Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '14

 
Kategori
Pazarlama
Okunma Sayısı
84
 

İletişim – perakende - gelecek

İletişim – perakende - gelecek
 

Big datayı işlemek bizi nereye götürecek?


İnternet ve mobil teknolojinin geldiği nokta, çok sayıda insanın ortak iletişim içerisinde bulunmasına imkân sağlıyor. Bu durumun, günlük hayatla ilişkili pek çok durumun yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığı ortada. Bu yazı da, piyasa ve perakende açısından bu yeni duruma bir bakmak amaçlı yazıldı.

Teknolojinin iletişime yaptığı katkılar ve bu katkıların ortaya çıkmasına vesile olduğu yeni durumları piyasa ve perakende açısından iki yönlü değerlendirilebilir.

Birincisi –ki bu yapılmakta- toplumun çokça baktığı, takip ettiği, bir şekilde kendini “ilişkili” kıldığı kişilerle ürünü bir araya getirmek, özdeşleştirmek yoluyla ürünün ve markanın bilinirliğini ve bağlılık düzeyini yukarı çıkarmak. Varolan teknoloji bunun hızla ve geniş kitleler nezdinde olabilmesine imkân sağlamakta.

İkincisi ise, hedef topluluk içerisinde ürünün gördüğü ilgiye dönük verileri tespit etmek.

Bu ikincisine dönük pek çok çalışma olmakla birlikte, henüz bu alanda yeterince veri işlenebildiğini söyleyemeyiz.

Bu iki maddeden hareketle bir diğer hedefi ise “büyük veriden –ürün öncesi, ürünü şekillendirmeye yönelik- beğeni, beklenti ve talebe ilişkin doneleri almak ve işleyebilmek” olabilir.

Kurumsal –ve böyle bir çalışmanın altına girebilecek kadar büyük- firmaların bu yönde çalışmaları olduğu biliniyor. (Örneğin IBM’in “Büyük Veri Yönetimi” Başkan Yardımcısı var).

Bu ne anlama geliyor?

Yanıt, konuya nereden baktığınızla alakalı olarak değişebilir ve doğal olarak çok sayıda yanıt olabilir elbette. Konu sınırında kalarak ben hemen aklıma gelen birkaç yanıtı “Perakendeci ve üretici için cennet/bunu yapabilenin yapamayan karşısında ezici üstünlüğü”, “tüketici için olağanüstü kolaylık/ama diğer yandan tekdüzeliğe ve monotonluğa açılan kapı”, “yaşamlarında Big Brother istemeyenler içinse dehşetin soft tarifi” diye sıralayabilirim.

Bir düşünün, hepimiz hergün kendimizle ilgili onlarca, yüzlerce veriyi teknoloji aracığılı ile paylaşıyoruz. Doğum günümüzden hobilerimize ve nelerden hoşlandığımıza, hatta yakınlarımızın ve ilişkide olduklarımızın doğum günlerinden hobilerine ve nelerden hoşlandıklarına dair olanları saymıyorum bile. Bunları hepimiz çoktan kanıksadık. Neler isteyebileceğimize, şu hayatta nelere sahip olma arzusu taşıdığımıza, en basit ve saf halleriyle ideallerimizden en mahrem fantezilerimize kadar başka bir yığın şeyi de, şu yada bu biçimde ama teknoloji üzerinden paylaşıyoruz.

Ortaya çıkan veri inanılmaz büyüklükte. 2011’e kadar teknoloji yollu ortaya çıkan veriden daha fazlası son iki yılda oluşmuş vaziyette. İçerisinde neredeyse hemen her tür bilginin varolduğu bu veriyi bir yönetici “işlendiğinde inanılmaz değerli olacak ham petrole” benzetiyor ki kesinlikle doğru.

Hayal edin bir. Türkiye’de ki herkes, 2014 ve sonrası yıllara ait, ne satın almak istediğini, pazarda nasıl bir şey olsa satın alabileceğini, kaça satın alabileceğini, senenin hangi aylarında satın alabileceğini, ne kadar alabileceğini filan, her biri için ayrı ayrı küçük post itlere yazsın ve bir sandığa atsın. Sandığın olası büyüklüğünün ne olabileceğini bir yana bırakın ve bu sandığa sahip olduğunuzu düşünün. Ne yapabilirsiniz?

Şimdiki durumda yüzmilyarlarca notçuk karşısında yutkunmaktan başka hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü her birinin okunması, sizin alanınıza girenleri ayırmanız, sonra bunları zaman ve ürün bazlı kategorilendirmeniz ve tüketicinin istediği zamanda ona sunacak hale getirmeniz şimdilik imkansız. Sadece -ve kesinlikle- yutkunuyorsunuz çünkü potansiyeli farkettiniz.

İşte büyük veri böyle bir şey ve post it yazıp atmanın karşılıksızlığı yerine teknolojik ortamda karşılıklı –iletişim içerisinde- oluşturulduğu için hayali sandığımızda olabileceğini düşündüğümüzden çok daha fazlasını da içeriyor.

Gerçekten de geleceğin piyasasına yön verebilecek bir ham petrol sahası değil de nedir?

İşte şimdi kurumlar bu kapıyı açmanın peşinde. Kapının ütopik bir cennete mi yoksa distopik bir cehenneme mi açılacağı ise belirsiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 192
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Bir firmada muhasebe işlerine bakanlardan birisiyim... İstanbul'da doğdum, yaşıyorum ama bir fırs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster