Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '19

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
35
 

İletişimsizlik ve Empatisizlik

     Toplumsal olarak birbirimizle iletişimimiz azaldıkça yardımlaşma duygumuzda azalmaya başladı. Eskiden büyük mahalleler ve  aile vari sokaklarda yaşamaktaydık. Herkes birbirini tanır selam verir hal hatır sorardı. Sürekli görüşme ve temas halinde olunca da birinin bir ihtiyacı olduğunda bir çok kişi mutlaka yardım ederdi. Bir nevi köylerde ki imece usulüne benzer şekilde kimi yardıma ihtiyacı varsa sıra gözükmeksizin yardım edilirdi.

      Empati duygusu da adı bilinmeksizin full yaşanıyordu. Komşular gençlerin, iş ya da eş bulma hususunda el birliğiyle seçenekler sunarlardı.

    Zaman değeri nakitle değil de iyilikle ölçülen bir kavramdı. Ne kadar iyilik ettin o kadar iyi idi. İnsanların bir uzmanlığı varsa etrafındaki kişilerin bunu para ödemeksizin kullanma hakkı bulunurdu ve kimse bundan şikayetçi olmazdı.

     Büyük şehirlerde yaşadıkça zaman önem kazanmaya başladı. Zaman önem kazandıkça yardımlar beleş gibi gözükmeye başladı. İnsanlar maddi kazanç sağladıkları işleri yardım amacı olarak görmemeye başladı ve vakit artık nakitti.

     Çok çok katlı binalarda bunun tuzu biberi oldu. İnsanlar artık birbirini asansörde ya da sadece apartman girişlerinde görüş oldular. Selam vermek bile lükse girdi. Bu kadar soğukluk araya girince yardımın adı bile unutulur hale geldi. İnsanlar bir derdi olunca komşuya gitmek yerine uzman arar oldular.

     Bu soğukluk ve umursamazlık suç oranlarının da artmasına sebep oldu. Yapılan araştırmalar çok katlı binalarda suç oranının çok daha yüksek olduğunu göstermekte. Çok katlı binalardaki insanlar birbirinden habersiz yaşamakta genelde. Ahmet amcanın özürlü çocuğundan haberi olmayan bir genç Ahmet amcanın emekli maaşını çalarken çok da rahatsız olmamakta.

      Kardeş gibi akraba gibi birbirine saygılı sevgili yaşayan insanlardan birbirinden çekinen, korkan, güvenmeyen paranoyak hareketler gösteren bir nesil haline geldik. Endişe ile çocuklarımıza yabancılarla konuşmamasını yardım istese dahi etmemesini tembihliyoruz çünkü kimseye güvenemiyoruz ya yardım istemek değil de niyeti kötü bir şeyse.

       Yabancılaşma had safha da ve o yüzden yardım ya da empatiden bahsedemiyoruz bile. Yapılan sosyal deneylerde bunlar görülmekte. Yolda bayılan kimsenin yanından herkes geçip giderken çoğu kimse burada yatan ben de olabilirdim deyip yardım edemiyor.

       Yapılacak şeylerden biri de şahsen olmasa bile toplumsal kuruluşlar vakıflar aracılığı ile çeşitli ihtiyaç sahipleri için ihtiyaca yönelik birlik içinde yardımcı olmak. Kapitalist sistemin de etkisiyle yardıma ihtiyacı olanlar çok fazla. Bu yardım kuruluşları içinde bulunmak psikolojik olarak da kişinin kendisini huzurlu hissetmesine sebep oluyor. Bu çalışmalar ile ayrıca çok fazla çocuk ve gencinde eğitim ve öğrenim ihtiyaçları karşılanarak topluma kazanmaları sağlanıyor.

      Gerek yardım eden gerekse yardım edilen olumlu etkilendiği için bu konularda yapılan çalışmalar çok kıymetli. Okulda bu çalışmaların temelleri atılıp ağaç yaşken eğilir sözü gereği çocuklarımızın içine yavaş yavaş bu isteği eklemeli ve zaten istek duyanların duygularını arttırmalı. Yaşanabilir bir hayat için yardımlaşmayı yanı başımızda tutmalıyız.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 370
Kayıt tarihi
: 22.05.11
 
 

37 yaşındayım. Çankırı'da doğdum. Yurt dışında yaşadım. Evliyim ve 2 çocuğum var. A.Ü Turizm-Otel İş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster