gazetelerden bakardık ya ilanlara, şimdi internetten hazırlıyorsunuz özgeçmişinizi (cv lafına sinir oluyorum) ve beğendiğiniz ilanlara bir tıklamayla gönderiveriyorsunuz, tabi asıl mesele o tıklamaya erişmekte. (görüntülü mülakat bile varmış ama daha o kadar yaklaşamadım hiçbir işe)

İş mi arıyorum, samanlıkta iğne arayanla mı yarışıyorum bilemedim?

İlgilendiğim ilana tıklayıp ışık hızıyla hayallere dalıyorum (hayatta başıma ne geldiyse bu ışık hızıyla hayallere dalma huyumdan geldi zaten); şirkete girişimi, masama yerleşimi bile hayal etmişken üçüncü satırdaki cümle hayallerimi bir anda boğuyor “çok iyi derecede İngilizce bilgisine sahip” ve heyyy büyü bozuluyor kendimi masanın kenarında Burhan Altıntop İngilizce’si ile “It ıs a pencil yes yes” diye gevelerken buluveriyorum…

Moral bozmak yok, daha bir sürü ilan var nasılsa değil mi? Öyle olmuyor işte efendim maalesef, yukarıdaki senaryo her defasında tekrarlanıyor. Başka bir ilana tıklıyorum yine ben hayallere dalmışken “aktif ehliyet sahibi” cümlesi bana sırıtıveriyor… Pasif olsa olmuyor işte. Benim durum feci: Trafik fobim var. Benim trafik fobim onların umurunda olmaması kadarda doğal bir şey yok… Kendimi şirketin arabasıyla duvara toslamış gibi hissediyorum ve o anda hayallerim perte çıkıyor.

İlanın dilinden anlamaya başlıyorsunuz bir süre sonra…

Prezantabl: (en sinir olduğum ikinci kelime) aptal ol, elinden hiçbir iş gelmesin ama düzgün giyin… prezantaballll ollll… o ne arkadaş, hani zevkler ve renkler tartışılmazdı. Ben paspal giyinmeyi seviyorum belki… Almayın beni işe filan ben çok çalışkanımdır ama paspaltablım… Küçük çantalar ve topuklu ayakkabılardan da nefret ederim…

***
Esnek çalışma saatlerine uyum sağlayabilecek… diye başlayan ilanlar var! İnsan ister istemez düşünüyor, bu çalışma saati dedikleri meret ne kadar esneyebilir, diye. Bak baştan söylüyoruz sonradan sorun çıkarma saat 18:00 dedim mi çıkarım, yok mesaim bitti falan filan diye. Biz kaç dersek o saatte çıkarsın o kadar. Sonra arpacık kumrusu gibi düşün dur, hiçbir plan yapama…

- Alo, akşam görüşüyor muyuz?

- Bilmem ki, esneyebilir

- Efendim.

- Şu anda çekiştiriyorlar, bence esneyecek

- Anlamadım.

- Çalışma saatim yahu, aha da çekiştire çekiştire esnettiler, artık başka zaman görüşürüz…

Ben hiç sıkıştırılmış çalışma saatlerine uyum sağlayabilecek… diye başlayan bir ilan görmedim. O çok hoş olurdu. Hadi bugün çalışma saatlerini sıkıştıralım da eve erken gidelim, kıvamında. :)

***

Birde Süperman, Shera gibi süper kahramanlara ihtiyacı olan şirketler var. Alınacak personel sayısı bir yazıyorlar ya utanmıyorlar utanmıyorlar. Gelen giden evrak takibini yapacak, gelen misafirlerin karşılanmasıyla ilgilenecek, muhasebe işlemleri, telefon faks trafiğini yönetecek (eminim İstanbul trafiğinden beterdir), büronun çay ve temizlik işleriyle uğraşacak… Başvuruların ananızın nikahı ile birlikte yapılması önemle rica olunur…

***

Baştan sona İngilizce yazılmış ilanlar var. Beni anlayabiliyorsan başvurursun nanik nanik, anlayamıyorsan bizi hiç yorma, hadi kızım başka kapıya, öğren de gel, diye sırıtıyor…

***
Bakıyorsunuz ehliyet istemiyor, İngilizce istemiyor… O da ne! 26 yaşını aşmamış, bayan istiyor… Niyeyseeee? 26 yaşımı aştım hatta iki yaşta ileriye gittim, geri dönemem… Birde 30 yaşımı aşsaydım ne olacaktı bilmiyorum

Aynı zaman dilimi içerisinde bana hem yaşlandığım, hem ehliyet sahibi olup araba kullanamadığım, hem de İngilizce’min yetersiz olduğu hatırlatılıyor… Niçin hatırlatıyorsun arkadaş niçin niçin? diye tepine tepine ağlamak geliyor içimden :)

Kısaca ilanların dilinden çözdüklerim…

- Çok çalışıp gıkı çıkmayacak
- Bir sürü vasfı olup “Benim o kadar vasfım var neden buradayım?” diye kendini sorgulamayacak…
- Podyumları bırakmışta yeni bir hayata başlamış manken gibi giyinebilecek…
- Çok sinirlense de diksiyonunu eğip bükmeyecek
- Normal mesai saati anlayışı olmayacak, hele hele sıkıştırılmış mesai saati hiç istemeyecek :)
- Neden bu çalışmaya bu kadar az para alıyorum? Benim emeklerim nereye gidiyor? Diye sorularla kendisini ve çevresini bunaltmayacak v.s v.s

Canı gönülden onayladığım bir söz vardır, ananem sık sık söylerdi, biraz kaba olacak ama affınıza sığınarak yazıyorum “Bunlar insana üzüm yedirip, pekmez çıkarttırırlar”

Güzel ülkemin, aynı kaderi bölüştüğüm, işsizleri hepimize kolay gelsin. Bende tıpkı sizin gibi, pekmez üretimine başlamak için sabırsızlanıyorum (!)

NOT: Bütün bu eziyete rağmen başvurularımı yaptım, haber bekliyorum. Sırada mülakatlar var, o ayrı komedi, ayrı blog konusu…

Kuzu Esra Mesaj Atar: Bunalım çiçeğim, bu ilanlar sende bağımlılık yapmasın. Hani loto, toto, at yarışı bağımlılık yapıyor ya… Bu sefer tutturacağım diye hırslanırsında sen şimdi :) kendine dikkat et, ilanlarla inatlaşma….


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

halimize güldürdü beni, Allah iyiliğini versin, tez zamanda başvurularından birinden hayırlı haber alasın inşallah:)) beni de en çok sinir eden okullardan yeni mezun olup çalışmak isteyen gençlerden iş tecrübesi istenmesi , kimse almazsa nerde yapacak bu çocuklar o iş tecrübesini yahu, evde farazi bir ofis kurup işçilik mi oynayacaklar ? , sevgiler canım

Dilek Fuçucı 
 18.07.2008 11:05
Cevap :
canım, geçen gün görüşmeye gittim ve birebir şahit oldum ilanların söze dökülmüş haline, paraya ihtiyacın var mı diye başladı mülakat... Devamı uzunca bir yapılacak işler listesi... Sömürge arıyorlar sanki kendilerine... Dört kişinin yapacağı işi bir kişiye yıkma peşindeler... çok iş, az maaş... kabül etmedim... bakalım inşallah başka iyi bir yer olur... sevgiler komşum...  19.07.2008 0:03
 

bence siz bu herşeyi NET olarak gören gözlerinizle tam bir gazeteci-yazarsınız. adayı falan demiyorum. alın fotoğraf makinenizi dayanın düzgün bi gazetenin kapısına diyesim geliyor size. yoksa bu liboşlar ömrünü tüketir insanın. uzun süre sonra gelen bu harika yazı için de çok teşekkürler...

seringel 
 14.07.2008 15:07
Cevap :
:) sebep faltaşı gözler olmasın sakın :) aman efendim gazetelerin kapısından adım bile attırmazlar bana :) yine de düşünceniz çok mutlu etti beni... İçten yorumunuz için çok teşekkür ederim... Bana, bunlar sihirli, dedirten o güzel yazılarınızı ise sabırsızlıkla bekliyorum...  15.07.2008 0:46
 

tesbit ve uslubunuza ne kadar gülmüş olsam da hikayenize üzüldüm inşallah Allah aradığınız işi gönlünüze göre verir. şu hızla hayallere dalma rahatsızlığı bende de var üstelik çıkışı girişi kadar hızlı olamıyor malesef

Zaman sonra 
 14.07.2008 8:55
Cevap :
Hakikaten öyle ışık hızıyla dalınan hayallerden, ağır hasarlarla çıkıyoruz bazı bazı... varsın olsun, böyle böyle yazılacak hikayelerimiz hayata... Not: Ne kadar olumlu düşündüğüme şaşırdım, blog yazmak iyi geldi sanırım bayan bunalım Öykü'ye :) İyi dilekleriniz için çok teşekkürler, umarım keşfeder başvurduklarımdan biri beni :) sevgilerimle  14.07.2008 22:52
 

Bence, tatil yaramış :) . Dingin ve çok hoş bir yazıydı okuduğum, tadı damağımda kaldı . " Öykü Mülakatta " başlıklı ikincisini hemen bekliyorum. Yoksa kabul etmem başvurunuzu . Bilgilerinize :)

Münevver Saral 
 13.07.2008 22:12
Cevap :
:)) Ahhh o mülakat halleri öldürüyor beni sevgili Eylül... Geçmiş deyimlerimden biliyorum bazılarına psikolog bile getiriyorlardı... Burhan Altıntop'un dediği gibi "kendini oltanın ucunda ki balık gibi hissediyor insan" :) Geçen onca sürede eminim hiçbir şey değişmemiştir... Mutlaka yazacağım, hele bi çağırsınlar :)) sevgilerimle  14.07.2008 22:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 127
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 740
Kayıt tarihi
: 03.03.07
 
 

Neşeyle hüzün arasında volta atan, 1979 yılının 4 Eylül çocuğu, arkadaşlarımın arkadaşı, annemin ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster