Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
673
 

İlk aşk..

İlk aşk..
 

Zakkum


Bir boğaz akşamından -merhaba - dedi telefonun diğer ucunda ki ses. İsteksiz bir şekilde yanıt verdi. Merhaba.

-Gerçekten bitti mi herşey? Sen artık benim değil misin?
- Üf yaa sabah sabah bunalım takılıyorsun yine. Bitti dedim ya. Anla. Ben hiç kimsenin olmam olmadım da. Sen egonu tatmin edecek başka birini bul Selçuk. Hoşçakal.
-.........

Öfkeyle kapanan ahizenin sesi ile irkildi Selçuk. "Lanet olsun bana. "dedi kendi kendine. Lanet olsun...

Kapalı ahlâk kurallarıyla büyümüştü. Otoriter bir ailenin tek oğluydu. Başarıya odaklanmıştı hep. Dereceler, en yüksek sınav notları, skorlar, hayatını istem dışı kontrol ediyordu artık. O na sorulmuyordu. "Selçuk 15 gün sonra proje yarışması var. Hazırlan." deniyordu Selçuk hazırlanıyordu. "Selçuk bilgi yarışması var . Katılacaksın." deniyordu Selçuk katılıyordu. Evde olay daha farklıydı. Kendisini çok seven bir anne-baba. O istemeden sunulan olanaklar, yatağını bile toplamasına gerek kalmadan , yemek yediği tabağı mutfağa götürmesine bile ihtiyaç duyulmayan bir özveri çemberi içindeydi. Herkes onun için bir şeyler yaparken, onun birşeyler yapmasına gerek duyulmayan rahat bir hayat. Selçuk eğitim hayatında bir robot, özel hayatında gerek duyulmayan bir insan olup çıkmıştı...

Yaz tatilinde kaldıkları otelin havuzunda bir sabah erken saatlerde Didemle tanıştı. Didem duş almadan havuza girmeye kalkınca Selçuk ikaz etti. Didem hiç oralı olmadan atladı suya. Peşinden de Selçuk. Çok güzel yüzüyordu ve İstanbul 1.liği vardı. 3 kulaçta yetişti Didem'e.

-Pardon -havuza duş almadan girilmez uyarısı- sizin için bir anlam ifade etmiyor mu? Kaldı ki ben de sizi ikaz ettim.

-Etmiyor.

-E pes yani. Sygısızlığın bu kadarına.

-Sen havuzdan sorumlu müdür müsün? Sana ne yaa? Benle tanışıp, konuşabilmek için bahane uydurdun. Dün de gözünde gözlükler güneşleniyor pozlarında beni izliyordun. Fark etmedim mi sanıyorsun? Küstah !

-Siz beni yanlış anladınız hanımefendi. Bir kere ben sizi ilk kez bu sabah gördüm. Aykırı tavrınızdan ötürü de dikkatimi çektiniz. Tanışmak istesem yanınıza gelir ben Selçuk derdim.

-Memnun oldum ben de Didem.

İki genç gülmeye başladılar. Didem yemyeşil gözleri , gamzeli yanakları , inci gibi dişleri, ıslak vücudu ve sular süzülen upuzun simsiyah saçlarıyla 2 karış ötesinde ona gülümsüyordu.

-Tanıştığımıza sevindim Selçuk.
-Bende Didem. Ne kadar zamandır buradasın?
-Bir hafta oldu. Önümüzde ki hafta sonu döneceğiz. Kayıt yenileme dönemi. Şimdi çıkmam lazım. Kahvaltıya beklerler. Bir daha ne zaman görüşürüz?
-Ne zaman istersen.
-1, 5 saat sonra burada.
-Anlaştık.

Didem suya daldı. Selçuk arkasından onu izliyordu. Didem suya daldı ve gözden kayboldu. Selçuk endişe duydu bir an. Ama bunun muzipçe bir kurgu olduğunu çok geçmeden anladı. Didem tam arkasında kahkahalarla gülüyordu.

-İnanmıyorum sana Selçuk. Bacaklarının arasından geçtim ve sen farketmedin.
-Alacağın olsun. Rövanşı kahvaltıdan sonra...

Selçuğa söylenen bir söz onun belleğine öyle bir yerleşmişti ki 21 yaşında olmasına rağmen halâ karşı cinsten hiç kimseyle beraber olmamıştı. Bakirliğini evleneceği kadına saklıyordu.Okulda ki din dersi öğretmeni ortaokul sıralarındayken, "Dinimizde zina günahtır. Evlenmeden , nikahsız girilen her ilişki de zina sayılır." demişti. Bilim adamı olma yolunda hergün bir adım ilerlerken bu düşünceden kendini soyutlayamamıştı.

Hayatında ilk kez karşı cinsten birine ilgi duymuştu bu sabah.

4 gün boyunca Didemle harika zaman geçirdiler. 5.günün sabahı tekne turu vardı birlikte katıldılar. Yemek molası için uğradıkları koyda etrafı dolaşacak epey zamanları vardı. Birlikte tepeye çıkıp koyu izlemeye başladılar. Didem yanık teni , kısacık şortu, düzgün bacakları , rüzgardan uçan saçları ile ayakta durmuş fotoğraf çekiyordu. Döndü ve harabe halinde ki kilisenin mermer bir sütununa yaslanmış kendini izleyen Selçuğun resmini çekti. Sonra koşarak geldi ve dudaklarına küçücük bir öpücük kondurdu.

-Biliyor musun yeni tanıştığımız halde seni yıllardır tanıyor gibiyim. Geceleri gözlerimi kapattığımda hep hayalin geliyor gözümün önüne, sabahı iple çekiyorum. Yaz aşkı dedikleri bu olsa gerek..

-Yaz aşkı mı? Ama yaz aşkları için geçicidir derler. Ben seninle bu aşkı ömür boyu yaşamak istiyorum Didem. Evet , benimde seni düşünmediğim bir saniyem bile yok. Hep seninle birlikte olmak istiyorum.

-Hayatına çok kız girdi mi Selçuk? Acayip yakışıklısın ve bütün tatil köyünde ki kızların bakışları üzerinde. Hiç etkilenmiyor musun?

-..... Bu konuda konuşmak istemiyorum. Tek ilgimi çeken sensin.

Didem yaklaştı ve kollarını Selçuğun boynuna doladı. Gözlerini kapattı. Selçuk bir an ne yapacağına karar veremedi. İçinden bir ses öpmesi gerektiğini söyledi ve hayatında ilk kez bir genç kızı öptü...

-Senin hayatın da birisi var mı Didem?

-Vardı ama artık yok. Dönüşümde bitireceğim. Zaten görüşmüyoruz buraya geldiğimden beri.

Selçuğun yüreği sıkıştı bir an. Tuhaf bir duygu sardı bedenini. Didem'i başka bir erkekle birlikte düşünmek bile çılgına çevirdi onu. Ani bir hareketle Didemi kendine çekip hırsla öptü. Didem de ona aynı şekilde cevap verdi. Kontrollerinin dışına çıkmışlardı. Didemin saçları avuçlarında , harabe kilisenin içine doğru sürükleniyorlardı.
Her taraf pislik içerisindeydi, ama onlar duygu seline kendilerini öyle bir kaptırmışlardı ki farketmediler bile. Selçuk Didem'e sahip olmak istiyordu sadece sahip olmak...

-Selçuk sırt üstü uzanmış , Didemi koluna yatırmış, bir eliyle saçlarını okşarken diğer eliyle de sigarasından derin nefesler çekiyordu. Arada bir Didem'e uzatıyor her nefes çekişten sonra dudaklarından öpüyordu. Didem gözlerini Selçuğa dikti ;

-Hayatında ilk kez benle oldun değil mi?

-Nasıl anladın bunu? Bu kararı verebilmen için bu konuda tecrübeli olman gerekir.

-Hayatıma ilk giren erkek sen değilsin Selçuk. Senden önce de erkek arkadaşlarım oldu.

Selçuk beyninin zonkladığını hissediyordu. Sevdiği, aşık olduğu kadının kendisine ait olduğunu hissedemiyordu şu an. Ondan önce de başka erkekler olmuştu hayatında. Bu yaşta bir genç kızın masum olduğunu düşünerek , ilk kez birlikte olduğu kadını bir ömür boyu sahiplenmek istemişti.

Hiç konuşmadan otele döndüler. Didem son derece rahat tavırlarıyla şaşırtıyordu Selçuğu. Nitekim otele döndüklerinde Selçuğa ;

-Abartıyorsun ama aşkım. Birbirimizi seviyoruz ve doğal olan bir şeyi yaşadık. Bak aklıma gelmişken söyliyim sakın bu hadiseden sonra beni sahiplenmeye falan kalkma. Gelemem öyle şeylere. Kendini suçlu hissedeceğin bir şeyde yok. Kaldı ki ilk erkeğim olsaydın bile değişen bir şey olmazdı.

Selçuk odasına çıktı kapıyı kapatıp banyoya girdi. Soğuk duş aldı. İlk kez erkek olduğunun farkındalığına vardı. Şu an yanında Didem olsun istedi. Havluya kurulanmadan sarındı. Bir sigara yaktı balkona çıktı. Durum değerlendirmesi yaptı kendi kendine. Ve bir tespitte bulundu. Didem'e kapılmasının ve onunla evlenmek istemesinin tek bir nedeni vardı. Bu güne kadar başarı skorlarından, duygusal hayatında ki skorların önemini kavrayamamıştı. İlk gördüğü kıza âşık olmuş, sevmiş, birlikte olmuş hatta evlenmeyi düşünmüştü. Oysa ki Didem bu konuyu ciddiye bile almadığı gibi, sorumluluk taşımasına bile sinirlenmişti. Ne kadar tuhaf diye geçirdi içinden..

Sabah erkenden havuza indi. Az sonrada Didem.

-Günaydın aşkım.
-Günaydın.
-Beni özledin mi?
-Evet.
-Bu akşam dönüyoruz. İstanbul da görüşürüz.
-Bu kadar mı?
-Değil. Annemler alışverişe Kemer'e inecekler az sonra. Ben gitmeyeceğim. Odama gelsene.

Selçuk kulaklarına inanamıyordu. İlişkilerin bu şeklinden her zaman nefret etmişti. Arkadaşları anlattığında masadan kalkardı. Ve ilâhesi şu an onu odasına davet ediyordu.

-Ne dersin? Bak bu gece gidiyorum.
-Tamam sen çık, beni telefonla ararsın gelirim.

45 dakika sonra Didem'in odasındaydı. Bahçeden topladığı zakkumları uzattı. Didem teşekkür ederek aldı su bardağının içine yerleştirdi. Sonra kollarından çekerek yatağına götürdü...

İstanbul'a döneli bir hafta olmuştu. Eli telefona gidiyor ama bir türlü numarayı çeviremiyordu. Didem de onu aramamıştı. Kabuslar içerisindeydi Selçuk. Bir haftadır doğru dürüst uyumamıştı , traş olmamıştı. Ne zaman gözlerini kapatsa Didem geliyordu. Yaşadıklarını hatırlayınca bir ömür boyu yanında olsun istiyor, sözleri aklına geldiğinde midesi bulanıyordu. Konuşması gerekiyordu ve aramaya karar verdi.

-Selam Didem.
-Merhaba. Yeni mi döndünüz? Neden aramadın?
-Yeni dönmedik. Sen de aramadın.
-Evet. Nasıl söylesem bilmem ki Selçuk. Hani sana bahsetmiştim dönüşümde bitireceğim bir ilişkim var diye. Onunla konuştum döndüğümde. (Halbu ki beni aramadı diye geçirdi içinden Selçuk) Buluştuk yemek yedik ve bitiremedik. Sen çok iyi bir insansın fakat aşırı duygusalsın. Biz seninle olamayız Selçuk. Bir daha görüşmeyelim.
-....
-Selçuk orda mısın?
-Afedersin evet ne demiştin? Görüşmeyelim. Sana bir şey soracağım Didem? Neden ilişkilerinde bitiren taraf sen oluyorsun?
-Çünkü hep seçilen tarafım. Ben , seçen olmak istiyorum. Seçilmek hoşuma gidiyor ama uzun soluklu olmuyor.
Siz erkekler bedenimize sahip olduğunuzda, tüm hayatımızı da sahiplenmek istiyorsunuz. Sana bir itiraf Selçuk.Bu ilişki de -seçen- ben oldum. Ama akabinde beni sahiplenmeye kalktın. Güzel devam edebilecek bir ilişkiyi mahvettin.
-Ben değil herşeyi sen mahvettin Didem. Kendine saygısı olmayan, masumiyetini kaybetmiş, utanç duvarları yıkılmış bir kadınsın. Senin adına üzülüyorum. Nasıl istersen öyle olsun. Herşeye rağmen sana bir hafta süre veriyorum Düşün ve bir karar ver. Ben seninle bir ömür beraber olmak istiyorum. Bir aile olalım istiyorum. Geçmişe bir sünger çekmeye de hazırım.

-Gerek yok Selçuk. Ben evlenmeyi düşünmüyorum.


Bu gün 10.gündü ve o aramamıştı. Tam 8 kilo vermişti .Gözleri uykusuzluktan kan çanağı gibiydi.Kendini hiç bu kadar alçalmış hissetmemesine rağmen telefona uzandı.

-Merhaba.
-Merhaba. Anlarsın sanmıştım Selçuk. O nedenle aramadım. Bitti artık. Anla. Sabah sabah bunalım takılıyorsun.
Hoşçakal.Arama bir daha..
-Emin misin? dedi son bir kez daha.
-Evet.

Kapıyı çekti ve sahile indi Selçuk. Sigarasını yaktı. Ellerini pantolonunun cebine soktu. İlk gördüğü restauranta girdi.

-Bir şişe şarap, iki kadeh ve ortaya zakkum çiçekleri...

2.Ağustos.2008
Deneme

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel bir yazı olmuş. Bence bu olay yaşanmış ya da çok yakından gözlenmiş. İçimden bir ses öyle diyor yani. Gerçi her yazımız hayatın içinden sonuçta. İyi akşamlar...

ol 
 04.08.2008 22:06
Cevap :
Paylaşımınız için teşekkür ederim. Ne kadar doğal geldi değil mi? Sanki gerçek gibi..Çünkü yaşadığımız Dünya da bu ve buna benzer olaylar o kadar çok ki.. Ne yaşanmış nede gözlenmiş bir hadise sevgili yazarım. Hareket noktam ; Baskı ortamında yetişen insanların ,karşılarına çıkan ilk insana aşık olup (olduğunu zannederek) onunla evlenmek istemelerinin yanlış sonuçlar doğuracağı. Sevgiyle ve mutlu kalın.  05.08.2008 0:13
 

tebrik ederim,değişen sevgi anlayışını ve ilişki şeklini,hayatın içinden bir hikayeyele iyi anlatmışsınız...kaleminiz daim olsun...

aydin81gazi 
 03.08.2008 18:53
Cevap :
Samimi paylaşımınız için teşekkür ederim Sayın Aydın. Sizinde söylediğiniz gibi sevgi anlayışı çok değişti. O nedenlede mutsuz insan sayısı katlayarak büyüyor. Mutlu kalın  03.08.2008 21:33
 

Başka yerde de yayınlanıyor mu yazılarınız? Bu hikayeyi uzun zaman önce bir yerde okumuştum çok hoşuma gitmişti, yazarının adına dikkat edememiştim o zaman.

shalimar 
 03.08.2008 12:21
Cevap :
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Sadece burada yazıyorum. Günümüzde benzer ilişkiler o kadar çok ki konuların benzerliği kaçınılmaz maalesef. Sevgiyle kalın. Nur Zeynep  03.08.2008 14:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 346
Toplam yorum
: 950
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1286
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 1958 /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum. 41 se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster