Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
88
 

İlk'ler

İlk'ler
 

Hani derler ya her şeyin bir ilki vardır diye aynen öyle her şeyin bir sonuncusu olmasa da bir ilki mutlaka vardır.

Doğmadan önce başlar bu ilklerle olan maceramız. İlk kalp atışlarımızla başlar diyebiliriz aslında sonra doğumla beraber İlk nefes alış ilk dünyaya gözlerimizi açışımız, annemizi ilk görme anımız gelir… Bunlar böyle devam eder tıpkı güneş gökyüzünde olduğu sürece, gölgemizin hep peşimizde olması ve güneş ilerledikçe gölgemizin de büyümesi gibi. İlklerimizde kalbimiz attığı sürece, peşimizi bırakmaz ve zaman ilerledikçe birikir…

Bazı ilkler bizi o gün çok mutlu eder ama zaman geçince o kadar da önemli olmadığını anlarız. Buna rağmen buruk bir mutluluk kaplar içimizi hani.

İlk taşırmadan yaptığım resim beni o kadar mutlu etmişti ki daha 3-4 yaşlarındaydım ve çok zor bir şeyi başarmışım gibi herkese göstermiştim yaptığım resmi. Sonra bir gün o resmi buldum. Düşündüm önce nereden tanıyorum diye sonra hatırladım ve hemen ardından yüzüme bir gülümseme yayıldı. Koyu yeşille boyanmış kocaman bir ağaçtı ve taşmayan tek bir yeri bile yoktu. Ağacın aileyi temsil ettiğini ise çok daha sonra öğrendim…

İlk yalnız başıma uyuduğum geceyi ve sabahını hiç unutmam mesela yine aynı evde yine 3-4 yaşlarındaydım. Annemle babama bir şeyleri kendi başıma yapabildiğimi kanıtlamak için fazla küçük bir yaş aslında. Neyse, korka korka girdim yatağıma. Ağaçları benzetmediğim şey, duymadığım ürkütücü ses kalmadı. Karanlık korkumda böyle başladı sanırım. Sonrası yok tabii. Uyuyakalmışım ama o sabahki mutluluğumu hiç unutmam. Bilseydim ki geri kalan hayatımın bir çoğunu yalnız uyuyarak geçireceğim, bu ilki daha sonraya bırakırdım sanırım…

İlk aşk. Anlatılmaz yaşanır dedikleri türdendi. Onunla ilk hatırladığım anılar yine 3-4 yaşlarıma dayanıyor. Bisiklete binmeyi öğretirdi bana, beraber oyunlar oynardık, uçurtma yapardık. İşten gelsin diye beklerken, camdan baktığımda gördüğüm ormanı karış karış ezberlerdim. Askere gitti sonra bembeyaz kıyafetler içinde o kadar yakışıklıydı ki. Sonra bir şekilde ayrıldık. Ama kopmayan bir bağ vardı aramızda hep de olacak sanıyorum. O benim İlk(er)’imdi yani babamdı.

Tabi hayatta sadece mutlu olduğumuz ilkler yok. İlk terk ediliş, ilk aldatılış, ilk küslük, ilk arkadaş kazığı, ilk sessiz ağlamamız mesela. Ama yine de bir şey ilkse hep hatırlanır. Hafızanın yorgunluğuna kafa tutan bir inatçılığı vardır. Güzeldir, yeri hep ayrıdır, kötü de olsa insanı hep hatırlandığında gülümsetir…

Bu yazıda benim ilk yazım değil belki ama ilk blog yazım ve yeri bende hep ayrı kalacak. Belki ilerde okuduğumda kendime güleceğim belki kendimle dalga geçeceğim ama hep hatırlayacağım. Biraz uzun bir “ Merhaba!” deme şekli belki ama bu seferlik böyle olsun.

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar duygulu ve içten bir yazı...

semra kocabaş 
 18.04.2016 11:34
 
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 186
Kayıt tarihi
: 18.09.15
 
 

2015-2016 itibari ile üniversite öğrencisiyim. Fotoğraf çekmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, konuşmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster