Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '11

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
412
 

İletişim İletişimcilerle Mümkündür!

İletişim İletişimcilerle Mümkündür!
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezuniyet Töreni "Tiyatrocu Ayla Algan Konuşma Yapıyor" 17.06.11


Zorlu ÖSS maratonunun üzerinden tam 5 yıl , kısa adı LYS olan Liselere Giriş Sınavı’nın üzerinden 8 yıl geçmiş.

Düzenli aralıklarla, düzensiz sistematiklerle değişen sınav sistemlerini bir bir eleyerek girdiğimiz üniversitede tek ders bırakmadan mezun olmayı başarabildik sonunda.

Bir yılı hazırlıkta, dört yılı ise bölümde geçmek üzere tükettiğimiz yıllarda kendi uzmanlık alanımızda ve birbirinden değişik alanlarda derslerle mücadele ettik.

Ders aktarma görevini yürüten onca öğretici geçti hayatımızdan. “Üniversite sadece ders yeri değildir” sözünden hareketle hayatı öğrendik. Hocaların ağzından çıkan her cümleyle yeni hayaller tasarladık zihnimizde. Bazı hocalarla dalga geçtik, bazılarını yetersiz bulduk, bazılarına aşık olduk…

Bazıları hoca olmanın ötesinde ne kadar zaman geçerse geçsin bir yerlerde mutlaka adı anılacak izler bıraktılar bizlerde…

Sınavlara aşılamayacak yüksekliklerde çılgın anlamlar yükleyen bizler yine hayattan çok da haberi olmayan liseliler olarak üniversiteyi gözümüzde çok büyütmüşüz aslında.

“Üniversiteye adım atmayı sağlayan sınavı aştıktan sonra herkes bir şekilde üniversite mezunu olabilir” önermesi gerçekten geçerli. Ancak önemli olan ve unutulmaması gereken bir nokta var ki, o da kişinin üniversite yaşamı boyunca ne kadar donanımlandırdığı kendini…

Türkiye genç ve dinamik nüfusuyla her taşın altından üniversite mezununa rastlayabileceğimiz bir ülke. Üniversite mezunlarını birbirlerinden ayıran en önemli özellik bu donanım kısmı oluyor.

Donanım üniversite öğrencilerinin okudukları yıllar boyunca kendilerine yaptıkları katkıların toplamı olarak adlandırılabilir en kaba haliyle…

Donanımını belli eden kişilerin hayatta zorlanacağı yerler olacaktır kuşkusuz; ancak diğer bireylere göre daha önde adım atacakları kesin.

Çiçeği burnunda bir İletişimci olarak, okullu bir İletişimci, Gazeteci olarak ülkem adına umutlarımı hiçbir an kaybetmiyorum.

Üniversite mezunlarının birçoğunun kendi alanlarında çalışmaması ya da çalışamamasının sorumluluğunu ülkeye değil, çalışamayan kişilere yüklüyorum öncelikle. Bu konuda donanımlı olmanın, doğru yerde doğru kararlar verebilmenin ne kadar önemli olduğunun farkındayım.

Ancak alanında uzmanlaşmış, diplomalı üniversite mezunları varken sektörleri alanında kuramsal bilgiye sahip olmayan kişilere emanet edenleri yok etmek geliyor içimden.

Doktorluğu başka birinin yapamaması, öğretmenliği alanında uzman olmayan birinin yapamaması ne kadar hayati bir önem taşıyorsa; İletişim sektöründe görev alacak tüm arkadaşların (Gazeteci, Radyo TV Çalışanları, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Çalışanları) bu alanda eğitim almış kişiler olması gerektiğini şiddetle savunuyorum.

Yarım yamalak bilgilerle her türlü işte uzman olduğunu sananlara inat bizler uzman olduğumuz alanlarda yapacaklarımızla toplumsal yaşama katkı sunarak farkındalık yaratabilecek güçteyiz.

İşte bu yüzden kendilerini yaşam koçu, iletişim uzmanı, gazeteci, radyocu, televizyoncu, halkla ilişkilerci, köşe yazarı, basın temsilcisi, reklamcı, iletişimci, iletişim danışmanı ya da adı ne olursa olsun iletişim sektöründe çalıştığını iddia edenlere lütfen akademik geçmişini sorunuz, sorgulayınız!

A.Buğra TOKMAKOĞLU

Abtokmakoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Örneğin bir Tayyip Erdoğan' ı kaç üniversite paklar? Yanlış anlaşılmasın! :)) Üç beş üniversite bitirin Tayyip olabilir misiniz? Lider olunmaz doğulur, şair olunmaz doğulur gibi dilimize yerleşmiş bazı terimler var. Bunlar kendiliğinden yerleşmiyor. Yüzyıllardan süzülüp gelen bir tarihi var. Kaldı ki bizim eğitim sistemimiz genelde teori üzerine kurulmuş. Pratikle birleşmeyen, zenginleşmeyen, yoğrulmayan bir eğitim her dem güdük kalmaya mahkumdur. Geçen yıldı sanırım, Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesini birincilikle bitirmiş bir kızımızın tüm gerçekleri su yüzüne çıkaran bir konuşması olmuştu. Pansuman yapmayı, enjeksiyon yapmayı öğrenemeden mezun olan arkadaşlarımız var diyordu. Bu maalesef acı bir gerçekti. Teorik eğitim dedik. Örneğin bir balerine istediğiniz kadar teorik eğitim verin, onu iyi bir balerin yapamazsınız. Hatta pratikle destekleyin, eğer o balerinin anotomik yapısı, ruh yapısı buna uygun değilse yine yapamazsınız. Olaya bir de buradan bakın derim. Selamlar, sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 20.06.2011 1:41
 

herkesin yapacağı iş kousunda nitelikli eğitim alabilmesi. Fakat nasıl dünyaya gelmek, kız ya da erkek olarak doğmak bizim inisiyatifimizde değilse, şu an dahi, bugün içinde bulunduğumuz koşullarda dahi herkesin istediği, arzuladığı, ruhuna ve kimliğine uygun dallarda eğitim alabilmesi mümkün değil. Çünkü milli eğitimin müfredatı, seçmeler, yerşleştirmeler buna uygun değil. Onun içindir ki doktor olan sanat müziği sanatçıları, hava durumu sunan İng. Dili edebiyatı mezunları, Türk Dili ve edebiyatı okuyan satış elemanları, tezgahtarlar. Bilirsiniz insanın dokusuna uymayan dikişi vücut atar. Örneğin benim eğitimim Turizm üzerine. Turizmde de onlarca bölüm, departman var. Asıl eğitim aldığım departmanda üç ay çalışabildim ve benim anatomime uygun olmadığını anladım. Ben, masa başı olmayan, insanlarla daha içiçe olableceğim, "şimdilerde biraz sıkılsamda" :)) durağan değil hareketli bölümlerde çalışmalıydım ve öyle yaptım. Şimdi olduğu gibi. Bizim ne Aşık Veysel'lerimiz var örneğin. Sevgile

Ayrıntıda gezinmek 
 20.06.2011 1:25
Cevap :
Önemli olan kişinin ruhuna, bedenine, yeteneğine uygun olan bölümlere yönelebildiği bir eğitim sistemi öyleyse. Kendini keşfeden bireylerle bu toplum her zaman daha ileride olacak inşallah...  20.06.2011 11:14
 

İyi demişsiniz, güzel demişsiniz, hoş demişsiniz de, kim bölüm seçerken, % kaçı daha doğrusu istediği bölümü seçip okuyabiliyor üniversitede. İstediği bölümlerde okuyanlar ne kadar nitelikli eğitim alabiliyor? Finallerden finallere okula gittiğini söyleyen öğrenciler var. Bazıları o kadar dirsek çürütüp bitirdiği bölümlerde icra etmeyi düşünmüyor işini başka başka dallara kayıyor. Örneğin Türk Sanat müziği icra eden, sinema sanatçısı olan doktorlarımız var geçmişte ya da bugün. Düşünsenize. Çocuk ya da genç, özellikle bizim devrimizde anne, baba, ben aktris ya da oyuncu olmak istiyorum dediğinde kaç anne baba buna sıcak bakardı. Genç mecburen hiç istemediği halde gidip tıp okuyor, doktor oluyor ama yapamayacağını anlayıp müziğe soyunuyor. Kendini orada buluyor, orada daha başarılı oluyor. Ruhu ona uygun. Örneğin ben Reklam ve Halkla İlişkilerini yürütüyorum dokuz yıldır bir gazetenin. Daha doğrusu bu ikinci gazetem. Başarılı olmasaydım heralde bu kadar sürmezdi, yürümezdi. Tabii ki...

Ayrıntıda gezinmek 
 20.06.2011 1:05
Cevap :
Genel tercihler ve istemediği bölümlerde okuyan mutsuz insanlardan bahsetmiyorum ben. Dilediği bölümde mutlu mesut okuyup alanında başarılı olacak kişileri aktarıyorum. Diğerleri başka bir blog altında tartışılabilir. Teşekkürler...  21.06.2011 0:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2160
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster