Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1949
 

İmamı Azam Ebu Hanife Kimdir? Hanefilik nedir? (7

İmamı Azam Ebu Hanife Kimdir? Hanefilik nedir? (7
 

Ebu Hanife’nin fikirleri ve Hanefi İslam anlayışının dayanakları  

- Ebu Hanife, İslam’ın Arap ideolojisine dönüştürülmesine karşı çıkar. Ebu Hanife’nin bu konuda örnek aldığı kişi Hz.Ali’dir. Hz.Ali şöyle diyor: 

“Emeviler İslam elbisesini giydiler ama tersine çevirerek giydiler.” 

Arapçılıktan Hz.Ömer bile kurtulamamıştır. Onda bile bu üstünlük duygusu vardır. Göreve geldiğinde köleleştirilen Arapları serbest bırakmış,  

”Hiç bir Arap köleleştirilemez.” demiştir. Devlet gelirlerinden Araplara ayırdığı pay da daha fazla olmuştur. Ona göre: 

“Fatihler bu toprakların asli sahipleridir; onlar bu toprakları bileklerinin gücüyle kazanmışlardır. Dolayısıyla onların alacağı pay, ikincil unsur olan Mevali’den daha fazla olacaktır.” 

Arap kodamanları, İslam’da kölelerin azat edilmesinin teşvik edilmesini, azat edilen köle ile eski efendisinin eşit değerde kabul edilmesini, kadınlara tanınan hakları da hazmedememiş, işlerine gelmeyen noktaları ya görmezden gelmiş veya çarpıtmışlardır. 

İslam’a karşı mücadelede başarısız olup, insanların kitleler halinde İslam’a girdiğini görünce iktidarı kaybetmemek için, kendilerinin de Müslüman olduklarını söylemişlerdir. 

Ancak hem zengin olan, hem de yönetim tecrübesi olan bu grup Hz.Ali’yi oyuna getirerek yönetimi ele geçirmiş, seçim yerine saltanatı getirmiş, İslam’ı Kur’an’daki İslam olmaktan çıkarıp kendi çıkarlarına ve geleneklerine uygun, bir Arap ideolojisi haline getirmişlerdir. 

Kurdukları düzenin etkileri hala sürmekte, üstelik daha da sürecek gibi görünmektedir: 

“Resul de şöyle der: ‘Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular." (Furkan, 30) 

“Kim Rahman’ın Zikri’ni/Kur’an’ını görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hala hidayet üzere olduklarını sanırlar. “(Zühruf, 36-37) 

Kendilerine aşırı güvenleri, Hz.Muhammet’in Arap ırkından olması, Kur’an’ın anadilde okunmasının ve anadilde ibadetin yasaklanması sayesinde Kur’an’ı istedikleri gibi yorumlamış, kendi üstünlüklerini ve yorumlarını diğer ırklara da kabul ettirme başarısını göstermişlerdir. 

Dinden geçinen din adamları ve halkı kandıran din âlimi geçinen cahiller de zaten kendileri doğru dürüst bir şey anlamadıkları için kulaktan dolma bilgileri ezberlemişler ve anlatmışlar, kuşaktan kuşağa aynı yanlışlar tekrarlanarak günümüze kadar gelmiştir. Bir yanlışın uzun süre tekrarlanması onun doğru olduğunu göstermeyeceği gibi, yanlış olduğu gerçeğini değiştirmez. 

(Örn.Katolik kilisesi Dünyanın döndüğünü daha bir kaç yıl önce kabul etti.) 

Gerçeği bilenlerin çoğu geniş kitlelerin bildiğinin yanlış olduğunu, gerçeğin başka olduğunu anlatarak tepki çekmek, böylece kendilerini zora sokmak, risk almak yerine çoğunluğa uymayı veya susmayı tercih etmişlerdir. 

Gerçeği söyleyen azınlık ise sapıklık, cehalet, zındıklık, deccallik vs. ile suçlanıp susturulmuştur. 

Ancak, gerçeği bilerek gizlemek, gerçeğin üstünü örtmek zulümdür. Bunu yapanlar zulme ortak olmaktadırlar. 

Allah öyle bir düzen kurmuştur ki, adaletsizlik, ayrımcılık, zulüm veya suçun cezasız kalması, sonunda o toplumun ve ülkenin çürümesine ve çökmesine, o düzenin yok olmasına sebep olmaktadır. 

 

- Büyük İmam, Zulme karşı isyan edilmesi gerektiğini, zulme sapan yöneticilerin gerekirse silahla alaşağı edilmesi gerektiğini savunur. 

İslam’a aykırı olarak seçim yerine hilafeti getiren Emeviler başka şeytanlıklar da sergilemiş, İslam’da olmayan kurallar koymuşlardır. Örneğin,  

“Halife-sultan zulüm ve ahlaksızlık gerekçesiyle de olsa azledilemez.” bunlardan biridir. 

Ebu Hanife buna karşı çıkmış, Emevilere karşı yapılan ayaklanmalara hem fetvaları ile manevi, hem zengin bir tüccar olduğu için parasıyla maddi destek vermiştir. 

Abbasilerin iktidara gelince verdikleri sözleri unutup yine Arapçılık yapmaları üzerine isyan edenler olmuştur. Ebu Hanife bu isyanları gaza olarak kabul ederek destek vermiştir. 

Bir hemşerisi sorar: 

“Hacca mı gideyim, Abbasi halifesi Mansur’a karşı ayaklanan İbrahim’e destek mi vereyim; hangisi daha hayırlıdır?” 

Ebu Hanife şöyle cevap verir: 

“Bir gaza elli hacdan daha kıymetlidir.” 

İslam’da yöneticiler tarafından zulmedilenler arasında ve hatta öncelikle Peygamber ailesinden (Ehlibeyt) olanlar vardır: 

Hz. Ali, hiç günah işlemeyen Müslümanlar (Kur’an’da Peygamberini bile af dilemeye çalışan bir dinin bağlıları günahsız olduklarına nasıl inanabiliyorlarsa?) olduklarını iddia eden Hariciler tarafından günah işlediği gerekçesiyle, küfürle suçlanarak öldürülür! 

Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan ise, Muaviye’nin rüşvet verip ikna ettiği karısı tarafından zehirlenerek öldürülür. Muaviye hedefine ulaşır; Emevi hanedanlığı kurulur. 

Muaviye, Hz. Peygamber’in bir yoksula verdiği hırkasını satın alıp, şehir şehir dolaştıkça onu da halka gösterip Hz. Muhammet’e düşkünlüğünü ve bağlılığını (!) anlatırken, kanıt olarak hırkayı gösterir. 

“Ehlibeytimi sevmenizden başka bir şey istemiyorum” diyen Peygamber’in en sevdiklerinin katili olan yönetimin başı olarak yerine geçen oğlu Yezit zamanında ise, Hz. Ali’nin diğer evladı Hz. Hüseyin ve çocukları öldürülür 

Bu olayları anlatan kitaplarda Muaviye’den, Hz. Muaviye olarak ve Muaviye’nin Müslümanların iyiliğinden başka bir şey istememiş olduğundan söz edenler vardır. Onlara göre, sadece hata etmiştir: 

Hz. Ali doğru düşünüp doğru davrandığı için iki sevap kazanmış, ona karşı olanlar da aslında İslam için mücadele etmiş, ama yanlış düşündükleri için bir sevap kazanmışlardır! 

Bir insan hem Müslüman yönetici, hem zalim ve ahlaksız, hem de Kur’an’da yazıldığı gibi seçimle değil, babadan oğla miras olarak başa geçmiş, Peygamber ailesini ve torunlarını katletmiş, hem de İslam’a hizmet etmiş hazret nasıl olur? 

Kur’an’a göre zaten ehil olanlar arasından seçimle iş başına gelen yönetici adaletle yönetmelidir. Ancak bu seçilmiş, adil ve yöneticilik yeterliliğine sahip yöneticinin makul kararlarına karşı çıkılmamalı, sürekli itirazlarla yönetim işlemez hale getirilmemelidir. 

“Şunda kuşku yok ki, biz bu kitabı sana, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği ile hükmedesin diye hak olarak indirdik. Sakın hainlere yardakçı olma! ” (Nisa, 105-107) 

Günümüzde adında İslam olan ve hatta Hz.Ali’nin adını ağızlarından düşürmeyen yönetimlerin bulunduğu ülkelerde, inanç, ibadet, kılık kıyafet, yönetimi eleştiri gibi nedenlerle cezalandırılan, öldürülen insanların sayısını kimse bilmiyor. 

Bu yönetimlerin Hz. Ali’nin İslam ve yönetim anlayışı ile alakası yoktur: Hz.Ali, Hz.Osman’ın katlinden sonra halife olur. Görevleri arasında Hz.Osman’ın katillerini bulmak da vardır. Ama gerçek suçluyu saklamak için yüzlerce insan ortaya çıkar, ”ben öldürdüm” der. Muaviye ve muhaliflere göre bunların tümü öldürülmelidir. “Konuşan Kur’an”, İslam’ı Peygamberinin evinde ve kendisinden öğrenen Hz.Ali’ye göre ise, gerçekten cana kıymamış bir insanı öldürmek, tüm insanları öldürmek kadar büyük bir vebaldir. Hz.Ali, onun için gerçek katili bulmaya çalışır. Ancak bu zaman alır. Hz.Ali, Hz.Osman’ın katillerini bulmak istememekle suçlanmaya başlanır. Ve öldürülür! Sonuçta Hz.Ali canını vermiş, masum öldürmemiştir. 

Hz.Ali’nin savaşlarda gösterdiği başarı ve yararlılık bilinir. Anlatıldığına göre, Hendek savaşında düşmanlardan birini yere düşürür. Tam kılıcını saplayacakken, adam yüzüne tükürür. Hz.Ali, birden durur ve öldürmekten vazgeçer. Adam şaşırır: 

“Neden beni öldürmekten vazgeçtin?”diye sorar. 

Hz.Ali cevap verir: 

“Seni Allah için öldürecektim. Ama yüzüme tükürünce hakaretinden dolayı öfkeye kapıldım. İşe kişisel duygularım karıştı. Eğer seni öldürseydim, bana yaptığın hakaretten dolayı öldürmüş olacaktım. Bu nedenle vazgeçtim.” 

İslam savaşı emreder, ama sadece savunma savaşını! Düşman ordusu içinde bulunup da saldırmayanı bile “sen Müslüman değilsin” diyerek öldürme hakkı vermez. Ancak açık bir saldırı varsa, cana kast amacıyla bir hamle yapılmışsa o durumda kendini savunma ve gerekirse öldürmek hak ve görevdir. 

Hatta saldırgan Müslüman kimliği taşısa bile o durumda “dinden dönmüş, yüz çevirmiş” sayılır ve katledilebilir. Dinden dönmek şu ya da bu dine mensup olmak, din değiştirmek değil, bir cana karşılık olmaksızın bir Müslümanı katletmeye çalışmaktır. 

Bütün dünya insanlarını bir araya getirebilecek, global barışı yaratacak bir inanç bugün, halkın malından zengin olan yöneticiler, yolsuzluk, haksızlık, cinayet ve terör çağrıştırır duruma gelmiştir. 

Kur’an’a göre, kimse kimsenin, devlet yurttaşın dininin ve inancının bekçisi değildir. 

Allah bu hakkı Peygamberine bile vermemiştir! 

Allah, Rahman sıfatı ile inanan veya inanmayan tüm kullarına dünya malını sunandır. Her kulun inanmamak, sadece dünyayı istemek veya hem dünyayı, hem de ahireti istemek hakkı vardır. 

“Gerçek şu ki size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına... Ben sizin üzerinize bekçi değilim.”(En’am, 104) 

“Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka şey değildir.”( Şura, 48) 

“Ahiret ekini isteyenin o ekini artırırız.; Dünya ekini isteyene de ondan veririz. Ama böylesi için ahirette bir nasip yoktur.”(Şuara, 20) 

Her kim iğreti hayatı ve onun süsünü isterse böylelerinin yapıp ettiklerinin karşılığını kendilerine bu hayatta tam olarak veririz. Onlar Dünyada hiç bir eksiltmeye uğratılmazlar. Öyleleridir ki bunlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiç bir şey yoktur. Sanayi olarak ürettikleri, orada işe yaramaz olmuştur. Yapıp ettikleri de batıl hale gelmiştir.”(Hud, 15-16) 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2076
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958 Kars doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, za..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster