Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '16

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
727
 

İlkin Tüfekçi: 'Dizi yapmak büyük emek istiyor'

İlkin Tüfekçi: 'Dizi yapmak büyük emek istiyor'
 

Gazeteci Sibel Doğu, Karadayı'daki 'Çitlembik Bahar' ve Kara Para Aşk'taki Komser Pelin' olarak tanıdığı genç oyuncu İlkin Tüfekçi' ile bir röportaj gerçekleştirdi.
 
Dizi Gazete editörü ve yazarı Sibel Doğu'ya konuşan İlkin Tüfekçi, hem tiyatro ve dizi çalışmalarından söz etti, hem de sektörü değerlendirdi.
 
Kariyerinde iyi bir çıkış yakalamasını sağlayan Karadayı ve Kara Para Aşk' dizilerini ''Hayatımın en güzel iyikileri' olarak tanımlayan İlkin Tüfekçi, çalışmaları hakkında şunları söyledi:
 
Sizi 'Karadayı' ve 'Kara Para Aşk' dizileriyle tanıdık ama oyunculuk geçmişiniz daha eskiye dayanıyor. Daha önce 'Arka Sıradakiler' ve 'Papatyam' dizilerinde rol aldınız! Okuyucularımız için biraz kendinizi anlatır mısınız?
 
Ben 1987 İstanbul doğumluyum. 2004 yılında  Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne girdim. 2008 yılında da mezun oldum. Mezun olduktan sonra BBT'ye (Bakırköy Belediye Tiyatroları) başladım. O zamandan beri de aktif olarak tiyatro yapıyorum. Şunu da söylemek isterim. Ben Müşfik Kenter'in öğrencisiydim ve kendisi benim çok kıymetlimdi. Ondan bırakın tiyatroyu insan olmak adına çok şey öğrendim. Onun öğrencisi olmanın bir ayrıcalık olduğuna inanıyorum. İyi ki, onun öğrencisi olmuşum. Ekran serüvenime gelirsek, yine 2008'de mezuniyetimle birlikte 'Arka Sıradakiler' dizisine başladım Orada 55 bölüm çalıştım. Arkasından da Papatyam'da 55 bölüm çalıştım. 
 
Metin Akpınar'la çalışmak nasıldı peki?
 
Mükemmeldi. Müşfik Hoca ne kadar kıymetliyse, Metin Akpınar gibi bir devle çalışmakta o kadar kıymetliydi. Metin Abi'yle çok güzel bir ilişkimiz vardı. Okul gibiydi. Hem usta-çırak hem abi-kardeş ilişkisi olarak harmanlanıp gitti ilişkimiz. 
 
Papatyam'dan sonra da Karadayı geldi. O dönemi nasıl anlatırsınız?
 
Karadayı çok özel ve güzel bir işti. Ben aslında o dönem başka bir işle anlaşacaktım, sözleşmesine çeyrek kalmıştı. Ama bir telefonla Karadayı projesine dahil oldum. Hayat insanı öyle bir döndürüyor ki bazen. Orda olman gerekiyorsa oluyorsun. Karadayı'da Uluç Bayraktar gibi çok iyi bir yönetmenle, Çetin Abi (Tekindor) gibi bir ustayla ve başta Kenan (İmirzalıoğlu)ile Bergüzar (Korel) olmak üzere çok iyi bir ekiple çalıştım. Çok keyifliydi. Herkes rolünü çok sahiplenmişti. Senaristlerimiz Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat'ın yüreklerini ortaya koyup yazdıkları çok özel bir projeydi. Bu özel proje seyirciyle çok özel bir noktada buluştu. 
 
Peki Karadayı'dan ayrılmanız nasıl oldu? Senaryo mu öyle gelişti?
 
Evet. Mahir ve Feride'nin çıkmazında onları bir araya getirecek çok büyük bir acı gerekiyordu. İkisi de Bahar'ı çok sevdikleri için gerçekleşti bu durum. Ben Bahar'ı çok sevdim, Bahar da beni çok sevdi. Ve insanlar Bahar'ı çok sevdi. Aradan 2,5 sene geçti ama hala 'Karadayı'da neden öldünüz' diyenler oluyor. Sonuçta bir karakter. Ölür, diziden ayrılır. Ama insanların kalbinde yer edinmenin güzelliğini yaşadım. Hem de sadece ülkemde değil, dünyanın dört bir yanında. O duygunun tadı bambaşka. Karadayı ekibini bırakmak elbette  zor oldu, çok buruldum. Ama ardından Kara Para Aşk gibi yine çok özel bir ekiple tanıştım. 
 
'Kara Para Aşk'ın kadrosuna dahil olmanız nasıl oldu?
 
Her şeyde bir hayır vardır derler. Karadayı'daki son set günümde Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat beni ziyarete geldi ve 'Kara Para Aşk'ın haberini verdiler. Tam son sahnemi çekmişim, stop denmiş, içimde bir boşluk hissi oluşurken aldım Kara Para Aşk'ın haberini. Ve hazırlık sürecine giriştik. 6 ay kadar sürdü  hazırlık sürecimiz.
 
Peki 'Kara Para Aşk'ın hazırlık süreci nasıl geçti?
 
Kara Para Aşk'ta komser bir kızı oynayacağım söylendi. Ardından, Engin (Akyürek) ve Tansu (Taşanlar) ile birlikte poligona gittik, silah eğitimi aldık. Arda, Pelin ve Ömer çok yakın arkadaşlardı. Bunu ekrana yansıtmak için birlikte vakit geçirdik. Yönetmeniz Ahmet Katıksız bizimle birlikte böyle bir yol izledi. Birlikte doğaçlamalar yaptık.
 
Peki bir dizinin tutması için ne gerekiyor sizce?  Hangi işler tutuyor, hangileri tutmuyor?
 
Senaryosundan, oyuncu kadrosuna, yapım şirketinden prodüksiyon ekibine her şeyin emekli ve özel bir formda gittiği işlerin izleyiciyle buluştuğuna inanıyorum.  Benim tecrübelerim böyle oldu. Bazen talihsiz durumlar da oluyor tabii. Seyirciyle iletişim kurulamıyor. Oyuncunun da hikayeyi sevmesi ve kendini o hikayede görmesi gerekiyor. Çünkü, hikaye çok önemli. Dizi yapmak büyük emek istiyor. Tuşa bastım da dizi çıktı durumu yok. Hikaye yazım aşaması bambaşka. Sete çıktıktan sonra teknik ekibin emeği, oyuncunun yüreğini koyup bu yola çıkması, yönetmenin o dünyayı kurması çok emek isteyen işler. Bazen tüm bunlar bir araya geliyor ama seyirciye aksettirmede sekteye uğrayabiliyor da. Seyirci kendinden bir şey bulduğu karakterler gördüğünde tutuyor zaten o eli. Seyirci kendinden bir şey bulmuyorsa, bir yerde mevzuya inanmıyorsa gitmiyor o iş.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3921
Kayıt tarihi
: 01.03.13
 
 

Gazetecilik/ Radyo Tv alanlarında eğitim aldım. Şu an aktif olarak çalışmamaktayım. Ancak dizigaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster