Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
3888
 

İmamın Ordusu ve Dokunan Yanıyor Korosu

İmamın Ordusu ve Dokunan Yanıyor Korosu
 

İmamın Ordusu kitabının henüz taslak halinde iken yayınevinden ve bir takım kişilerin bilgisayarlarından toplatılmasının, kitabın içeriği ile ilgili olduğunu düşünmüyorum.

Savcılık Ahmet Şık’ın ifadelerinin gerçek olup olmadığını ya da kitap taslağına başka birileri tarafından ekleme yapıldıysa ne amaçla yapıldığını soruşturuyor. Fethullah Gülen cemaati ile ilgi aleyhte veya leyhte pek çok kitap, makale, internet ortamında dünya kadar yazı var. Amaç içeriğe olsaydı tüm bu yazılanlara da sansür getirilirdi.

Bu anlamda “dokunan yanıyor” biraz abartılı bir yaklaşım gibi görünüyor. Ergenekon davası gibi çok önemli bir süreci değersizleştirme gayretine Ahmet Şık ve Nedim Şener alet edilmiş gibi düşünüyorum, aynı şeyi Mustafa Balbay için de düşünmüştüm…birileri bu gazeteci yazarları Ergenekon sürecinde kullanıyorlar sanki. Özellikle Ahmet Şık ve Nedim Şener, bilgi ve belge temin etmek için Emniyet’le yakın ilişki içindeler ve bu ilişki bazı kesimler tarafından Ergenekon’u sulandırmak için yönlendirilmiş olabilir.

Yakın geçmişimizde siyaset, örtme, yönlendirme, manüplasyon, çarpıtma örnekleri ile dolu. Bunlar ya birisinin vicdanına artık tak deyince ifşası ile ortaya çıkıyor ya da olaylar yan yana dizildiğinde, mantıklı ve objektif bir bakış açısıyla irdelendiğinde neyin ne amaçla yapılmış veya söylenmiş olabileceğini anlıyorsunuz.

İmamın Ordusu kitabının taslağına yapılan işlemi de aynı doğrultuda ve bu bakış açısıya objektif olarak değerlendirmekte fayda var. Fazla kurgusallığa girmeye gerek yok, zira kurgusallık kimi zaman gerçekleri görmeyi de engeller. Eğer ki her hangi bir olayda hemen bir takım sloganlar ki burada slogan “dokunan yanıyor” dur, ön plana alınıyorsa, zaten konuyu irdeleme sürecini en başından yönlendirmiş olduğunuz gibi, konunun etrafındaki çarpıtma ve örtme niyetlerini ister istemez amacına ulaştırmış oluyorsunuz.

Evet, kitap yazmak suç değil, kitabı imece usulü ile yazmak da suç değil, kitap çıkar yayınlanır, içinde kişilik haklarına herhangi bir saldırı varsa saldırılan kişi de hukuk yoluya hakkını arar. Şamil Tayyar, kitaplarının içerikleri ile ilgili olarak açılan davalarda 500 yıla varan hapis istemleri ile yargılanıyor, tutuksuz olarak, hiçbir kitabına da sansür uygulanmadı. Ancak bir kitap daha yayınlanmadan, “dokunan yanıyor” ifadesi ile gündeme geliyorsa ve olay bir yandan siyasi ideolojiye alet edilip yönlendirmelere gidiliyorsa bir takım gerçekleri ört bas etmek için olmadığı ne malum…

Asıl konu; kitabın Soner Yalçın’a ne amaçla verildiği…sanırım Savcılık bunu araştırıyor. Kitabın taslağı 189 sayfa olarak Soner Yalçın’a teslim ediliyor, Soner Yalçın üzerinde bir takım notlar alıyor, ya da eklemeler v.s yapıyor ve kitap daha sonra Ahmet Şık’ın bilgisayarında 300 sayfa olarak bulunuyor. Hanefi Avcı'nın da kitabının farklı kişiler tarafından kaleme alındığı iddiaları vardı.

Kitap yazmak bir hak…özellikle bilgi ve belgeye dayalı kitaplarda bu konuda uzman kişilerden yardım almak suç değil, isteyen istediği kişinin yardımına ve bilgisine baş vurabilir, bu tamamen yazarın insiyatifinde. Muamma, kitap taslağının Oda TV bilgisayarına neden ve ne amaçla girdiğinde düğümleniyor. Kitabın taslağı, Soner Yalçın’ın bilgisayarına girdiği tarihte ki bunun geçtiğimiz Aralık ayı olduğu belirlenmiş durumda, o tarihte Soner Yalçın henüz tutuklanmamıştı. Ahmet Şık kitabın taslağını kendisinin vermediğini ve konu ile ilgili hiçbir bilgisi olmadığını ifade etmişti. Ancak kitap 189 sayfada kesilip daha sonra 300 sayfa olarak Ahmet Şık’ın bilgisayarında yer alınca, Savcılık Ahmet Şık’ın ifadesi ile çeliştiğini düşündüğünden, soruşturmayı derinleştirmek amacı ile kitabın taslaklarını her kimde varsa toplattı.

Tabii ki burada Ergenekon savcılarına çok iş düşüyor…Türkiye’de davaların yüzde 50 gibi bir oranla beraat kararı ile sonuçlandığı düşünüldüğünde, davalar ile ilgili alınan tedbir kararlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Tutukluluk için hukuk sadece belge ve ifadelere göre karar verir, ama şu teknolojik gelişmişlikte bir takım hukuki tedbirler almanın yöntemi yayınlanmamış bir kitabın taslağını bilgisayarlardan silmek olmamalıydı.

Ergenekon davası çok ciddi bir süreçtir, ne bir takım kirli yönlendirmelere ne de hukuki yanlışlıklara heba edilemeyecek kadar önemli bir süreçtir. Türkiye’de derin devlet olgusunun tüm cinayetleri, tüm kirli çıkar ilişkileri ile birlikte tarihe gömülmesi için ciddi bir uğraş verilmeli, ancak adı “sansür” noktasına dayandırılıcağı aşikar olan hukuksal tedbirler konusunda daha hassas olunmalıdır.

“Hangi devirde yaşıyoruz, bu devirde sansür mü?” gibi yaklaşımlara vicdanım ve dünya görüşüm evet diyor, elbette sansür hiçbir şekilde savunulacak bir şey değil ancak yaşanan olayları ideolojik düşünce yapısı ile özdeşleştirip Ergenekon’u sulandıranlara da vicdanım bu defa “hayır” diyor. Zira kesin hüküm verilmemiş bir kitap taslağının toplatılması bu davaya kuşkuyla bakanların elini güçlendiriyor.

Yargılama süreci belki daha şeffaf olsa kimsenin kafası bu kadar karışmayacak. “Sansür” ile Ergenekon davasını zıvanadan çıkarılmasına izin vermemeli. Kamuoyunun vicdanı rahatlatılmalı, kafa karışıklığı giderilmelidir.

Herkes fikir özgürlüğü ve insan haklarından yana olmalı, yargı dahil…Kitap, yazı sansürlemek otokratik ülkelerde olur, Türkiye’ye yakışmıyor.

Herkes her şeye eli yanmadan dokunabilmeli ama kendi eli ile birlikte bir diğerinin elini de düşünebilmeli…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru tespitler; diğer taraftan özellikle "Şık" olayı Ergenekon soruşturmasını sulandırmaya devam ediyor. Liberaller arasında bile görüş farklılıkları oluştu. Bence asıl amaçta şudur zaten. Sanıklardan Milletvekili adayı yapmak büyük cesaret işi, aynen Ergenekona üye olmak için yer sormak gibi; Şener ve Şık olayı yapacağını yapmıştır. Devam edegelen Ergenekon soruşturmasını destekleyenler arasında bu olayın gürültüsü büyük bir güvensizlik yaratmıştır. Belirttiğiniz gibi "herkesin kafası karışmıştır" SAvcı Öz'ün işi artık biraz daha güçtür. Zira arkasındaki sıkı destek "sulu saldırılarla" biraz daha gevşetilmiştir. HAyırlısı olsun(!)

DurmuşGüler 
 29.03.2011 12:45
Cevap :
Ergenekon davası gibi çok ciddi bir yargılama sürecindeki yanıltmalar akıl alır gibi değil. Ergenekon'un karşısına cemaat çıkarıldı...Evet, Cemaat gerçeği yadsınamaz, varsa elinizde deliller v.s şikayetini yaparsın, yargıya taşırsın...zaten yargılandı da...süreç öyle bir dejenere oldu ki herkesin kafası karıştı, amaç da buydu sanırım...teşekkürler katkınız için, sevgiler  29.03.2011 19:59
 

Beran hanım, dediklerinizde haklı çıktınız. Bu günkü Star gazetesinin int. sayfasında bu taslak kitabın bilirkişi raporu yayınlandı. “Kitap denilen taslağın bir Ergenekon çalışması olduğu ortaya çıktı. Ahmet Şık’ın nasıl yönlendirildiği 4 kişinin yazdığı notlarla belirlendi." deniyor. Böylece 189 sayfa olan taslağın, A.Şık'ın evinde bulunan son halinde nasıl 302 sayfaya çıktığı da anlaşılıyor. Daha ilginç olan Odatv.de ele geçen Sabri Uzun isimli word dosyasındaki yazılı talimat: "Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin. Bu kitap Simon'dan daha kapsamlı olmalı. Nedim'i kutlarım. Ahmet'i çalıştırsın." Simon'dan daha kapsamlı olmalıymış! Böylece H.Avcı'nın marifeti de ortaya çıkıyor. Basın özgürlüğü diye ortalığa dökülenlere şimdi ne demeli bilemedim. Yürüyüşler, tv.lerde verilen demeçler, gazetelerde sanki eskiden basın özgürlüğü varmış da şimdi elden gitmiş yazıları... Her gün boyası biraz daha dökülüyor bu ceberrut sistemin. Tam dökülse de kurtulsak bari.

hazandagüzeldir 
 27.03.2011 19:22
Cevap :
Sevgili Taner, geç yanıtım için tekrar özür dilerim. İlk yorumunda "Ergenekon zihniyeti" nin ne olduğunu gayet net ifade etmişsiniz. Yüz yıldır car olan (benzer yapılanma Osmanlı da da vardı) ve Türkiye'yi derinden yöneten bu zihniyet ne AKP iktidarı ile ne de bir başka iktidarla tam olarak çözümlenecek gibi görünmüyor. Ancak bir takım yapılanmalar sorgulanarak az bir yol alınabildi. Ergenekonun maddi kaynaklarına ve Firat'ın ötesine deki Ergenekon'a da ulaşılamadığı müddetçe de bir hayli zor. Zira siyasi çıkarlara alet ediliyor. Kitap taslağı ile ilgili olarak bugün Bibliyofilin yazısına yaptığım yorumda olduğu gibi, bu adamlar bu kadar bilinçsiz mi ki kitabın içeriğine baskı yapılıyor diye ortaya dökülünmesine göz yumsunlar. İşte o ve ya bu şekilde Ergenekon süreci deliniyor, sonuçta izler birbirne karışıyor.Kamuoyunun kafası da karışık...teşekkürler, sevgiler  28.03.2011 19:11
 

İstanbul'u gezin bakalım, yazarı İsmail Beşikçi olan 1 tane kitap bulabilir misiniz? İstiklal'deki kitabevlerine gidip Beşikçi Hoca'nın kitaplarını sorarsanız, alacağınız cevap şu olur: Efendim o kitapların hepsi yasak. Bulamazsınız. *Yazdıklarınıza katılıyorum.* Sabrın sonu ile

Baver Ergun 
 26.03.2011 16:44
Cevap :
"Dokunan yanıyor" sloganı asıl işte İsmail Beşikçi gibi entelektüllerin düşünme gücünü yasaklayan zihniyet için kullanılabilir. O zihniyet, son derece önemli konulara değindiği için İsmail Beşikçi'nin kendisini ve kitapların yasaklamıştır...Sansür diye işte asıl İsmail Beşikçi'ye yapılanlara denir, keza Fikret Başkaya da bir diğer örnektir. Şu anda medyanın ve bir takım bilinçsiz kamuoyunun yaptığı şey "sansürcülük" oynamaktır ve tamamen popülist ve çifte standartlı bir yaklaşımdır. Teşekkürler katkın için, sevgiler  26.03.2011 17:27
 

İlk Ergenekon tutuklamasından bugüne kadar olanları, devletin içindeki derin yapılardan birinin; bu güne kadar ipleri elinde tutan ve bütün sorunları şiddete dayalı yöntemlerle çözmekten başka hiçbir politikası olmayan asıl derin yapıyı tasfiye girişimi olarak değerlendiriyorum. Ortaya dökülen belgelerin, suikast planlarının, şemalarda belirtilen yerlerde bulunan silahların vs. bir kaç acar gazetecinin bulup da ortaya çıkardığı şeyler olmadığı meydanda. Ama tasfiye edilmek (ki, bunun devletin üst düzey asker ve sivil bürokrasinin bilgisi dahilinde yapıldığını düşünüyorum) istenen yapı hâlâ çok güçlü ve bütün bağlantıları ile (medya, paramiliter güçler, siyasi parti ve sendikalar gibi) buna direniyor. AKP karşıtlarının olanı biteni AKP'ye fatura etmeleri de, bu kapsamdaki medya ayağının dezenformasyon faaliyetinden başka bir şey değil. Çünkü devletin içine böylesine yerleşmiş bir derin yapıyı tasfiye etmek hiçbir hükumetin tek başına altından kalkabileceği bir iş değildir. Selamlar.

hazandagüzeldir 
 26.03.2011 15:29
Cevap :
Sevgili Taner, yorumun şu anda elime ulaştı...en kısa sürede yanıtlayacağım, özür dilerim...sevgiler  28.03.2011 10:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2312
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster