Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
10662
 

İlköğretim müfettişleri ne yapar?

İlköğretim Müfettişlerinin yetiştirilmesi -bir yönüyle- uzman doktorların yetiştirilmesine benzer. Önce İlköğretmen Okulu veya Sınıf Öğretmeni yetiştiren Eğitim Yüksek Okulu (ya da iki yıllık Eğitim Enstitüsü) bitirmek ve belli bir süre (Önceleri beş yıldı, sonra üç yıla indirildi.) başarılı öğretmenlik yapmak gerekirdi. Sonra sınavlara girilir ve üç-dört yıl öğrencilik yapılırdı. (Şimdilerde böyle değil tabi. Çünkü, İlköğretim Müfettişi yetiştirmeye yönelik Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi veya Eğitim Yöneticiliği ve Deneticiliği Anabilim Dalları kapatıldı.) "Belli bir deneyime sahip olduktan sonra, bir yönüyle, uzman doktorlar gibi yetiştirilen İlköğretim Müfettişleri ne yaparlar?" diye sorsam, birçoklarından hemen "Ellerinde çanta gezerler", cevabı gelir. Bir de "Öğretmenevinde okey oynarlar." Her iki cevap da -ikincisi hoşumuza gitmese de- ne yazık ki doğru. İkinci cevabın savunmasını yapacak değilim. Ama, birinci soruya karşılık aramak gerçekten değer. Sahi belli bir yaştan sonra tekrar öğrenciliğe başlayan, bu arada öğretmenlikle öğrenciliği birlikte yürütmek zorunda kalan ve birçok güçlükle karşılaşan İlköğretim Müfettişleri ellerinde çanta niçin gezerler?

Kırılan bir camı soruşturmak, için: Anadolu Lisesinde öğrencinin biri, bir -iki değil- cam kırar. Okul Müdürü durumu hemen Millî Eğitim Müdürlüğüne bildirir. Millî Eğitim Müdürlüğü de, olayı soruşturmak üzere hemen bir İlköğretim Müfettişi görevlendirir. Müfettiş arkadaşım, tanıkları aradı, buldu, ifadelerini aldı ve gitti. Kırılan bir camı, bir müfettişin soruşturması, mutlaka sizin de dikkatinizi çekmiştir. Soruşturma bittikten sonra, sonucun sıradan bir "disiplin olayı" olduğunu öğrendim. (Bu olay aslında beni mutlu etmişti. Çünkü uzun yıllar önce birlikte çalıştığım bir arkadaşla karşılaşmıştım.) Okullarımızda her yıl binlerce camın kırıldığı, bunların da müfettişlerin soruşturacağı düşünülürse, müfettişlerin hangi asli görevini yapmaları beklenebilir? İşin diğer ilginç yanı ise, bu lisede biri müdür olmak üzere, tam dört tane yönetici vardı. Bu yöneticiler, okullarında kırılan bir cam olayını çözemeyip, durumu Millî Eğitim Müdürlüğüne bildiriyorlarsa, Millî Eğitim Müdürlüğü de olayı İlköğretim Müfettişlerine gönderiyorsa, Okul ve Millî Eğitim Müdürlüğü yöneticilerinin (müdür yardımcıları ile şube müdürlerinin), ne yaptıkları, hangi görevleri yerine getirdikleri, nasıl açıklanabilir? Bu olayı soruşturmak ve raporu yazmak, bürokratik işlemleri tamamlamak, bir müfettişin en az bir iş gününü alır. Oysa bu olayı, bırakın müdür yardımcılarını, sınıf öğretmenleri de soruşturabilirdi.

Arkadaşına "sevgi" dolu mektuplar yazan öğretmeni soruşturmak, için: Sevdiği arkadaşına, "sevgi" dolu mektuplar yazan bir bayan öğretmen, kayınvalide adayı tarafından, mektuplarla birlikte Millî Eğitim Müdürlüğüne şikâyet edilir. Millî Eğitim Müdürü de, mektupları, şikâyet dilekçesi ile birlikte İlköğretim Müfettişlerinden birine yollar ve olayı inceleyip soruşturmasını emreder. Olayın yasal boyutları bir yana, bu tip mektupların okunması, birçok kişiye duyurulması, hangi insani değerle bağdaşır? (Hanımlar ve beyler! Siz hiç mi "genç" olmadınız? Karşı cinse karşı hiç mi ilgi duymadınız? Hiç mi duygularınız olmadı?)

Gelelim işin Anayasal boyutuna: "... Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. ..." ve "Haberleşmenin gizliliği esastır. ... gizliliğine dokunulamaz", deniliyor. Ortada hiç bir adli ve idari durum yokken, bir kişinin mektuplarını okumak ve el koymak, Anayasal bir suç değil midir? Eğer Millî Eğitim Müdürü, ortada yasal bir suç olayı yokken, kendine ulaştırılan mektupları okuyorsa, suç işliyor, başka bir deyimle, "vatandaşın -öğretmenin- özel hayatına karışanlarla ve haberleşmenin gizliliğini engelleyenlerle" bir oluyor, demektir. İnceleme-soruşturmayı yapan müfettiş bu durum karşısında, Anayasayı mı savunsun, yoksa Millî Eğitim Müdürünün verdiği emri mi yerine getirsin?

Siz, siz olun İlkokul Öğretmeni arkadaşlarım ve karşı cinsten arkadaşlarınıza "sevgi" dolu mektuplar yazmayın! Birileri tarafından Millî Eğitime şikâyet edilebilir, soruşturma geçirebilirsiniz. Hatta ceza bile alabilirsiniz. Hele mektuplarınızı okullar açıkken yazarsanız, göreviniz sırasında işlediğiniz suçlardan dolayı, özel hükümlere göre işlem görebilirsiniz.

Kayınbiraderi kız kaçıran öğretmeni soruşturmak, için: Öğretmenimizin kayınbiraderi bir kızla anlaşır ve kızı kaçırmak için eniştesiyle birlikte kararlaştırılan yerde bir taksi içinde beklemeye başlar. Kız taksiye binerken, o anda -oradan- geçmekte olan ekip otosundaki polisler durumdan şüphelenir ve kızı yakalayıp Emniyet Müdürlüğüne götürür. Tarafların ifadeleri alınır ve Adliyeye gönderilir. Taraflar Adliyede anlaşırlar. Dolayısıyla suç ortadan kalkar. Suç ortadan kalkmasına kalkar da, sonucu Emniyet Müdürlüğü takip edecek değil ya. Durumu, Millî Eğitim Müdürlüğüne Vali Yardımcısı imzasıyla hemen bildirir. Çünkü memurların yargılanması özel hükümlere bağlıdır. Suçun ortadan kalkması bir yana, öğretmenimizin işlediği bu suç, ne göreviyle ilgilidir, ne de görevi sırasında işlenmiştir. Buna rağmen olay soruşturulmuş ve dosya bağlanmıştır. Oysa, "Bazı suçlar, memur olsun, olmasın, herkes tarafından işlenebilecek suçlardır. Örneğin, TCK’nun daki suçlar. Memur bu suçları işyeri ve zamanı dışında işlerse, hakkında diğer vatandaşlar gibi genel hükümlere göre adli kovuşturma yapılır. Memurin Muhakemeti Hakkındaki Kanuna göre soruşturma açılıp, fezleke düzenlenmez."

Sürücü Kurslarını incelemek-soruşturmak, denetlemek, için: 1969 tarihli İlköğretim Müfettişleri Yönetmeliğinde, Sürücü kursları ile ilgili bir madde bulunmamaktadır. Çünkü o tarihlerde, sürücü kursları yoktur. 1990 tarihli İlköğretim Müfettişleri Kurulu Yönetmeliğinde de Sürücü Kursları ile ilgili bir madde yoktur. Ama her ne hikmetse, "her türlü kurs" maddesine sığınılarak, Sürücü Kurslarının her türlü denetimi İlköğretim Müfettişlerine yaptırıldı. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü, TV’de yapılan Sürücü Kursları ile ilgili bir açıkoturumda, Sürücü Kurslarını sıkı bir şekilde, İlköğretim Müfettişlerine denetlettireceğini, söyledi iki kez. Para kazanmaktan başka bir amacı olmayan, her türlü usulsüzlüklerin yapılabildiği Sürücü Kurslarının, "ilköğretimde uzmanlaşmış" İlköğretim Müfettişleriyle ilişkisi acaba nasıl kurulabilir? Sürücü Kursları, İlköğretim Müfettişlerinin zamanlarını en çok alan işlerden biridir. Örneğin müfettişlik yaşamımda, Sürücü Kurslarına ayırdığım zamanı, stajyer öğretmenlerin yetiştirilmesine ayıramadım.

"Uyarma, kınama, maaş kesimi cezaları"yla ilgili konuları soruşturmak, için: Devlet Memurları Kanununun ilgili maddesine göre, "uyarma, kınama ve maaş kesimi cezalarını" disiplin Amirlerinin verebileceği belirtilmektedir. Örneğin ilgili maddeye göre, görevine iki gün gelmeyen bir öğretmene veya memura, okul müdürü, İlçe Millî Eğitim Müdürü, disiplin amiri olarak "aylıktan kesme" cezası verebilir. Soruşturmanın belli usullere göre yapılması ve yazılması gerektiğinden, bu zahmete katlanmak ve öğretmenlerle muhatap olmak istemeyen Okul Müdürleri ile İlçe Millî Eğitim Müdürleri, soruşturma konularını İl Millî Eğitim Müdürlüğüne bildirerek -İl Millî Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla- bu görevlerini İlköğretim Müfettişlerine yaptırabilmektedir. İlçe Millî Eğitim Müdürleri, "Müfettişin görevi soruşturmaktır, ceza vermektir. O halde, ben niye öğretmenle kötü olayım"; İlköğretim Müfettişleri de, "Müfettiş verilen görevi yapar", felsefesini benimsediklerinden, başkalarının görevlerini yapmaya devam etmektedir. Oysa İlköğretim Müfettişlerinin, "başkalarının görevini yapmak" gibi bir görevi yoktur.

Karayollarındaki alım işlerindeki yolsuzlukları soruşturmak, için: Bir ilde, Karayollarında malzeme alımıyla ilgili yapılan yolsuzlukları soruşturmak üzere, Valilikçe, İl İdaresi Kanununa dayanılarak, İlköğretim Müfettişleri görevlendirilir. Buraya kadar verilen örneklerin, "eğitim, öğretim, öğretmen, okul" ile ilişkileri kurulabilir de, Karayollarının İlköğretim müfettişleriyle nasıl bir bağı olabilir? Soruşturma konusunda da zaten "eğitimle" ilgili bir şey yoktur.

Pavyonlarla ilgili bir konuyu soruşturmak, için: Evet, yanlış okumadınız. "Pavyonlarla ilgili bir konuyu soruşturmak" da, İlköğretim Müfettişlerinin görev alanı içine girebiliyor. (Bu arada, aklıma gelen bir Karadeniz fıkrası anlatayım: Komutan Karadenizliye, "Hamsiden kaç çeşit yemek yapılır?" diye sormuş. Asker, "Yüz çeşit, komutanım!" deyince komutan, "Say!" demiş. Asker başlamış saymaya: "Kızartması, buğulaması, hoşafı" deyince, "Sus, yeter! Hamsiden hoşaf da olursa, değil yüz –çeşit-, beşyüz çeşit yemek bile yapılır", demiş.)

Olay şöyle gelişir: Pavyonlarda birtakım olaylar olur. Konu Emniyet Müdürlüğüne yansır. Soruşturma başlatılır, fakat bir türlü bitirilemez. Şikâyetler birbirini izler. Dosya, dallanıp budaklanmaya başlar. Konu, İl İdare Kurulunda görüşülürken, "Bu konuyu en iyi Millî Eğitim Müdürlüğü çözer. Çünkü orada Teftiş Kurulu var. Dosyayı oraya gönderelim", derler ve soruşturma klasörü, İlköğretim Müfettişleri Kurulu Başkanlığına gönderilir. Sonrası tahmin edebileceğiniz gibi. Soruşturma olayı, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı tarafından incelendi, soruşturuldu ve dosya bağlandı.

Genelevde meydana gelen bir olayı soruşturmak, için: Pavyonlarla ilgili soruşturma olayını arkadaşlarla konuşurken bir arkadaş, "O da bir şey mi? Ben genelevde soruşturma yaptım", deyince, biz sustuk. Beterin de beteri varmış, demek ki, dedik. Arkadaş, "Eski görev yerinde çalışırken, genelevde meydana gelen bir olayla ilgili olarak, kendisine bir soruşturma görevi verildiğini, soruşturma için Emniyet Müdürlüğüne başvurduğunu, müdürlüğün soruşturma bitene kadar genelevi kapattığını", söyledi. Bunun neresi eğitimi ilgilendiriyor, deyince arkadaş, "Olayın kahramanı bir öğretmenmiş", de dedi. Ne diyelim. Genelev kapalı olduğu süre içinde gelen müşterilere, "İçeride İlköğretim Müfettişi var, teftiş -soruşturma- yapıyor" dememişlerdir inşallah (!)

Açılacak bir kahvehaneyi soruşturmak, için: Vatandaşın biri, kahvehane açmak için Emniyet Müdürlüğüne başvurur. Emniyet Müdürlüğü, kahvehane açılması düşünülen yerin yakınında ilkokul bulunduğu için açma ruhsatı vermez. Bu olayın da İlköğretim Müfettişleriyle ne ilişkisi var, denilebilir. Hatta İlköğretim Müfettişleri ne zamandan beri kahvehane açmak için rapor veriyorlar, diye sorulabilir. 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun ilgili maddesi, "Okul ve tesislerinin bulunduğu yerin yüz metre civarında, hapishane, meyhane, kahvehane, kıraathane gibi umuma açık yerler ile açık alkollü içki satılan yerler açılamaz", diyor. Açılması düşünülen kahvehane, okula yüz metre civarında uzaklıkta bulunduğundan, İlköğretim Müfettişlerini ilgilendiriyor (!) (Bu arada aklınıza şöyle bir soru da gelebilir: Acaba kahvehane yerine bir ilkokul açılması düşünülse ve kahvehaneye uzaklığı yüz metre civarında olsa, "okul açılması" incelemesini Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin mi yapması gerekir?) Bunun üzerine meslekte 25 yılını doldurmuş, eğitimin birçok kademesinde çalışmış, ilkokul çocuklarıyla -özellikle birinci devrede- çokiyi bir iletişim kurabilen İlköğretim Müfettişi arkadaşım durumu inceledi. İnceleme bitene kadar vatandaş tarafından birkaç kez rahatsız edildi. Emniyet Müdürlüğünün ruhsat vermeme gerekçesi, kahvehane açılması istenilen yerin, yasada belirtilen uzaklıktan daha az olmasıydı. Vatandaşın itirazı ise, bu uzaklığın istenilen ölçüde olduğuydu. Hatta birkaç metre fazlası vardı. Anlaşmazlık, okulla kahvehane açılacak yer arasındaki uzaklığın ölçme yönteminden kaynaklanıyordu. Başka bir anlatımla, okulun sınırları; okulun bahçesinden mi, duvarlarından mı, yoksa kapısından mı başlar, sorusuydu. Müfettiş okul sınırlarını okulun bahçesinden, vatandaş ise okul kapısından başlatıyordu. İşte o zaman, belirtilen uzaklığın birkaç metre de fazlası oluyordu. Müfettiş arkadaşım yasaya göre, "kahvehane açılamayacağı" doğrultusunda, yani "olumsuz" rapor yazdıysa da, kahvehane açıldı. Yani İdare, vatandaşın itirazını, bu kez -İlköğretim Müfettişinin olumsuz raporuna rağmen- haklı bulmuştu. (Görüyorsunuz ya, İlköğretim Müfettişlerinin görevleri arasında Belediyenin -okulla kahvehane açılacak yer arasındaki uzaklığı ölçmek gibi- görevlerini yapmak da var. Sadece, sınıf öğretmenlerinin bile rahatlıkla yapabilecekleri kırılan bir cam olayını soruşturmak, olacak değil ya.) Sahi bir okulun sınırları nereden başlar? Bahçeden mi, binanın duvarından mı, yoksa bina kapısından mı? (Bu sorunun karşılığı "Mecelle"de var, dedi arkadaşlar. Mecelle yürürlükte olmadığı için, müfettiş arkadaşın raporu geçerli sayılmadı belki de. Kim bilir?) Günün birinde, bir ilkokulun yanına kahvehane açmak için, okulun kapısı kapatılarak, birkaç metre ilerisinden yeni bir kapı açılırsa şaşırmamak gerek.

Gelelim kahvehanenin açılma gerekçesine. 222 sayılı yasanın ilgili maddesinde, "Hangi mahalde yüz metre şartı aranmayacağı hususunda karar vermeye, o yer mülki amiri yetkilidir", deniliyor ve kahvehane açılıyor. Olay böyle sonuçlanmışken, müfettiş arkadaşın işlerinin en yoğun olduğu bir dönemde (öğretim yılı sonunda) meşgul edilişine mi, incelemeyi bitirene kadar vatandaş tarafından rahatsız edilişine mi, olumsuz rapor verdiği için vatandaşın sataşmasına maruz kaldığı için mi, yoksa idare tarafından "Müfettiş icra değil danışma organıdır", denilerek dışlanmasına mı, üzülürsünüz?

222 Sayılı yasanın ilgili maddesi 1986’da değiştirilmiş. Başka bir deyimle, hangi mahalde yüz metre şartı aranmayacağı hususunda karar vermeye, o yer mülki idare amiri yetkilidir", bendi eklenmiş. Buna göre, bir okulun kapısının karşısına "bar" gibi genele açık bir yerin açılması yasaldır. Öyle ya, mülki amir uygun gördükten sonra kim ne diyebilir, kim ne karışabilir? İşte "bilgi çağında" bilimsel-teknolojik gelişmeler böyle yansımış yasalarımıza.

Benzer bir incelemeyi de ben yaptım. Açılması düşünülen Yabancı Dil Kursunun yüz metre yakınında, yukarıda belirtilen umuma açık yerlerin bulunup bulunmadığını araştırmak için İlçe Emniyet Amirliğine gittim. Amiri uzunca bir süre bekledim. Resmi yazımı verdim. İlgili memur, "Affedersiniz hocam, yazıyı Daireniz aracılığı ile bize yazmanız gerekmez mi?" diyerek, kibarca uyardı beni. Müfettişlerin doğrudan yazışma yapabileceğini söyleyince, şimdiye kadar böyle bir durumla karşılaşmadım hocam, dedi. Amir gelince, yazıyı imzalatıp hemen verdiler ve ilgili karakola gönderdiler. Bir sürü de burada beklettiler. Dil Kursu açılması gereken yerin yakınında, umuma açık yer var, dediler. Kaç metre uzaklıkta olduğunu ben ölçemem. Siz ne yazarsanız, ona göre raporumu düzenlerim, dedim ve ayrıldım. Bu iş için tam bir gün harcadım. Oysa sorun, Belediye ve Emniyet Müdürlüğü ile yazışarak kendiliğinden çözülebilirdi. Buna rağmen, İlköğretim Müfettişleri, Belediye ile Emniyet Müdürlüğünün işlerini yapmaya devam ediyor. Ne yapalım, gelenek böyle kurulmuş işte.

İlköğretim Müfettişleri ne yapıyor ki? Çanta ellerinde ancak geziyorlar. Bir de Öğretmenevlerinde okey, kâğıt oynuyorlar, diyenlere, İlköğretim Müfettişlerinin ne yaptıklarını anlatmak istedim.

İlköğretim Müfettişi meslektaşlarım beni bağışlasınlar, lütfen. Müfettişlerin soruşturdukları "eğitim dışı konular" sadece bunlardan mı ibaret, demesinler. Bunlar benim tanık olduğum olaylardan bazıları. Mutlaka kendileri de, bu tip onlarca olayı soruşturmuşlardır. Eğitimle ilgili konuları soruşturmak dileğiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 424
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2880
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster