Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '20

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
14
 

İLK YERLİ TRAKTÖRÜMÜZ HSG

Ülkemizin ilk arabası olan Devrim arabasının öyküsünü duymuşsunuzdur.1960 askeri darbesini yapanlar epeyce zamandır tartışılan yerli araba yapabiliriz iddiasını denemek için mayıs ayında emir verip, Cumhuriyet bayramına yetiştirilmesini istemişlerdi. Tamamen elde ve yerli olarak araba üretmek için Demiryolu mühendislerinden oluşturulan bir mühendis heyeti çalışmalara başlamış, sadece üç adet üretilen Devrim arabası ayak oyunlarına kurban gitmişti. Yıllar sonra hatırlanan Devrim arabaları hayal kırıklığı olarak kalmıştı. Bir fikir vermesi için üretilen ilk milli traktörümüzün hikayesini anlatmak istiyorum.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarım Makineleri bölümü o zamanki adıyla Ziraat Kuvvet makineleri kürsüsünde görevli üç akademisyen bir araya gelerek ülkemizin ilk traktörünü yapmayı kafalarına koydular. Bunlar Prof.Dr. Hamit Demirtaş, Doç.Dr. Süleyman kadayıfçılar ve asistan Gazanfer Hazardin’den oluşuyordu. İsimlerinin ilk harflerinden meydana gelen HSG isim olarak kullandılar.1961 yılında başlayan çalışmaların büyük bölümünü tasarım çalışmalarına ayırdılar. Planları çizip, hesapları yapılıyor, MKE üretim işlerinde yardımcı oluyordu. Masrafları karşılamak için ceplerinden harcama yaparak yollarına devam ettiler.

1963 yılında tamamen yerli imkanlarla iki adet HSG traktörü üretilmişti. Bunlardan biri benzinle, diğeri dizel yakıtla çalışmak üzere üretilmişti. İlk tarlaya çıktığında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel üniversiteye gelmiş, benzinle ine alışan traktörü bizzat kullanmıştı. Her şey iyi gitmesine rağmen yerli traktör HSG Ankara’nın koridorlarında kaybolup gitmişti. İlgisizlikten bunalan üniversite yetkilileri ciddi bir hayal kırıklığı yaşadılar. Traktörler hiçbir zaman Ankara üniversitesi dışına çıkmamıştı. Türk gençlerinin emeklerinin heba edilmesi dayanılır cinsten değildi.

Yıllar sonra sadece kendisi hayatta kalan asistan Gazanfer Bey eğer darbe olmasaydı, yerli traktörümüz dolayısıyla traktör fabrikamız yüz akı durumda olabilirdi demiştir. Bunu elbette bilemeyiz ancak devletimizin en yüksek makamının bile haberinin olduğu bu güzel olay bile unutulmaya terk edilmişti.  Yeni nesillerin biz bir şey yapamayız noktasına nasıl getirildiğini adım adım izlemek insanı hüzünlendiriyor. İlk yerli lokomotif, ilk yerli uçağımız ,ilk yerli arabamızın hikayelerinin sonucu  böyle olmak zorunda mıydı?Bu dramatik şeyleri ülkemiz insanına yaşatmak sadece gafletle açıklanabilir mi? Bu  yaşanan acılardan sonra artık öğrenilmiş çaresizliği mi yaşıyoruz? Sorular elbette çok ancak cevaplandırılması o oranda zor görünüyor. Ancak bu sorulara güzelce ve ikna edici cevaplar bulamadığımız sürece genç akademisyenlere ve girişimcilerimize ne söyleyebiliriz? Bizden bir şey olmaz diyenlere söyleyecek bir çift sözümüz olmalıydı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 22
Kayıt tarihi
: 25.07.20
 
 

herkese iyi günler dilerim,Isparta doğumluyum, emekli teknik öğretmenim.Doğayı,kitap okumayı  ve ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster