Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
664
 

İlk öğretmenlik yerimin anısına

İlk öğretmenliğe Altıntaş' ta başladım. Edirne neydi benim için? Osmanlının başkenti Selimiye camiiydi. Başkasını yaşamalıydım. Görmeliydim ve insanlarla konuşmalıydım. Köydü, kalabalıktı, insanlar sıcakkanlıydı ancak içimde de korku vardı. Ne korkusuydu bu önyargının oluşturmuş olduğu yersiz düşünce. Öğrenciler saygılıydılar. Köylülerin bana karşı olumsuz tavırları yoktu. Çok kısa zamanda kaynaştık. Günler geçiyordu. Ağırdan da tanıyorduk çevreyi. Küçük yerleşim yerlerinin güzellikleri, samimiyetlerinin olduğu gibi bazı riskleri de vardı. Bunu da herkes bilir. Öğretmenlik başkaydı o zamanlar da şimdide mesleğimi yürekten seviyorum. Köylünün tutumu, davranışı, hal ve tavırlarımı kabullenmeleri rahatlatıyordu. Kültür bakımından ben kapalı toplumda yaşamıştım ve yaşıyorum. Kültürel meselelerde de anlaşmıştık. Çünkü her ne kadar kapalı toplum yapısının ürünü olsam da yeni ortama uymalıydım. Uyarken asıl kültürümü korudum. Yalnızdım o yıllar, kendim görev yapıyordum ve öğretmen olarak ta köyde de kalan bendim. Burada kültürden bahsettim. Altıntaş’ın kendine has diyeceğim başka yerleri bilmiyorum. Erkek misafirler kahvede ağırlanırmış. Başsağlığına gitmiştim. Sonra öğrendim bunu. Toplumla iç içe olmak güzeldir. Oralar aklıma gelince çok derinden yaşadığım anılarım var. Beklide o anıların değeri dünyalara bedeldir. Elimden geldiğince ölümde, nişanlarda, düğünlerde, asker uğurlama da bulundum. Ayrıldıktan sonra arkadaşımın şehit düştüğünü öğrendim ve Allah’tan rahmet diliyorum. Günlerimiz güzeldi. Gerçekten memnundum. Aklıma takılan ufakta olsa olumsuzluk olsa da genelde ilk görev yerim için mükemmeldi derim. Toplumla iç içe yaşadığıma inanıyorum. Yalnızlığımı hiçbir zaman sorun etmedim. Köyde sıkılıyorum da diye de görüş belirtmedim. Yaşamış olduğum iki anıyı anlatmak isterim. Özellikle ailesinden özür dileyerek, bir gencimizin orada iken boğulması çok etkilediğinden dolayı yıkılmıştım. Gencimiz Keşan Metem de okuyordu. Yüzmek için gitmişti. Sonrası kaybettik. Okulların açık olduğu gündü. Gencimizin boğulması bizleri acılara gark etmişti. Allah rahmet eylesin. Bazı yazılarımızda köy okullarının derdini bilmediğimiz yönünde eleştiriler geliyor. İki yıl köyde görev yaptım. İkincisi de o zamanın şartlarından günümüzün şartlarını kıyaslamak istedim. Karneye geçecek olan notlar o zamanlar fişlere yazılıyordu. Görevlendirme gittiğim lisenin notlarını akşama kadar yazdım. Fişlerin yazımı o yıllar çok itina gerektiriyordu. Çünkü en ufak çizik, en küçük hata demek yeniden yazmak demekti. Girmiş olduğum sınıfların notlarını iki kez elimle tek tek yazmıştım. Günümüzde ki imkânların kıymetini bilmeliyiz. O zamanlar bilgisayar yoktu. İnternet adını bile duyan yoktu. İlk dönemlerden, günümüze gelince iletişimde ve bilgisayar üzerine ne kadar ilerlediğimiz gözlerimizin önünde.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 657
Kayıt tarihi
: 12.07.08
 
 

Mehmet Şener 1964 doğumluyum, Burdur-Gölhisar'da yaşıyorum. Doğum yerim Burdur/Atınyayla . Lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster