Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
12076
 

İmparatorun yeni giysileri (Kral çıplak)

İmparatorun yeni giysileri (Kral çıplak)
 

Bir varmış, bir yokmuş.. Tek düşüncesi şık giyinmek olan kibirli bir imparator varmış. Ne kadar şık giysileri olduğunu göstermek için nerdeyse her saat başı üzerini değiştirirmiş. Kralın bu titizliği hükümdarlığının sınırlarından taşmış ve iki dolandırıcı onun kendini beğenmişliğinden faydalanmaya karar vermişler.

Masalları bende sizler gibi yeni baştan okuyorum. Çünkü çocukken sadece okuyordum hoş yanları hep aklımdadır ama şimdi ise biraz daha farklı açıdan bakmaya çalışıyorum. Sizde durum nasıl? Bu masaldaki imparator tamamen egonun yüksek olan kısmını temsil ediyor. Evrimleşmemiş bir insanın, bütün insanları yönetebilecek bir duruma geldiği zaman ne durumlara düşeceğini gösteriyor. Aslında masalda alınması gereken önemli bir ders var. Çevremizde egosu yüksek olan bir insan gördüğümüz zaman, kim olursa olsun onun dediklerine uymadan akıllıca ve çok düzgün şekilde topluluğu farklı anlamlarda yönetebilmek gerekiyor. Çevremizdeki egosu yüksek olan kişi anneniz olabilir ya da küçük bir topluluğun bir üyesi olabilir. Bazen patronunuz bazen de müdürünüz olabilir. Ancak bizim ondan evrimimiz yüksekse, gerçekten evrimi yüksek bir insan son derece akıllı davranarak aslında bir müdür olmadığı halde bir şirketi bile yönetebilir.

Masaldaki iki dolandırıcı egosu yüksek insanların başına gelen kötü olayları gösteriyor. Neden kötü olaylar? Bu kötü olaylara bakıp da ibret alsınlar ki belki egolarında düzeltme yapabilirler diye.

Sıkı bir plan yapıp imparatorun sarayının kapısına dayanmışlar. "Biz iki başarılı dokumacıyız. Yıllarca uğraştıktan sonra, çok ince, hatta neredeyse görünmeyen bir kumaş dokumaya yarayan, olağanüstü bir sistem geliştirdik. Bu kumaşın görülmesi o kadar zor ki, aptallar ve bulunduğu makamı hak etmiyenler onu kesinlikle göremiyor!" Saray muhafızlarının başı, bu tuhaf açıklamayı duyar duymaz, hemen durumu başvezire o da imparatora iletmiş. Masalın bu bölümünü analiz edecek olursak; evrimi düşük insanlar bir aradalar. Eğer orada evrimi düşük olmayan bir insan olmuş olsaydı, bu olayı farklı bir biçimde imparatora duyurmadan onları uzaklaştırır ya da değişik bir yöntem izlerdi.

Çok meraklanan imparator, hemen iki dolandırıcıyı çağıtmış. ".. Üstelik Majeste bu kumaş görünmez olmakla kalmayıp sizin için özel olarak hazırlanmış renk ve desenlere sahip olacak!" İmparator ikisine bir kese altın verip onları derhal dokumaya başlamakla görevlendirmiş! "Kumaş üretirken neye ihtiyacınız varsa söyleyin, hemen versinler!" demiş. Bu sırada imparator parasını iyi bir işe yatırdığına inanıyormuş. Birkaç gün sonra, herkesin sağduyusunu takdir ettiği, bilge bir adam olan olan yaşlı başveziri çağırtmış. "Git kumaş dokuma işlerinin nasıl gittiğine bak" diye emretmiş, "Sonra gel bana rapor ver." Yaşlı adam dokuma tezgahına doğru eğilmiş, boş yere var olmayan kumaşı görmeye çabalamış. Alnında soğuk terler biriktiğini hissetmiş: "Hiçbirşey görmüyorsam, aptalın tekiyim! Ya da bu görevde olmayı hak etmiyorum!" Eğer gerçeği, yani birşey görmediğini söyleyecek olursa, yönetimden sonsuza dek uzaklaştırılacağını düşünmüş. "Ne muhteşem bir kumaş!" demiş bu yüzden. "Hemen İmparatora haber vereyim!" İmparator’un bir kese altını verip işi başlattırması, egosunun tatmin edilmesinin bir ifadesidir. Etrafında onu şakşaklayan bir sürü insan var. Bu insanlar onun gibi evrimi düşük insanlar. Buradaki evrimi yüksek olan insanı temsil eden başvezir, aslında durumu anlatarak gerçeği görmesini sağlayabilirdi.

İmparator dokunan kumaş kendisine gösterildiğinde; doğal olarak, renk falan görmeyen ve parmaklarının arasında da birşey hissetmeyen imparator, bir an paniğe kapılmış ve bayılacak gibi olmuş. Sonra, çabucak eski neşesine kavuşmuş: Nasıl olsa, kimse onun bu kumaşı göremediğini, dolayısıyla da aptalın teki olduğunu bilemezmiş. Zavallı adam, çevresindeki herkesin kumaşı yalnızca kendilerinin göremediği düşüncesiyle, tıpkı onun gibi numara yaptığını bilmiyormuş. Evrimleşememiş olan insan hala kendisini sahtekarlığa inandırıyor. Öyle inandırıyor ki o elle tutulmaz, gözle görülmez bir kumaş dediklerinde bile inanıyor. Aslında masaldaki olaylar şu dört konu etrafında toplanıyor.

Bu toplumu ilgilendiren bir masal.

Yönetimde bulunan insanlar, eğer evrimi düşük insanlarsa onlara uyulmaması gerekiyor.

Eğer evrimi yüksek olan insanlar bu duruma ses çıkarmayıp duruyorlarsa, onlar evrimi düşük insanlardan daha zor durumdalar ve cezalandırılırlar.

Evrimi düşük olan bir imparatorun yaptığı belki ona o kadar çok zarar vermez. Evrimi yüksek olan bir insan bu durumu engellemek için bir grup oluşturmuyorsa, onun cezası çok daha yüksektir.

Sonunda İmparator görünmez elbisesini giyer. Başvezir o anda. "Sizden bir ricamız olacak: Halkımız bu olanüstü kumaşı duymuş, sizi yeni giysileriyle görmek için sabırsızlanıyorlar!" İmparator bir an için tereddüt etmiş: Halkın karşısına çıplak çıkmak! Ama sonra, bu can sıkıcı düşünceyi aklından uzaklaştırmış. Şu işe bak! O kendisini çıplak görecek, ama kimse onu fark etmeyecekmiş! Pekala demiş, "Halkıma bu ayrıcalığı lütfedeceğim!" Böylece tören arabası hazırlanmış, başında bir grup üst düzey yöneticinin olduğu tören kıtası oluşturulmuş. Adamlar iki yanda toplanmış halkın yüzüne sıkıntıyla bakıyorlarmış. Herkes kent meydanında toplanmış. Herkes komşusunun ne kadar aptal ya da yeteneksiz olduğunu öğrenme sevdasındaymış, ama imparator aralarında ilerledikçe, kalabalıktan tuhaf bir uğultu yükselmeye başlamış. Herkes yanlızca yanındakinin duyabileceği bir sesle, hızlı hızlı birşeyler mırıldanıyormuş. "İmparator’un yeni giysileri ne kadar güzel!" "Ya renkleri! Bu kumaşın renkleri muhteşem! Hiç böylesini görmemiştim!" Kısacası, herkes giysiyi görmediği için uğradığı hayal kırıklığını gizlemek için adeta yarışıyormuş. Hiç kimse aptal olduğunu ya da görevinin gerektirdiği nitelikte olmadığını kabullenmek istemediğinden, herkes iki sahtekarın beklediği şekilde davranıyormuş.

Ama hiçbir görevi olmayan ve gözlerini yanlızca görmek için kullanan küçük bir çocuk bağırmaya başlamış: "Ama üzerinde bir şey yok!" Herkes fısıldaşmaya başlamış ve çocuğun söylediklerini herkes öğrenmiş. Sonunda hep birlikte bağırmaya başlamışlar: "Ama doğru, İmparator çıplak! Doğru! Doğru!"

İmparator halkın haklı olduğunu anlamış, ama bunu kabul edememiş. Üzerinde birşey varmış da, etrafındaki herkes aptalmış gibi davranmaya devam etmiş! Ve ardındaki refakatçı varolmayan giysinin kuyruğunu tutarken, kasıla kasıla arabasında ayakta durmaya devam etmiş!

Masalımız bitti, o küçük çocugun kim olduğunu merak ediyorsunuz değil mi? O pozitif enerjiyi temsil ediyor ve gerçeği haykırıyor. Çünkü pozitif enerji herzaman gerçeği gösterir.

Masal yüzyıllarca önce yazılmış, günümüz Türkiyesinde de çıplak dolaşan imparatorlar olmuş mudur? Halkımızın içinde de aptal yerine konmamak için gerçeği haykıramayanlar var mıdır?

Sevgiyle kalın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne yazık ki yönetenler her zaman evrimi yüksek olmasalarda kesinlikle egosu yüksek olanlardır. Bunun tersi maalesef mümkün değildir. Sorun da zaten buradan kaynaklanıyor. Güzel bir yaz, sağlıcakla kalın.

Matilla 
 04.04.2007 22:34
Cevap :
merhaba yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim. Güç insanın eline bir kere geçti mi egoyu kontrol etmek zorlaşıyor. Yani egolar yükseliyor. Egolar yükselincede evrim seviyesi düşüyor. Yakın ve uzak geçmişimize baktığımızda yüzlerce örneğini bulabiliriz sevgiyle kalın  05.04.2007 8:42
 

Bazıları "kral çıplak" demek yerine "çok yakışmış efendim" diyor. Yardakçılığın prim yaptığı bir çağa geldik. Acaba o adamlar da bu masalı okudular mı? Elinize sağlık, sevgiler...

Hasan ARSLAN 
 02.04.2007 9:15
Cevap :
merhaba önemli olan kralın cıplak olduğunu onca sessiz kalan kalabalıga haykırabilmek, cesaretle söyleyebilmek ki çok yakışmış efendim diyenler azınlıkta kalsınlar ve utansınlar elbirliği ile okumayanlara okutalım efendim sevgiler  02.04.2007 14:49
 

Masalı biliyorum çünkü Andersen'den film tanıttım. Eğer Andersen'in ilginç yaşamını merak ederseniz Çirkin Ördek Yavrusu Ve Ben bloğunda görürsünüz. İyi akşamlar.

Eşit Ağırlık 
 31.03.2007 21:56
Cevap :
Merhaba Harun bey Masalı bilmenize sevindim. Ama masalı bilmekle sırrı çözmek ayrı şeylerdir. Hans Cristian Andersan'in ilginç yaşamını bende biliyorum. 1805 yılında Danimarkanın Odense kentinde dogduğunu 1875 yılında Kopenhag ta öldüğünü ve yoksul bir mahallede dogduktan sonra döneminin katı sınıf yapısını aşmak için zorlu bir savaş verdigini de biliyorum. Halk efsanelerine dayanan masallarla ünlendiğini de dolayısıyla bu masal da öyle bir masal yani bir efsaneyi kendine özgü uslubuyla yeni bir biçim getirerek bizlere sunmuştur. O bakımdan kendisine minnettarız yazılı hale getirdigi için. Ama masala sırrı gizleyenler başkalarıdır efsanelerin masalların kahramanları bilinmez genelde o yüzden açıklamak istedim.  01.04.2007 6:52
 

Sayın Alahattin Bey, bu masal sadece toplumsal hikayelere değil kendi yaşamımıza da pek çok farklı şekilde uygulanabilir. Genellikle en basit gerçekleri görmezlikten gelip bir kere kendimizi kandırdıktan sonra hayatımızı hiç bir önemi olmayan detaylarla doldurmuyor muyuz? Var olmayan elbisenin renginin tonu ve deseni uğraşarak ömür geçmiyor mu ?

Buka 
 31.03.2007 14:16
Cevap :
Selam Masalların birçok yorumu vardır ben sadece bir açısını ele aldım. Tabi ki bu masalı kendi gerçeginize de uygulayabilirsiniz. İnsanın içinde de cıplak kıral ve ona gerçegi haykıran pozitif çocuk vardır. İnsanlarda olmayan elbiselerle bir ömrü tüketebilirler aslına her insanın içinde gerçegi haykırabilecek bir çocuk vardır. Saygılarımla  01.04.2007 6:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5223
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster