Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
405
 

imam, türkçe

imam, türkçe
 

Gelin bugün biraz eğlenceli bir iş yapalım.

Biraz sabredelim ve biraz da, Türkçe bilgilerimizi sınayalım.

Lütfen aşağıya aktarmış olduğumuz bir tek cümleden ibaret metni dikkatlice okuyun.

Ünlü bir yazarımızın ünlü bir yapıtından aktarılan bu kısa cümlede tam dört adet yanlış var.

Bulun bakalım, yanlışlar nerede?

Ve bu ünlü yazarımız kim?

Cümlemiz şu:

‘İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.’

Ne diyorsunuz?

Bulmuş olduğunuzu diliyorum.

Ama biz, bu zahmete girmemiş olanlar için açıklayalım:

Sırasıyla, bu kısa cümlede yer alan yanlışlar şunlar:

1.- Bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır.

2.- Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır.

3.- Ezanı da imam okumaz, müezzin okur,

4.- Müezzin de bilindiği üzere, şerefeye çıkmaz, ezanı camiin içerisinden okur.

Bu bir tek kısa cümlede, dört adet yanlışı barındırabilen “usta” yazarımız kim mi?

Bilemediniz demek.

- Orhan Pamuk...

Tabii, adamlar, Türkçe bilmedikleri için, Nobel Edebiyat Ödülü’nün verilişinde bu kriteri, yani Türkçe’yi bilmek ve doğru kullanmak kıstasını, değerlendiremezlerdi.

O ödülün verilişinde kullanılan kriterler başka.

Hayır, bambaşka.

Ama, bir yazar ki, kendi toplumuna bu ölçüde “başka”laşmıştır... O’nun yapıtlarının değerlendirilmesinde doğal olarak “başka” kıstaslar rol oynayacaktır.

Ancak, Orhan Pamuk’a böyle bir ödülün belli sebeplerle ve “bambaşka” kriterlere uygun olarak reva görülmüş olması, aslında, Türkiye için ayrı bir kazanç oluşturmuştur.

Bu kazanç, bilinçli Türk insanının, Hanya ile Konya’ya giden yolların ne kadar ayrı yönlerde olduğunu kavramasında oynadığı roldür.

Ülke içindeki işbirlikçi kesim, “sarı” renkli bayraklarını hemen çekmişler... Ve şakşakçı korosu, işlev ve görevlerini yerine derhal getirip, başlarını sallamışlar ve (umarız ki) maaşlarını, tam ve nakit olarak, almışlardır...

Az fayda mıdır bu?..

Laboratuarlarda bin bir çeşit deneyden sonra varılabilecek bir sonuca, bir ödülün yarattığı şekillenme ve tavır koyma marifetiyle, kolaycacık ve masrafsız olarak ulaşılıvermiştir.

Türkiye Orhan Pamuk’a minnettardır.

Ve minnettar kalacaktır.

Belki de Türkiye, bu denli kültürlü, bu ölçüde halkının değerlerine vakıf bir yazarı sayesinde Avrupa Birliği’nin o engin kültür düzeyine bir adım daha yaklaşır... Ve belki bir gün ‘imamlarımız, ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak, ikindi ezanını okurlar....’

İnşallah, o uygar günleri görür; ve belki ezanı bile İngilizcesinden belleriz.

Bu gidişle, kim bilir?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 475
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster