Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
45
 

İmam Ali

Yazan:Uçar Demirkan

Ahmedin çocukluğunu geçirdiği mahalle, İzmir’in fakir ailelerinin oturduğu bir yerdi. En iyi durumda olanlar memur çocuklarıydı. Konya’dan göç etmiş, İzmir’de tutunmaya çalışan bir ailenin çocuğuydu Ali. Uzunca boylu, kara kuru birisiydi. İçlerinde en fakir aile onunkiydi. İlkokul bitmişti. Ahmet ve arkadaşları mahallelerindeki Tilkilik orta okuluna yazıldılar. Konyalı Ali o yıl yeni açılmış olan İmam Hatip Lisesi’nin orta kısmına başladı. İlk öğrenciler onlardı. Konyalı Ali, imam hatibe başladıktan sonra semirmeye ve iyi giyinmeye başlamıştı. Nedenini sorduk. Dini bütünlerin kurduğu dernekler varmış. O dernekler her bayram gelip bunları tepeden tırnağa giyindiriyorlarmış. Ceplerine harçlık koyuyorlarmış, öğle yemeklerini veriyorlarmış. Biz Konyalı Ali’ye normal liselere gidemeyeceği için acıyorduk. Ama, onun maddi durumu hepimizden iyi olmuştu. O artık imam hatipli Aliydi. Konyalı Ali; on iki on üç yaşının sapıklıklarından olarak bizimle arada ucuz şarap içer, sarhoş olurdu. İmam hatibe başladıktan sonra da, lise kısmına geçene dek kafaları çekmeyi sürdürmüştük. Mahallemizde Yahudi kızları vardı. Onlarla arkadaşlık ediyor, Cumartesileri çay partileri düzenliyor, kızlarla dans ediyorduk. Arada, oralarını buralarını elliyorduk. Konyalı Ali de bu partilere katılıyordu. Bu Yahudi kızlarının aileleri de fakir ailelerdi. Sonraları, birer birer Türkiye’den ayrılıp İsrail’e göçtüler.

Bizim mahallenin kızlarından bir Stella vardı. Altmışlı yıllarda, yüzbaşı üniformalı resmi Time Dergisi’ne kapak olmuştu. İsrail ordusunda yüzbaşı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştık. Konyalı Ali, lise kısmına başladığında içki içmemeye başladı. Bundan sonra Konyalı Ali, İmam Ali diye anılmağa başladı aramızda. Bir gece, bir arkadaşın evinde toplanmış herkes kendi dersini çalışıyorken; birisi ”Allah şu Edison’dan razı olsun. Ampulu bulmuş da rahat rahat bol ışıkta çalışabiliyoruz.”dedi. İmam Ali ”Öyle deme, günaha giriyorsun” dedi. Arkadaş “Nedenmiş o” diye sordu. İmam Ali “Müslüman olmayanlar için Allaha dua edilmez.”dedi. Bir başka arkadaş,”Neden öyle diyorsun. Bak, adam insanlığa yararlı bir keşifte bulunmuş. Cennetlik olmuştur mutlaka” dedi. İmam Ali”Sus bre nabekar.. Günaha giriyorsun” diye arkadaşı payladıktan sonra ”Bir kimse, Kelime'i Şahadet getirmeden ölürse, cennete giremez.”dedi. Hepimiz,bu görüşe karşı çıktık. Onlarca yabancı bilim adamı, insanlığa yararlı olan birçok keşif yapmışlar, evreni daha rahat yaşanır bir duruma getirmişlerdi. Onların da hiç değilse, kendi kutsal kitaplarına göre cennetlik olmaları gerektiğini savunduk. İmam Ali Nuh diyor peygamber demiyordu. Kelime'i şahadet getirmeden ölenler hiçbir biçimde cennetlik olamazdı. Bunu söyleyen İmam Ali, gençliğinin damarlarında dolaşan alevli kanı nedeniyle, Yahudi kızlarıyla dans etmekte bir mahzur görmüyordu. İmam Ali’ye bunu anımsattık. “Yahu, doğru söylüyorsunuz. Ben bundan sonra bu işlere gelmeyeyim.”dedi. Fırlamalardan teki ”İmam Ali, olmazsa seni bir Yahudi kızıyla imam nikahıyla evlendirelim. O zaman sen de çay partilerini sürdürürsün” dedi. İmam Ali’nin aklı buna yatmıştı. Gidip bir Yahudi kızına durumu anlattık ve bir oyun oynayacağımızı söyledik. O Cumartesi toplantısında, bizlerden iki şahitle İmam Ali Yahudi kızlarından birisiyle nikahını bizzat kıydı. Şimdi, Konyalı Ali tam İmam Ali olmuştu.İmam nikahı da kıymıştı. Sonraları, İmam Ali İzmir’deki bir camide çalışmaya başladı. O zamanlar, kadrolu imamlar, vaizler yoktu. Cami koruma derneğinden aldığı paralarla yaşıyordu. Lisedeki o şaşaalı ve debdebeli yaşamı sona ermişti. Ramazan aylarında İzmir’in yakın köylerine “cerre “çıkıyordu. Oradan topladıklarıyla bir yıl idare ediyordu. Sonraları, bu durumu ,yeni taşındığım bir başka mahallede de gözlemiştim. Bizden sonra; Konya’dan dört erkek ve iki kız olmak üzere altı çocuklu bir aile mahalleye gelmiş; kirası az olduğu için eski tip İzmir evlerinden birisine yerleşmişlerdi. Bir köşe başında açtıkları bakkal dükkanından kazandıklarıyla çarkı döndürmeğe çabalıyorlardı. Mahalleli, durumlarını bildiği için hep onlardan alışveriş yapıyor, diğer mahalle bakkallarına gitmiyorlardı. Bir sabah onlardan ekmek alırken önümde benden önce alışveriş yapan birisinin dediklerine kulak misafiri olmuştum. Bizim mahallede, kiliseden bozma bir cami vardı. Kilise camisi diye anılırdı. Oranın imamıymış. Konyalıların en büyük ağabeylerine çıkışıyordu ”Bana bak, artık Cumalara gelmemeye başladın. Günaha giriyorsun. Bilesin.”dedi. Adam,”Hoca efendi, beş kardeş, bir ana, bir baba. Hepsine ben bakıyorum. O nedenle ayrılıp gelemiyorum. Rahatlayım gelirim.”dedi. Hoca efendi ”Hem, camiye yardım da etmiyorsun” dedi. Buna da aynı özrünü yineledi.”Elim bollanırsa, camiye bağışta bulunurum hoca efendi” dedi. Hoca efendi, Ramazan’ı beklememiş, kentin göbeğinde cerre çıkmıştı!

Yetmişli yıllarda, Süleyman Demirel başbakan iken meclisten geçirilen bir yasayla kırk bin imam hatip kadrosu kuruldu. İmam Ali ve imam hatipli olmayan ocaklı hocalar, basit bir sınavdan geçirilip bu kadrolara atandılar. Şeker Mehmet diye bir arkadaşımız vardı. Yıllarca okumuş ve ilkokul öğretmeni olmuştu. Evlenip çocuk da yapınca, maaşı yetmemeye başlamıştı. Aile bütçesine takviye olsun diye, Pazar yerlerinde yumurta satmaya başlamıştı. İmam Ali de artık onun gibi kadrolu memurdu. Üstelik, cerre çıkmayı sürdürüyor, ayrıca derneklerden de yardım alarak Şeker Mehmet’ten çok daha yüksek düzeyde bir yaşam sürdürüyordu. Bu durum, ona çok zor geliyordu.”Keşke ben de İmam Hatibe gitseymişim” diye hayıflanıyordu. Şimdi artık, İmam Ali ve onun gibiler; öğretmenlerin de yerini alıyordu. Toplumun kanaat (düşünce)önderleri onlar olacaktı. Şeker Mehmet şöyle diyordu. O zaman Milli Eğitim Bakanlığı’nın önündeki Atatürk’e ait olan ”Öğretmenler, yeni nesiller sizin eseriniz olacaktır” sözlerini değiştirsinler.”İmam hatipliler, yeni nesiller sizin eseriniz olacaktır” yapsınlar!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 466
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster