Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
504
 

İlim

İlim
 

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır. Okumaktan mana ne, kişi Hakk’ı bilmektir, Çün okudun bilmezsin, ha bir kuru ekmektir. ” Yunus Emre Hz.leri ilmin ne olduğunu ve ne olması gerektiğini bu sözleriyle en güzel şekilde özetlemiştir. Peygamber Efendimiz de (s.a.v) ilim mevzusunda “Faydasız ilimden Allah’a (c.c) sığınırım” (Tirmizi, Daavât, 68) diyerek faydasız bilginin insana ne denli zararlı olduğunu vurgular. Yine Peygamberimiz’den (s.a.v) nakledilen “ İki günü eşit olan ziyandadır.” (Deylemi, Firdevs, 3/611 – 5910) hadisinde; sınırlı olan ömrümüzde zamanı iyi kullanıp, Allah’ın (c.c) Kur’an-ı Kerim ve hadisler vasıtasıyla bize gönderdiği bilgiyi her gün bir önceki günden daha fazla artırarak ve bu bilgiyi de hayatımıza koyarak yaşamamız gerektiği anlatılır. Allah (c.c) bizi yaratıp, dünyaya belli bir amaçla göndermiştir. Bizden beklenilen; süresi sınırlı olan bu dünya hayatında, Allah’ın (c.c) ilmiyle O’nun yüceliğini, sonsuz kudretini, mükemmelliğini, bir nebze de olsa anlayıp O’na olan hayranlığımızın ve sevgimizin artmasıyla, en güzel şekilde kul olmaya çalışmamızdır. Mevlana Hz.leri “ Allah sevgisi ilimle elde edilir. İlimden nasibi olmayanlar ve akılsızlar bu sevgiden uzaktır.” der (Mesnevi 2/ 1545- 49) Allah’ın (c.c) ilmi sonsuzdur, bize verilen sınırlı akılla tamamını anlamak mümkün değildir. Bu Lokman suresinin 27. ayetinde şöyle anlatılır: “Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” Allah(c.c) her şeyi yarattığı gibi ilmi de yaratmıştır. Lokman suresinin 34. Ayetinde ilmin sahibinin yalnız Kendisi olduğunu bildirir. “ Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.”

Her işte olduğu gibi, öğrendiğimiz ilmin bize veya insanlığa faydası olması gerekir. Günümüzde pek çok bilim adamı çıkar için, insanlığın zararına olan buluşların altına imza atıyor. Allah(c.c) verdiği tüm nimetleri ki ilim de bu nimetlerden biridir, O’nun rızasına uygun olarak kullanmamızı istemiştir. İlmimiz arttıkça yani Allah’ı(c.c) daha fazla tanıdıkça, O’na olan hayranlığımız sevgimiz, saygımız, korkumuz artar.” Kulları içinde Allah’tan ancak alîmler korkar. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür.” (Fatır suresi 28. Ayet) Abdülkadir Geylani Hz.leri de sahte alîmlere şöyle seslenir: “Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce Allah’ın (c.c) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? Onu Hak tarafına çağırman nerede? (Fethur Rabbani)” Nefsini bilen Rabb’ini bilir.” (Aclûni 2/262) hadisinde olduğu gibi, ilmimiz arttıkça; nefsimizin bizi nasıl yanlışlara, kötülüğe götürdüğünü görürüz. Allah’ın ise ne kadar kusursuz ve mükemmel olduğunu anlarız. Allah’ın(c.c) ilmini öğrenmek de, öğretmek de en büyük ibadettir. “ İlim tahsil etmek kadın- erkek her müslümana farzdır.” (Mukaddime, 15-2-1395) Rabb’imizin ilk gönderdiği Kur’an ayeti “oku” diye başlayan Alâk suresidir. “1- Yaratan Rabb’inin adıyla oku!” “2- O, İnsanı bir alekâdan(embriyodan) yarattı.” “ 3- Oku! Rabb’in sonsuz kerem sahibidir.” “ 4- O Rabb ki kalemle yazmayı öğretti.” “5- İnsana bilmediği şeyleri öğretti.” Allah’ı(c.c) tanımayan, emirlerini yerine getirip, sevip, saymayan; cahil, nankör bir insandır. Bu cahilliğini ancak Allah’ın (c.c) ilmini öğrenip, hayatına koyarak ve samimiyetle yaşayarak giderebilir. 

İlmin kaynağı; Allah’ın(c.c) Peygamberlerimiz vasıtasıyla gönderdiği kutsal kitaplar ve Peygamberlerimizin sözlerini, yaşantısını içeren hadislerdir. Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ve içeriğinin bozulmasına müsaade etmeyeceğini belittiği son kitap ise Kur’an-ı Kerim’dir. “ Kur’ân-ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız.”(Hicr suresi, 9.ayet) Peygamberlerimizin yaşadığı dönemde yaşamayan bizler için Allah’ın (c.c) adaleti gereği, sayısı hiçbir dönemde eksilmeyen, Peygamber varisleri, ledünni ilmiyle donattığı alîmleri vardır. “Alîmler peygamberlerin varisleridir.” (Buhari, 10) Kim bu alîmleri rehber edinirse dinin hakikatini yaşaması mümkün olacaktır. Ledünnü ilmi; Allah’ın(c.c) bazı Peygamber ve evliya kullarının kalbine verdiği en yüksek ilimdir. Bu ilimden bir örnek Kur’ân-ı Kerim’de, Kefh suresinin 60 ile 82. Ayetleri arasında, Hz. Musa Peygamber’le Hızır Alehisselâm’ın kıssasında anlatılmaktadır. Allah(c.c) ilmini, O’na(c.c)karşı edepli bir kul olmamız için vermiştir. Bir kişinin salt bilgili olması bir şey ifade etmez, esas olan, kulun bilgiyi, Allah’ın(c.c) seveceği bir kul olabilmek için kullanmasıdır. Hz. Mevlana Mesnevi’sinde, bir hikâye anlatır. Bir sinek sidik birikintisinde yüzen saman çöpüne konmuş da deryada yüzüyorum sanmış. Birkaç bilgiyle sapıtıp, şeytan gibi kibirlenerek, “ben oldum” diyerek Allah’tan(c.c) uzaklaşmak yerine, tam tersine O’nun ilminin sonsuzluğunu, mükemmelliğini anladıkça Hz. Allah’ın güzelliği ve kudreti karşısında huşuyla boyun eğerek aczimizi bilmemiz ve O’nu aşkla sevmemiz gerekir. Her nimetin zekâtı olduğu gibi ilmin de zekâtı; bildiğini öğretmektir. Etki etmesi için ise; öğrettiğimiz ilmi yaşayarak örnek olmamız gerekir. “Sahte doktor candan, sahte imam dinden eder” denildiği gibi ehil olmayanların bu işe soyunması son derece tehlikelidir. Hz. Allah bizi bu konuda Hac suresinin 8. ve 9. Ayetlerinde uyarıyor. “8- İnsanlardan kimi de vardır ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışır.” “9- Allah yolundan şaşırtmak (saptırmak) için büyüklük taslayarak (tartışır). Dünyada ona bir rezillik vardır. Kıyamet gününde ise ona cehennem azabını tattıracağız.”  Allah(c.c); Kitab’ının hükümlerini gizleyen ve gerçekleri değiştirenleri (eskiden bazı yahudi ve hiristiyan bilginlerinin, günümüzde ise bazı alîm geçinenlerin) nasıl cezalandırılacağını Bakara suresinin 174. Ayetinde ilân ediyor. “ Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka bir şey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azap vardır.” Yasin suresinin 21. Ayetinde, Rabb’imiz hangi alîmlere uyacağımıza dair şöyle ipucu veriyor “Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir.” Mevlana Hz.leri ise alîmi şöyle tarif ediyor: “İlmi olup ameli olmayanlar; sadece ilim muhafızıdır, alîm değildir.” ( Mesnevi, 3/3060) Rabb’imiz Zümersuresinin 9. Ayetinde ilim sahibini “ Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahreti hesaba katan ve Rabb’inin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar.” diyerek anlatır. Yine, İlim sahibi kulunu Nisa suresinin 162. Ayetinde tarif ederek “Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekâtı veren, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.” Diyerek, böyle kullarını ödüllendireceğini açıklar. 

Rabb’imizin bizim için yaratmış olduğu ilmi, hayatımıza geçirerek, samimi bir şekilde yaşayarak, sevdiği kullarından oluruz inşallah, amin. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2001
Kayıt tarihi
: 26.01.09
 
 

Emekli öğretmenim. Ispartalıyım. Evliyim.Yaşamdaki amacım; Allah'ı (c.c) sevmek ve O'nun en sevdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster