Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '15

 
Kategori
Alışveriş - Moda
 

İlk terzi kimdir?

 
 
Terzi…
Tasarım-cı,
Kendine terziliği yakıştırmayan tasarımcılar bilirim, duyarım, görürüm
Kalem ve kâğıdın üzerinde hayat bulan hayallerini kumaşa dokunarak çizmeyi bilmemek!
Modern zamanın mesleği değilmiş gibi algılanır 
Kelime mi arkaik, kelimeyi kullanmak istemeyen zihinler mi?
Yerine tasarım-cı ve hatta bazen Türkçe olmayan designer kullanılır dizaynır diye okunur.
Başına bir de fashion eklenir olur size feşin dizaynır
Zaman mı böyle istiyor? 
Modern çağ mı bunu dayatıyor?
Gelişen, değişen düzen içinde teknik olarak birçok alanda ilerlerken, kalp medeniyeti geri mi gidiyor? 
 
Hâlbuki sabırdır terzilik, iplik ile çıkılan yolcuğun kumaş, doku ve renklerle buluşmasından sonra insan bedeni üzerinde ruh buluşudur.
 
Hikâyemiz koza ile başlıyor. 
Ve asla kelebeği bilemeyecek olan kozaların bir dokuma tezgâhı ile buluşan öyküsü, terzilerin eli değdikten sonra tenimize dokunarak son buluyor.
Karaköy’de kalabalığın arasında yine merakla dolaşıyorum. 
Farklı konsepti ile kendine özgü butikler, kafeler, sokak sanatçıları, sokaklarda sahibine kavuşmayı bekleyen tablolar ve caddeyi saran müziğe karışan insan sesleri.
Bir cadde değil burası,,,bir dünya, ayrı bir dünya…
Hedefim Karaköy’den Galata köprüsüne inip Sultanahmet’e doğru tarihin derinlerine yol almak…
İşte o cadde boyunca ilerlerken gözüm bir mağazanın vitrininde duran el dokuma tezgâhına ilişiyor.
Vitrin camının ardında bir tezgâh belli ki atıl değil. 
Sade, şık bir dükkân, burası Yakto İpek
Doğanın bütün renkleri sergenlerde en hassas halleri ile dizilmiş
İpek ve yün bir arada 
 Şallar, fularlar, eşarplar, çarşaflar 
Geleneksel kumaşlar ve desenler 
Antik sur deseni, elmas deseni, balıksırtı, zincir desen, kare desen
Antakya yöresinde kızların çeyizinde olmazsa olmazı çizgili Osmanlı çarşafı…
Dükkânın sahibi Mehmet Büyükaşık karşılıyor beni 
Yakto İpek Antakya’dan İstanbul’a uzanan, 5 kuşaktır el dokuma tezgâhından ayrılmayan bir aileye ait. 
Mehmet Bey 12 yaşında oturmuş tezgâhın başına 
Desenlerden birinin ismini soruyorum 
“Malik” diyor, amcasının ismi…
Neden Malik?
Ailenin en yaşlı fertlerinden birinin ismi Malik
74 yaşındaki amca 7 yaşından beri tezgâhın başında ömrünü, yıllarını dokuyor sabırla, özenle…
Hal böyle olunca, dokuma tezgâhı ile yarım asrı deviren Malik amcanın ismi bir desende ebedileşiyor.
1800’lerin sonu, zaman farklı, sınırlar farklı, insanlar farklı…

Değişmeyen tek şey tezgâhın sesi ve koza…
O yıllarda Yakto köyünün kadim halkı Halep Ermenilerinden öğrenmiş ipek dokumacılığını 
'Yakto İpek Dokuma'  adını ipek böceği yetiştiriciliği ve ipek dokuma alanında 1800'lerin sonundan beri bu sanatla uğraşan; Antakya’nın YAKTO köyünden alıyor.
Coğrafya kaderi yazıyor
 İdris Peygamberin Mezarı Antakya'ya bağlı Harbiye'nin YAKTO köyünde.
Ve o coğrafyanın kaderi dokuma tezgâhının sesi ile örülüyor
O sese kulak kesiliyorum
Araladığım kapı, çıktığım yolculuk bir dokuma tezgâhı ile başlıyor
İlmek ilmek örülüyor 
Ve ilk terzinin huzurunda sonlanıyor, İdris Peygamber…
 
 
Handan KOLTUK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 88
Kayıt tarihi
: 06.03.15
 
 

Moda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster