Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '08

 
Kategori
Teknik Bilgiler
Okunma Sayısı
1080
 

İmalat, icat

Mucitler konusunda bir yazı yazmıştım ve bir öneride bulunmuştum haddim olmayarak.

Tv de bu hafta, o konuda eğitimi, deneyimi olmayan mühendislerimize fırsat verilmiş. Ve onlara bir araba yapın demişler. Onlarda yapmışlar. Bu olay biz Türk zekası için bir mucize değildir.

Bunun en iyisini yapabilecek beyinlerimiz vardır.

Yeterki bu fırsatı verecek olan kişiler başkalarının yani dış devletlerin hegomonyasında olup da önlerini kapatmasınlar.

Arabayı yaptı gençler. Yaptı da ne oldu?. Yapın diyen yetkili kişi, birilerinin tehdidi altında kalarak, yapın dediğine ve de diyeceğine pişman oldu. Ve gençlerin hiç bir karşılık beklemeden hevesle gece gündüz kafa çalıştırıp yaptıkları araba sümen altına sığdırıldı.

Yapın diye emri veren şahıs, kendisine pazar ekonomisinden dolayı baskı yapılacağını bilmiyor muydu? Bu gençlerin arabayı yapabilir kapasitede olduğunu bilmiyor muydu? Yapamazlar mı zannetti.

İstanbul' un fethinde gemileri karadan aşırmayı akıl edinen bir milletin kanını taşıdığını bilmiyor muydu?

Evet herşeyi de biliyordu.

Bu memleket; Kırsal bir mecrada ki Ali emminin motosiklet motorundan ilham alarak ve de hiç okuma yazması dahi olmadığı halde, tarlasını sürebileceği bir motorlu alet yapabilecek kapasitede insanların memleketi olduğunu tabiki biliyordu.

Bilmese zaten yapın demezdi.

Neden devam ettirmedi, edilemedi?. Çünkü finans yönünden pazarı olduğu devlete bağımlıydı.

Üzülerek birazda mahçup susmak ve yapılan arabayı sümen altına sığdırmak durumunda kaldı.

Sanayı ve ekonomi kendi içinde gelişebilecek bir olgudur.

Ve İnsan ciğeri gibi kendi kendini yenileyip çoğaltan bir düzenektir.
Ki bu olayda, kimseye avuç açmadan ve de ufaktan başlanırsa kısa zamanda kendini toparlar.

Ama bu organın ilacı dışardan gelirse, o ilacı yollayan ilaç şişesine ne koymuş diye öğrenmek için o ilaç şişesini tahlil için başka bir memlekete yollamak durumunda kalırsın. Onlarında verdiği rapora acaba diye kuşkuyla bakmak kaçınılmazdır.

Yani "elden gelen oyun olmaz olsa bile karın doymaz"

Rahmetli babamın bana bir tembihi vardır ki asla unutamıyacağım bir sözdür.

_ Bir yere yemeğe davetliysen, " evinde öğün yemeğini ye de git" yoksa aç kalmak gayette muhtemeldir.

Ta ozamanlar bile kimselere güvenmezler miydi?, yoksa tatmin olamama endişesi mi vardı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 543
Kayıt tarihi
: 23.02.08
 
 

Yüksek okul mezunu olup emekliyim. İyi bir gözlemciyim. Çok okumakta ve yorum yapmaktayım. Antoloji...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster