Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
794
 

İletişim(sizlik)

İletişim(sizlik)
 

Bir alış-veriş merkezinde bir çiftin çevrenin meraklı bakışları arasında hararetli bir tartışmaya tutuştuklarını görüyorum. Eşleri bırakıp çevreyi gözlemlemeye başlıyorum o an.

Çevredekilerin ise bu canlı realite şovu izlerken; kimilerinin kaçamak bakışlarla, kimilerinin açıkça, kimilerinin ise vitrine bakıyor görüntüsü ile izlediklerini ama hepsinin ortak paydasının ise kulakları ile tartışmanın hemen yanı başında, merkezinde olduğunu anlamak için kahin olmaya gerek yok.

Bilemeyiz zaten bu çiftin hangi psikoloji ve birikimlerle bu tartışmayı bu kadar izleyici önünde yapmalarına neden olan konuyu. Ama konunun özüne inilse inanıyorum ki ilk kıvılcım sudan bir sebepten dolayı çıkmıştır ve birikimler, psikoloji, seks vs.

Eşler arasında sürekli ve ciddi sorun yaratan konuları ise sık sık yazılı ve görsel basından okuyoruz ve özellikle gündüz programlarının vazgeçilmezleri olmuşlar. Samimi olmak gerekirse şu ana kadar izlemediğimden dolayı örnek veremeyeceğim, zaten 2-3 kanal veya belirli birkaç program haricinde TV izlemiyorum. Açıyorum müziği ve gel keyfim gel. Müziği duyunca konuyu dağıtıyorum galiba, evet, neden bu sorunlar, kavgalar, şikayetler, tatminsizlikler acaba? Bir süzgeç alıp düşüncelerimi süzgeçten geçirmeye başlayınca neler neler dökülüyor.

.Partnerlerden birisi diğerine boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Oysa sizlerde takdir edersiniz ki sağlıklı bir beraberlik için eşitlik ve eşit bir ilişki olması daha uygun değil mi?

· Beraberlik sürecinde eşlerden biri diğerinin kişiliğinin gelişimini zaman zaman engellemektedir. Halbuki ilişki süresince her iki kişiliğin de gelişme ve değişme hakkı vardır. Kişiler birbirine destek olmalı ve birbirlerini değişim için teşvik etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

· Eşler arasında duygu alışverişi çok az olmaktadır. Oysa eşlerin önce kendi duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmaları sonrada birbirlerine ifade etmeleri gerekir.Unutmayalım ki, biz kendimizi anlatamıyorsak, kimse bizi anlamak zorunda değildir.

· Geçmiş birikimler, zaman içinde patlamaya yol açabilmektedir. Bastırılan, içe atılan sorun ve kırgınlıklar, eşler arasında sakince tartışılarak irdelenmediğinden, biran geliyor ki patlamalar, krizler, kavgalar meydana geliyor. Oysa, sorunlarımızı biriktirmeden sıcağı sıcağına, tartışmalarda birbirimizi anlayışla dinlememiz, ortak bir çözüm yolunda uzlaşmamız, ilişkimizin niteliği açısından daha önemli değil mi?

· Kıskançlıkkkk, evet, tehlikeli bir duygu ve her zaman psikolojik bir zayıflık işaretidir. Kıskanç kişi çoğu kez içindeki boşluğu ve bu boşluktaki aşağılık duygusunu örtmeye çalışmaktadır. Eşimizi, sevgilimizi veya arkadaşlarımızı kıskanmak yerine, ona güvenip onunla gurur duymaya çalışsak sanırım daha sağlıklı bir ortam oluşur.

· Ve cinsellik, kişilerin karşısındaki partnerini düşünmemesi ve bu konudaki beklenti ve düşüncelerini anlamaması, konuşulmamasından dolayı tatminsizlik.

· Ve son olarak yine kendimce en önemlisi romantizm. Bu duygu kaybolduğu an zaten birçok duygunun bittiğini düşünüyorum. Ve yine bittiği an zoraki birlikteliklere dönüşüyor ve zamanla da bitiyor. Kaybolduğunda ise, ne seksten zevk alırsınız, ne saygı kalır, ne duygu.

· Aldatma, evet birlikteliği onarılmaz biçimde zedeleyen bir neden. Affediyorum diyenler, gerçekte başaramamakta, içlerine atmakta, farkında olmadan karşı tarafa üzmektedir. Ve zaman içinde, içindeki alev artmakta her olaya şüphe ile yaklaşımlar başlamıyor mu?

Bu arada aldatmanın nedenlerini geçiyorum, bu kelime beni hep düşünmeye yönlendirmiştir. Aldatanı haklı görmemekle birlikte ilişkide bir eksikliğin neden olduğunu düşünüyorum. Bir yerde mutlaka bir soğukluk, bir kopukluk, iletişim(sizlik) meydana gelmiştir. Ve sonrasında “ne yardan ne serden “düşüncesi. Dediğim gibi kendi düşüncelerime göre uzun uzun konuşulması gereken bir konu. Ve ikna edilemedim henüz.

Neden ne olursa olsun; bir topluluk içinde yapılan bir tartışma, eşlerden birinin diğerini aşağılaması, eleştirmesinin mazur görülecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Farklı kişiliklere de sahip olsak kişilerin birbirlerini önemseyerek, uygun bir ortamda oturup konuşmak, uzlaşmak daha doğru sanırım.

Önceleri böyle tartışmalarda oradan geçen teyzelerimizin, ninelerimizin, dedelerimizin araya girerek, güler yüz ve olgunlukla ortamı yumuşatmaya çalışırlardı. Sanırım bu gündüz programlarının etkisi olsa gerek bu defa onlarda izleyiciler arasına girmişler. Diğer meraklı gözler gibi onlarda bakınıp, alkış komutuyla alkışlamak için bekliyorlar.

Mutluluk, dostluk, sevgi ve aşk dolu günlere.

Resim: www.threetrailsefap.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yaşamın yeni kural koyucularının doğası gereği birliktelikler almadan vermeye doğru yol alsada, hala sizin gibi direnenlerin olduğunu görmek mutluluk verici:) siz de bilirsiniz ; karşı taraf suçlandığında baş parmak ve işaret parmağı karşıyı gösterirken ki bu iki parmak ediyor:) diğer üçü kendimizi göstermektedir. Tüm ilişkilere gereken özen ve hassasiyetin gösterilmesi dileğiyle

inciseli 
 04.07.2008 11:40
Cevap :
teşekkürler:) ben dili, ben parmakları vs. birazcıkta ben biliyorum edaları, kulak tıkamalar, empatisizlik, egonun tavan yapması vs. sevgilerimle:)  04.07.2008 19:25
 

Yazinizi cok begendim.Boyle bir goruntuden o kadar guzel bir yazi cikarmissiniz ki... Iliskilerle en onemli sey saygi ve sevgi.Her iki tarafda kadin olsun erkek olsun bunu bekler.Birinin eksikliginden dogan sebepleri zaten cok guzel bir dilli izah etmissiniz...Elinize saglik...Sevgiler...

Hülya Gül 
 03.05.2007 11:49
Cevap :
teşekkür ederim, sevgi veya saygıyı ayrı kefelere koymak veya kadın - erkek olarak ayırmak zaten hatanın başlangıcı gibi. sevgilerle..  03.05.2007 12:28
 

Konuyu çok güzel toparlamışsınız, elinize sağlık. Bence de erkek kadın farketmiyor sonuçta hepsi insan değil mi? Her insanın saygı görmeye hakkı var, tabi öncelikle bunu kendi yapmalı ki karşısındakinden de saygıyı bekleyebilsin. Bu kavram içinde o kadar çok duygu kapsıyor ki her bireyin temel duygusu olmalı diye düşünüyorum. Eğer öyle olursa inanın iletişimsizlik diye bir problem olmaz...Saygı ve sevgiler.

drgayemm 
 16.04.2007 11:11
Cevap :
teşekkür ederim, " saygı " her duygunun öznesi bence de. kadın ve erkek ayrımını da bizler yapıyoruz, yok aslında birbirimizden farkımız. kadın olsun erkek olsun dünyanın en şeker canlıları. sevgilerimle..  16.04.2007 19:12
 

Yazınızı 41 kişi okumuş. Ama ya herkes halinden memnun ya da bir ağzımızı açarsak bir daha kapatamayız diye düşündüklerinden olsa gerek yorum yazamamışlar.Her evlilik kendi değer yargılarına göre değerlendirilmeli diyorum.Dengeler söz konusu olmalı herşeyde olduğu gibi.Baştan dengeyi tutturursanız sonuna kadar gider.İletişimsizlik konusunda ise ben karşı cinsi eksikli buluyorum..kadınlar tek ilgi ve sevgi bekler..onlar olmadığında maddi şeylerle avunurlar.Çok uzattım galiba..İki kişilik yorum sayın..

Fatma Köse  
 15.04.2007 21:54
Cevap :
teşekkürler, sorun burada işte, erkeklerde aynı ilgi ve sevgiyi bekliyorlar aslında. Kadın olsun erkek olsun ifade tarzlarımız farklı sanırım biraz. Daha doğrusu her kadın/erkeğin ifadesi ve duygularını yansıtması farklı. Kimisi saçlarının okşanmasını ister, kimisi ise bir güleryüz. Ama duymak istedikleri genelde aynı duygu ve düşünceler sanıyorum, sevgilerimle..  15.04.2007 23:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 629
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 783
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

Hayatta iki şey vardır; masallar ve sonuçlar. (Erol Aslan)      ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster