Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '06

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
30776
 

İlgi Alanı

Şu dünya yüzünde yaşayan her insanın ilgi alanı, az çok birbirinden farklıdır ve herkes, ilgi duyduğu alan (o alan içindeki konular, olaylar, hobiler, işler neyse) hep onun peşindedir. İlgi alanları benzerlik arz eden kişiler zaten birbirleriyle dost olurlar. Aynı futbol takımını tutan fakat birbirlerini hiç tanımayan seyircilerin, takımlarının maçını seyrederken, paylaştıkları yakınlığı bir düşünün. Sanki kırk yıllık dost gibi konuşurlar maç hakkında. Neden, çünkü o sırada birbirlerinin ilgi alanı içine girmişlerdir.

Bundan 30 yıl kadar önce bir meslektaşımın bir sözü aklımdan hiç çıkmadı. Bir arkadaşımızın anlattıkları onu hiç ilgilendirmediği ve kendisinin neden hiç konuşmadığı, hatta soğuk durduğu ona sorulduğunda hemen bilgiç bir tavırla cevap verir ve "ilgi alanımın dışında" derdi. Bence çok haklıydı. Başkalarının bize anlattığı ve ilgilenmemizi istediği bir çok konu nasıl bizi ilgilendirmez veya bizi sıkabilirse, bizim anlattığımız ve ilgilendiğimiz bir çok konu ve olay da, başkalarını ilgilendirmeyebilir. Bu konuda ne bizim ne de başkalarının olayı alınganlık ve gücenme sebebi sayıp, küsmeye ve darılmaya hakkı yoktur. Yalnız nezaketle, olması gereken kadar dinlemeli veya anlatmak ihtiyacını kısaca tatmin etmeli, ondan sonra nazik bir şekilde kulvar değiştirmeliyiz. Karşımızdaki kişinin ilgi alanına girmeyen bir konuda, saatlerce konuşmak, ona işkence yapmaktan farksızdır. Bazı insanlar bu konuda cellat gibidir. Karşısındaki kişinin sıkıntıdan patladığını görseler veya hissetseler bile, acımasız şekilde konuşmaya devam ederler.

Bence her insanın, bulunduğu çevrede, iş hayatında, konu komşu ilişkilerinde hatta aile hayatında, kendi davranış ve konuşmalarını ve her türlü diyaloğunu, onların ilgi alanlarına göre ayarlaması gerekir. O zaman kavgasız, tartışmasız, darılmasız, gücenmesiz bir yaşantıyı sürdürmek daha kolay olabilir. Sevmediği bir yemeği zorla nasıl bir insana yediremezseniz, ilgisini çekmeyen bir konuyu da ona zorla dinletemezsiniz. İş ve meslek seçimi, okulda sevdiği derslere ilgi, sevmediği derslere ilgisizlik, eş ve ev seçimi, seyahat ve gezi anlayışı, beslenme anlayışı, hatta aşk ve sevgi konusunda herkesin kendisine özgü düşünceleri vardır. Zorla güzellik olmaz. Zorlanırsa her şey çirkin ve dayanılmaz olur. Hatta düşmanlık bile olur. İnsanların, çevresindeki tanıştığı, konuştuğu, bir arada olduğu insanlarla diyaloğunda ilk dikkat etmesi gereken önceliğin, onların ilgi alanlarını saptamak ve ona göre davranmak olduğu görüşündeyim. İnsan kalbi kazanmanın, gönül fethetmenin, dost kazanmanın en iyi ve vazgeçilmez yolunun, karşımızdaki insanın ilgi alanına giren konularla ilgilenmek, onları o konularda dinlemek ve hobilerine saygı duymak olduğunu da unutmayalım. Çünkü filozofların da dediği gibi, "fark edilmek insanların en vazgeçilmez isteyidir"...

İş hayatında işe göre adam, adama göre iş deyimi toplumda söylenir durur. Fakat çoğu zaman bu söz, fiili duruma uymaz. Adama göre iş, işe göre adam o kadar çok sahada uygunsuzluk olarak karşımızdadır ki, tartışmaların bitmemesi biraz da bundandır. Bir iş yerinde çalıştığı bölümü beğenmeyen, sıkılan ve başarılı olamayan bir elemanın, ilgi alanına ve kabiliyetine daha uygun başka bir servise görevinin kaydırılması halinde, verimimin ve mutluğunun arttığı hemen ortaya çıkacaktır. İş ve meslek seçimi gibi eş seçimi de çok önemlidir. Bunu herkes bilir ama, aile ve çevre baskısı ile veya acele kararlar sonucu, bir çok yanlış evlilik de olmaya devam etmektedir. Boşanmaların sebebi incelendiğinde, ilgi alanı farklılığı hemen öne çıkar. Başkalarının ilgi alanı olan konuları dikkate alarak davranışlarımızı ayarlamak, onların ilgi alanlarına saygı duymak, bizim ilgi alanımız olan konuları ise ikide bir ortaya çıkartıp, baş ağrıtmamak ve kimseyi sıkacak bir ortam yaratmamak, erdemli davranmanın gereğidir görüşündeyim. Herkese ilgi alanları içinde ne kadar mutluluk ve başarı düşüyorsa onunla yetinmelerini, üst tarafına kulak asmamalarını diliyorum. Baksanıza tuttuğumuz futbol takımı bile her maçta galip gelemiyor ve her yıl şampiyon olamıyor. Bu kadarına da şükür diyelim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1549
Kayıt tarihi
: 17.08.06
 
 

EROL GÜNGÖR: (Besteci, şair, yazar ve meslek olarak özgeçmişi). 29.5.1941 tarihinde Gaziantep'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster