Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
458
 

İnanamıyorum

İnanamıyorum
 

– Genelkurmay' da köstebek avı (Akşam)–

Dünkü gazetelerde yeralan, Genelkurmay Başkanlığı İletişim Dairesi’nin hazırladığı Medya Değerledirme Raporu ortalığı karıştırmış. Hatırlanacağı üzere bu raporda Basın'daki bazı gazeteler, gazeteciler ve yazarlar, TSK yanlısı, TSK karşıtı şeklinde ikiye ayrılıyordu.

Olayın gazetelerde yer alması üzerine Genelkurmay köstebek avına çıkmış. Yani asker kanadında, bu raporun Basın’a nasıl ve kimin tarafından sızdırıldığı konusu tartışılıyormuş. Oysa asıl üzerinde durulması gereken, böyle bir raporun hazırlanmış olması değil mi?

Her kuruluş kendi stratejisi açısından Basın’ı takip etme, lehte ve aleyhte yayınları izleyerek kendine bir yol çizme hakkına ve hürriyetine sahiptir. Ülkemizde sırf bu tip hizmet vermek için çalışan kuruluşlar da vardır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de böyle bir yol izlemesi kadar doğal bir şey olamaz.

Burada üzerinde durulması gereken ve insanın canını sıkan şey, Basın’ın, gazetecilerin ve yazarların, TSK taraftarı, TSK karşıtı diye ayrılmış olmasıdır. Böyle bir şey düşünülebilir mi?

Bir ülkenin vatandaşı, o ülkenin askerine karşı bir tavır içinde olabilir mi? Yanlışlık burada başlıyor. Bir ülkenin vatandaşı, o ülkenin hiçbir kurumuna, kuruluşuna ve hatta tek bir vatandaşına bile karşı olmaz, olamaz. Belki herkesin görüşünü paylaşmıyor olabilir, farklı düşüncelere sahip olabilir, ama karşı olamaz.

Siyasi partiler açısından da durum böyledir. Her partinin taraftarı, zaten diğer partilerin siyasi görüşünü benimsemediği için o partidedir. Elinden gelse herkesi kendi partisini destekler hale getirmek isteyebilir. Ama başka partiye ve başka parti mensuplarına karşı olamaz.

Bir futbol takımının taraftarı için de aynı şeyleri söylemek, aynı mantığı yürütmek mümkündür.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu milletin bağrından çıkmış insanlardan oluşan güzide bir topluluktur. Bu milletin gayretiyle, bu milletin himmetiyle vardır ve her zaman da var olacaktır. Nasıl bu şartlarda bir vatandaş ordusuna karşı olabilir?

İnsanın olduğu her yerde yanlış şeyler yapılması doğal olduğu için, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde de belki birey bazında hata yapan kişiler olabilir. Onlara bu yaptıklarının doğru olmadığı da söylenebilir.

Böyle bir görüş bildirmek, karşı olmak anlamına mı geliyor?

Ben Türk Silahlı Kuvvetlerinin gazeteleri, gazetecileri ve yazarları, TSK yanlısı veya TSK karşıtı şeklinde ayırmasını doğru bulmuyorum. Bunu söylediğim için TSK’ya karşı mı oluyorum? Böyle bir şeyi aklımın ucundan bile geçirmem mümkün değil. Ben vatandaşsam ordu benim ordum, asker benim askerim. Şu anda vatani görevini yapan Ahmetler Mehmetler hepimizin ya oğlu, ya kardeşi, ya babası, ya akrabası değil mi?

TSK karşıtı denilen yazarlar, sanıyorum, askerin siyasete karışmasına, darbe yapmasına karşı olanlar. Modern demokrasilerde zaten askerin böyle bir görevi yok ki. Hangi gelişmiş ülkede askerler tarafından darbe, ihtilâl gibi şeyler yapılıyor? Ama geri kalmış ülkelerde bunlara sık sık rastlıyoruz. İstiyoruz ki biz de artık ileri bir ülke olalım, modern bir ülke olalım, sivil demokrasiyi oturtalım, birinin desteğine ihtiyaç kalmadan demokrasi kendi ayakları üzerinde durabilsin istiyoruz.

Olaya bir de tersinden bakarsak, TSK yanlısı olarak nitelendirilen gazeteler, gazeteciler ve yazarlar, sanki askerin sürekli siyasete karışmasını, istediği zaman ihtilâl yapmasını mı arzu ediyorlar? Hiç sanmıyorum… Böyle bir görüş gerçekçi de olamaz, çağdaş da olamaz. Çünkü bunun, eğrisini doğrusunu düşünmeden “padişahım çok yaşa” diye tezahürat yapmaktan farklı bir yanı yok.

Belki onlar, kendilerine TSK karşıtı damgası vurulması korkusuyla, bu konularda daha sessiz kalmayı yeğlemiş olabilirler.

Bilgi babında bazı kişilerin askerin sivil yönetime müdahalesini doğru bulmadıklarını bilmek, TSK’nın en tabii hakkıdır. Neden? Onlara işin doğrusunu anlatmak, varsa haklılığını göstermek için.

Fakat o kadar tuhaf bir durum var ki, gazeteciler ve yazarların TSK karşıtı olarak sınıflandırılması, karşıt denilen gazetelerin, gazetecilerin ve yazarların veto edilmesine, toplantılara çağırılmamasına, kendilerine bilgi verilmemesine sebep oluyor. Bu demek oluyor ki, TSK da bu yazarlara karşı bir tavır içinde. Bunun izah edilebilir bir yanı var mıdır?

Genelkurmay’ın açıklamasında, “konu ile ilgili adli soruşturma başlatılmıştır” deniyor. Yani burada önemli olan, bu bilginin Medya’ya sızmış olması. Dolayısıyla bütün kabahat sızdıranda olduğu için, suçlu olarak o aranıyor. Böyle bir davranışın ne kadar doğru veya yanlış olduğu üzerinde hiç kimse durmuyor.

Ben işte buna inanamıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnanın bu haberi okuduğumda ben de bir şok geçirdim, okuduklarıma inanamıdım. Çok güzel yazmışsınız, elinize sağlık.

Ruksan İLDAN 
 09.03.2007 17:19
 

Bu ülkede 27 mayıslara, 12 martlar, 12 eylüller ve 28 şubatlar yaşanmadı mı? Bu darbelerin tamamı Anayasaya aykırı değil miydi? Bu darbelerin öncesinde ve sonrasında medyada yazılanlara arşivlerden ulaşabilirsiniz. Benim şaşkınlığım Gn.Kur.un bu uygulamasına şaşıran insanların halinedir.

fdsfa 
 09.03.2007 11:45
Cevap :
Yıl 2007... Demek ki bizde hala bir değişiklik yok. Olduğumuz yerde sayıyoruz, daha doğrusu saydığımızı sanıyoruz. Tabi biz yerimizde sayarken birileri bizi geçip gidiyor.  09.03.2007 14:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 974
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster