Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '06

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
1641
 

İlk yaptığım şey ayak parmaklarımı oynatmaktı....

İlk yaptığım şey ayak parmaklarımı oynatmaktı....
 

Evet, "her şey senin elinde".. Günlük yaşamımızda o kadar fazla detayı ıskalıyoruz ki, başımıza kötüleri geldiğinde ancak hatırlayabiliyoruz o ıskaladığımız detayları.. Günümüz şartlarında biliyorum ki çok zor "bugün yeni bir gün ve ben yine huzur dolu ve sağlıklıyım diyebilmek". Ama inanın önümüze çıkan çıkmazlardaki duvarın üzerinden atlamak hiç de zor değil..

İlkokula başladığım yıl kalbim delik olduğu için açık kalp ameliyatı geçirmiştim. Yaklaşık 20 gün hastanede kaldım -ki o zamanlar majör ameliyatlardan sayılmakta idi.. 1. sınavımı o çocukluğun saflığında ve durumun farkında olmadan vermiştim. Bana bir şans verilmişti ve yaşamımı iyi değerlendirmeliydim. Okul bitti, yerine bir okul daha geldi, sonra iş yaşamı derken yoğun tempolu günlerin azizliğine uğradığımı hissettim. Sırtımda uykularımı kaçıran ağrılar belirmişti. Umursamadım, günlük hayatıma devam ettim. Ta ki yataktan kalkamayacak duruma gelene kadar!

Sonra bir ortopedi uzmanına gitmeye karar verdim. Hemen omurga filmi çektirmem gerektiğini söyledi. Evime gidip, durumu olağan bir şeymiş gibi aile halkına anlattım, umursamadık.. Ertesi gün film sonuçlarını almak için hastaneye gittiğimde 6 aylık maratonun başlayacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. Tüm vücudumu taşıyan o muazzam sistem kendi içimde ezilip büzülmüştü. İleri derecede omurga eğriliğine yakalanmıştım. Kifoz hastalığına.

Kemik gelişimimi tamamladığım için alternatif bir tedavisi bulunmuyordu cerrahi müdahaleden başka.. Saatler süren bir operasyon, usta bir ortopedi uzmanının elinden çıkması gereken bir operasyon gerekliydi, yoksa kemiklere yollanan vidalardan bir tanesi 1 mm. oynayacak olsa ömür boyu felç kalabilirdim..

Gerekli bilgileri başka ağızlardan toplamak için birçok uzmanı dinledim. Hemen hemen hepsinin söylediği şey aynıydı: Ağır ve riskli bir operasyon...

Her gece sürekli şunu düşündüm; "evet öncesinde iki büyük operasyon geçirmiştim, sınavı atlatmıştım, hergün binlerce kez şükretmiştim, şimdi bir sınavım daha vardı, felç korkusunu yenmek.."

Düşündüm durdum, hayatımın geri kalanını bacaklarım olmadan nasıl geçirebilirim diye.. Tıp fakültelerinin kütüphanelerine gittim, anatomi kitaplarını karıştırdım, hangi sinir ne şekilde zarar verebilir neler olabilir diye... Ama gördüm ki bu yaptıklarımın hepsi boş. Allah'ımıza inanmak, dua etmek, sevdiklerimizin gözlerinin içine bakıp onlara da güç vermek kendi gücümüzle beraber...

Dünyanın en tatlı hocasına ulaşmıştım en sonunda.. Bir doktor arkadaşımın üniversiteden hocasıydı. O da tıpkı benim gibi iç ve dış dünyasına pozitif bakış açısını yerleştirmiş, etrafına aşılamaya çalışan biriydi. İlk görüşte sana teslim oluyorum dedim.

Son bir kaç ayımı sevdiklerimle vakit geçirerek ve o ana kadar yapmayı gözardı ettiğim şeyleri gerçekleştirerek geçirdim.

Bu arada hala ailem vazgeçirmeye çalışıyordu ameliyattan ve ben hem onları hem de kendi stresimi söndürmeye ve motive etmeye çalışıyordum. Allah bana paha biçilmez bir enerji vermişti ve bunu kullanmanın tam zamanıydı...

Sonunda ameliyat gerçekleşti...Yoğun bakımda ilk yaptığım şey ayak parmaklarımı oynatmaktı.. Bunun mutluluğunu size tarif edemem...

1 gün sonunda ayağa bile kalktım, azmim sayesinde... Normal insanlar gibi hareketlerime kavuşmak için ağrılarımı bir kenara itip, sürekli vücudumla savaş verdim ve şükrettim: "sonuçta çözümü olan bir hastalığım vardı ve inancım sayesinde atlatmak için çabayabiliyordum"...

1,5 ay sonra (-ki aslında daha uzun süre yatabilirdim) özlediğim işime ve arkadaşlarıma, yöneticilerime geri döndüm.

Şimdi ameliyat olalı tam 1 sene oldu ve ben canım ne zaman sıkılsa o zaman iç enerjimi kazanabilmek için hatırlıyorum...

Benimle aynı ameliyatı yeni olmuş ya da olacak kişilerle bilgilerimi paylaşıyorum ve enerjimi onlara aşılıyorum...

Bunu anlatmamım kısaca özeti şu: "İçinden çıkamayacağınızı düşündüğünüz durumlarla karşılaştığınızda kalbinize dokunun, ellerinizi ve ayaklarınızı hareket ettirin ya da tüm bunlara sahip değilseniz hatta gözlerinizle dünyaya bakamıyorsanız bile ne kadar büyük bir beyin gücüne sahip olduğunuzu hayal edin."

Hayallerdir insanı yaşatan ve olumlu bir yaklaşım benimsemektir hayatınızda...

Sağlık, huzur, mutluluk, umut... Hayatın anahtar kelimeleri ve zenginliğin tek simgeleri...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ebru, Çok cesursun...Böyle bir riski almak herkesin harcı değil. Hikayeni şaşkınlıkla okudum ve içimden seni binlerce kez kutladım. Risk almadan hayatta hiç bir şey olmuyor o nedenle de cesur olmak gerekli. Sana hayatın boyu sağlık ve mutluluk diliyorum. Sevgiler...

Fulya 
 18.10.2006 20:39
Cevap :
İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim... Sağlık herzaman yanıbaşımızda olsun ;)  19.10.2006 10:29
 

En korktuğum şeydi sakat kalmak... ta ki Samsun'da bedensel engelliler basketbol takımıyla tanışıncaya ve onlar beni bir antrenmanlarında sandalye ye çağırıncaya kadar... Kürek çekmekle aynı olduğunu gördüm, serbest atış kullanmaya gittim ve belki bir işaretti -ilk atışım basket oldu-... O zaman bir jeton düşüverdi kafama ve hayatta yapabileceğim şeylerin bitmeyeceğini anladım... ve geciktirmemek gerektiğini isteklerimi yapmayı... Şu anda da korktuğum bir şey var... Beynimi kullanamamak... İşte o zaman bilinçli hayat bitiyor... Delirmek de değil bahsettiğim çünkü onun içerisinde de bir bilinç var; beynimin benden kopması... Gerisi sorun değil, yapacaklarım var... Sevgiyle.

Barış 
 15.10.2006 0:12
Cevap :
Kesinlikle size katılıyorum..Aylarca tek düşündüğüm buydu.. Tüm vücudunuz hasarlı olsa bile beyin gücünüz ile neler neler gerçekleştirebiliyorsunuz... O yüzden günlük yaşantımızdaki ufacık şeyleri kafamızdan söküp atmamız lazım, ona iyi davranmalıyız çünkü ona her zaman ihtiyacımız var.. Kalpten de öte...  18.10.2006 13:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3171
Kayıt tarihi
: 13.10.06
 
 

Psikoloji, sosyoloji ve felsefe ile yakından ilgiliyim. Tıbbi yayınları araştırmaktan keyif duyarım...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster