Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
291
 

İlhan Selçuk gibi cepheden mi, pir gibi derinden mi ?

İlhan Selçuk gibi cepheden mi, pir gibi derinden mi ?
 

Ne demiş İlhan Selçuk?

“Bütün türbanlılar cehennemliktir.”

Zaman zaman solun duayeni İlhan Selçuk, uç çıkışlar yapar ve bir anda tüm dikkatleri üzerinde toplar.

Her ne kadar gazetesi Cumhuriyet, çok satışlı olmasada, toplum nezdinde ilkeli ve prensipli duruşu ile gerekli saygınlığı kazanmış ve Türk medya dünyasında güvenilirlik yönündeki kimliğini korumuştur.

İlhan Selçuk lafı etti ve hemen ardından bir tartışma koptu.

Sol neden bu denli cepheden saldırılarla muhafazakar kesimin tepkilerini çekip ilgi odağı olmaktan uzaklaşıyor?

Neden daha politik tavırlar geliştirerek toplumla bağlarını güçlendirmiyor ve toplumun muhafazakar yönlerine saygı göstermiyor?

Yollu sorular ve yaklaşımlarla solu eleştirmeyi yeğ tuttular.

Bencede solun en ciddi zaaflarından birisidir cepheden eleştiri ve toplumun muhafazakar yönlerine karşı sert çıkışlar yaparak politik arenada iktidara oynama şansını önemli ölçüde yitirmek.

Ama bir gerçeği olanca çıplaklığı ile ortaya koymak gerekiyor.

Solun temel amacı bilime inanan bir toplumsal yapı oluşturmak ve bilimi temel rehber haline getirmektir. Bu çerçeveden baktığımızda, solun esasen yapmak istediği kesin ve nettir. Toplumun bilime doğru evrilmesini sağlamak ve toplumu dogmatik inanç ve düşüncelerden arınması yönünde değişime doğru itmektir.

Ne varki muhafazakar toplumlarda ve hele hele bizim gibi okuma ve yazma oranının son derece düşük olduğu toplumlarda bu tip çıkışlara karşı tepkiler çok sert olur.

Ve yılda yetmiş bin kitabın satıldığını düşünür isek ve nüfusunun kırk milyon civarındaki bir kesmi en fazla ilkokul düzeyinde bir tahsil noktasında ise bu gibi toplumlara haklı olarak cepheden saldırmak doğru bir politik tavır değildir ve aksine tümü ile yanlış bir yaklaşımdır.

Ve sol cepheden saldırı hastalığından kurtulmayıp tümü ile politik tavırlar eksenine çizgisini oturtmaz ise öyle sanıyorumki Türkiye’de ilgi odağı olabilme şansına ulaşamayacaktır.

Alevi dergahlarında eskiden pir yetiştirirlermiş.

Pirlerin almış oldukları eğitimin temel amacı topluma önder olmakmış.

Bir alevi bir gün kafasına takılıyor ve bende pir olacağım iddası ile dergaha gidiyor ve kendisini hocalarının eline teslim ederek başlıyor eğitim almaya.

Gel zaman git zaman bizimki almış olduğu eğitimin yeterli olduğunu düşünerek dergahtan ayrılmak istiyor ve toplum içerisine girerek topluma önderlik yapmak istediğini hocalarına söylüyor. Hocaları bu isteği olumlu karşılamıyor ve daha öğreneceğin çok şey var diyerek bizimkini dergahta tutmaya çalışıyorlar. Ama bizimki hocaların yaklaşımını dikkate almıyor ve dergahtan ayrılıyor.

Sokak sokak gezerken bir kalabalık görüyor ve yüksekçe bir yere çıkmış hoca kalabalığa karşı konuşuyor.

Hoca; dinden, kitaptan, Müslümanlıktan, imandan söz ederek kalabalığa ajitasyon çekiyor.

Bunu gören bizimki, kalabalığın içerisine giriyor ve hocanın konuşmasını bitirmesini beklemeden lafı hocanın ağzından alıyor ve, “Hey cemaat” diyor. “Bu gördüğünüz hoca var ya bu hoca sizi dinle, kitapla, Müslümanlıkla kandırıyor. İnanmayın siz bu hocaya” diyerek kalabalığı hocaya karşı kışkırtmaya çalışıyor. Ve hoca daha uyanık çıkarak cemaate dönüyor ve “Ey cemaat bu gördüğünüz adam dinsizin, kitapsızın, münafığın birisidir. Sizi dinden kitaptan etmeye çalışıyor. Bu münafığın katli vaciptir.” Diyerek kalabalığı bizim pirin üzerine salıyor. Kalabalık bizimkini linç edecek, ama bizimki bir pundunu buluyor ve kalabalığın elinde kurtularak doğruca dergaha dönüyor. Kapıyı çalıyor, içeriye giriyor. Her yeri kan revan içerisindedir bizimkinin ve hocaları hiç şaşırmadan sorarlar ne olduğunu. Bizimki olanı biteni anlatır ve hocaları; biz sana daha öğrenmen gereken çok şey var demiştik diyerek eğitime kaldıkları yerden davam ederler.

Gel zaman git zaman, hocalar artık gerekli eğitimin alındığını ve bizimkinin yeterli birikimi sağladığını düşünerek, kendisine öğretecek bir şeylerinin kalmadığını ve topluma önderlik edecek birikime ulaştığını söylerler.

Bizimki dergahtan ayrılır ve sokak sokak gezerken yine bir kalabalığa rastlar. Yine kalabalığın önünde yüksekçe bir yerde hoca cemaate konuşmaktadır. Dinden, kitaptan, imandan, Müslümanlıktan demler vurarak ajitasyon çekmektedir. Bizim pir kalabalığa karışır ve hocanın konuşmasını sonuna kadar dinler. Hoca konuşmasını bitirince, hocaya doğru yanaşır ve elini tutarak büyük bir ihtişamla öper ve başına koyar. Kalabalık bizim pirin bu davranışını törensel bir şekilde izler. Bizim pir kalabalığa dönerek, “ey cemaat” der “bu gördüğünüz hoca varya bu hoca, öyle nur yüzlü bir müslümandırki, öyle güvenilir bir müslümandırki” diyerek kalabalığa hoca ile ilgili övgü dolu sözler söyler. Kalabalık tık nefes bizim piri dinlemektedir. Ve bizim pir son vuruşu yapar. Ey camaat der bu gördüğünüz nur yüzlü hocanın sakalından bir kıl koparan Müslüman hoca ile birlikte cennetliktir. Bunu duyan cemaat birden galeyana gelir ve hocanın sakalından bir kıl koparıp cennete gidebilmek adına hocaya saldırır. Bu saldırı sonunda hoca ölür.

Bizim pir kenarda olanları izlemektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

'İzmirli mavilim...'in itirazını dile getirme gereği duydum, ama gerek kalmadı. Niye yazdın be kardeşim o zaman diyebilirsiniz, bir not daha düşülsün istedim. 31 yıllık bir Cumhuriyet okurunun o kadar hakkı olmalı bence:) Selam ile...

Hasan Hüseyin Dulun 
 21.11.2007 16:48
Cevap :
Evet Hüseyin bey.  21.11.2007 17:22
 

Hocayı dar-ı bekaya uğurladık. Ama İlhan Selçuk hala yaşıyor. Bu misalden yola çıkarsak, Selçuk bey'in (sakalı olmadığına göre,) saçlarının çok mübarek olduğunu söyleyecek bir "pir"e ihtiyacımızı var. İlhan bey kendince ilkelerden bahsediyor. Başlarını örtenlerin, faiz yiyerek günah işlediklerinden söz ediyor. Başımıza hoca kesildi. Sanki şeriatla yönetiliyoruz; o da müftümüz olmuş fetva veriyor. Sana ne onun bunun günahından. Sanki kendisi hiç ilkelerinden taviz vermiyor. Bir gün Amerikaya söverken, ertesi gün öven kendisi değilmiş gibi yapıyor. MHP'yi, önce göklere çıkarıp, sonra da yerin dibine sokan sanki benim. Örtülülerinki dinsel günah ise, onunki de ilkesel günahtır. İnsan önce kendine bakmalıdır. Selamlarımla.

Hüseyin Atacan 
 21.11.2007 14:24
Cevap :
Evet. Eleştirilerinizde haklı buluyorum sizi.  21.11.2007 17:23
 

Merhaba. İlhan Selçuk'u okuyor olsaydınız, onun böyle bir cümleyi yazma aymazlığına kapılmayacağını bilirdiniz. Bugünkü yazısında da tekrarladığı gibi İlhan Abi şunu yazmıştır; "Türbanı flamaya dönüştürüp siyaset sahteciliğinin en büyüğünü yaparak Müslümanlık taslayanlar ikiyüzlü yalancılardır, topu cehennemliktir." Sanırım arada büyük bir fark var. Tıpkı, aynı yazarın daha önceki yazılarında da vurguladığı "dindar" ve "dinci" olmanın farklı olması gibi. Sevgi ve selamlarımla.

derinmavi.. 
 21.11.2007 13:34
Cevap :
İlhan Selçuğun iyi bir okuruyum. Ve aynen dediğiniz gibi ama kamuoyuna yansıyan biçimi ile solun genel davranış ve yaklaşım karakterini ele alarak değerlendirme yapmaya çalıştım. Sonuçta İlhan Selçuk nasıl bir cümle kurmuşturdan ziyade içeriksel anlamda cepheden saldırı yapan kimliktir.  21.11.2007 16:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1117
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster