Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '18

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
235
 

İlginç Psikolojik Terimler

İlginç Psikolojik Terimler
 

1-      Aktarım nevrozu: Nevroz fiziksel ya da biyolojik sebebi olmayan genellikle bireylerin içsel çatışmalarından ya da toplumla uyumlu yaşamak adına gösterilen çabalardan ortaya çıkan davranış bozukluklarıdır. Nevroz çeşitli şekillerde kendini gösterebilir.  Örneğin, kişilik bozukluğu ile beraber öfke, saldırganlık, gereğinden fazla suçluluk hissi veya sorumluluk hissi denilebilir.  Bunalım nöbetleri olarak kişide görülebilir ve psikozdan farkı budur, kişi işlevselliğini kaybetmez ve işini sürdürebilir.Kısaca dürtü, toplum ve hayat arasındaki dengeyi kuramayan yani stresle başa çıkamayan bireylerde görülen bir durumdur. Aktarım nevrozu da geçmişten gelen davranış bozuklukların psikanalitik ekolden alınan terapi süresince terapiste yansıtılması ya da aktarılmasına denir.

Örnek: Kişinin annesine olan çocukluk öfkesini, terapistiyle gelişen ilişkisiyle beraber öfkesini terapistine yöneltmesi durumu görülür. Buradaki öfke patlamsı aktarım nevrozudur.

2-      Aşağılık duygusu/ kompleksi: Sosyal, fiziksel, psikolojik veya  kişisel alanda zayıflıklar ya da eksikliklerden kaynaklı olarak bireyin kendisini aşağılık hissetmesidir. Bu his her durumda anormal değildir.

Örnek: Mahalledeki arkadaşlarından yaşça küçük olması sebebiyle fiziksel olarak daha az gelişmiş olan birisi kendisini aşağılık hissi içinde bulabilir.

3-      Üstünlük çabası: Kişilerin akıllarında göreceli veya hayali bir mükemmel vardır ve bu yönde kişi bu ideale ulaşmak için çabalar, işte bu çabaya üstünlük çabası denir. Aşağılık duygusu hisseden bireyin vereceği en normal çaba üstünlük çabasıdır.

Örnek: Kolları olmayan bir insanın ayaklarıyla harika resimler yapmak için kendisini geliştirmesi üstüünlük çabası olarak örnek verilebilir. Burada fiziksel eksikliğin getirdiği bir aşağılık duygusu bu şekilde bir üstünlük çabası olarak ortaya çıkmış diyebiliriz.

4-      Varoluşsal kaygı: Varoluşçu kaygının derinlerinde hayatta kalma, anlam arayış ve yaşamını sürdürme ihtiyacı yatar. Varoluşçu kaygı bireyin tüm bu amaçlarına karşın yaşamın ölümlülüğü hakkında farkındalığa ulaşmasından kaynaklanır.

Örnek: Kişi varoluşsal kaygı yaşıyorsa bir savunma meknizması olarak ölümü unutarak ya da reddederek yaşamaya çalışabilir.

5-      Koşulsuz olumlu saygı:  Kişi merkezli terapilerde odak noktalarından birisi koşulsuz olumlu saygıdır. Carl Rogers tarafından ortaya atılmış bir tekniktir. Danışana karşı koşulsuz kabul, sevgi ve yakınlığı ifade eder. Bu tek başına bile terapötik etki yaratabilir.

Örnek: Hasta, terapiste çocuklara karşı cinsel istek duyduğunu ifade ettiğinde, bu durumun toplumsal ve bireysel değerlere karşı olmasına rağmen terapist hastaya karşı yargılayıcı yaklaşmaz yani koşulsuz bir kabul durumu söz konusudur.

6-      Baskın/bastırılmış karakter:  Geştalt terapisinde sık karşılaşılan durumlardan birisi de içsel çatışmalardır. İnsanların içsel çatışmaları baskın ve bastırılmış karakterleri arasında gerçekleşir. Baskın karakter bireyin toplumsal benliğini ifade ederken, bastırılmış karakter kişinin doğal benliğini ifade eder. Bireyin doğal benliği reddedilme onaylanmama korkusuyla karşı karşıya geldiğinde kişi kendi içindeki bu iki kutbu dile getiremez ve bir taraf bastırılırken diğer taraf ön plana çıkmak durumunda kalır.

Örnek: Kişi sanata karşı oldukça ilgiliyken ve konservatuar okumak isterken, ailesi ve mahallesindekiler ondan daha analitik olan tıp fakültesini uygun görürler ve kişi meslek seçiminde baskın karaktere göre karar vermiştir. Bastırılmış karakterin sanatsal yönü reddedilme ve onaylanmama korkusu ile açığa çıkarılamamıştır.

7-      Rol değişimleri/geçişleri: Değişim kaçınılmaz bir gerçek olmakla birlikte yaşam şartlarımızdaki en ufak değişiklikler bizlerde de rol değişimlerine sebep olabilir. Büyük küçük değişimler kişilerarası ilişkilere de yansıyan bir boyutta olmaktadır. Bu değişiklikler hamilelik, evlenme, yaşlanma gibi daha süreç boyutunda da olabilirken diğer yandan işsizler ve boşanma gibi daha durum boyutundaki değişimler olabilir. Bu tip değişimlere de rol değişimleri ya da geçişleri adı verilmektedir.

Örnek: Liseden mezun olup üniversite okumak için başka şehre giden öğrencinin artık hayatındaki pek çok sorumluluğu tek başına üstlenmeye başlamasıyla bir rol değişimi ve ilişkilerinde değişimler söz konusudur.

8-      Hayallerde üstüne gitme terapisi: Kaygının koşullandığı bireyde yavaş yavaş bir söndürme çalışması yapmak için kişinin kaygı verici durumu hayal etmesidir.

Örnek: Arı fobisi olan bireyin etrafında arıların uçtuğunu hayal etmesi, üstüne arıların konduğunu hayal etmesi istenir ve kaygı ile baş başa bırakılır. Terleme, kasılma, gerilme gibi durumlar hastada görülebilir.

9-      Atılganlık eğitimi: Durumsal kaygılar için daha çok duyarsızlaştırma tercih edilirken, atılganlık eğitimi daha çok kişilerarası iletişmden ya da etkileşimden kaynaklanan kaygılar için tercih edilen bir yöntemdir. Bu eğitim için uygun bulunan kişiler genelde normalden fazla uysal ve kendini ifade etmekten çekinen kişilerle beraber sinirli ve agresif kişilerdir. Atılganlık eğitiminde bireylere duygularına ket vurmaktansa rahatsızlık duyduğu durumu ya da hayranlık duyduğu durumu sağlıklı şekilde ifade etmek öğretilir. Bunun için de çeşitli provalar yapılır. Açık ve kapalı provalar söz konusudur. Kapalı provalarda kendilerinin ne zaman asabi olduğunu veya edilgen olduğunu tespit ederler ve o durumda daha atılgan olduklarını hayal ederler. Açık provalar ise rol yapma ile pekiştirilen çalışmalardan oluşur. Kademeli ev ödevleri ile eğitim devam eder.

Örnek: Spariş verilen kahvenin yanlış gelmesi ve kişinin bunu uygun dille ifade edebilmesi için “role play” çalışması yapılabilir. Bunun için garson terapist ve müşteri danışan olabilir. Aralarında uygun diyaloglar ile açık prova yapılabilir.

10-  İrrasyonel inanç: İrrasyonel inanç bir takım deneyimler ve yanlış yorumlamaları sonucunda kişinin aklında gelişmiş olan ve gerçekle örtüşmeyen inançlardır. Pek çok çeşidi vardır ve bilişsel davranışçı terapinin temelini oluşturur. Hasta olayı yaşar sonra yorumlar ve sonrasında bir duygu hali içine girer. Yanlış yorumlama kişinin işlevselliğini bozabilir. Bu yanlış yorumlamada temeldeki irrasyonel inançların etkisi vardır.

Örnek: Arkadaşının evine ziyarete giden bir kadın, yemeği tereyağlı sevmediğini unutan ve yiyemeyeceği şekilde tereyağlı pişiren arkadaşına karşı öfkeli hissedebilir. Bunun temelinde de değersizlik inancı yatabilir. “Burada kimse beni sevmiyor”, “Ben değersizim” inançları kişinin aklına gelebilir.

 

KAYNAK: Prochaska, J. O., Norcross, J. C., (2014). Psikoterapi Sistemleri: Teoriler Ötesi bir Çözümleme. İstanbul: Psikoterapi Enstitüsü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 115
Kayıt tarihi
: 09.09.17
 
 

Koç Üniversitesi. Psikolog. Yetişkin, çocuk, ergen, ilişki, sevgi, aşk ve iletişim psikolojisini ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster