Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
15978
 

İmamı Azam Ebu Hanife Kimdir? Hanefilik nedir? (3)

İmamı Azam Ebu Hanife Kimdir? Hanefilik nedir? (3)
 

Ebu Hanife hakkında bilmek istediğiniz her şey ve kaynakça için


Ebu Hanife’nin Hayatı, Fikirleri ve Karşı Görüşler: 

İmamı Azam (Büyük İmam) Ebu Hanife, yaşadığı dönemde, kâfirlikle, deccallıkla, fitne kaynağı olmakla, alkolü serbest bırakan, namazsız bir din kurmakla, dindışı olmakla, dini tahrip etmekle, Peygamberin sözlerine ve sünnetine kafa tutmakla suçlanmıştır. 

Yaşamı boyunca yapmadığı ve olmadığı şeylerle suçlanan Ebu Hanife, ölümünden sonra da olmadığı ve karşı çıktığı şeylerle anılmış, bu defa da kendisine reddettiği ve mücadele ettiği kerametler, kutsallaştırmalar yakıştırılmıştır. Putlaştırılan Büyük İmam için şöyle uydurmalar bile çıkmıştır: 

“İmamı Azam o kadar takva sahibiydi ki, kırk yıl, akşamın abdestiyle sabah namazını kıldı.” 

Bu durumda hiç uyumamış oluyor! 

“Her 24 saatte iki hatim indirirdi: biri gündüz, biri gece.” 

“Ebu Hanife her gün yüz, her gece dört yüz nafile namaz kılar, namazın tek rekâtında Kur’an’ın tümünü okurdu.” 

Ana dilde ibadete fetva verdiği için Arapçıların düşmanlığını kazanmıştır. 

Kur’an’a aykırı olarak uydurulmuş hadislere karşı çıkmıştır. 

İman ve ibadeti ayrı tutmuş, ibadet etmeyen bir kişinin de iman sahibi olabileceğini söylemiştir. 

Dindarlığı, daha çok dindar olmayı insan ilişkilerinde bir değer, ölçü olarak kullanmaya karşı çıkmıştır. Yaşadığı dönemde pek çok düşman edinen İmam-ı Azam (Büyük Halife) Ebu Hanife’nin asıl adı, El-Numân bin Sabit bin El-Numân Zuta’dır. 699 (Hicri 80) yılında Kufe'de doğup, 767'de (Hicri 150) Bağdat'ta şehit edilmiştir. 

Hayatının 52 yılını Emeviler, 18 yılını da Abbasiler ile geçirmiştir. 

Hem Emeviler hem Abbasiler, Ebu Hanife’ye görev vermişler, kadılık yapmasını, dolayısıyla kendileri lehine haksızlık yapmasını istemişlerdir. Ebu Hanife verilen görevleri kabul etmeyince, kabule zorlamış, ret cevabını halifeye isyan kabul ederek işkence yapmışlar, ancak yine de verdikleri görevleri kabul ettirerek onu suç ortağı yapmayı, böylece halkın gözünde düşürmeyi başaramamışlardır. 

Ebu Hanife, Abbasi Halifesi Mansur’a,  

“Kadı olacak kişide senin, oğlunun, kumandanlarının aleyhine hüküm verecek yüreğin olması lazım. Bu bende yok” der daha sonraki konuşmalarda görevi yine reddeder. Halife çıkışır: 

“Yalan söylüyorsun. Sen bu göreve pekâlâ ehilsin.” 

Ebu Hanife cevap verir: 

“Ehil değilsem o görevi bana vermeyin. Eğer ehil olduğum halde yalan söylüyorsam, öyle bir görevi yalancı birine hiç vermeyin.” 

Bunun üzerine yine işkence görür. Yakın dostları görevi kabul etmesi için yalvarırlarsa da o, kabul etmez:“Değil böyle bir görevi, Vasıt mescitlerinin kapılarını saymamı teklif etse onu bile kabul etmem. Böyle bir şeyi nasıl yaparım? O, boynunu vuracağı adamların ölüm fermanlarını önüme getirecek ben de tasdik edeceğim, öyle mi? Allah’a yemin olsun, böyle bir şeyi asla yapmam.”

Emeviler onu kırbaçlatacakları zaman 10–120 kırbaç ceza uyguladıktan sonra ibret için halkın arasında dolaştırıyorlardı.

Abbasi halifesi Mansur, Kufe valisi İsa bin Musa’ya Ebu Hanife’yi yakalayıp Bağdat’a getirmesi emrini vermiş, yanına getirilen Ebu Hanife’ye zorla zehirli şerbet içirerek öldürmüştür.

Mansur cinayet işleyen kendisi değilmiş daha sonra gidip Ebu Hanife’nin cenaze namazını kılmıştır.

Abbasi halifesi Mansur yine bir isyan üzerine din adamlarını toplayıp sorar:

“Musul halkı bana biat ederken ‘Eğer isyan edersek kanlarımız ve mallarımız sana helal olacak’ diye biat ettiler. Şimdi bu şarta uygun olarak onların kanlarını dökeceğim. Ne dersiniz?”

Ebu Hanife hariç, tüm din adamları:”Biatteki şarta uygun olarak canlarını alabilirsin” diye fetva verirler.

Ebu Hanife karşı çıkar:

“O biatte, sahip olmadıkları bir şeyi şart konusu yapmışlar. Sen de onların şartını dikkate alarak sahip olmadığın bir şeyi mukabil şart konusu yapmışsın. Can, hiçbirinizin malı değildir. O, sadece Allah’ın elindedir. Hiçbiriniz Allah’ın sahip olduğu bir şeyi taahhüt konusu yapamaz. Böyle olduğu için de o biatte ne onların şartı geçerlidir ne de seninki.”

İmamı Azam Ebu Hanife, Sünnilikte ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir.

Hanefi Mezhebinin kurucusudur.

Hanefilik adını, Ebu Hanife’nin adındaki Hanif kelimesinden alır.

Putperestler hanif kelimesini atalar dinine ve geleneğine karşı çıkan, “zındık”, “sapık” anlamında kullanırlarken, Kur’an bunu atalar dinine karşı çıkan Hz.İbrahim’in sıfatı olarak kullanmış, kelimenin anlamını tersine çevirerek putlara değil, Allah’ın birliğine inananları ödüllendirici bir kelime haline getirmiştir:

“İbrahim ne bir Yahudi, ne de Hıristiyandı. O, sadece hanif bir Müslümandı/Allah’a teslim olandı. O müşriklerden değildi.”(Ali İmran, 67)


Horasan'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan olup, Arap olmadığı kesindir. Farisi veya Türk olduğu şeklinde değişik görüşler vardır.

İmam-ı Şabi’nin tavsiyesiyle ilme sarılıp, ders halkalarına devam etmeye başlamış, Ehl-i beytten, Zeyd bin Ali’den, Muhammed Bakır’dan ve Cafer-i Sadık’tan ders almıştır.

Ebu Hanife, İslam dinine yaptığı hizmetleriyle İslamiyet’i iman, amel ve ahlak esasları olarak bir bütün halinde insanlara yeniden duyurmuş, şüphesi ve bozuk bir düşüncesi olanlara cevaplar vermiş, ibadetlerde ve günlük işlerde İslam fıkhının esaslarını ve şeklini tespit etmiştir.

Ebu Hanife, hicretten sonraki ikinci yüzyılın müceddidi (dinin yeniden yayıcısı) unvanını almıştır.

Ebu Hanife’ye göre fıkıh lehte ve aleyhte olanı bilmektir.

Ebu Hanife, fıkhı tespit etmek için, birinci sırada, Kur’an’a başvururdu. Kur’an’da tam aradığı karşılığı bulamazsa, Hz.Peygamber’in sözleri ve uygulamaları olan sünnete başvururdu. Üçüncü sırada, İcma-ı Ümmet (Eshab-ı kiramın, yani Hz.Muhammet’i şahsen tanımış ve yöneticilik yapmış olan ulu sahabelerin belli bir mesele hakkındaki ortak kararı) karar vermede kullanırdı. Eğer farklı bir konuysa ve ilk üç kaynakta çözümü ve cevabı yoksa, son olarak Kıyas-ı Fukahayı (daha önce kararı verilmiş bir başka benzer mesele ile karşılaştırarak çözüm bulma) esas alarak akıl yürütme yoluyla çözüme ulaşırdı. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2064
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958 Kars doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, za..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster