Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '07

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
19115
 

İlk çocukluk dönemi (0-6 yaş)

İlk çocukluk dönemi (0-6 yaş)
 

Doğduğunda aman bir şey olmasında diye elinize almaya çekindiğiniz, minik gözleri ile sizleri tanımaya ve anlamlandırmaya çalışan, doğumu ile adeta evin pür dikkat neşesi ve mutluluk kaynağı olan yavrunuz artık hızlı bir gelişme dönemi içerisine girmektedir. Karnı acıktığında, bir yeri ağrıdığında veya uykusu geldiğinde derdini ağlayarak annesine anlatmaya çalışan sevimli yüz; uzun soluklu yaşamında ilişkilerinin temellerini anne ile arasında kurduğu bu özel bağ ile atmaya başlamış bulunmaktadır.

Kişilik gelişiminin temellerinin atıldığı ilk çocukluk döneminde, çocuğun anne ile kurmuş olduğu bu özel ağ, gelişimine paralel olarak baba ve ailedeki diğer üyeler ve akran gruplarının katılımı ile zamanla genişlemeye başlayacaktır. Dünyayı keşfetmeye çalışan kaşifler gibi çocuğunuzda kendisinden başlayarak çevresini büyük bir merak içerisinde tanımaya, ne olup bittiğini kavramaya ve anlamlandırmaya çalışacaktır.

İlk emeklemesi, ilk adımları ve ilk defa anne ve baba demesi içinizde tarifi imkansız sevinç yumaklarının oluşmasına ve ilk heyecanınızın daha da artmasını sağlayan yavrunuzun, anne karnından başlayarak doğumu ve sonrasında yaşanan tüm bu gelişmeleri gün be gün takip ederek büyüdüğünü ve gelişmeye başladığını görmek, anne –baba için en büyük mutluluk kaynağı olsa gerek. Ona en iyisini ve en güzelini sunma kaygısı içerisinde olan, onun sağlıklı bir birey olarak yetişmesini sağlamak için elimizden gelen çabayı gösteren biz ebeveynler “Nasıl daha iyi bir anne ve baba olabilirim” sorusunu kendimize sürekli sorarız.

Bir çok ebeveyn çocuklara nasıl bir yaklaşım sergileyeceğini bilememekte, çocukları erişkin insanın küçük bir örneği olarak görmekte, davranışlarını erişkin davranışları olarak değerlendirebilmektedir... Bu durum bizi eğitsel bir yanlış tutum içine girmemize neden olabilmektedir.

Çocuklarımızın gelişim dönemleri ve özelliklerini bilmemiz, davranışlarını anlama ve ne gibi tepkiler vermemiz gerektiği konusunda bize ipucu vermesi açısından önemlidir.

Süt çocukluk dönemi olarak nitelendirilen 1-12 aylık dönemde tamamen edilgen olan durumda olan bebeğiniz çevrenin sunduğu her besini alır, geri çevirmez, yani yiyecek seçimi yapmaz. Bu dönemde ağlamak çocuğun tek silahıdır. Bu yıl içerisinde her şeyi edilgenlikle özümseme doğum öncesi gelişmenin bir uzantısı şeklindedir. Ağırlık ve boy önemli ölçüde artar; beyin inanılmaz ölçüde aldığı izlenimleri kaydeder ve depolar. Bu dönemde çocuğunuzun uygun bir gelişme gösterip göstermediğini bildiren işaretler vardır. İyi bir dirimsel yayılma, düzenli kilo almakla , sağlığı yerinde olmakla, tüm varlığın gelişmesiyle ve canlı, neşeli bir karakterle kendini gösterir. Eğer çocuk durmadan ağlıyorsa tehlikeyi hemen sezinlemek gerekir. Karnı acıkmış olabilir, üşüyor olabilir. Bazen bunu ağlayarak belirtmez, sadece uyuşuk ve üzgün duruyor olabilir. Bu durum annelerin pek dikkatini çekmez ve bebek önemli bir gıdasızlık çekebilir. Bebeğin gereksinmelerinin karşılanması “TEMEL GÜVEN DUYGUSUNUN” gelişmesini sağlar. İhtiyaçların karşılanmaması durumunda karşıt duygular geliştirir. Güçsüz bir yaratık olarak dünyaya gelen bebek birinci yaş sonunda kollarını ve bacaklarını kullanan, iki kelimeden oluşan cümleler kullanmaya , yardım alarak yürümeye başlar. Çocuğun en önemli ruhsal gereksinimi SEVGİ dir. Sevgi sadece tek başına yeterli değildir. Sevgi veren kişilerin sürekli değişmesi yavru için güven verici olmaz. Bu sevginin en çok bir iki kişiden gelmesi gerekir.

Özerklik dönemi , tuvalet eğitimi diye bilinen bu çağda önemli değişmelerin başladığı 2-3 yaş dönemini içine alır.Çocuk yürümeye ve konuşmaya başlamıştır.Yürümeye başlamanın vermiş olduğu heyecan ve merakla çevresini inceleme ve araştırmaya koyulmuştur. Ev içerisinde bulduğunu ağzına götürür , sallar sallar yere atar, köşe bucak karıştırır , tehlike nedir bilmez.İlaçların tadına bakar , bıçağı ağzına götürür , elektrik prizlerine elini sokmaya çalışır. Bu dönemde ailelerin ev içerisindeki tehlikeli kazaları oluşmasını önlemek için önlemler alması gerekir. Süt çocukluk dönemindeki edilgenlik yerini hareketli bir döneme bırakmıştır.Çocuk bir yandan anneye bağımlı kalma eğilimini korur diğer yandan dediğim dedik olmak ister. BOYUN EĞME ile BAŞKALDIRMA arasında gider gelir.


- Anne çocuğunun tuvalet alışkanlığını bir an önce kazanmasını ister. Çocuk korkutmalar ve gönül almalarla bir düzene zorlandıkça özerk tutumuna aykırı bu isteği reddeder.Annenin sabırsız olduğu , baskı kullanarak kısa sürede sonuç elde etmek istediği durumlarda , çocuğun direnmesi açıktan başkaldırmaya dönüşür.

- Bu direniş gösterisi beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında , anne ile çocuk arasında ortaya çıkan diğer bir durumdur. Anne çocuğun karnını bir an önce doyurmak ister ; çocuk ise kaşık tutmak , parmaklarını tabağa daldırmak , yiyecekleri oraya buraya bulaştırarak oynamak ister.Bırakın çocuğunuz kendi kendine yemek yeme alışkanlığını edinsin. Yerler pislenir , karnını doyuramaz gibi kaygı yaşamayın. Emin olun bu onun bir birey olduğunun farkına varmasına ve kendine güven duygusunun gelişmesine katkıda bulunacaktır.

- Uykuya yatma , anne ile çocuk arasında yaşanan sorunlardan bir diğeridir.


Bu dönemde çocuk yaşıtları ile birlikte oynamaz . İstediği her şeyi elde etme tutum ve davranışı içerisindedir. Peki bu dönemde istediği her şeyi elde eden ve hiçbir kısıtlamayla karşılaşamayan çocuk ileride nasıl bir kişilik geliştirir ? Hiç kuşkusuz engel tanımayan , bencilliği ve saldırganlığı gittikçe artan , kural tanımayan , istediklerini elde etmek için her ne pahasına olursa olsun bir kişilik yapısı geliştiren birey olup çıkar. Anne tarafından yapılan baskılar nedeni ile çocuk karşıt tepkiler gösterebilir. Saldırganlık yerine aşırı uysallık ve boyun eğme , açıktan saldırganlık yerini edilgen direnme yani inatçılık geliştirebilir.

2 yaş dönemi çocuğun inatçı , olumsuz hareketli karıştırıcı , tutturucu olduklarını ve davranışlarının çelişkilerle olduğunu unutmamak gerekir. 3 yaşında gelindiğinde bu davranışlar yavaş yavaş ortadan kalmaya başlar.Bu dönemde çocuklara korkutmalara , sert cezalara ve dayağa başvurmak zararlıdır. Ancak her istediğini elde etmesini sağlamakta doğru bir tutum değildir. Çocukların dikkatleri çok çabuk dağıldığından kolay bir şekilde dikkatlerini başka yöne çekebilirsiniz. Böylece çocukla inatlaşma , yaşanmamış olur ve herhangi bir direnişle karşılaşılmaz.

Tuvalet eğitimi için en uygun dönem ( 12- 15 aylar ) olduğu belirlenmiştir. Çünkü bu dönemde gelişen kasları ile tuvaletini tutabilecek olgunluğa ulaşmıştır.

Anne ve babaların 1 yaşından sonra çocuklarının yatak odasını ayırmaları uygun olan davranıştır.Hele 3 yaşından sonra çocuğun anne – babasının yanında yatması bir çok sorun çıkarabilecek , sakıncalı bir durumdur.


Oyun dönemi , okul öncesi çağ olarak ta nitelendirilen 3 ile 6 yaş arasındaki dönemdir. Çocuklar için çok renkli ve hareketli geçer.Çocuk cinsel kimliğinin farkına varmaya başlamıştır.Soruların ardı arkasının kesilmediği , büyüklerin sözlerinin sürekli kesildiği ve müthiş bir öğrenme açlığının çekildiği bir dönem olarak ta nitelendirilebilir. Özerklik döneminin inatçılığı , saldırganlığı ve bencilliği yavaş yavaş ortadan kalkmaya , yerine söz dinleyen , ikili üçlü arkadaşlık gruplarının oluştuğu , paylaşmayı seven yani toplumun küçük bir üyesi olmaya aday bir çocuk haline gelmiştir. Hayal gücü gelişmiştir. Gerçeklik dünyasından ziyade kendi dünyasında olayları anlamlandırmaya çalışır. Olmayan olayları gerçekmiş gibi anlatma eğilimi vardır. Özellikle bu dönemde anne-babaların istediklerini elde etmek için korkutmalardan ( Öcüler , cinler , hortlaklardan ) uzak durması gerekmektedir. Bağımsızlık artmaya başlamış kendi yemeğini kendi yer , çişini ve dışkısını söyler , kendi başına giyinmeye ve elini , kolunu daha becerikli kullanmaya başlar.

“ Çocukların oyunu , oyun değil , onların en önemli uğraşıdır.” Montaigne

Oyunun çocuğun ruhsal ve kişilik gelişiminde önemli katkıları vardır.

- Duyular keskinleşir yetenekleri serpilir, becerisi artar.

- Oyun çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır.

- Çocuğun dili ve en etkili anlatım aracıdır.

- Çocuğun hayal dünyası ile gerçek dünya arasında kurduğu bir köprü görevini görür.

- Sosyal ilişkilerin geliştiği , en doğal antlaşma ortamıdır.

- Çocuğun saldırganlık dürtüsünün boşaltılmasına yarar.

- Okul öncesi dönemin tek uğraşıdır.

Kısaca özetlersek OYUN , çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için SEVGİ den sonra gelen ikinci en önemli RUHSAL BESİNDİR..

Ebeveynlerin çocuklarının gelişim dönemleri özelliklerini bilmeleri , onlarla daha sağlıklı iletişim kurmalarına , sağlıklı birey olarak yetişmelerine , kendisi ve çevresi ile barışık yaşamalarına katkıda bulunması açısından önemlidir.

Murat DİNCER

Psikolojik Danışman

muratdincer55@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Diyemeyeceğim;) Oğluşum 16 yaşında da. Ama bunu da okursam bütün(!) yazılarınızı okumuş olacaktım.:) Çocuklar, baktıkça, emek verdikçe bizim oluyor, ancak o zaman "anne", ancak o zaman "baba" oluyoruz. Bu yüzden zaten başarı şansı az olan "tüp bebek" yerine, lütfen "evlat" edinin demek istiyorum; evlat hasretiyle yanan yüreklere. Sevgiler, maviyle.

derinmavi.. 
 02.04.2008 14:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3570
Kayıt tarihi
: 07.10.07
 
 

1979 yılında Samsun'da doğdum. İlköğrenimimi Kazım Orbay okulunda, ortaokul ve liseyi 100.yıl lisesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster