Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
415
 

İlk okul gezim

Dokuz ve on altı mayıs arası bir okul gezisine gittim. İlk okul gezim olduğu için haliyle benim için zor oldu. Fakat gezide şunu fark ettim ki benim öğretmenim çok iyi bir öğretmen. Üzgün olduğum zaman hep beni güldürmeye teselli etmeye çalıştı. Neyse... Gittiğimiz yerin adı Bességes. İki dağın ortasında minik bir köy. Oraya gidince kaldığımız yer okul gezileri için yapılmış bir yer. Hatta Bessgés'de ki bazı okullar oranın yemekhanesine gidiyorlar. Ama sahiden de yemekhanede çok güzel yemekler yapılıyordu! Bu yaptığımız aktivitelerde bize bir adam yardımcı oldu adı Chiristophe idi. Şimdi orada yaptığımız aktivitelere geçelim:

Birinci gün sabah üç grup yaptık: birinci grup kano yapmaya ikinci grup yaptıklarımızı yazmaya sınıfa ve üçüncü grupta ormana minigolf sahası yapmaya gitti. Ben ikinci gruptaydım. Sınıf gibi bir yere gidip Bességes'e nasıl geldiğimizi yazdık. Bu bittikten sonra bir adam eşliğinde sakin mink bir nehire kano yapmaya gittik. Kano yapmak gerçekten çok hoş ve çok eğlenceli idi!! Kanodan sonra öğle yemeği yedik ve ardından Chiristophe ve Brigitte ( o da bir animatör) ormana gittik. Herkes saha yapmak için ikişer grup oldu. Sonra aletler ve ellerle yerdeki otları çimleri temizledik ardından minigolf sahamıza koyacağımız tuzakları vb. koyduk. En son olarak da taşları etrafına yerleştirdik ve işte sahalarımız hazırdı! Zaman bitene kadar minigolf oynadık. Saat altıda bütün gruplar buluştu ve duş almaya gittik. Bu ardada annemlere mektup yazmaya başladım. Saat sekizde yemek yedik ve dokuz buçukta yatağa girdik.

İkinci gün diğer gün gibi yine benim için zor geçti. Ama bunlara rağmen gerçekten güzel bir yere gittik. Bir şatoydu gittiğimiz yer. Adı "Aujac" idi. Bu bir ortaçağ şatosu. Biz oraya gittiğimizde iki kişi bizi gezdirdi. Şatonun içini gezdikten sonra nefis bir ortaçağ menüsü yedik! Tabaklar tahtadandı, sadece bıçak vardı ve bardaklar topraktandı. Her şey çok lezzetli idi. Yemekten sonra şatodan çıkıp yanındaki şatonun köyü dedikleri yere gittik. Aslında köy dediysem o kadar da büyük değil yetmiş metredir en fazla. Orada dükkan atölye gibi şeyler var. Biz atölye gibi bir yere girdik. İçeride bir adam camdan kolye ucu gibi şeyler yapıyordu. Bir grup dükkanı gezerken bir grupta adamın yardımı ile kolye ucu yaptık ve anladımki bu gerçekten bayağı zor bir iş!! Herkes kolye yaptıktn sonra şatonun baçesinde oynadık. Bu şato bir dağın üzerinde idi. Bunun nedeni ise eskiden aşağıda neler olup bittiğini görebilmek imiş. Bahçede hayvanlar vardı. En sonunda dönüş vakti geldi ve otobüse binip kaldığımız yere gittik. Tam hatırlamıyorum ama sanırım bu gün annemlerden bir mektup geldi çok ama çok sevindim!! İşte bu günde böylece geçti.


Bugün yani üçüncü gün çok hareketli geçmedi. Hava kötü idi. İki grup yaptık, birinci grup yaptıklarımızı yazmaya ikinci grupta büyük bir salona kutu oyunları oynamaya gitti. Salonda bir çok kutu oyunu, masa tenisi ve televizyon vardı. Öğle yemeği saatinde iki grup buluştu ve yemek yedik. Yemeğin ardından nehir kenarına gittik. Önce anlatılanları dinledik. Yapacağımız iki şey vardı. Birinci olarak nehirdeki canlıları incelemek için hazırlanmış plastik şişeleri içine ekmek de koyarak bir taş ile tutturarak nehire bıraktık. Bu şişelerin içine ikinci yapacağımız şey bittiğinde bakacaktık. İkinci yapacağımız şey ise minik için minik dal parçaları toplamaktı, topladıktan sonra ipler ile tahtaları birleştirecektik. Herkes yapmayı bitirdiğinde gemilerimiz ile nehirde yarış yaptık! Ama maalesef benim gemim hiç yenemedi. Bu gece büyük salonda bize bir film izlettiler ama diğer yarısı yarına..

Bugün saat öğlen on ikiye kadar yağmur yağdı. On ikiye kadar salonda oyunlar oynadık ve yaptıklarımızı yazdık. Öğlen yemeğini yedikten sonra, otobüse bindik ve nehir kenarına gittik. Otobüsten inince biraz yürüdük. Nehir kenarına geldiğizde bir kadın bize nasıl altın arayacağımızı gösterdi. Anlatılacaklar bittikten uygulamaya başladık: birinci yaptığımız şey kovaya kum doldurmaktı. Sonra elek ile taş ve kumu ayırdık. Daha sonra ayırdığımız kumu resimde gördüğümüz gibibir objeye koyduk ve biraz suda birazda havada döndürdük. Dipte biraz kum kalınca bu konuda bilgili kişilere gesterdik. Onlar bu objeyi kalan kumların içine su serpiştirerek döndürdüler. Sonunda geriye minicik ve az miktarda kalan altın parçalarını sulu bir kutuya koydular. İşte bu kadar altın aramak. Bu arada ben altın ararken düştüm ıslandım! İşte bu günde böyle geçti. Son olarak da bu gece dün başladığımız filmi bitirdik.

Bu sabah öğretmen bizi kaldırdı. Aradan beş dakika geçmedi odamıza bağırarak girdi. Ne olduğunu kimse anlamadı! Sonra birden aaaa diye sesler duyduk. İşte şimdi anlamıştık diğer sınf yastık savaşı başlatı! Bizde tabi onlardan geri kalırmıyız? Aldık yastıklarımızı fırladık savaş alanına!! Bu herhalde orada geçirdiğim en eğlenceli anlardandı!! Bittiğin de iki grupta biz yendik bağırışıyorduk. Öğretmen dediki yarın onlara bi sürpriz var! Neyse..Herkesin büyük bir merak ve heyecan ile beklediği babmbu ormanına gidilecekti bu gün. Ama hiç hesapta olmaya bir şekilde saat 16.00 civarlarına kadar yağmur yağdı. Bu da demek olduki bamabu ormanına gitmedik!! Onun yerine başka yerlere gittik. Sabah otobüse bindik ve eski bir tren garına geldik. Bu eski bir terendi. İçide eskiydi. Fakat keyifli idi onunla gezinti. Tren gezintisi bittikten sonra bir müzeye gittik ve orayı gezdik. Sonra tekrar gara gittik ve oranın hediyelik eşya dükkanından bir şeyler aldık. Bu günde böylece bitti ve yarın son gün..

Bu gün sabah diğer sınıfa sürprizlerini gösterdik! Biz de onların katına indik ve savaş açtık! Çok güzel oldu!! Neyse..Sabah çok güzel bir oyun oynadık. Kaldığımız otel gibi yerde ağaçların üstüne sandalyelerin üstüne vb. kağıtlar yapıştırılmış. On iki tane vardı bunlardan. Kağıtta istenenleri yapıp animatörümüze gösteriyorduk. Bir kaç grup vardı. Bu on iki soruyu yaptıktan sonra son üç soru daha var ve hazineyi buluyorsun bunların sonunda. Hazine jelibon idi! Biz ikinci olduk. Bunun ardından ormana fosil aramaya gittik.Döndüğümzde bavulları yaptık. Akşam yemeğinden sonra parti yaptık. Çok güzeldi!İşte son gecedebitti..

Bu gün son sabah. Hem mutluyum hemde hafif üzgün.. Böyle olacağını hiç tahmin etmezdim. Neyse.. Otobüse bindik ve gara geldik. Üç saat bir tren yolculuğundan sonra paris teydik. Treden indik. Gözlerim annemi aradı ve en sonunda buldum! Yanına gittim ve büyük bir özlemle sarıldım!! Kavuşmak kadar güzel şey bu dünyada!! Ardından bavulumu aldık, öğretmene hoşçakal dedikten sonra evin yolunu tuttuk..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1061
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

1996 yılının oldukça sıcak bir vakti olan 9 temmuz günü dünyaya geldim. Sonradan İstanbul'a taşın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster