Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
537
 

İletişimin son kırıntıları

İletişimin son kırıntıları
 

Köprülerin hayatımızdaki yerini düşündünüz mü?
Köprüler yaşayan bir organizma gibi..
Üzerinde yaşayan, geçen, çalışan, balık tutanlar hayalleri, korkuları ve beklentileriyle bir gerçek.
Şehrin tarihine tanıklık eden köprülerden bahsetmek istiyorum..
Tarihi Galata Köprüsü ve hikayesi..

*İdari olarak Beyoğlu'nun bir parçası olan Galata, Tophane, Azapkapı va Galata Kuleleri arasında kalan yerleşim yerinin adıdır Galata. Osmanlı, Haliç'e "Haliç-i Dersaadet", Boğaz'a "Haliç-i Bahri Siyah" (Karadeniz Boğazı) derdi. Galata Haliç'le Boğaz'ın kesiştiği noktadır.

Antik çağdaki adı Sykai ya da Sykaena (incirlik) olan galata, kimi kaynaklarda Sykudis olarak geçer. Bu dönemde Galata'nın surlarla çevrili küçük bir kasaba olduğu, bir kilisesi, bir hamammı, bir tiyatrosu, beş değirmeni, 400 hanesi, 40 şehir muhafızı bulunduğu yazılır.

"Gala" sözcüğü Rumca "süt" anlamına gelir; Galata'nın adının semtteki süt hanelere gönderme yaparak türetildiği söylenirse de bu görüşü destekleyen tarihsel destekler bulunamıştır.

Galata'nın İtalyanca "denize inen yol" anlamına gelen galata kelimesinden de türemiş olması muhtemeldir. Ortodokslar'ın, Katolikler'i Galus olarak adlandırması, Galata'nın bir katolik kasabası olması ve Anadolu'da Katoliklerin yaşadığı yerlere Galatea denilmesi, semtin adının kökenine ilişkin diğer bir görüştür.

I.Jüstinianus, I. Constantinus'un IV.yüzyılda yaptırdığı Galata surlarını tamir ettirmiş, semt bu nedenle kısa süre için Justiniana ya da Justiniapolis olarak anılmıştır.

Galata'nın parlak dönemi 12. yüzyılda buraya bazı ayrıcalıklarla yerleşen Cenovalılar ile başlar. Bölge bir ara Venediklilerin eline geçer. 13.yüzyıldan sonra bölge Cenovalıların egemenliğinde bir Latin Kolonisidir.

Galata çeşitli mezheplere, tekkelere, dinsel ayrımlara bağlı Müslüman, Rum Ortodoks, Ermeni (Gregoryen, Katolik, Protestan), Süryani, Keldani, Yuahudi (Romanyot, Karay, Seferad, Aşkenaz), Arap, Çingene, Sırp, Arnavut, Ulah, Cenopvalı, Venedikli, Fransız, Levanten topluluklarıoyla zengin bir dinler, diller mozaiği oluşturur. 19. yüzyılda nüfus artınca yerleşim yukarı doğru kayar, konsolusluklar orada kurulşur, zaman içinde bu günkü Beyoğlu kurulur. Galata'yı çevreleyen ve Galata Kulesi'nde uç noktaya ulaşan surlar Osmanlılarla birlikte yıkılır ve zaman içinde geriye çok az bir kalıntı kalır.

Gemicilerin semti olması nedeniyle aynı zamanda bir eğlence merkezi haline gelen Galata sık yangınlarıyla sürekli yenilenir. Yabancı devlet temsilcilerinin, reformcu sultanların Beyoğlu'na ağırlık vermesiyle büyük kamu binalarına sahip olamaz. Yine de Galata her köşesinde tarihsel bir gizemi barındırmaya devam eder.

Tarih boyunca Haliç'in iki yakasını Galata köprüleri birleştirmiştir.Bizans tarihçileri, Haliç üzerindeki ilk köprünün I.Jüstinianus (6.yüzyıl) devrinde yapıldığını, adının Aghios Khalinikos Köprüsü olduğunu yazarlar. Yeri tam olarak bilinmemekle birlikte, 12 kemerden oluşan bu taş köprünün Eyüp-Sütlüce arasında olması ihtimali yüksektir.Fatih Sultan Mehmet de İstanbul kuşatması sırasında Haliç'e bir köprü yaptırmıştır. Demir halkalar la birbirine bağlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış dev fıçılardan oluşan bu köprü Ayvansaray- Kasımpaşa arasındaymış.Nişancı Mehmet Paşa bu köprünün fıçılardan değil, yan yana demirlenmiş ve kirişlerle birbirine bağlanmış gemilerden oluştuğunu söyler.

Galata Köprüsü için ilk girişim II.Beyazıt Dönemi'nde yapıldı; Leonardo da Vinci, Padişahla temasa geçerek bir Haliç Köprüsü tasarımı sundu. Gerçekleştirilmesi teknik olarak imkansız görülen bu tasarımın üzerinden 350 yıl geçtikten sonra ilk Galata Köprüsü 1845 yılında, Sultan Abdülmecid zamanında Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırıldı.Köprüye Cisr-i Cedid, Valide Köprüsü, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Yeni Cami Köprüsü, Güvercinli Köprü adları takılmıştı; günümüzde yalnızca Galata Köprüsü olarak bilinmektedir.

1863, 1875 ve 1912 yıllarında yenilenen Galata Köprüsü 27 Nisan 1912'de açılan son köprü, 16 Mayıs 1992'de yandı. Yanan köprü onarıldıktan sonra Balat- Hasköy arasına yerleştirildi ve Karaköy- Eminönü arasındaki eski köprü yerine modern ! bir köprü yapıldı.*

Köprüler ulaşımı kolaylaştırmak için yapılır. Bir yerden bir yere gidişi, ulaşımı sağlarlar ve haliyle iletişim ağlarının örülmesine katkı yaparlar..
Çevredeki kopuklukları gidermek ve insanların yaşamını kolaylaştırmak için yapılır köprüler.. Köprüler yaşamı çoğaltmak ve insanları bir araya getirmek için vardır.
Bir çok köprü yıkılmakta..Tarihi köprüleri yıkarken aslında Toplumlar arası iletişiminde son kalıntılarını yok ediyoruz.. İletişimsizliği tercih edenler köprülere zarar vermekte..nefretin ve önyargıların yönlendirmesiyle duvarlar örmeyi köprü yapmaya tercih ederler. Köprüler sadece taştan ve çelikten yapılmaz..Zihinsel köprülerde çok önemli..

Köprülerimizi yıkmayalım..İletişim kurmak varken iletişimsizliği tercih etmeyelim..



Galata Köprüsü hikaye:*Jack Delon, Boğaziçi Gezi Rehberi*

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Asıl köprü gönülde olmalı.Yoksa her yer köprüyle dolup taşsa kaç yazar.İki adım ötemizde dostumuz vardır, ama gidipte bir ziyaret etmeyiz.Ne acı!

Sinefilozof 
 04.10.2007 11:35
Cevap :
Ne kadar güzel söylemişsin..Gönüllerimizdeki köprüler her geçen gün daha hasarlı hale geliyor..İletişim ağlarımız sağlıksız bir şekilde ilerliyor.. Bunun çözümü yine bizden geçiyor..Yorumun için teşekkür ederim..sevgiler  09.10.2007 16:35
 

Ahh bir dili olsa da anlatsa dedirten, tarihimizi bize köprüleyen bağlarımız. Yaşanmışlığın gerçek, kalıcı ve sessiz yüzü değilmidir köprüler, hanlar, hamamlar, saraylar ve daha niceleri...okumadan bile nasıl etkiler insanı; öyle heybetli duruşu, hala dimdik olması ve yaşanmışlıklarının verdiği apak bir yüzüyle...ne kadar öğretici ve düşündürücü bir yazı bu..ellerine,yüreğine sağlık...Sevgilerimle:)

Düş 
 03.10.2007 18:46
Cevap :
Güzel yorumun için teşekkür ederim mürvet..Yorumuna geç cevap verme kabalığımdan dolayıda çok özür dilerim..(Şu sıralar işler çok yorucu geçiyor..affet..:)  09.10.2007 16:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 186
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 867
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

Tıbbi sekreterim aynı zamanda edebiyatla meşgulüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster