Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '10

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
546
 

İlham Perisi

İlham Perisi
 

Eskiden olsa çok kolaydı.

Hiçbirşey yapamasam uyduruktan bir çilingir sofrası işi götürürdü.

Şimdi taktik değiştirmek zamanı…

***

Editör tayfası ile aram iyidir. Severim kendilerini. Onlar da beni severler. Bir dediklerini iki etmem. Ha en büyük editör bizim editör yağcılığına girecek değilim tabi.(Burada bahsi geçen editör VDergi edötörüdür.MB editörleri üzerine alınmasın.M.H.:)

Ama bizim editörümüz hakkaten başka azizim. Yazı zamanı geldiğinde iki tık-tık bir şık-şık limana yanaşıyor. Öyle astığı astık kestiği kestiklerden de değil. Halisane-muhlisane “pek muhterem Murat beyciğim, sayfa dizaynına başlamış bulunmaktayım, arzu ederseniz yazınızı gönderebilirsiniz” diyor. Ben artık sütten ağzım yandığı içün “hay-hay” demiyorum. Hiçbirşey demiyorum icabında, doğrudan yazıyı gönderiyorum.

İşte bu veçhile yine kendileriyle laflıyorduk. “Eskiden olsa çok kolaydı, çilingir sofrasını kurdum mu iş tamamdı. İlham perisi anında sofraya damlardı birkaç yazılık malzemeyi sofraya boca eder giderdi” dedim. “O zaman sofra masrafınız benden olsun efendim” diye incelik gösterdiler; ancak…

Kazın ayağı artık öyle değil. Pabuç pahalı. Perinin randevu defteri de hayli kabarık azizim. Günler öncesinden randevu alıyoruz artık. Maksat mevzu olsun tabi. Yoksa mevzu olmadan da edecek çok laf var.

***

Çünkü:…

***

Naçizane bendeniz (MH): “Yahu kaç gündür neredesin be azizim. Gelmez oldun eskisi gibi?”

İlham Perisi(İP yazsam ayıp olacak, sadece Peri diye kısaltalım): “Yok öyle üç kuruşa beş köfte. Eskidendi o, çok eskiden”

MH: Ne oldu yahu. Eskiyle şimdi arasında ne değişti ki?
Peri: Ohooo, sen uyu hala. Köprünün altından çok sular aktı. Hatta sel bile oldu

MH:Ha onu duydum, artık mevsim dengeleri değiştiğinden seller, fırtınalar olağanmış. Hazırlıklı olmak lazımmış. Da, bunun konumuzla ilgisi nedir?
Peri: Yemezler, salağa yatma hiç. Laf kalabalığına getirip ağzımdan “laf” alacaksın, sonra da “ben yazdım” diye şişineceksin. Yemezler, başka kapıya.

MH: Benim senden başka neyim var.
Peri: Bak dilinle itiraf ediyorsun işte, “neyim var” diyorsun. Bizi kaale alsan “kimim var ki” derdin. Ben eşya mıyım, meta mıyım, alet-edevat mıyım?

MH:Haydaaa. Atilla Mayda. Kim çalar ki Gayda. Saçmalama kuzen. Edevat ne demek, olur mu öyle şey.
Peri: Tabi olmaz. Edevatın bile bir yeri var, benim yerim bile yok. Kedim zaten hiç yok.

MH: Ya napıcaksın kediyi? Bu devirde hayvan mı beslenir. Kendimiz zor doyuyoruz.
Peri: O sizin doyumsuzluğunuz. Yediniz yediniz hala doymadınız.

MH: Ya sen hakkaten kafayı sıyırmışsın be birader.
Peri: Şimdi de birader olduk ha. Tabi işin bitince bay-bay

MH: Alıngansın da ayrıca. Ne desem tersinden anlıyorsun. Ne diyeceğimi bilemedim.
Peri: Bırak bu ayakları. Hatta mümkünse komple bırak, ayak-bacak-kalça ne varsa. Bırak ki kirinden arınasın.

MH: Hönk!!
Peri: Zönk!!

MH: Ayıp ettin ha. Hem beni dinlemiyorsun, hem her dediğimi yanlış anlıyorsun.
Peri: Yok yok, ben anladım anlayacağımı.

MH: Ben bildim seni.
Peri: Hayret!

MH: Anladım yani
Peri: Hayret ki ne hayret!

MH: Bozuk atıyon sen bana.
Peri: Bozukluk taşımam, atacaksam bütün atarım ben!

MH: Off yaa… Tamam.. Sustum…
Peri: İşine gelmeyince “sustum”. Oh ne ala Mualla.

MH: Atilla Mayda’nın karısı mı o?
Peri: İlahi Sürahi!!

MH: Mevzu anlaşılmıştır.
Peri: Çok şükür… Hiç anlamayacaksın sandım.

MH: Haaaatun! (Aslında aşkııım diye çağırırım da, periyi işkillendirmeyelim şimdi, zaten kafası atmış)… Baksana, ben unutursam bana mutlaka hatırlat. Bi yetmişlik alınacak, yanına ıvırı zıvırıydı mutlaka tamam edilecek………… Yahu çarpılmayız, sen ne diyorsam yap………. Saçmalama hayatım, tabi ki zemzemle karıştırmayacağız. Zaten hurmadan meze mi olur canım. Töbe Töbe……… İlham için bütün bunlar………… Yok deve, iyice saçmaladın. İlham perisi yani. Yoksa gelmem diyo kereta. El-mahkum biz içmesek de ona hazır edeceğiz sofrayı :)))

***

İşte böyle dostlar. İlham gelmiyorsa bir nedeni var elbet. Artık bundan sonra işimiz kolay. Olmadı gece hayatına akarız. Kendim için istiyorsam namertim. Her şey İLHAM için. İLHAM sen bizim her şeyimizsin…


Not: Bu yazı VDergi için yazılmıştır.

Murat HACIOĞLU

W E B B E N


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

resimdeki gibi ilham perisi falan istemem istemmemmm korktum ben :))

B Gelincik 
 01.04.2010 17:30
Cevap :
Resimden sonra yazı yazamadım zate :))  01.04.2010 18:47
 

Vdergi hımm duymamıştım hemen okuyayım bakalım peri kızı var mı orda da... :) sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 01.04.2010 11:32
Cevap :
Peri yok ama peri gibi editörüm var orada :)) İlhamın bini bir para vallahi. "Selam" dese bana iki yazılık malzeme çıkarıyo :))  01.04.2010 12:13
 

MERHABALAR...SEVGiLi Dr. MURAT BEYCiGiM.:-)) ** BU PERi RUYADA MI..? YOKSA GUNDUZ GOZU ile Mi.? ** YOKSA BU PERi BENiDE KURNAZLIK YAPIP, YOLUMU SASIRTMASIN SAKIN HAAA.! :-))) SAKIN BENiM RUYALARIMA GiRMESiN..! :-))))) SEVGiLER ve SELAMLAR...! :-))

Necip Köni - Adana / TR 
 01.04.2010 0:03
Cevap :
Bu çakma peri sayın Köni. Orjinalini alamayanlar için idarelik :)))  01.04.2010 10:59
 

VDergi okuralrına harika bir gülümseme repliği olmuş:) Ne yapıyorsak, şu İlham için yapıyoruz, di mi ama :) Yoksa, ne işimiz olur çilingirle, kapıyla filanla falanla :))

Emine Supçin 
 31.03.2010 23:47
Cevap :
Doğru yahu. İlham gelsin yeter ki :)) Bu eski sayısı oluyor. Şimdi yeni sayı için de bir yazı yazdım. Fena değildir sanırım :) Onu da ilerleyen günlerde buradan paylaşırım :)  01.04.2010 10:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1589
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster