Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1475
 

Imagine.. Utopia.. John Lennon!..

Imagine.. Utopia.. John Lennon!..
 

Imagine all the people, living life in peace..


" Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandhi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu.."

- John Lennon / 1969 -

The Beatles ile beni hayatımdaki tartışmasız en büyük kahramanım olan rahmetli babam tanıştırmıştı.. Paul Mccartney, Ringo Starr, George Harrison ve John Lennon isimlerini tamamı o bölgede doğan ve yüreğimizin kızıl efsanesi olan Liverpool ile birleştirmiştik.. Herdaim kendi bildikleri yolda müzik yapan, müzik tarihindeki bir çok ilki gerçekleştiren, sürekli arayış içinde olup müziklerini hep daha ileriye götürmeye çabalayan, dünya üzerindeki en iyi müziği yapmış olan, halen aşılamayan ve de aşılamayacak olan efsane topluluktu onlar..

Müziğe tapınma sebeplerimden biri de, kesinlikle mucize notaların sahipleri olan bu adamlardı.. Ama içlerinden biri sadece müzik ile değil hayata, dünyaya, insana bakışıyla da özel hayranlığı ve ilgiyi hak ediyordu.. O adam John Lennon 'du..

Imagine 'in sözlerini öğrenmeye başladığımda, varolan dünyayı değiştirmeye dair ütopyam da şekillenmişti..

" Imagine there’s no countries,
It isnt hard to do..
Imagine all the people,
living life in peace.. "

Hayal et diyordu; savaşın olmadığı, barış içinde yaşayan insanların olduğu, sınırlarla belirlenmeyen-haritasız hayat alanlarının var olduğu, efendilerin-sahiplerin olmadığı, mülkiyet olmadığı için doğal olarak öldürecek ve uğruna ölecek birşeyin olmadığı bir dünya var olabilir diyordu.. Zor değil diyordu.. Hayal et!..

" Hayat, siz gelecek hakkında planlar yaparken başınızdan geçenlerdir.. " diyen de, kraliyet ailesinin bulundugu bir konserde " ucuz koltuklarda oturanlar alkışlayabilir, digerleri mücevherlerini şıkırdatsın.." diyen de kendisinden başkası değildi aslında, olsebep şaşırmamak gerekiyordu O ne diyorsa..

Hayatta olsa idi, dünyanın belki de şuan daha iyi bir yer olacağına tamamen inanıyorum, ve de Beatles 'in tarih içerisinde tekrar birleşmiş olacağına.. Bu da dünyanin daha iyi bir yer olmasi için yeter zaten..

Let it be albümünün kapağındaki dörtlü kareden sol üstte dağınık saçlı halini gözümün önüne getiriyorum. Ne kadar rebel ve ne kadar duygu dolu bir haykırış okunuyor o yarım çıkan gözünde.. Sonra Abbey road kapağındaki bembeyaz melek rolündeki kıyafeti. Ne kadar muzip, ne kadar fırlama.. I'm only sleeping 'e dönüyorum oradan, sözlerini mırıldanıyorum.. Daha 60 'larda ve teknoloji, çalışma, kölelik, başarıya tapınma bu kadar ayyuka cıkmadığı zamanlarda bile ne kadar aykırı ve tek başına bir özgürlük dünyası kurgusu işlenmiş.. Ne kadar ustaca.. Ve bir o kadar naifçe.. Beatles 'i ölümsüz efsane yapan da budur zaten.. Usta muzisyenlik, yetenek, fırlamalık, zeka ama illa ki naiflik.. Sonra Look at me diyorum kendime. Who am i supposed to be? bilmiyorum, bilemiyorum.. Bilebilen varsa beri gelsin zaten onlarla Come together yapalım. Come together 'ın konser kaydı gözümün onune geliyor şimdi de; John agzında sakız, omzunu fırlama fırlama oynatarak söylüyor.. Asker kıyafetinde.. O 'nun kadar fırlama bakabilseydim biraz, onun kadar muzip gülebilseydim, onun kadar süzebilseydim her şeyi birbiriyle karıştırmadan, netlik içinde..

Otuz yıl evvel bugün ( 8 Aralık 1980 ) Mark Chapman isimli şahıs John Lennon 'u katlettiğinde cebinde The Catcher In The Rye bulunmuştu, ne ironik.. Vurulmasından yıllar evvel söylediği gibi barışa inandığı için katledilenler arasında yerini alıyordu yeni bir kırmızı karanfil olarak; gelmiş geçmiş en büyük hayalperest.. Ne vakit " sana bir çift lafım var ulan kapitalizm.. " diyecek olsak usumuza düşen, ütopyamızın kahramanlarından, Baba mirası, gönül emanetimiz..

O gitti, tüm açıklığıyla.. Bizi bu karmakarışık ve daha da karışacak dünyaya bırakarak.. Biz burada pisliğin içinde yüzüp her gün boy vererek boğulmama mücadelesi verirken, insana ve dünyaya dair düşlerimizi saçma argümanların kıyısına terk ederken belki de, O hiç bir zaman ait olmadığı bu dünyaya yukarıdan bakıyor ve bugün el sallıyor hepimize, huzur içinde kulağımıza fısıldayarak..

' Gather around all you clowns, let me hear you say
hey, you' ve got to hide your love away..'


08.Aralık.2010
Kerem Porazan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ünlü insanların magazin gazetecilerinden sürekli yakındığını biliriz. Bir gün ABD'deki gazetecilere, John Lennon ve Yoka OnO'nun yataklarında görüntü çekilmesine izin verdiği haberi yayılır. ve bir hafta boyunca da, Lennon ve Ono yatak görüntülerini dünyaya göstereceklerini ve bütün gazetecilerin davetli olduğunu söylerler. Dünyanın en popüler adamlarından biri, ki kendi söylemiyle " İsa'dan bile daha çok tanınan bi grubun solisti, resmen hayatının çılgınlığını yapmaktadır.Zaman belirlenir önce ve de yer..Beyaz Sarayın önünde.... şu tarihte diye bir açıklama geçilir bütün gazetecilere. Bu arada Lennon yardımcısına " ben şarkı söylediğimde binlerce, milyonlarca insan benim şarkılarımı dinliyor ve duyuyorlar. Neden barışa bir şans verin demiyorum" dedikten sonra " Give Peace A Chance " şarkısını kaydeder. Belirtilen tarihte Beyaz Sarayın önünde, herkes yatak odası görüntülerini beklerken; Onlar Vietnam savaşına karar veren Richard Nixon'a " Give Peace A Change diye seslenirler. Selaml

Hatice Atalay 
 09.12.2010 17:19
Cevap :
because the sky is blue, it makes me cry..  10.12.2010 17:30
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 14501
Kayıt tarihi
: 17.12.09
 
 

İmgelemelik 'ten düştüğü 6.Mayıs.Bindokuzyüz... ~ fi tarihinden bu yana; Sonsuzluk 'da insan.. Yüre..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster